Post has attachment
Bilginize Özdenetimi Katın
“Bilginize özdenetimi . . . . katın.”—II. PETRUS 1:5-8, YÇ.

1. İnsanların birçok sorununun nedeni neyi başaramamalarıdır?
UYUŞTURUCU kullanımına karşı yürütülen büyük bir kampanyada, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gençler şöyle teşvik edildi: “Hayır demeniz yeter.” Eğer herkes sadece uyuşturucu kullanımına değil, aynı zamanda aşırı alkol tüketimine, hikmetsiz ya da ahlaksız yaşam tarzlarına, dürüst olmayan iş alışkanlıklarına ve beden arzularına “hayır” deseydi her şey ne kadar daha iyi olurdu, değil mi? (Romalılar 13:14) Fakat, “hayır” demenin kolay olduğunu kim iddia edebilir?

2. (a) Mukaddes Kitaptaki hangi örnekler “hayır” demekte zorlanmanın yeni bir şey olmadığını gösteriyor? (b) Bu örnekler bizi nasıl teşvik etmeli?
2 Tüm kusurlu insanlar özdenetim göstermekte zorluk çektiği için, karşılaştığımız herhangi bir kişisel mücadeleyi nasıl kazanabileceğimizi öğrenmek hepimizi ilgilendirmeli. Mukaddes Kitap bize, geçmişte Tanrı’ya hizmet etmek üzere gayret etmiş fakat kimi zaman “hayır” demekte zorlanmış olan insanlardan söz eder. Davud’un Bat-şeba’yla işlediği zina günahını hatırlayalım. Bu durum, zina sonucu doğan çocuklarının ve Bat-şeba’nın kocasının ölümüyle sonuçlanmıştı; aslında ölen iki kişi de masumdu. (II. Samuel 11:1-27; 12:15-18) Ya da açıkça şunu itiraf eden resul Pavlus’u da düşünebiliriz: “İstediğim iyi şeyi yapmıyorum; fakat istemediğim kötü şeyi işliyorum.” (Romalılar 7:19) Siz de zaman zaman benzer bir düş kırıklığı yaşıyor musunuz? Pavlus şöyle devam etti: “Allahın şeriatinden derunî adama göre hoşlanıyorum; fakat ben azamda başka bir kanun görüyorum ki, fikrimin kanunu ile muharebe ediyor, ve azamda olan günah kanununa beni esir ediyor. Ne zavallı adamım! Bu ölüm bedeninden beni kim kurtaracak?” (Romalılar 7:22-24) Mukaddes Kitaptaki örnekler, daha fazla özdenetim kazanma mücadelemizde pes etmemek konusundaki kararlılığımızı güçlendirebilir.

Öğrenilmesi Gereken Bir Ders: Özdenetim
3. Özdenetim göstermenin neden kolay olmadığını açıklayın.
3 Kutsal Yazıların, II. Petrus 1:5-7 ayetlerinde, “hayır” diyebilmeyi de içeren özdenetimle birlikte iman, erdem, bilgi, tahammül, Tanrı’ya bağlılık, kardeş sevgisi ve sevgiden söz ediliyor. Bu çekici niteliklerin hiçbiri tamamen doğuştan edinilen nitelikler değildir. Geliştirilmelidirler. Onları gerçek anlamda göstermek, kararlılık ve gayret gerektirir. O halde, özdenetim göstermenin kolay olmasını bekleyebilir miyiz?

4. Neden birçok kişi özdenetim göstermekle ilgili bir sorunları olmadığını düşünüyor, oysa bu neyin bir işaretidir?
4 Gerçi milyonlarca insan, özdenetim göstermekle ilgili bir sorunu olmadığını düşünüyor. Onlar yaşamlarını istedikleri gibi sürdürüyorlar, bilerek ya da bilmeyerek kusurlu bedenlerinin dürtülerine göre yaşıyorlar ve bunların kendileri ve başkaları için nasıl sonuçlanacağını neredeyse hiç düşünmüyorlar. (Yahuda 10) Hayır diyebilme ve bunu yapmaya istekli olma konusundaki eksikliğin günümüzde görülmemiş boyutta olduğu ortadadır. Bu, Pavlus’un önceden şunları bildirdiğinde anlattığı “son günlerde” yaşadığımızın bir işaretidir: “[O zaman] çetin anlar gelecektir. Çünkü insanlar, kendilerini seven, parayı seven, övünücü, mağrur, küfürbaz, . . . . nefsine mağlûp [özdenetimden yoksun], . . . . olacaklardır.”—II. Timoteos 3:1-3, 5.

5. Yehova’nın Şahitleri neden özdenetim konusuyla ilgileniyorlar ve hangi öğüt hâlâ geçerlidir?
5 Yehova’nın Şahitleri özdenetime duyulan ihtiyacın yarattığı zorluğun net olarak farkındadırlar. Onlar da Pavlus gibi, Tanrı’nın standartlarına uygun yaşayarak O’nu memnun etme arzularıyla, kendilerini farklı bir yol izlemeye zorlayabilen kusurlu bedenleri arasındaki mücadelenin bilincindedirler. Bu nedenle, onlar çoktandır bu şiddetli rekabetten nasıl galip çıkacaklarıyla yakından ilgilenmektedirler. 1916 yılında, The Watchtower dergisi “kendimizi, düşüncelerimizi, sözlerimizi ve davranışlarımızı kontrol altına alabilmemiz için izlememiz gereken uygun yol”dan söz etti. Dergi, Filipililer 4:8’i akılda tutmayı önerdi. Ayette yer alan Tanrısal öğüt, her ne kadar yaklaşık 2.000 yıl önce verildiyse de hâlâ geçerlidir ve muhtemelen o öğüde şimdi uymak, yazıldığı dönemde ya da 1916 yılında bunu yapmaktan daha güçtür. Yine de, İsa’nın takipçileri dünyevi arzuları reddetmek için çok gayret sarf ediyorlar ve bunu yaparak aslında Yaratıcılarının tarafında olduklarını gösterdiklerinin farkındadırlar.

6. Özdenetim geliştirirken ümitsizliğe kapılmak için neden bir sebep yoktur?
6 Özdenetimden, Galatyalılar 5:22, 23’te “ruhun semeresi”nin bir kısmı olarak söz ediliyor. Eğer, “sevgi, sevinç, selâmet, tahammül, lûtuf, iyilik, sadakat, hilim” ile birlikte özdenetim de gösterirsek bundan çok büyük yarar göreceğiz. Bunu yapmak bizi, Petrus’un açıkladığı gibi Tanrı’ya sunduğumuz hizmette “etkisiz ve verimsiz” olmaktan koruyacaktır. (II. Petrus 1:8) Diğer yandan, bu özellikleri istediğimiz ölçüde ve istediğimiz kadar çabuk gösteremezsek ümitsizliğe kapılmamalı ve kendimizi mahkûm etmemeliyiz. Okulda bir öğrencinin diğerinden daha hızlı öğrenebildiğini fark etmişsinizdir. Ya da iş hayatında, bir kişi yeni bir görevi iş arkadaşlarından daha hızlı öğrenebilir. Benzer şekilde İsa’nın bazı takipçileri, Kutsal Yazılardaki nitelikleri daha hızlı öğrenip, daha hızlı ortaya koyuyorlar. Önemli olan, Tanrısal nitelikleri elimizden gelen en iyi şekilde geliştirmektir. Bunu, Yehova’nın Sözü ve cemaati aracılığıyla sağladığı yardımdan tam olarak yararlanarak yapabiliriz. İlerleme kaydetmek için gösterdiğimiz gayrette kararlı olmak, hedefimize ulaşmakta hızlı olmaktan daha önemlidir.

7. Özdenetimin önemli olduğunu gösteren nedir?
7 Özdenetim, ruhun oluşturduğu nitelikler sıralamasında en sonda yer alsa da, kesinlikle diğer niteliklerden daha önemsiz değildir. Hatta tam tersine çok önemlidir. Şunu unutmamalıyız ki, eğer kusursuz şekilde özdenetim gösterebilseydik, “bedenin işleri”nin tümünden kaçınabilirdik. Ancak, kusurlu insanlar “zina, pislik, şehvet, putperestlik, sihirbazlık, düşmanlıklar, münazaa, kıskançlık, gazaplar, çekişmeler, ayrılıklar, fırkalar” gibi bedenin işlerini yapmaya eğilimlidir. (Galatyalılar 5:19, 20) Bu nedenle yüreğimizden ve zihnimizden olumsuz eğilimleri çıkarma mücadelesini kararlı bir şekilde sürdürmeliyiz.

Bazıları İçin Daha Zor
8. Bazıları için özdenetim göstermeyi özellikle hangi etkenler zorlaştırıyor?
8 İsa’nın bazı takipçileri özdenetim göstermekte diğerlerinden daha çok zorlanıyor. Neden? Ana babanın verdiği eğitimin ve geçmişte yaşananların bunda etkisi olabilir. Eğer özdenetim geliştirmek ve göstermek bizim için şimdiye kadar bir sorun olmadıysa, bu sevindiricidir. Fakat özdenetim göstermekte zorlananlar yüzünden kişisel olarak bazı zorluklar yaşıyorsak, onlara karşı davranışlarımızda kesinlikle şefkatli ve anlayışlı olmalıyız. Kendi kusurluluğumuzu göz önüne aldığımızda, aramızdan kim kendini üstün görmek için geçerli nedenlere sahip?—Romalılar 3:23; Efesoslular 4:1.

9. Bazılarının hangi zayıflıkları var ve ne zaman bu zayıflıkların tam anlamıyla üstesinden geleceğiz?
9 Şöyle örnekleyelim: Bazı iman kardeşlerimizin sigara ya da uyuşturucu kullanmayı bıraktığını ve zaman zaman bıraktıkları bu şeyleri canlarının çektiğini biliyor olabiliriz. Ya da bazılarına yemek ya da içki konusunda bir sınır koymak zor gelebilir. Bazıları da dillerini kontrol etmekte zorlanabilir ve bu yüzden sık sık sözleriyle hata yapabilirler. Bu tür kusurlarla mücadele etmek, özdenetim geliştirmekte çok çaba sarf etmeyi gerektirir. Neden? Yakub 3:2 [YÇ] gerçekçi bir şekilde şunu kabul ediyor: “Hepimiz çok hata yaparız. Sözleriyle hata yapmayan kimse, bütün bedenini de dizginleyebilen yetkin bir kişidir.” Bazıları da, kumar oynamak üzere güçlü bir arzu duyabilir. Ya da sinirlerini kontrol etmekte zorlanabilir. Bunlar ya da benzeri zayıflıklarla başarılı bir şekilde mücadele etmeyi öğrenmek zaman alabilir. Her ne kadar şimdi önemli ölçüde gelişme kaydedebilirsek de, yanlış arzularımız ancak kusursuzluğa ulaştığımızda kalıcı olarak yok olacak. Bu arada, özdenetim göstermeye gayret etmemiz, günahkâr bir yaşam yoluna tekrar dönmekten sakınmamıza yardım eder. Mücadelemiz devam ederken, pes etmemek üzere birbirimize yardım edelim.—Resullerin İşleri 14:21, 22.

10. (a) Cinsel meselelerde özdenetim göstermek bazıları için neden özellikle zordur? (b) Bir birader hangi önemli değişikliği yaptı? (16. sayfadaki çerçeveye bakın)
10 Bazılarının özdenetim göstermekte güçlük çektiği diğer bir alan da, cinselliktir. Cinsellik aslında Tanrı’nın yarattığı insanın bir parçasıdır. Fakat bazıları cinselliği uygun yerde, yani Tanrı’nın standartlarıyla uyumlu şekilde tutmakta özellikle zorlanıyor. Cinsel dürtüleri normalden daha güçlü olduğu için onların karşılaştığı zorluk çok ağır olabilir. Tek düşüncesi cinsellik olan ve cinsel tutkuyu çeşitli yollarla körükleyen bir dünyada yaşıyoruz. Bu özellikle, Tanrı’ya hizmet etmek amacıyla, dikkatini dağıtabileceği için en azından bir süre evlenmeyip, bekâr kalmak isteyen İsa’nın takipçileri için önemli bir sorun olabilir. (I. Korintoslular 7:32, 33, 37, 38) Fakat Kutsal Yazılarda geçen, “yanmaktan ise, evlenmek daha iyidir” öğüdüyle uyumlu olarak bu kişiler evlenmeye karar verebilirler ve bu kesinlikle onurlu bir davranıştır. Aynı zamanda onlar, tıpkı Kutsal Yazılarda öğütlendiği gibi “ancak Rabde” evlenmeye kararlıdırlar. (I. Korintoslular 7:9, 39) Yehova’nın doğruluk ilkelerine sıkıca bağlı kalanların O’nu sevindirdiğinden emin olabiliriz. İman kardeşleri de, böyle yüksek ahlak standartlarını ve bütünlüklerini koruyan kişilerle arkadaşlık etmekten sevinç duyarlar.

11. Evlenmek isteyen fakat şu ana kadar evlenememiş olan bir kardeşe nasıl yardımcı olabiliriz?
11 Peki, uygun bir eş bulunamazsa ne olacak? Evlenmek isteyen fakat uygun birini bulamayan bir kişinin muhtemelen yaşayacağı hüsranı bir düşünün. Arkadaşlarının evlendiğini ve belirli ölçüde mutlu olduğunu görürken, kendisi hâlâ uygun bir eş arıyor olabilir. Bu durumda bulunan bazıları için, kirli bir alışkanlık olan mastürbasyon, süregiden bir sorun haline gelebilir. Ne olursa olsun, İsa’nın hiçbir takipçisi, iffetli kalmak amacıyla mücadele eden bir kişinin istemeden de olsa cesaretini kırmak istemez. “Sen ne zaman evleniyorsun?” gibi düşüncesizce laflar edersek, istemeden cesaret kırıklığına yol açabiliriz. Bu sözler, kötü bir niyetle söylenmiş olmayabilir, fakat dilimizi tutarak özdenetim göstermemiz gerçekten çok daha iyi olur. (Mezmur 39:1) Aramızda, bekâr olarak iffetini koruyan kişiler bizim tarafımızdan en sıcak şekilde övülmeyi hak ediyorlar. Cesaret kırıklığına yol açabilecek bir şey söylemektense, karşımızdakini cesaretlendirmeye gayret edebiliriz. Örneğin, olgun kişilerden oluşan küçük bir grup, birlikte yemek yemek ya da İsa’nın takipçilerine yakışır bir buluşma için bir araya geldiğinde, bekâr kişileri de programa dahil etmek üzere çaba gösterebiliriz.

Evlilikte Özdenetim
12. Neden evliler bile belirli ölçüde özdenetim göstermelidir?
12 Evli olmak, cinsellikle bağlantılı meselelerde özdenetim göstermenin gereğini tamamen ortadan kaldırmaz. Örneğin, bir kocanın ve kadının cinsel ihtiyaçları çok büyük farklılıklar gösterebilir. Ya da eşlerden birinin fiziksel durumu zaman zaman cinsel ilişkiyi zorlaştırabilir hatta olanaksız hale getirebilir. Belki geçmişte yaşanmış olan olaylar yüzünden, eşlerden biri şu teşvike uymakta zorlanabilir: “Koca karısına, ve böylece de karı kocasına hakkını eda etsin.” Böyle bir durumda karşı tarafın daha fazla özdenetim göstermesi gerekebilir. Fakat her ikisi de, Pavlus’un, evli iman kardeşlerine verdiği şu sevgi dolu öğüdü akıllarında tutabilirler: “Birbirinizi mahrum etmeyin, meğer ki dua ile meşgul olmanız için iki tarafın rızasile muvakkaten olsun, ve tekrar birleşin, ta ki imsaksizliğinizden dolayı Şeytan sizi iğva etmesin.”—I. Korintoslular 7:3, 5.

13. Özdenetim göstermek konusunda mücadele edenler için ne yapabiliriz?
13 Eğer evli kişiler bu çok samimi ilişkide uygun özdenetim göstermeyi öğrenmişlerse, gerçekten şükredebilirler. Aynı zamanda, bu alanda özdenetim göstermek üzere hâlâ mücadele eden iman kardeşlerine de anlayış göstermelidirler. Ruhi kardeşlerimize derin anlayış, cesaret ve kararlılık vermesi için Yehova’ya dua etmeyi asla unutmayalım; onlar, bu sayede özdenetim göstermek ve uygun olmayan arzularının üstesinden gelmek üzere adımlar atmaya devam edebilecekler.—Filipililer 4:6, 7.

Birbirinize Yardım Etmeye Devam Edin
14. İman kardeşlerimize neden şefkatli ve anlayışlı davranmalıyız?
14 Bizim özdenetim göstermekte zorlanmadığımız bir alanda bu niteliği göstermek üzere mücadele eden bir iman kardeşimize anlayış göstermek zaman zaman bizim için zor olabilir. Fakat insanların mizaçları farklıdır. Bazı kişiler duygularıyla hareket eder, bazıları etmez. Bazılarına kendilerini kontrol etmek başkalarına göre daha kolay gelir ve özdenetim göstermek onlar için bir sorun olmaz. Bazıları bunda zorlanır. Yine de, mücadele eden birinin kötü biri olmadığını unutmayın. İman kardeşlerimizin bizim göstereceğimiz anlayış ve şefkate ihtiyaçları var. Özdenetim konusunda kendilerini geliştirmek için mücadele etmekte olanlara merhamet göstermeye devam etmemiz, bizim mutluluğumuzu da etkileyecektir. Bunu İsa’nın Matta 5:7’deki sözlerinden anlayabiliriz.

15. Özdenetim konusunda Mezmur 130:3’teki sözler neden rahatlatıcıdır?
15 Zaman zaman İsa’nın takipçilerine özgü kişiliği sergileyemeyen bir iman kardeşimiz hakkında asla yanlış bir hüküm vermek istemiyoruz. Yehova özdenetim gösteremediğimiz olayları görür. Fakat iman kardeşlerimiz farkında olmasalar da, özdenetim göstermeyi başardığımız bütün olayları O’nun gördüğünü bilmek cesaret vericidir. Mezmur 130:3’teki şu sözleri akılda tutmak bizi çok rahatlatır: “Eğer fesatları hesaba alırsan, ey Yehova, Ya Rab, kim durabilir?”

16, 17. (a) Özdenetim konusunda Galatyalılar 6:2, 5’i nasıl uygulayabiliriz? (b) Özdenetimle ilgili bundan sonra neyi ele alacağız?
16 Her birimiz Yehova’yı hoşnut edebilmek için özdenetim geliştirmeliyiz, fakat iman kardeşlerimizin yardımını göreceğimizden de emin olabiliriz. Herkesin kendi sorumluluğunu taşıması gerekiyorsa da, zayıflıklarımızla başa çıkmakta birbirimize yardım etmeye teşvik ediliyoruz. (Galatyalılar 6:2, 5) Ana babamız, eşimiz ya da bir dostumuz gitmememiz gereken yerlere gitmemizi, görmememiz gereken şeyleri görmemizi ve yapmamamız gereken şeyleri yapmamızı engelliyorsa o kişinin değerini bilmeliyiz. O bizim özdenetim göstermemize, yani “hayır” diyebilmemize ve bunu kesin bir kararla yapmamıza yardım ediyor.

17 İsa’nın birçok takipçisi özdenetim konusunda buraya dek ele aldığımız noktalara uyuyor olabilir; ancak yine de kişisel olarak gelişmesi gereken alanlar olduğunu düşünebilir. Onlar, özdenetimi daha fazla, kusurlu insanlardan makul olarak beklenebileceğine inandıkları en üst düzeyde göstermek isterler. Siz de böyle düşünüyor musunuz? Öyleyse, Tanrı’nın ruhunun meyvesinin bu özelliğini geliştirmek üzere ne yapabilirsiniz? Bunu yapmanız İsa’nın takipçisi olarak sahip olduğunuz uzun vadeli hedeflere erişmek açısından size nasıl yardım eder? Bunu gelecek makalede görelim.

Hatırlıyor musunuz?

Özdenetim neden . . .

• geliştirmesi gereken önemli bir niteliktir?

• bazıları için özellikle bir zorluk oluşturur?

• evlilikte gereklidir?

• geliştirmekte birbirimize yardım edebileceğimiz bir niteliktir?

“Hayır” Demeyi Öğrendi

Almanya’da yaşayan bir Yehova’nın Şahidi iletişim teknisyeni olarak çalışıyordu. İşinin bir kısmı 30 kadar televizyon ve radyo programını izlemekti. Bir parazit olduğunda sorunun nerede olduğunu saptayabilmek için dikkatini programa vermeliydi. Şöyle anlatıyor: “Parazitler sanki hep uygunsuz zamanlarda, tam şiddet ya da seks sahnelerinin gösterildiği sırada oluyordu. Kötü sahneler beynime adeta kazınıyordu, haftalarca ya da en azından günlerce zihnimde kalıyordu.” Kendisi, bunun ruhi düşünüşünü olumsuz yönde etkilediğini kabul etti: “Zaten sinirli bir yapım var ve şiddet sahneleri özdenetim göstermemi iyice zorlaştırıyordu. Seks sahneleri de eşimle aramda gerginliğe yol açıyordu. Her gün bir mücadele içindeydim. Yenik düşmemek için, daha düşük ücretli bile olsa yeni bir iş aramaya karar verdim. Çok geçmeden bir iş bulabildim. Dileğim gerçekleşmişti.”
Photo

Post has attachment
BAŞVURU MERKEZLERİ

Tedavi alanında Türkiye'de alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezleri (AMATEM) aşağıdaki tabloda verilmiştir. Belirtilen telefonlardan randevu alınabilmektedir.

Adana

Adana Dr.Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 322 324 70 10

Ankara

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Kliniği

0 312 395 95 95

Ankara

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 312 310 33 33

Ankara

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 312 202 44 44

Antalya

AMBAUM (AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ)

0 242 249 62 73

Denizli

Denizli Devlet Hastanesi

0 258 265 34 30

Diyarbakır

Diyarbakır Devlet Hastanesi

0 412 228 54 30

Elazığ

Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 424 218 17 05

İstanbul

Bakırköy Prof.Dr.Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ÇEMATEM

0 212 543 65 65

İstanbul

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi

0 212 414 20 20

İstanbul

Özel Balıklı Rum Hastanesi

0 212 547 16 00

İstanbul

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi (AMATEM)

0 216 444 06 20

İzmir

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 232 412 12 12

İzmir

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi

0 232 444 13 43

İzmir

Egebam(EGE ÜNİVERSİTESİ)

0 232 363 48 99

İzmir

İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi

0 232 243 32 08

Kayseri

Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi (AMATEM)

0 352 336 88 84

Manisa

Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 236 234 63 63

Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

0 362 435 60 60

FAYDALI LİNKLER

TUBİM

MADDE BAĞIMLILIĞI

YENİDEN

ANTALYA DOSTELİ

ESKİŞEHİR UYUŞTURUCU İLE MÜCADELe,

alıntıdır

Post has attachment
Bağımlılık Yapan Maddeler Neden Kullanılıyor? 1
ON ÜÇ yaşındaydım, en iyi arkadaşımın ablası bir akşam bizi evine davet etti. Herkes esrar içmeye başladı. İlk önce reddettim, fakat birkaç kez teklif edildikten sonra sonunda denedim.” Güney Afrikalı Michael uyuşturucuya nasıl başladığını böyle anlattı.

“Klasik müzikle profesyonel anlamda uğraşan, gelenekçi bir aileden geliyorum. Bir orkestrada çalıyordum; müzisyenlerden biri antraktlarda esrar içmeyi alışkanlık edinmişti. Bana da aylarca ısrarla teklif etti. Sonunda denedim ve devamlı kullanmaya başladım.” Kanadalı Darren, uyuşturucu kullanmaya böyle başladı.

Her ikisi de LSD, afyon ve uyarıcılar gibi başka maddeleri de kullanmaya başladılar. Bu iki eski uyuşturucu bağımlısı geçmişe dönüp baktıklarında, uyuşturucu kullanmaya başlamalarındaki başlıca nedenin arkadaşların etkisi olduğunu kabul ediyorlar. Michael şöyle diyor: “Uyuşturucu kullanacağımı hiçbir zaman düşünmemiştim, fakat tek arkadaşım bu çocuklardı; doğal olarak ben de onların yaptıklarına katılırdım.”

Eğlence Dünyası
Birçoklarının uyuşturucu kullanmaya başlamasındaki başlıca nedenlerden biri şüphesiz arkadaş baskısıdır ve özellikle gençler bundan kolayca etkilenirler. Ayrıca, karşılarında örnek olarak gördükleri eğlence dünyasının çok beğenilen yıldızları da genç hayranları üzerinde güçlü etkiler bırakıyor.

Özellikle eğlence endüstrisi madde bağımlılarıyla doludur. Müzik piyasasının zirvesindeki müzisyenler kariyerlerinin belirli bir devresinde çoğu kez kuvvetli uyuşturucular kullanıyorlar. Birçok film yıldızının da uyuşturucu kullanma alışkanlığı var.

Eğlence dünyasının ustaları uyuşturuculara gençlerin karşı koyamadıkları bir çekicilik kazandırabilirler. Newsweek 1996’da şunu bildirdi: “Seattle caddeleri, sadece [rock yıldızı] Cobain de aynısını yaptığı için, eroin kullanmaya gelmiş gençlerle dolu.”

Dergiler, filmler ve televizyon uyuşturucu dünyasını çekici hale getiriyor. Aynı şekilde moda dünyasının bazı ünlü tasarımcıları da çökmüş, sıska görünüşleriyle uyuşturucu bağımlısını andıran, modelleri tercih ediyor.

Neden Bazıları Bağımlı Oluyor?
Madde bağımlılığının artmasında çok sayıda başka etken de rol oynar. Bunlardan bazıları, düş kırıklığı, depresyon ve yaşamda bir amacın olmamasıdır. Diğer nedenler ise ekonomik sorunlar, işsizlik ve ana babanın yeterli örnek olamamalarıdır.

İnsan ilişkilerinde sıkıntılar yaşayan bazı kişiler, sosyal sorunlarla başa çıkmalarına yardım etmesi için bağımlılık yapan maddeleri kullanıyor. Bunların özgüvenlerini artıracağına inanıyorlar ve bu maddeler onların kendilerini esprili ve sevimli hissetmelerini sağlıyor. Başkaları ise bu maddeleri kullanmayı, yaşamlarını nasıl başarılı şekilde sürdüreceklerini öğrenme sorumluluğunu üstlenmekten daha kolay buluyor.

Gençleri bu maddelere yönelten diğer bir neden can sıkıntısıdır. The Romance of Risk—Why Teenagers Do the Things They Do (Tehlikenin Cazibesi—Gençler Neden Böyle Yapıyorlar) adlı kitap can sıkıntısı ve ana baba denetiminin eksikliği hakkında şunları söylüyor: “Erkekler ve kızlar okuldan sonra bomboş evlere gelirler. Yalnızlar ve yalnız kalmak istememelerine şaşmamalı. Arkadaşlarıyla buluşurlar; fakat onlarla birlikteyken de çoğu kez canları sıkılır. Saatlerce televizyon ve videoklip seyrederler ya da İnternet’te dolaşarak heyecan ararlar. Sigara, uyuşturucu ve içki kolayca bu tablonun bir kısmı olabilir.”

Daha önce sözü edilen Michael evdeki denetim eksikliği hakkında şunları söyledi: “Aile hayatımız mutluydu. Birbirimize olağanüstü yakın olan bir aileydik. Fakat annem ile babam her ikisi de çalışıyordu; bu nedenle gündüzleri denetim yoktu. Ayrıca bize her konuda çok fazla serbestlik de tanımışlardı. Disiplin yoktu. Ana babam uyuşturucu kullandığımı bilmiyordu.”

Uyuşturucuya bağımlı duruma gelen birçok kişinin buna devam etmesinin basit bir nedeni var: Ondan zevk alıyorlar. Eskiden her gün uyuşturucu kullanan Michael, bunun etkileri hakkında şunları söyledi: “Bir hayal dünyasındaydım. Yaşamın gerçeklerinden ve baskılardan kaçabiliyordum. Hiçbir zaman kendimi tehdit altında hissetmezdim. Her şey çok güzeldi.”

Bir zamanlar madde bağımlısı olan Güney Afrikalı Dick, 13 yaşında esrar kullanmaya başladığında bunun kendisinde yaptığı etkileri şöyle anlattı: “Her şakaya gülüyordum. Her şey çok gülünçtü.”

Bu maddelerin verebileceği zararlar hakkındaki uyarıların gençleri korkutmadığı görülüyor. Gençler “bana bir şey olmaz” gibi bir tutuma sahip olabilirler. Talking With Your Teenager (Ergenlik Çağındaki Çocuğunuzla Konuşmak) adlı kitap, gençlerin bağımlılık yapan maddelerin insan sağlığına zararlı olduğu yönündeki uyarılara neden aldırmadığını şöyle anlatıyor: “Sağlıklarına öyle çabuk kavuşuyorlar ve yaşama gücüyle öyle dolular ki, sağlıklarının bozulacağına inanmıyorlar. ‘Bir şey olmaz’ duygusu ergenlik çağında çok yaygındır. Gençler akciğer kanseri, alkolizm, kuvvetli uyuşturuculara bağımlılık gibi şeylerin kendilerinin değil, yaşlı kişilerin başına geleceğini düşünürler.” Ecstasy’nin rağbette oluşunun da gösterdiği gibi, birçok genç bu tehlikelerin farkında değildir. Ecstasy nedir?

Ecstasy ve Tekno Partileri
Amfetamin içeren bir madde olan MDMA, ecstasy olarak bilinir; bu madde genellikle, tekno partileri denen ve bütün gece devam eden dans partilerinde kullanılır. Satıcılar, ecstasy kullanmanın bir heyecan duygusu yaşamanın yanı sıra, bütün gece dans edebilmek için sınırsız enerjiye sahip olmanın da güvenilir bir yolu olduğu izleniminin oluşmasında önayak oluyorlar. Bu madde, dans edenlerin sonunda, bir yazarın dediği gibi ‘kendilerinden geçene’ kadar, saatlerce dansa devam etmelerine yardım eder. Bir genç ecstasy’nin çekiciliğini şöyle anlattı: “Heyecan ayak parmaklarınızda başlar, başınıza doğru yavaşça tatlı bir karıncalanma duygusu yaratarak, sizi inanılmaz bir sıcaklık ve sevgiyle sarar.”

Devamlı ecstasy kullananların beyin tomografilerinde, satıcıların iddia ettiği gibi zararsız bir madde olmadığını gösteren fiziksel bulgular saptanmıştır. Ecstasy’nin beyindeki sinir liflerine zarar verdiği ve serotonin düzeyini azalttığı görülüyor. Bu zararlar kalıcı olabilir. Zamanla, depresyon ve bilinç kaybı gibi rahatsızlıklara neden olabilir. Ecstasy kullananlarla ilgili bazı ölüm vakaları da bildirilmiştir. Ayrıca birçok uyuşturucu satıcısı da, müşterilerinin bağımlı hale gelmesi için ecstasy’yi eroinle karıştırıyor.

Elde Etmek Ne Kadar Kolay?
Birçok ülkede, uyuşturucu miktarı arttıkça fiyatı düştü. Bunun nedeni kısmen siyasal ve ekonomik değişikliklerdir. Güney Afrika bu konuda tipik bir örnektir; orada siyasal değişikliklerin sonucunda başka ülkelerle ticaret ve mal değiş tokuşu arttı. Bu durum ve ülke sınırlarındaki yetersiz denetimler, uyuşturucu ticaretinin gelişmesini sağladı. İşsizliğin artmasıyla binlerce kişi kazanç elde etmek için uyuşturucu satışına güveniyor. Uyuşturucuların bol olduğu yerlerde çoğu kez şiddet içeren suçlar da görülür. Bir gazetenin haberine göre, polis Gauteng’deki (Güney Afrika) okullarda bazıları sadece 13 yaşında olan öğrencileri uyuşturucu sattıkları için sürekli izliyor. Bu bölgedeki birçok okulda uyuşturucu kullanan öğrencileri saptamak için testler yapılmaya başlandı.

Temel Neden Nedir?
İnsanların bağımlılık yapan maddeleri kullanmalarına yol açan birçok nedenin olduğu açıktır. Fakat bunların hepsi daha derin bir sorunun, yani temel bir nedenin belirtileridir. Yazar Ben Whitaker, bu temel nedene şöyle değindi: “Bağımlılık yapan maddelerin kullanımının çağımızda yaygınlaşması, yalnızlık ve umutsuzluğun yanı sıra, toplumumuzdaki eksikliklerin ve kusurların uyarıcı bir işaretidir; yoksa neden hem kabiliyetli hem de sosyal açıdan ayrıcalıklı kesimden olan bu kadar çok sayıda insan, bugünün gerçekleri yerine uyuşturucuları tercih etsin?”

Bu, maddeci ve başarı saplantısı olan toplumumuzun çoğu kez duygusal ve ruhi gereksinimlerimizi karşılamadığını fark etmemizi sağlayan düşündürücü bir sorudur. Dinlerin çoğu da bu gereksinimleri karşılayamamaktadır; çünkü onlar insanın sorunlarının temel nedenini görmezlikten gelmekteler.

Bağımlılık yapan maddelerle ilgili soruna tek kalıcı çözümü görebilmek için, bu temel nedenin farkına varıp onu kabul etme cesaretini göstermeliyiz
Photo

Post has attachment

Post has attachment

Madde Bağımlılığı kısım2

Bir Çözüm Var!
“ŞARAP Şişelerinde Büyük Miktarda Kaçak Kokain Ele Geçirildi.” Bu başlık altındaki gazete makalesi Johannesburg’da (Güney Afrika) polisin 11.600 şişe Güney Amerika şarabının bulunduğu bir nakliye konteynirini nasıl ele geçirdiğini açıklıyordu. 150 ila 180 kilo kokain şarapla karıştırılmıştı. Bunun, o döneme kadar ülkeye giren en fazla kokain miktarı olduğuna inanılıyordu.

Bu bulgular uyuşturucularla mücadelede başarılı olunduğu izlenimini verebilirse de gerçek şu ki, polis dünyadaki uyuşturucu miktarının tahminen sadece yüzde 10 ila 15’ini ele geçiriyor. Ne yazık ki bu durum, bir bahçıvanın çok hızlı büyüyen, zararlı bir yabani bitkinin birkaç yaprağını kesip köklerini toprakta bırakması gibidir.

Uyuşturucudan elde edilen büyük kazançlar, hükümetlerin bunların üretimini ve satışını durdurma çabalarına engel oluyor. Sadece ABD’de her yıl, milyarlarca dolarlık uyuşturucunun alınıp satıldığı tahmin ediliyor. Bu kadar büyük miktarda para kazanıldığından, polislerin ve hükümet memurlarının, hatta bazı üst düzeydeki kişilerin yolsuzluğa karşı koymamasına şaşmamalı.

Haftalık The Guardian Weekly gazetesinin yazarlarından Alex Bellos, Brezilya’daki bir parlamento soruşturması hakkında şunları bildirdi: “Brezilya’da organize suçlara ve uyuşturucu ticaretine karıştıkları iddia edilen 800’den fazla kişinin bulunduğu bir listede . . . . 3 kongre üyesi, 12 milletvekili ve 3 belediye başkanının ismi vardı.” Bu listede “Brezilya’nın 27 eyaletinin 17’sinden polisler, avukatlar, işadamları ve çiftçiler” de bulunuyordu. Brasília Üniversitesi’nden bir siyaset profesörü bu bulgular hakkında şöyle dedi: “Bu, Brezilya halkının bütün kesimlerini içine alan büyük bir suçlamadır.” Uyuşturucuların egemen olduğu birçok toplum için de aynı şey söylenebilir. Arz ve talep kuralları bu sorunu körüklemektedir.

Bazı kişiler yasal kısıtlamaların başarısının sınırlı olduğunu göz önünde tutarak, belirli uyuşturucuların yasallaştırılmasını savunuyor. Genel görüş, bireylerin kişisel olarak kullanmaları için az miktarda uyuşturucu bulundurmalarına izin verilmesi gerektiği yönündedir. Bunun, hükümetlerin denetimini daha da kolaylaştıracağı ve uyuşturucu patronlarının elde ettikleri muazzam kazançları azaltacağı sanılıyor.

Bazıları Bırakmayı Başardı
Zehirlerin vücuttan atılmasıyla bağımlılar önce uyuşturucuyu bırakabilir, ardından fiziksel sağlıklarını düzeltebilirler. Ne yazık ki, bir bağımlı yaşadığı çevreye döndüğünde, uyuşturucuya tekrar başlama olasılığı çok fazladır. Yazar Luigi Zoja, bunun nedenini şöyle bildiriyor: “Hastayı tamamen farklı bir düşünüş tarzına yöneltmeden bir davranışı ortadan kaldırmak olanaksızdır.”

Önceki makalede sözü edilen Darren yaşamını değiştiren yeni bir düşünüş tarzını keşfetti. Şunları söylüyor: “Ateist olduğumu iddia ediyordum; sabahtan akşama kadar uyuşturucu kullandığım halde, zamanla bir Tanrı’nın olması gerektiğini fark etmeye başladım. İki üç ay uyuşturucuyu bırakmayı denedim; fakat arkadaşlarım bırakmama fırsat vermediler. Uyuşturucu kullanıyor olmama rağmen, her gün yatmadan önce Mukaddes Kitabı düzenli olarak okumaya başladım. Arkadaşlarımla daha seyrek görüşüyordum. Bir akşam oda arkadaşımla birlikte uyuşturucudan iyice kafayı bulmuştuk. Ona Mukaddes Kitaptan söz ettim. Ertesi sabah arkadaşım Yehova’nın Şahidi olan ağabeyine telefon etti. Ağabeyi bizi bulunduğumuz şehirde yaşayan bir Şahide yolladı; ben de onu görmeye gittim.

Akşam saat 11’e kadar konuştuk ve Mukaddes Kitabı incelemeye yardım eden çok sayıda yayınla onun yanından ayrıldım. Mukaddes Kitabı onunla birlikte incelemeye başladım ve uyuşturucu ile sigarayı bıraktım. Yaklaşık dokuz ay sonra, Yehova’nın Şahidi olarak vaftiz edildim.”

Uyuşturucu alışkanlığını bırakmak kolay değildir. Önceki makalede sözü edilen Michael 11 yıl kullandıktan sonra uyuşturucuyu bıraktığında yaşadığı sıkıntıları şöyle anlatıyor: “Yemek yemek çok zor geliyordu; bu nedenle kilo kaybettim. Karıncalanmalar oluyordu; terliyordum, insanların çevresinde haleler görüyordum. Uyuşturucuya tekrar başlamak için çok büyük bir özlem duyuyordum; fakat dua ederek Yehova’ya yaklaşmam ve Mukaddes Kitabı incelemem uyuşturucudan uzak kalmama yardım etti.” Eskiden uyuşturucu bağımlısı olan bu kişiler, eski arkadaşlarından tamamen uzak kalmanın kendileri için gerekli olduğunu kabul ediyorlar.

Neden İnsan Çabaları Başarısız Oluyor?
Uyuşturucu bağımlılığı, daha büyük küresel bir sorunun sadece bir yönüdür. Kötülük, şiddet ve acımasız olmaya yönelik ezici bir baskı tüm dünyayı kontrol ediyor. Mukaddes Kitap şunu söylüyor: “Bütün dünya . . . . kötü olanın denetimindedir.” (I. Yuhanna 5:19, Müjde) Resul Yuhanna, Vahiy 12:9’da “kötü olanı” şöyle tanımlamıştır: “İblis ve Şeytan denilen büyük ejder, bütün dünyayı saptıran eski yılan, yeryüzüne atıldı, ve onun melekleri kendisile beraber atıldılar.”

İnsan kendi zayıflığının yanı sıra, bu güçlü düşmanıyla da mücadele etmek zorundadır. Şeytan başlangıçta insanın yıkımına neden oldu. O, insanlığı daha fazla yozlaştırmaya ve Tanrı’dan uzaklaştırmaya kararlıdır. İnsanların uyuşturucu kullanmasının Şeytan’ın stratejisinin bir kısmı olduğu görülüyor. O, büyük bir öfkeyle harekete geçiyor; çünkü “vaktinin az olduğunu” biliyor.—Vahiy 12:2.

Tanrı’nın Çözümü Nedir?
Mukaddes Kitap Yaratıcı’nın, insanlığı günahkâr durumundan kurtarmak için yaptığı sevgi dolu düzenlemeyi anlatır. I. Korintoslular 15:22’de şunlar söylenir: “Nasıl cümlesi Âdemde ölüyorlarsa, öylece cümlesi Mesihte diriltileceklerdir.” İsa kusursuz bir insan olarak yeryüzüne kendi isteğiyle geldi ve insanlığı günahın ve ölümün etkilerinden kurtarmak için yeryüzündeki yaşamını kurban olarak verdi.

Ölümün nedenini ve insanlığın sorunlarının çözümünü bilmek, birçok kişiye madde bağımlılığından kurtulmaları için teşvik ve cesaret vermektedir. Ancak, Mukaddes Kitap şimdi bağımlılık yapan maddelerle yaptığımız bireysel mücadeleye yardım etmekten daha fazlasını yapıyor. Şeytan’ın etkisi bittikten sonra, madde bağımlılığı da dahil dünyadaki tüm dertlerin bir daha hiç olmayacağı bir zamandan söz ediyor.

Vahiy kitabı “Allahın ve Kuzunun tahtından çıkan billur gibi berrak bir hayat suyu ırmağı”nı anlatır. (Vahiy 22:1) Bu simgesel ırmak, Tanrı’nın, insanlığı yeryüzü cennetinde kusursuz yaşama kavuşturmak için İsa Mesih aracılığıyla yaptığı düzenlemeyi betimler. Vahiy, ırmağın yanındaki gür ağaçları tasvir eder ve şöyle der: “Ağacın yaprakları milletlerin şifası içindi.” (Vahiy 22:2) Bu simgesel yapraklar Yehova’nın insanlığa ruhsal ve fiziksel mükemmelliği geri vermek için yaptığı iyileştirici düzenlemeleri betimler.

Sonunda, insanlık sadece madde bağımlılığından değil, bu yozlaştırıcı sistemde kendisine sıkıntı veren tüm diğer rahatsızlıklardan ve sorunlardan da kurtulacak!

[Sayfa 9’daki çerçeve/resim]

Esrar Zararsız mıdır?

Birçok ülke, esrarı başta tıbbi kullanımı için yasallaştırmayı düşünüyor. Bu maddenin kemoterapinin neden olduğu bulantıyı azalttığı ve AIDS hastalarının iştahlarını açmaya göze çarpar şekilde yardım ettiği görülmüştür. Ayrıca, ağrı kesici olarak da kullanılmaktadır.

Araştırmalardan elde edilen bulgular tartışmalı olmakla birlikte, New Scientist dergisinin bildirdiğine göre, yapılan incelemelerde esrarın bazı zararlı etkileri saptanmıştır.

Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada her gün esrar içen bir grupla daha seyrek esrar kullanan bir grup karşılaştırıldı. Standart zihinsel testlerde iki grup arasında hemen hiç fark yoktu. Fakat, uyum yeteneği testinde daha fazla esrar kullananlar çok daha az başarılıydı.

Başka bir üniversite ise sık sık esrar içen bir grup ile sigara içen bir grubu 15 yılı aşkın bir süre boyunca inceledi. Esrar kullananlar genellikle günde üç ya da dört esrarlı sigara içerken, sigara kullananlar günde 20 ya da daha fazla sigara içiyorlardı. İki grupta da öksüren ve bronşiti olan kişilerin sayısı eşitti. Akciğerler incelendiğinde her iki grupta da benzer hücre hasarları ortaya çıktı.

Esrar kullananlar çok daha seyrek esrar içmelerine rağmen, tek bir esrarlı sigaranın bir sigaradan üç kat daha fazla katran çıkardığı görüldü. Bundan başka, New Scientist şunu bildirdi: “Esrar içenler dumanı daha fazla içlerine çekiyorlar ve nefeslerini daha uzun süre tutuyorlar.”

Ayrıca, sigara içenlerle karşılaştırıldığında, esrar içenlerin akciğerlerindeki bağışıklık sistemi hücrelerinin bakterilerle savaşma yeteneğinin yüzde 35 daha az olduğu görüldü.

Post has attachment

Post has attachment

Post has attachment
“Sizler kutsal olacaksınız, çünkü Ben kutsalım” (1. Pet. 1:16; Lev. 11:44). Kutsal kelimesi, temiz, pak, arınmış ve Tanrısal hizmet için hazırlanmış, ayrılmış olmak anlamına gelir. Kimse kendini kandırmamalı.
Kirli olan iş ve faaliyetlerden, eylence ve düşünce tarzından, sahte dinsel faaliyetlerden uzak kalmak hatta nefret etmek hem korunma hemde Yaratıcımızın önünde temiz bir vicdana sahip olabilmenin yanı sıra, ebediyen yeryüzü cennetinde yaşamamızı sağlayacaktır.
Bu da tüm yapılacak çaba ve fedakarlıklara değer
Photo

Post has attachment
UYANIŞ! AĞUSTOS 2013



KUTSAL KİTABIN GÖRÜŞÜ
Alkol

İçki içmek yanlış mı?

“Yüreğini sevindiren şarap, yüzünü ışıldatan yağ, yüreğine can veren ekmek” (Mezmur 104:15).

İNSANLAR NE DİYOR?
Alkollü içkiler bazı kültürlerde sofraların vazgeçilmezidir. Bazılarında ise içki içmek kesinlikle kabul edilmez. Alkolle ilgili neden böyle farklı görüşler var? Çünkü insanlar çeşitli faktörlerden etkileniyorlar; örneğin dinleri, kültürleri ve sağlıkla ilgili kaygıları onları etkiliyor.

KUTSAL KİTAP NE DİYOR?
Kutsal Kitap sarhoşluğu ve aşırı alkol kullanımını mahkûm eder, fakat alkolün ölçülü şekilde tüketilmesini mahkûm etmez (1. Korintoslular 6:9, 10). Aslında Kutsal Kitapta, çok eski zamanlardan beri imanlı kadın ve erkeklerin şarap içtiğinden bahsedilir ve bu içkiden iki yüzden fazla kez söz edilir (Başlangıç 27:25). Kral Süleyman şu sözleri kaleme almıştı: “Yemeğini sevinçle ye, şarabını neşeyle iç” (Vaiz 9:7). Şarap insanın sevincini artırdığından genelde mutlu olaylarda, örneğin düğün yemeklerinde servis edilirdi. İsa peygamber ilk mucizesini böyle bir düğün ziyafetinde gerçekleştirdi ve suyu ‘iyi şaraba’ çevirdi (Yuhanna 2:1-11). Ayrıca şarap tıbbi amaçlarla da kullanılırdı (Luka 10:34; 1. Timoteos 5:23).

Kutsal Kitap alkol tüketimine sınır koyar mı?

“Şaraba esir [olmayın]” (Titus 2:3).

NEDEN ÖNEMLİ?
Her yıl birçok ailede babanın, annenin ya da her ikisinin de aşırı içki içmesinden dolayı sıkıntılar yaşanıyor. Ayrıca aşırı içki içmek, kişinin düşüp yaralanmasına ya da başına başka kazalar gelmesine, hatta trafik kazaları geçirmesine neden oluyor. Ölçüsüz alkol kullanımı uzun vadede ise beyne, kalbe, karaciğere ve mideye zarar verebiliyor.

KUTSAL KİTAP NE DİYOR?
Hem içki içerken hem de yemek yerken ölçülü olmak, Yaratıcımızın temel taleplerinden biridir (Özdeyişler 23:20; 1. Timoteos 3:2, 3, 8). Özdenetim göstermezsek Tanrı’nın onayını kaybederiz. Kutsal Kitap şöyle der: “Şarap alaycıdır, içki gürültücüdür, onunla yoldan çıkan akıllı değildir” (Özdeyişler 20:1).

Alkol insanı nasıl ‘yoldan çıkarabilir’? Bunu kişinin ahlak duygusunu nasırlaştırarak yapabilir. Hoşea 4:11 şöyle der: ‘Eski şarap, tatlı şarap insanın aklını başından alır.’ Alp isimli bir adam bunu acı bir şekilde öğrendi. * Eşiyle tartıştıktan sonra bir otele gitti, çok fazla içki içti ve zina yaptı; daha sonra çok pişman oldu ve bir daha asla böyle bir şey yapmamaya karar verdi. Aşırı alkol kullanımı bize fiziksel, ahlaksal ve ruhi açıdan zarar verebilir. Ayrıca Kutsal Kitap, içkicilerin sonsuz yaşamı miras almayacağını söyler (1. Korintoslular 6:9, 10).

İçki içmek ne zaman uygun değildir?

“Akıllı kişi felaketi görüp gizlenir, deneyimsiz ise ileri gider ve cezasını çeker” (Özdeyişler 22:3).

NEDEN ÖNEMLİ?
İstanbul’daki Yeniden Sağlık ve Eğitim Derneği’ne göre ‘Alkol güçlü bir uyuşturucudur’. Dolayısıyla ölçülü alkol kullanmanın bile uygun olmayacağı bazı durumlar veya zamanlar olabilir.

KUTSAL KİTAP NE DİYOR?
İnsanlar genelde yanlış zamanda içki içtiklerinden başlarına gelebilecek felaketi görmüyorlar. Kutsal Kitap alkolden uzak durmak da dahil “her şeyin bir zamanı” olduğunu söyler (Vaiz 3:1). Örneğin kiminin yasalara göre içki içme yaşı gelmemiş olabilir. Başkası ise alkolü bırakmaya çalışıyor olabilir. Ya da bir kişi alkolle birlikte alınmaması gereken bir ilaç kullanıyor olabilir. Birçokları için de işe gitmeden önce ya da çalışırken, özellikle de tehlikeli olabilecek makineler kullanırken içki içmenin “zamanı” değildir. Şüphesiz hikmetli kişiler, yaşamı ve sağlığı Tanrı’dan gelen değerli hediyeler olarak görürler (Mezmur 36:9). Alkol konusundaki tutumumuza Kutsal Kitaptaki ilkeler yön verirse bu hediyeleri takdir ettiğimizi göstermiş oluruz. ▪
Photo
Wait while more posts are being loaded