Post has shared content
 Aşkım,
Saygı, sadakat ve sevgi bizi bırakmadığı bugünlerde bizde onları bizden ayırmıyoruz. Beni senden seni benden uzaklaştıranlar yani kişiler olmasın. Olaylar işler mekanlar hiç olmasın. Sensizliğe dayanamamak beni hep uykusuz halsiz yorgun bırakıyor. Hayatımda eksik kalmak istemem. Hep tam dolu olmak isterim. Ama sen... İşte bu yüzden aşkın derununu senle mutlu bir şekilde yaşıyorum ki Elhamdulillah mutluyum.
Aşkın dibisin demek bence en güzel tanım. Hani kankası annesi ablası kardeşi teyzesi nenesi gibi bi bayan profili varya o senin arka planında bana gösterdiğin hepsinden önce evleneceği eşi ön profilde olansın. Olacak herşeyi senle hayırlısı ile olsun diye dua ediyorum.
Gönul kalbe duygularını anlatır benim gönlümde senin kalbine senin kalbinde benim beynime işliyor. Döngüsel aşk içinde birbirine bağlı yaşıyoruz. Aşkın derini birde metabolizması düzgün olmasından kaynaklanıyor bence.
Sevgimizi, sencesini bencesini değil bizcesini yaşamak adına evliliğimiz adına sana söz veriyorum. Her akşamına sabahına sana dayanamayan aşkın derinin yarısı...
Animated Photo

Post has shared content
Sen beni seversin ben seni.
Sarhoş oluruz birlikte uyuruz..
Sonra da:
Kavga ederiz vurmalı hemde. hastanelik falan ederiz birbirimizi.
yemek yaparız beraber. bakarsın ocakta unutur yakarız.
çamaşırları birlikte asarız. kalan mandalları aşağıdan geçen adamın kafasına atar içeri kaçarız.
birlikte banyo yaparız. ben senin saçlarını sen benimkileri yıkarsın.
sen gitar çalarsın ben mızıka. önümüze para atarlarsa sıcak simit alırız.
sen yüzüstü yatağa uzanırsın ben yüzüstü sırtına. mutlu oluruz.
sen çoraplarını bulamazsın ben evin anahtarını. her yere geç kalırız.
sen bana küfür edersin ben sana. sinirimizi birbirimizden çıkarırız.
sen kahve yaparsın ben kurabiye. sohbet ederiz.
sen şarkı sözleri söylersin ben ıslık çalarım. dans ederiz.
ben senin fotografını çekerim sen benim resmimi yaparsın.
sarhoş oluruz birlikte uyuruz.
Animated Photo

Post has shared content
Bazen boğazınızda bir düğümle dolaşırsınız. Unuttuğunuzu, en derinlere gömdüğünüzü düşündüğünüz bu düğüm, hala çözülmeyi bekler oysa ki..
Yutkunurken, nefes alıp verirken, yemek yerken, konuşurken..
O daima oradadır. Bir şey olduğunu bilirsiniz ama çözüm bulamazsınız ya hani. İşte o kursağınızdaki hevesler, gerçekleşmesini umut ettiğiniz hayaller, keşkeler, pişmanlıklar, çocukluk dönemi, evliliğinizin ilk yılları belki.. Ne varsa aklınıza gelen, nerede kaldıysa o düğüm. İstediğiniz kadar unuttum deyin, o düğüm daima orada. Her birimiz oyuncuyuz aslında, ünlü değiliz sadece. Henüz tanışmadık, belki bir gün yollarımız kesişecek ve siz benim hayatımın sergilendiği pembe dizede başrol oynayacaksınız. Belki ben size başrollüğü yakıştıracağım ama siz bunu istemeyip, bende geçip giden bir anı olarak kalacaksınız. Yani düğümlerime, bir düğüm daha atacaksınız. Unutmak için, her şey yolunda pozu vermek için oyunculuğu devam ettireceğiz. Ta ki bir gün perde kapanana ve sahne bitene kadar. Dönüpte filmimi izleme olanağım olursa şayet, oyunculuğun hakkını vermiş olmak istiyorum. Öyle bir oyunculuk ki bu "tüm söylemek istenilenler yarım kalmış". Bu öyle bir oyunculuk ki yalnız başınıza ağlamışsınız, keşke demişsiniz, ailenizi kaybetmişsiniz, şarkılar yaranızı deşmiş, kitaplar yatak arkadaşınız oluvermiş. Şimdi söyler misiniz? Hala oyuncu olmak ister miydiniz? Hıçkırarak ağlamak gerekir bazen, olsun varsın ağlayın.
Bazen haykırmak gelir gerçeği içinizden. Bazen zor olsa da beklemek gerekir, sakin olmak için.. Öfkeyi atmak için..Ben bugün perdelerimi henüz indirmemişken, kulağımda bir müzik ve karşıma aniden çıkan bir fotoğraf karesiyle geçmişin tozlu raflarına dokundum. Düğümler hala oradaydı ve ben onlara dokunabiliyordum. Hala perdeler inmemişken. Bir umut vardı, Düğümleri çözülmüş kadınlardan olmak için. Bir umut daha vardı, O düğümlere dokunabilecek insanları bulmak için.
Artık elimde bir düğüm ve bir umut var.
Perde de ise BİR GENÇ KIZIN HİKAYESİ..
Photo

Post has shared content
Ben sana aşık olacağım Biliyorum;
Ama elimde değil söylememek bir gerçeklik vaat etmese de "merhaba"
deyişin. Yüzüme bakmadan konuşabilsen de elimde değil işte.....
Ben de bakamıyorum senin yüzüne. Seni, "elsiz" ezberliyorum... Belki hiç dokunmayacaksın bana bir gülün yaprağına dokunur gibi dokunacağım ben;
Sana değil; yine bir gül yaprağına. Seni, "dilsiz" tanıyorum. seni ne zaman düşünmesem susuveriyorsun kulaklarımda. Senden baska düş, hayal yok!
Sen duvarlarımda alışılmış bir yalnızlıksın. Konuşamıyoruz "merhaba"dan
başka kelime nasılsınlar zoraki çıkıyor dudaklarımızdan duymuyoruz, eminim
Seni, "kör" bilmek de işime gelirdi belki bir cam yansımasında;
Ya da yağmurlu bir yalnızlığında yolculuğunun, dışarıyı izlemediğini
varsaymak anlamsız bir bakışa, belki biraz da siyaha bürünmesi gözlerinin.
Kendimi "hissiz"liğine inandıramıyorum şu yazdıkların var ya; olmasa onlar.
Uzaksın işte bana. "olamaz"sın. Tüm noktalı virgüllerimle birlikte ben, sana
aşık olacağım. Şiirler umurumda değil! şarkılar hepsinin boğazını sıkacağım
duyduğum her güzel melodiye susacağım artık; Çünkü ben, sana aşık olacağım.
Seni ilk okuduğum şiirde olduğum gibi Seni ilk gördüğüm resimde olduğum gibi
Seni ilk tanıdığım günde olduğum gibi Ve dün, ve bugün olduğum gibi. Yarın da
Ben, sana aşık olacağım. Aynı kaldırımlarda üşümüş olabiliriz bir ihtimal,
Bu sebepten seviyorum artık onları. Belki aynı yağmura tutulduk.
Aynı anda bakmışız ki ayışığına. Ben sana aşık olacağım. "sus" diyecek
gözlerin bana. Biliyorsun, bir daha bakamayacağım onlara.
"sus" diyeceksin duyamayacağım sesini de. Beni reddedişini bile çok gördüm kendime. Bir hayal şiiri yaratacağım ve onun içinde Ben, sana aşık olacağım.
"sus" diyemeyecek yazdıkların bana. Ben de "sus"olamayacağım yazdıklarımda.
Seni yazacağım; çünkü artık "varsam varım". Çünkü, Ben sana aşık olacağım
İçimde senden başka bir sen var artık Ve Ben onu sonsuza kadar yaşatacağım
Bir hayal kenti yaratacağım (bu değil) ve onun içinde Ben,sana aşık olacağım.
Genç değil aptalım, hal bilmem, mazeret bilmem "ama" diye başladığın hiç bir cümle ilgilendirmiyor beni. Yirmi yaşımın heyecanına kapılacağım ve ben ...
Sen bilmediğin için beni, gönlünce yazacaksın şiirlerini Senin yazdığını okurken ben o şiirde de bir başka "ben" yaratacağım. Böylelikle sen de "beni" anlatacaksın. Sana bir değişiklik yapacağım ve...
BEN SANA ASIK OLACAĞIM!...
Animated Photo

Post has shared content
Ben sana aşık olmak istememiştim ki başımı yaslayıp müzik dinleyebileceğim birini arıyordum. Sabahları yatağımdan kalktığımda yüzüme gülümseyen birini sıkılmadan saatlerce konuşabiliceğim birini. Gittiğimiz yerleri beraber keşfedeceğimiz birini elini tutmasam bile olurdu. Gözlerime mutlulukla bakan birini arıyordum zaten ben. Beraber sarhoş olup sokaklarda deli gibi bağıracağım birini. Bütün günün sonunda biten paramız yüzünden metrelerce yolu yürüyeceğim benle birlikte kütüphanede saatlerini geçirecek fısır fısır konuşmaya çalışacakgittiğimiz maçlarda sesimiz kısılıncaya kadar bağırabileceğim birini istiyordum aşık olmayı değil. Ama ben aşık oldum ve sadece canım yanıyor. Nereden başlanır nasıl ifade edilir inan hiçbir fikrim yok. Gecenin bir yarısı uyanıyorsun soluna gidiyor elin. Yatağının sol tarafının boş olduğunu fark ediyorsun ve senin sol yanın bir başka taşıyor bu sefer. Kanamak gibi anla can kaybı bu. İnsan ölünce böylesine özler mi hiç kaybettiği şeyi? Sen özleniyorsun işte.. Odundan falan ama pinokyo bile senden daha adamdır inan. Onun yalan söyleyince burnu uzuyor senin yüzün bile kızarmıyor. Söyle hangi masaldan fırladın da ben bir b*k sandım seni? Korkma bir daha dönmeyeceğim. Severek gidebilmek de erdemdir bence sevmekten vazgeçip gidenlere bakarsan. Seni kötü anarak yürümemek bütü çabam elde bir sıcak dostluk tutma derdindeyim. Günahını kimsenin ödeyemeyeceği bir ayrılığı tartışmak zaman kaybıdır. Korkma ben aklından sildikten sonra yüreğine söz geçirebilenlerdenim.
Sen kimsin uğrunα cαnımı verecek kαdαr çok sevdiğim adam mı yoksα beni bu hale sokαn mı? Ne mi vαr hαlimde? Bir ölünün huzurundαn bαşkα bir şey bulαbilirsen duygulαrımın çöplüğünde yα dα aşk'ın bir hαrfine rαstlαrsan yüreğimde αl onu dα hediyem olsun sαnα. Acımα bαnα ben gαyet iyiyim artık birαz αçım sαdece. Şimdi yıllαr sonrα çıkıp gel seni seviyorum de onu bile yerim.
Photo

Post has shared content
En çok bu şehire benzeyen gözlerini sevmiştim.gözlerinde devrik cümleler gibi bakan kederi. Esirgeyen bağışlayan aşkın adıyla başlamıştım sana...
Kim bilir. Kaç kez yazdım kendimi arka sayfalarına hayatın faili meçhul bir cinayet haberi gibi... Kırlangıç fırtınalarına benzeyen yüzünü sevmiştim. Jilet yansıması gibi yüzüme çarpan yüzünü.. Yüzünün avuçlarımdaki hüznünü. Hani gece yarıları gökgürültülerine kulak kabartır gibi. Hani bir ırmağın kendini denize dökmesi gibi. Hani iki arada bir derede telaşlı sevişmeler gibi. Hani anlarsın ya suç üstü bir aşk gibi. Bulup bulup yitirdim seni..
Bana bu kenti ve ülkeyi ve bu dünyayı bana bu en ahlaksız çağını zamanın. Bana yaşadığım dünyadaki çocuk ağlamalarını unutturan dokunduğun her yerde bedenimin sigara yanığı tırnak çizgileri yaraları açan, bana kendi uçurumlarında çığlıklar yakıştıran ellerini sevmiştim...
Ellerini sevmiştim.. Ben senin yalnızlığını sevmiştim. İş çıkışlarındaki caddeler gibi çoğalmanı cuma akşamları bu şehrin çalgılı sokakları gibi. İçimde kalabalıklaşmanı sevmiştim oysa.... Çocukluğuma benzeyen yalanlarını, yalanlarında yakaladığım gerçekleri sevmiştim. Gerçekleri zaten saatli maaarif takvim yapraklarının arkalarındaki maniler gibidir.
Manilerini sevdim. Her gidişin ardındaki mide kanamalarımı. Nöbetçi eczanelerinin uykusuz kalfalarıyla korkuttum korkularını da sevdim.
Düşmemek için bir elinle sımsıkı tuttuğun merdiven korkuluklarına benzeyen korkularını sevdim. Dalgalı denizlere benzeyen sevişmelerini. Sevişmelerindeki acemi dilsiz alfabesini, patladı patlayacak bir fırtınanın tam ortasında kendi ölüme bu kadar genç hissetmeni...
Senin gecikmelerini sevmiştim bir yaş gününde...
Ben seni arkamda bırakacağım en son sözcük gibi...
Ben seni bir intihar gibi sevmiştim...
Ben senin gözlerini daha önce de gördüm. hani ter kokulu bir belediye otobüsünde kalbini çarptığım kadından kaçarken. sırtımdan vurulup ta ellerine düşmüştüm ya. hani bileklerimi jiletlediğim bir akşam başucumda oturup saçlarıma dokunmuştun. aramızdan imkansız şarkılar geçiyordu.
Çocuk bahçeleri gibi umutsuzum.. Ben senin gözlerini daha öncede gördüm. Hani ıssız bir sokağın yankılanması gibi hani son dizesi henüz yazılmamış bir şiir gibi. Dudaklarımdan uzak okyanusların bütün mavisini dudaklarımdan söyleyemediğim bütün sözcükleri... Bir öpüşte çekip almıştın ya hani..
Almıştın ya... Hani sen bir öpüşte çekip almıştın ya herşeyi.
Oysaki ben senin gözlerini daha öncede görmüştüm.
Hani bir gülüşüne gül olduğum akşam. Hani dolunayı kurban ettiğim akşam.
Hani yaklaştıkça kendine doğru kaçan bir ufuk dokundukça kendine kapanan bir kapı, uçurumlarında sesimi yitirdiğim bir çığlık ve suskunluğunda burnumun direğini sızlatan karanlığında kendimi aradığım çocuk....
Ben senin gözlerini daha öncede görmüştüm...
Ben senin gözlerinde daha önce de ölmüştüm.
Ölmeden önce bu şehri benzetebildiğim kadar sana benzettim. En sensiz gecelerimde şarap içtim. Kan kırmızısı. Sabahlara kadar sokaklarında dümdüz küfürlerle gittiğim denizlerine kustuğum caddelerinde yittiğim bu şehre meydanlarında onbin lanet ettiğim ateşler yakıp aşka boyun eğdiğim karakollarında körkütük kan kustuğum bu şehre, gündoğumunda salya sümük ağlayıp kendime geldiğim. Kalbime varoşlarına sığdıramadığım bu şehre benziyorsun... Sen çaresizliğimin jilet yarası. şehir hatları vapurlarında çocukluğumu sattığım iki yakasını biraraya getiremediğim bu şehre benziyorsun şimdi en çok. İmkansızlığın anlamı kadar imkansızsın artık..
Yeter ulan yeter bee... Kalbime dinamitler döşüyorsun...
Kalbime dinamitler döşedin. Oysa geçmiş bir zamanda kalabalıktık.hala masallara inandığımı söylüyordum sana. Masallara inandığım gini sana inandığımı söylüyordum. Geçmiş bir zamandı. Kalabalıktık seninle. Gelincik tarlalarında bahar çağrıları gibiydi yüzün. Hayra yorulmayacak düşler gibiydin. Bir duayı ezberler gibi ezberliyordum yüzünü. Sen susuyordun..
Kuşatılmış bir kent nasıl susuyorsa öyle. Elimi kolumu sallaya sallaya dolaştım senin o ıssız caddelerinde. Dilimde dinamitler patladı. Öyle doluydum ki. Uzatsam ellerimi göğe değecekti sanki.. Uzatsam ellerimi göğe değecekti sanki. Gökyüzüne dokunsam ağlayacaktın. Mavinin kaç tonu var bulutlardan öte ağladığın zaman ağlayacaktın... Çığlık çığlığa sevişmeler gibiydin. Olmadık şarkılar dinliyorum şimdi. En ölümcül intiharlar besteliyorum uykulardan uyanıp. Zaman zaman masmavi gözlü çocuklar adıyorum tarihe.
Sonra susuyorum. Sonra mutlaka bir şiirle bağırıyorum seni !
Bağırıyorum seni bir şiirle. Bütün umutsuzluğum bir patlama gibi bin parçaya ayrılıyor. Yarın olsun. Sen ol. Gözlerin olsun. Ve hep olsun. Aşkın hiçliğimin önüne barikatlar kursun. Ne dersin? Yolundan dönebilir mi kurşun ?
Bir kurşun nasıl dönmezse yolundan giderken.. Sende öyle çıktın gittin dönmeyecekmiş gibi... İşte gittin. Okurken bu satırlarımı çok uzaklar da...
Oysa ben daha karnımı doyurmadım. Yağmura bile aldırmadım. Örneğin darmadağın ettiğin hayallerim... Yaktığın ateşin közleri hala sıcak ve kalbimde silmeyi unuttuğun parmak izlerin öylece duruyor cinayet delilleri olarak.. Kanıtlansın diye yokluğunu aklından bir yerlerde yüzdeler hesaplar karmakarışık kesirler.. Ve sen toplanıp çıkarılmayacak
bölünüp çarpılmayacak kadar karmaşıksın benim için... Hiç bilinmeyenli bir denklemi çözmek için sözlüğe baktım. Aşkın kare kökünü aldım sen çıktın. Ezbere anlattım bütün intihar yöntemlerini. Ve bütün matematik kuramlarında sıfırın kendine bölünmediğini. Her şey bir hesap hatasıydı ! Limandan güvercinler havalanıyor görmüyormusun? Dudaklarım ne zaman bir sözcüğe dursa, kalbim iki rekat aşk için kıblene dönüyor bilmiyormusun? Zamanı bin parçaya bölüyorum her sabah. Her parçaya bin gül ekliyorum koklamıyorsun. Avuçlarımda ormanlar biriktiriyorum, dağlara çıkıyorum yağmurlarını yağıyorum, ırmaklarını döküyorum okyanuslarıma duymuyorsun ?
Bütün aylarımı senin gecelerine, bütün sabahlarımı senin alnına ve bütün sancılarımı seni doğurmaya adıyorum. Katlime ferman çıkarıyor gözlerin. Şiirler tutukluyor ellerimi anlamıyor musun? Kendimi sırtlayıp apansız giriyorum hudutlarına.mayın tarlalarında acemi bir asker gibi nasıl bir telaş içinde kalbim.nasıl firar ediyorum kendimden yakalamıyorsun.seni hep büyük harflerle düşünüyorum parantez içinde ve hep adını tanrı nın adıyla yazıyorum okumuyorsun... Bir denklemin en bilinmez noktasına koyuyorum seni yakışıyorsun. Kılıçtan geçirilmiş bir ordunun son askeri gibiyim.
Yorgun ve terli. Suskun ve aç. Mahcup ve yenik. Bir sabah ezanı gibi dolaşıyorum sokaklarında.. Yüreğimse dolunay. Sırtımda ise iki bıçak yarası.
Birbirini bulamayan iki ırmak yatağı ve yağmurun camlarda bıraktığı jilet kesiği su yolları gibiyim şimdi. Bir cinayet dolaşıyor ki parmaklarımda öyle kalleş ne zaman yokluğuna açsam gözlerimi ellerim şairliğimi ispiyonluyor kağıtlara.
Sabıka kayıtlarımın arasında unutulmuş bir kadın... Bulut yüzlü gök yüzlü yağmur yüzlü yazsam hiç bir şiire sığmaz yazmasam ellerimde kalır hüznü...
Avuçlarını bir yokluğa benzetirdim. Ve ne zaman avuçlarına sığınsam aşka ve hiçliğe dair kederler gelirdi aklıma.. Hiçliğe dair kederler gelirdi aklıma.
Aklıma gelen başıma gelirdi. Sen giderdin. Sen gidince bende giderdim.
Biterdim. Ben bütün başka kadınlarda seni seninle sevişmiştim.
Seviştiğim bütün kadınlarda seni sevmiştim.. Öyle yoksun öyle yoksun ki içimde bir vatansız gibi dolaşıyorsun. Şakaklarıma dayadığım bir rovelverin son kurşunu gibi saklıyorum seni. Ben burada dudaklarımı ısırıyorum. Sen orada kanıyorsun. Sen kanadıkça bana benziyorsun. Ben kimselere anlatamadıkça ellerini sen bile ben olduğunu bilmiyorsun.. Bir hiçliğe demir atmıştık seninle. Işıklarımız sönüktü. Pusulamız bozuk. Bir kere bir olalım demiştim eşittir birdi.
Kendine bölünmeyen tek sayıydı o unutmuştuk. Beyoğlun’un arka sokaklarındaydık. Belki de bu şehir bizim arka sokaklarımızdaydı bilinmez.....
Yüzünde bir serçe kendine uyandı bir tek ben gördüm. Bu yüzden benim bile umurumda değildi artık. Bu sokaklarda kaç kez öldüğüm. Ben sana bir uzun yol şoförü gibi geldim. Gözlerimde şerit şerit akıyor hala serseriliğim.
Üç kağıtçılara uykumu kaptırdım yankesicilere şarkılarımı. Şarkılarım ahh çocukluğumun allı güllü şarkıları. Güldüm mü bu yüzden bir çocuk gibi gülerim.
Ve kimseler görmez benim dışıma ağladığımı. Ben senden bir uzun yol şoförü gibi gidiyorum. Çantamı topladım artık arkama bile bakmıyorum. Hangi kapı daha yakındır bilinmez, hangi deniz daha uzak. Kalsam Gözlerin beni sırtımdan vuracak. Muhtemelen aşıktım o zamanlar. Belki de bu yüzden bir denizim olmadı hiç. Süslü püslü yelkenliler düşünmedim hiç. Oysa ben ölmeyi böyle anlamıştım.
Oysa ben bu martıları senin için ağlamıştım. Senin için hazırlamıştım dölyollarımda hayatı. Mesela sular gibi çocuklar doğuralım diye. Mesela suları maviye boyayalım diye. Susalım diye be sevgilim anlarsın işte. En kurak yerlerimizde birbirimize susayalım diye. Kendimi senin mecburi istikametlerinde mi yitirdim. İşte gerçek bu sevgilim. Gerisi uzun hikaye. Yarın çok geç olabilir, mesela yarın ölebilirim. Ağır ağır demir alır gibi limanından yaralı bir gemi kıyısız bir denize açılabilirim. Artık ne bir fırtına anlatabilir beni sana nede alelacele seviştiğimiz zamanların tehlikesi. Yarın kendimi bir yaprak gibi dökebilirim sonbahara. Yarın kendimi bu şiir gibi kanatabilirim. Yarın çok geç olabilir. Yarın çocuklarımız bile olmayabilir. Gülüşlerini benzettiğim gülüşlerini şimdiden dudaklarına armağan ettiğim denizlere gebe kalmayabilirim. Yarın çok geç olabilir. Bir kılıç kınından sıyrılıp boynumu vurabilir. Bir kent bütün sokaklarımla beni alıp götürebilir. Yarın çok geç olabilir. Bilirsin tahammüle kısıtlıdır serserliğim. Öyle deli sevişmeler adadım ki ben sana. Yarın çok geç olabilir.
Yenildim. Dünyanın bu en afişte yüzünü asil bir duruş gibi yüzüme yakıştırmayı, yalanları yalanlarla dölleyip sahte cümleler kurmayı ve plastik aşklar yaşamayı beceremedim. Ucundan kenarından tutunmaktansa bir kez dokunup yakacağım seni. Doğmamış bir çocuğu yetim bırakıp....
Ölmeyi dileyeceğim şimdi...
Animated Photo

Post has shared content
Güneş çoktan gösterdi yüzünü tam tepede. Şimdi nerdesin napıyosun bilmiyorum ama çoktan uyanmış olmalısın.Yüzünü yıkarken şöyle bir bakıp aynaya ismimi hecelediğini hissettim, sol yanım sızladı çünkü…Biz ayrılmadık bu durumda sadece beklemekteyiz, gelecek gün neyi gösterir diye zamana bırakılmış bir sevdayı yaşıyoruz, hasretini çekiyoruz birbirimizin…
Acı çekmekten zevk alır oldum…Hüzünler yüzümü sarartmış olsa da kendimi iyi hissediyorum çünkü ben seni özlüyorum…
Seni bu denli özlememiş olsaydım bu kadar sevemezdim…
Hayatta her şey bekleyiş değilmidir doğumdan ölüme kadar…Beklemekte bazen iyi geliyor bana yitirdiğimi sandığım umutlarımın aslında kırıntılarını taşıdığımı anlıyorum…Umutla bekliyorum döneceğin günü…Tek korkum ya geç kalırsan…
Sonra birlikte çektirdiğimiz fotoğraflara bakıyorum,kelepçelenmiş ellerimiz biz ayrılmayız dercesine…Zaten biz ayrılmadık ki sadece bu bizim yalanımız…
Seni bu kadar özlememiş olsaydım bakamazdım o fotoğraflara ve bu kadar sevemezdim…
Bazen çok zor geliyor sensizlik… Sonra diyorum ki yaşamasaydım öğrenemezdim, bilemezdim, anlayamazdım…
Seni bu kadar özlememiş olsaydım bu kadar sevemezdim…
Animated Photo

Post has attachment
Kaldır kadehi ey sevgili ? ..
Önce gelişine .. sonra gidişine ...
Dibini bulunca, gelmişine geçmişine ! ..
💞 💫
Sağlık, Huzur ve Keyif Dolu yıllar ! ..😊
Photo

Susmamak gerek; çünkü karanlık konuşmaya sevk eder.
Korkmamak gerek; çünkü ışık karanlıkta daha çok parlar.
Domunmak gerek ; yapayalnız olduğumuz bu karanlıkta en yakınımızda kim varsa eline dokunmak.
Ve inanmak gerek.
Daha iyi,daha aydınlık bir yere varılacağına inanılmadan bu karanlık yolda nasıl yürünür ?
İnanmalıyız; bir gün karanlığın olmadığı bir yerde buluşacağız.

ALINTI

Post has attachment
dünya dönek görsün...
Commenting is disabled for this post.
Wait while more posts are being loaded