Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıdır
Olmaya baht u saadet dünyada vahdet gibi

Ko bu ıyş u işreti çün kim fenadur akıbet
Yâr-ı baki ister isen olmaya tâat gibi

Olsa kumlar sagışmca ömrüne hadd ü aded
Gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir saat gibi

Ger huzur itmek dilersen ey Muhibbî fârig ol
Olmaya vahdet cihanda kûşe-i uzlet gibi

Günümüz Türkçesi

Halkın gözünde iktidâr gibi, zenginlik gibi değerli bir şey yok. Halbuki şu cihânda bir nefes sıhhat gibi hiç mutluluk olamaz.

Saltanat dedikleri sadece bir dünyâ kavgasıdır.
Bu kavga, gürültüden uzak yalnızlık gibi büyük saâdet ve baht açıklığı olamaz.

Bu eğlenceyi yeme içmeyi bırak, sonu kötüdür.
Eğer ebedî bir sevgili istiyorsan ibâdetten ayrılma.

Ömrün, kumlar sayısınca sınırsız ve hesapsız olsa bile,
O, şu dünyâ içinde bir saât gibi geçip gider.

Ey Muhibbî, eğer huzûr içinde olmak istersen, ferâgat sâhibi ol, dünyâdan vazgeç.
Yalnızlık köşesi gibi dünyâda huzûr olmaz.

---GAZEL---

Aceb ol leb midür yâhud mey-i nâb
Aceb ol diş mi yâ lü'lü-i nâ-yâb

Aceb gözümden akan iki çeşme
Aceb hûn-ı ciger midür yâhud âb

Aceb haddün mi bu güneştir
Aceb mi dir-isem alnuna mehtâb

Aceb bu gamze midür yâhud hançer
Aceb bu zülf midür yâhud kulâb

Aceb nerkis midür bu çeşm-i şehlâ
Neden bahtum gibi var anda yâ hâb

Muhibbî uy imâm-ı çeşme çün kim
Olıpdur kaşları karşunda mihrâb

Bulırdı ger vefâ gelse cihandan
Sikender Hüsrev ü Cemşid ü Dârâb

GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ

Şaşılır, o; dudak mıdır yoksa saf şarap mı
Şaşılır, o; diş midir yoksa ender bulunan inci mi

Şaşılır, gözümden akan iki çeşme
Şaşılır, ciğer kanı mıdır yoksa su mu

Şaşılır, bu güneş; senin endamın mıdır
Şaşılır mı, alnına mehtap dersem

Şaşılır, bu süzgün bakış mıdır yoksa hançer mi
Şaşılır, bu saç mıdır yoksa büyük bir dalga mı

Şaşılır, bu elâ göz o güzelin midir
Neden bahtım gibi var onda uyku

Muhibbi uy o göze (imam sayarak) çünkü
Kaşları karşında mihrap olur

Bulurdu (rahatı) dünyadan vefa gelseydi
İskender (Büyük), Cemşid (Gıyaseddin), Hüsrev ve Darab

Tutuşup ışk âteşine dün gice nâgâh şem'
Çıktı başumdan duhânı eyledi bir âh şem'
Dökdi yaşlar giceler tâ subh olunca ağladı
Oldı bu derd-i derûnumdan meğer âgâh şem'
Yandığunca âteş-i ışka gönül handân olur
Nitekim kendi ziyânına güler hergâh şem'
Gönlümün vîrânesini rûşen et mâhum benim
Çün ola gelmişdurur vîrânelerde mâh şem'
Yok dime inkârı kov zâhid sakın, rîşün yanar
Sînesine ehl-i ışkun yaktı çün Allâh şem'
Âhum ile gördüler dilde Muhibbî âteşin
Didüler olmak acebtür bâd ile hemrâh şem'

Günümüz Türkçesi

Tutuşup dün gece aşk ateşine ansızın mum
Çıktı başımdan dumanı, çekti bir âh mum
Döktü yaşlar, gecelerden ta sabah oluncaya ağladı
Bu derin derdimden meğer haberdar oldu mum
Yandıkça aşk ateşine gönül gülen olur
Nitekim kendi ziyanına güler her an mum
Gönlümün viranesini parlak et benim ay yüzlüm
Çünkü viranelerde bulunur ay ışığı
Yok deme inkar etme zahid, sakın; sakalın yanar
Aşk ehlinin sinesine yaktı çünkü Allah mum
Ahım ile gördüler gönülde Muhibbî'nin ateşini
Dediler acayiptir, yol arkadaşı olmuş rüzgar ile mum

Yanalıdan berü aşk âteşine
Döner sîh üzre inler bir kebâbum

Ola kim basasın diyü yüzüme
Reh-i kûyına düşmüş bir türâbum

Düşeliden beri deryâ-yı aşka
Başum dolu hevâ san bir habâbum

Gözüm yaşına gark iken Muhibbî
Acebdür teşne dil cûyâ-yı âbum

GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ

Aşk ateşine yandığımdan beri
Döner şiş üstünde inler bir kebabım

Olur ya, belki basarsın diye yüzüme
Yolunun üstüne düşmüş bir toprağım

Aşk denizine düştüğümden beri
Başım hava dolu, sanki su üstünde bir kabarcığım

Gözyaşım içinde boğulurken Muhibbî
Acayiptir; gönlü susuz bir akarsuyum

Post has attachment
Photo

Post has attachment
Photo

Post has attachment
Photo

Cihânun kande bir ra'nâ güli var
Âna karşu hezârân bülbüli var

Gül oldı meclis içre yine sâgar
Sürâhi bülbül olmuş kulkulı var

Günümüz Türkçesi :

Dünyanın her yerinde güzel bir gülü var
O güle karşı binlerce bülbülü var

Gül yine oldu mecliste kadeh
Sürahi bülbül olmuş, neşesi var

Post has attachment
Photo

Sensiz ey dilber bana âh ü figân eksük degül
Lâle-veş bağrumda hem dâg-ı nihân eksük degül

Dilber oldur ki vefâda olmaya eksükligi
Yoksa cevr ü zulmü çok nâ-mihribân eksük degül

Geh hayâlidür konan gönlüm evinde geh gamı
Ol harâbe evde mihmân her zaman eksük degül

Günümüz türkçesi:

Ey dilber, sen olmayınca ahım ve inleyişim eksik değil
Lale gibi bağrımda gizli yaram eksik değil

O dilberdir ki vefada eksikliği olmazsa olmaz
Eziyeti ve zulmü bol olanın merhametsiz eksik değil.


Kâh onun hayalidir gönlümün evi üstüne konan kâh hüznü
O harabe evde misafir her zaman eksik değil
Wait while more posts are being loaded