Post is pinned.Post has attachment
Belirli gün ve haftalara dair tartışmalar vardı. Ders kitaplarının içerikleri. DEVLET VE HÜKÜMET AYNI ŞEY DEĞİLDİR. DEVLET BÜYÜKTÜR............
Photo

Post has shared content

Post has attachment
Mutlu ve huzurlu bir pazar dilerim.
Photo

Post has attachment

Post has attachment
mersin böyle çok güzelsin
Photo

Post has attachment
GUNAYDIN ARKADASLAR MUTLU HAFTALAR DILERIM ESEN KALIN😊✋
Photo

Post has attachment
GÜNAYDIN KEMALİST YÜREKLİ CUMHURİYETÇİLERE
Photo

Post has shared content
CUMHURİYET TARİHİ YALANCILARININ ,
Alfabe değişikliğinden sonra gençlerimiz 1928 öncesindeki metinleri okuyamaz hale geldi,
Japonya Ve Çin gibi ülkeler de alfabe değişikliğine gidilmemesine karşın bu ülkeler ilerledikleri,alfabe değişikliğinin bizi bir gecede geri bıraktığı,
Dil devrimi sırasında Arapça ve Farsça kelimelerin atılmasının dili fakirleştirdiği gibi tezleri çok temelsizdir.

Öncelikle,"Alfabe değişikliği sonrasında gençlerimizin 1928 öncesindeki metinleri okuyamadıkları"iddiasından başlayalım.

Bu iddia tamamen değil ama kısmen yanlıştır.

Çünkü 1928'de alfabe devrimi yapıldığında okuma yazma bilen çok az sayıdaki insan bir anda eski yazıyı unutmamıştır.

Dahası bu nesil,yani Arap harfleriyle okuma yazma bilenler,ölene kadar bu alfabeyle yazmasalarda okumaya devam etmişlerdir.

Ancak 1928 öncesi metinleri okuyamadıkları bilinir.
Ama burada da büyük çarpıtma yapılmaktadır.
Şöyleki:

Birincisi Osmanlıda 1928 de,okuma yazma oranı kadınlarda binde 4,erkeklerde ise yüzde 7 dır.
En iyimser tahminle toplumun yüzde 90'ı Arap alfabesi de dahil hiç bir alfabeyle okuma yazma bilmemektedir.
Dolayısıyla"Latin harfleri kabul edildi,toplum eski metinleri okuyamaz oldu"iddiası kocaman bir yalan palavradır.

Çünkü toplum,harf devriminden önce zaten okuyamamaktadır.

İkincisi,Osmanlıya matbaa1727 yılında gelmiş bu matbaada basılan az sayıdaki kitap,20 yıl içerisinde sadece 16 kitap basılmıştır.

Basılan bu kitaplar içinde Türk diline ve sanatına yönelik bir tek eser bile yoktur.
Satıcı bulamayınca matbaa 200 yıl kadar atıl durumda bekletilmiş,ancak 19.yy.daOsmanlıda kitap ve gazete önen önem kazanıyor ve yeniden basıma başlanıyor.

Ancak basılan bu kitaplar büyük şehirlerde okuyucu bulmuştur.
Özetle,yobaz,liboş takımının abarttığı gibi,1928 öncesinde Osmanlı'da ne öyle ahım şahım bir kitap veya gazete koleksiyonu nede okuyucu kitlesi vardır.

Ayrıca geçmişi orijinal metinlere ulaşarak araştırmak tarihçilerin işidir.
"1928 de alfabe değişikliği ile geçmiş metinleri okuyamaz olduk demek"duygu sömürüsüdür.

Dikensiz gül bahçesi diye anlattığınız Osmanlı,eger biraz Türkçeye sahip çıksaydı,Türkçe yamalı bohça haline getirilmeseydi
Atatürk de yazı ve dil devrimi ne ihtiyaç duymaz böylece 80 yıl öncede yazılan metinler bugünkü nesil tarafından kolayca okunabilirdi.

Örneğin İngiltere de 400 yıl önce yazılan Shakespeare'ın eserlerini bugün İngiliz gençleri okuyup anlıyorsa bunun nedeni İngiliz imparatorluğunun her dönemde dilini ve yazısını korumasıdır.

Ayrıca şunu da hatırlatalım ki, "Harf Devrimi" yapılmasıydı ve Latin harflerine geçilmeseydi de Türk gençleri bu gün yine 90-100 yıl önceki metinleri anlamayacaklardı.

Evet metinleri okuyacaklar ama Arabça, farsça sözcüklerin anlamlarını bilmedikleri için onlara anlamsız tümcelerden oluşan yabancı dilde bir metin gibi gelecekti.

Yazı ve Dil Devrimi"unutulan Türkçe yi "yeniden canlandırmış,dolayısıyla sonraki nesiller"yamalı bohça"durumunda ki Osmanlıcayla yazılan kitapları okuyamaz olmuşlardır.

Ancak burada söz edilen"olunamayan kitap sayısı"çok sınırlıdır.
Ayrıca,8 yy.da yazılmış metinler Orhun anıtları veya 10.ve15.yy arasında yazılmış metinler: örnek Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Yunus Emre bugün anlaşılabilirken 16.ve19.yy arasında, adeta Türkçenin ırzına geçilmiş Türkçe Arapça ve farsça sözcüklerle dolmuş,"Türkçe,Türkçe liğini yitirmiş"

Bu yüzden Osmanlıca diye adlandırılmıştır.
Osmanlı aydınları 16 yy.dan sonra adeta Türkçe den utanır olmuşlardır.

Örneğin,Yavuz Sultan Selim dönemi olaylarını anlatan Selimname adlı kitabın yazarı Keşfi (Arapça yazmıştır) Türkçe yazmasını isteyen bir şaire şu karşılığı vermiştir.

"Türk dili iri bir inci tanesi gibi yontulmamıştır ve iç tırmalayıcıdır.O nedenle yeryüzündeki zarif yaratılışlı kişilerce hoş karşılanmamakta,dilde kurallara önem veren kimselerin anlayış ve beğenisine de uygun düşmemektedir.Bu yüzden de kültürü kimselerin görüşmelerinde dışlanmış ve güzel konuşan kişilerin söyleşilerinde Aşağılanmıştır."

Buna karşın 16.yy. şairlerinden Tatavlalı Mahremi nın yazdığı Basitname adlı eser de beyitler bugün kolayca anlaşılmaktadır.

    "Gördüm seridgür ol ala gözlü,geyik gibi,
       Düşdüm saçı duzağına bön üveyik gibi,
17.yy Halk edebiyatçılarından Karacaoğlan nın yazdıkları bugün anlaşılmaktadır.
     "Nedendir de kömür gözlüm nedendir?
      Şu geceki benim uyumadığım
      Çetin derler ayrılığın derdini
      Ayrılık derdine doyamadığım.

Gayet anlaşılır değilmi şimdi de Arapça Farsça özentisi Divan şairlerinden Nefi nın "çok sade"yazılmış bir şiirini örnek verelim.
       "Girdi miftab-ı der-i genc-i mania elime,
        Aleme bezl-i güber eylesem itlaf değil
        Levh-i mahfuz-ı sühandır dil-i pek-i Nefi
        Tab-ı yaran gibi dükkance-i sahaf değil.
Anladınızmı?
Photo

Post has shared content
ARAB DİYARINDA DEVE SÜRMEYİ DEĞİL

Atatürk, istikbal için en önemli ilkeyi “Fikri hür, Vicdanı hür, İrfanı hür nesiller!” diyerek en net bir şekilde ifade etmiştir.
Bilim ve teknolojide öne geçen ülkelerin diğerleri ile arayı açtığı bir çağda, müfredatımızın bilimsel temellere dayanması çok önemi..!
Sorgulayan, özgür gençler yetişmeli;
Milli Eğitimi'miz.
21.yüzyıl becerilerini,Fen,Matematik, Biyoloji, Kimya, Kuantum Fiziği, Felsefe,Sanat, Müzik öğrenmeli çocuklarımız.
Eğitim bir ülkenin geleceğinin güvencesidir.
Photo

Post has attachment
Herkese güzel bir hafta sonu dilerim.
Photo
Wait while more posts are being loaded