Post has attachment
#Bursa da 33 gün önce #kedim 11 yaşında #kayıp oldu gören , bulan , #ihbar edene #para ödülü verilecektir irtibat no : 0554 267 28 11 - 0554 399 56 52 .
Photo

Post has attachment

Post has attachment

Post has attachment

Post has attachment

Post has attachment

Post has shared content
Bazı İbadet Çeşitleri 

Dua ve Yardım İsteme 

İbadet çeşitlerinden birisi duadır. Dua, içinde istek, korku, sevgi, sığınma, yalvarma, boyun eğme ve tazimi barındıran her türlü istektir. 

Dua iki çeşittir: 

1- İbadet duası
2- İstek duası 

İbadet duası, Allah-u Teâlâ'nın vechini (yüzünü) arzulayarak, sevabını kazanmak ve cezasından kurtulmak için emrettiği hususları yerine getirmektir. Namaz, oruç vb. ibadetler gibi. Bu hal dili İle duadır. (Yapılan amelin kabulü böylece Allah'a yaklaşma dileğini içerir.) 

İstek duası ise, bir fayda sağlamak veya bir zararı önlemek gibi dua edene fayda sağlayacak şeyi istemektir. 
Bu ikisi birbirleriyle ayrılmaz olup birbirlerini gerektirmektedirler. Her ibadet duası aynı zamanda istek duasını da gerektirmekte, her İstek duası da aynı zamanda ibadet duasını kapsamaktadır. 

İstiğâse yardım dilemek demek olup (başa gelen) sıkıntının giderilişini istemektir. Ancak sıkıntıda olan kimse istiğâsede bulunur. 

İsti'âne de yardım dilemektir. Ancak istiğâseden daha geniş anlamlıdır

Âlimler yalnızca Allah'ın güç yetirebileceği bir şeyde, kalben ya da dille başkasına seslenip dua edenin veya O'ndan başkasından yardım dileyenin "Lâ ilâhe illallâh Muhammedun RasûIullah/Allah'tan başka ilâh yoktur, Muhammed Allah'ın rasûlüdür” dese yahut namaz kılıp oruç tutsa ve hacca gitse bile, müşrik olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Zira İslâm, kelime-i şehâdeti şart koşmakla beraber Allah'tan başkasına ibadet etmemeyi de şart koşmuştur. Kelime-i şehâdeti telaffuz edip Allah'tan başkasına ibadet eden, gerçekte kelime-İ şehâdeti yerine getirmemiş olur. Çünkü Allah'tan başkasına dua etmek, tevhidin aslına aykırıdır ve tümüyle tevhide ters düşer. 

Sadece Allah'ın güç yetirebileceği bir konuda başkasına dua etme, seslenme ve başkasından yardım talebinde bulunma, başkasına yapılan bir ibadettir. Bu ister şefaat talebinde bulunmak veya fayda ummak, isterse zararı önlemek gibi hususlarda olsun durum aynıdır. 

Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur: 

(Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadet etmekten kibirlenenler, aşağılanmış olarak cehenneme gireceklerdir)  (Mumin 40/60) 

O Subhânehu yine şöyle buyurmuştur: 

(Mescidler hiç şüphesiz ki, Allah'ındır. [Bu itibarla oralarda], Allah ile beraber başka birine dua edip yalvarmayın!) (Cin, 72/18) 

Sahih hadiste de şöyle buyurulmuştur: "Dua ibadettir.

Dua ibadetlerin en yücelerinden olan bir ibadettir. Bundan dolayı duada koşulan şirk, yasaklanan diğer ibadet türlerinde koşulan şirke göre en başta gelen bir şirk olmaktadır. Hatta duada koşulan şirk, Rasûlullah sallallâhu aleyhi sellem'in kendilerine gönderilmiş olduğu müşriklerin koşmuş olduklan şirkin en büyüğüdür. Zira onlar peygamberlere, sâlihlere ve meleklere dua ederlerdi. Onlara kendilerine Allah katında şefaat etsinler diye yaklaşmaya çalışıyorlardı. Sıkıntılı anlarda dara düştüklerinde ise ibadeti yalnız Allah'a has surette yerine getiriyorlar, şirk koştukları varlıkları unutuyorlardı. 

Allah Subhânehu ve Teâlâ, onların başkasına dua etme şirklerini bir- çok âyette inkâr edip reddetmiştir. 

Bu âyetlerden bazıları şunlardır: 

(Allah'tan başka, kıyâmet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek olan kimseleri çağırıp durandan daha sapık kim vardır? Hâlbuki o kimseler, bunların dua ve çağırılarından habersizdirler. Nitekim İnsanlar haşr olundukları zaman onlar, kendilerini çağırıp duranlara düşman olurlar ve bunların kendilerine ibadet edegelmelerini [bildiklerini] reddederler) (Ahkaf, 46/5-6) 

 (De ki: Allah'tan başka; size ne zarar ne de fayda verebilecek hiçbir güce sahip olmayan şeylere mi ibadet ediyorsunuz? Hakkıyla işiten, hakkıyla bilen; yalnız Allah'tır) (Mâide, 5/76) 

 ([Müşriklere] de ki: Allah'tan başka [ilâh olarak] ileri sürdüklerinizi çağırın! Onlar ne göklerde, ne de yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahiptirler. Onların buralarda hiçbir ortaklığı yoktur; Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktur) (Sebe, 34/22) 

Kendileri yaratılmış olan ve hiçbir şeyi yaratamayan şeyleri Allah'a ortak mı koşuyorlar? Hâlbuki bunlar ne onlara bir yardım edebilirler; ne de kendilerine yardım edebilirler) (A 'râf 7/191-192) 

Bu âyette Allah'ın dışında meleklere, peygamberlere, sâlihlere ve putlara dua eden müşrikler kınanmaktadır. Çünkü bu yaratılmışların hiç birinde, ne kendileri için, ne de kendilerinden sonrakiler için yaratma, rızıklandırma ve yardım etme sıfatlarında olduğu gibi ibadeti hak edecek özellikler yoktur. Onlar sonradan yaratılmış mahlûklardır. Durumu böyle olan varlık da büsbütün acziyet içerisindedir. Nasıl kendisine ibadet edilen bir İlâh olsun ki?

(O'ndan başka çağırıp durduklarınız bir çekirdek lifine bile sahip değillerdir. Eğer onları çağırsanız, çağırmanızı işitmezler. Faraza işitseler bile, size karşılık veremezler. Kıyâmet günü de sizin ortak koşmanızı reddederler. [Bu gerçeği] sana, her şeyden haberi olan [Allah] gibi hiç kimse haber veremez) (Fâtır, 35/13-14) 

(Onlar mı hayırlı]; yoksa darda kalana kendisine dua ettiği zaman karşılık veren ve sıkıntıyı gideren; sizi yeryüzünün halifeleri yapan mı? Allah ile birlikte bir ilâh mı var?) (Neml, 27/62) 

Allah Subhânehu, darda kalanın dualarını kabul edenin, sıkıntıları giderenin ve hayrı ulaştırmaya tek başına güç yetirenin sadece kendisi olduğunu bildirmiştir. Kim Allah'tan başka, peygamberler veya evliyalar gibi makam ve mevkisi ne olursa olsun birilerinin sıkıntıları giderme ve fayda elde etme hususlarında tesiri olduğuna inanırsa, putperest müşriklerin düşmüş olduğu şirke düşmüş olur. 

"Allah Azze ve Celle, Kerîm Peygamberi sallallâhu aleyhi ve sellem'e kendisinden başkasına dua etmeyi yasaklamıştır. Çünkü fayda ve zarar vermek, Allah Subhânehu ve Teâlâ'dan başkasının sahip olmadığı bir tasarruftur. 

Nitekim Allah Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: 

(Allah'tan başka sana ne fayda ne de zarar veremeyecek şeyleri dua edip çağırma! Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden [müşriklerden] olursun. Şayet Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrını kullarından dilediğine eriştirir. Ve O bağışlayandır, esirgeyendir)  (Yûnus, 10/106-107) 

Yaratılmıştan Yardım İstemek Ne Zaman Câiz Olur? 

Görünür, olağan vasıtalar hakkındaki somut duyularla algılanabilen işlerde, yaratılmıştan yardım istemek ancak Şu üç şartla câiz olur: 

1- Yardım istenen kimsenin hayatta Olması. 
2- Yardım istenilen kimsenin, yardımı istenen işe güç yetirebilir olması. 
3- Yardım istenilen kimsenin orada hazır bulunması. Allah-u Teâlâ'nın şu buyruğu bu hususun delilidir. 
(Kendi tarafından olanı, düşmana karşı ondan yardım istedi) (Kasas, 28/15) 

Yardım dilemek, çağırıp seslenmek ve yardıma çağırmak gibi durumların hepsinde bu şartlar geçerlidir. 

Alıştırmalar 
1-İbadet duası ile isteme duası arasındaki fark nedir? 
2- "Kendileri yaratılmış olan ve hiçbir şeyi yaratamayan şeyleri Allah 'a ortak mı koşuyorlar? Hâlbuki bunlar ne onlara bir yardım edebilirler; ne de kendilerine yardım edebilirler. buyruğunda Allah'ın dışında meleklere, peygamberlere, sâlihlere ve putlara dua eden müşriklere kınama vardır. Neden? 
3- Yaratılmıştan yardım istemek ne zaman câiz olur? 
Photo

Post has shared content
Müslümanların olması gereken cemaat şekli .( X cemaati Y cemaati değildir.) Müslüman Cemaati

Post has shared content
körü körüne mezhepçilik yapanlara güzel bir kapak ...

Post has attachment
4- Allah'ın İsim ve Sıfatlarına İman
Allah-u Teâlâ'nın isim ve sıfatlarına iman, isim ve sıfat tevhidini gerçekleştirmekle olur.
İsim ve Sıfat Tevhidi'nin Tanımı ve Delilleri:
Bu, Allah Azze ve Celle'nin ne kadar mükemmellik sıfatı varsa bunların hepsiyle vasıflandığına ve bütün eksiklik sıfatlarından uzak olduğuna kesin bir şekilde inanmaktır. Allah'ın kendisini veya Peygamberi sallallâhu aleyhi ve sellem'İn O'nu nitelendirdiği her sıfata, hakikati üzere, ne herhangi bir benzetme ve örnek vermeye, ne de herhangi bir ta'tîl (manasını işlevsiz bırakma) ve tahrife kaçmaksızın olduğu gibi iman etmektir.
Nitekim Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
(O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir.) (şûra, 42/11)
Allah-u Teâlâ bu âyette sıfatı kapsayan ismi ispat etmiş ve kendisi hakkındaki her türlü benzerliği de reddetmiştir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
(O'nun hiçbir dengi yoktur.) (ihlâs, 112/4)
Yine şöyle buyurmuştur:
(En güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin. O'nun isimleri hakkında eğri yola [ilhâda] sapanları bırakın. Onlar yapmakta olduklarının [ilhâdlarının] cezasına çarptırılacaklardır) (Araf 7/180)
Sıfatların Geçtiği Naslar Karşısında Takınılması Gereken Tutum:
Allah-u Teâlâ'nın âyet ve hadislerde geçen sıfatları karşısında görevimiz, lafızlarının ve manalarının Allah'a Teâlâ'ya yaraşır şekilde ispat edilip kabul edilmesidir. Zira sıfatların manaları bizlerce bilinmektedir.
Çünkü Allah-u Teâlâ bizlere apaçık Arap diliyle hitap etmiş ve bu hitabı düşünmemizi emretmiştir. O şöyle buyurmuştur:
(En güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin. O'nun isimleri hakkında eğri yola [ilhâda] sapanları bırakın. Onlar yapmakta olduklarının [ilhâdlarının] cezasına çarptırılacaklardır) (A 'raf; 7/180)
Eğer bu sıfatların bilinen bir manası olmasaydı bu isimleri düşünmenin de bir anlam ve faydası olmazdı.
Ancak sıfatların keyfiyetlerine ve hakikatlerine gelince, bunları Allah'tan başka hiç kimse bilemez. Nitekim İmâm Mâlik'e (179/795) Allah kendisine rahmet etsin
"Rahman arşa istiva etti' (Tâhâ, 20/5) âyetinde geçen istivânın keyfiyeti hakkında soru sorulduğunda 'İstivâ bilinmektedir. Keyfiyeti ise meçhuldür. Ona iman etmek farz, hakkında soru sormak ise bid'attir' şeklinde cevap vermiştir. Yani, keyfiyeti hakkında soru sormak bid'attir.
Imâm Mâlik rahmetullâhi aleyh'İn istivânın keyfiyeti ve manasıyla ilgili cevabı, bütün sıfatlar için kâide olmaya elverişlidir.
İmâm Şâfi'î (204/820) Allah kendisine rahmet etsin şunu tesbit etmiştir:
Allah-u Tebâreke ve Teâlâ'nın isimleri ve sıfatları vardır. Bunlar kitabında zikredilmiş ve Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem bunları ümmetine haber vermiştir. Allah-u Teâlâ'nın kullarından kendisine hüccet ikame edilmiş bir kimsenin buna aykırı bir kanaate sahip olması mümkün değildir. Çünkü Kur'ân Kerîm bunları bildirmiş, ayrıca adaletli şahısların Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den rivâyet ettiklerine göre bu husus Rasûlullah sallalldhu aleyhi ve sellem'den sahih olarak gelmiştir. Artık bir kimse bu hususlara dair hüccet kendisine sabit olduktan sonra buna aykırı bir kanaate sahip olursa o kimse Allah Azze ve Celle'yi inkâr etmiş bir kâfir olur.
İmâm Ahmed (241/855) Allah kendisine rahmet etsin şöyle demiştir:
"Allah'ın kendini nitelendirdiği şeylerle siz de Allah'ı nitelendirin. Yine kendi hakkında reddettiği her şeyi siz de O'nun hakkında reddedin.
İmâm Ebû Hanîfe (150/767) Allah kendisine rahmet etsin- ise şunları söylemiştir:
"Allah yaratılmışların sıfatlarıyla nitelenemez. Gazabı (öfkesi) ve rızası, (sevip razı oluşu) O'nun niteliği bilinmeyen sıfatlarından (diğerleri gibi) iki sıfattır. Ehl-i Sünnet ve'l-Cemâat'in görüşü budur. Allah gazab da eder, razı da olur. 'O'nun gazabı (öfkesi) cezalandırmasıdır, rızası (sevip razı oluşu) da sevap ve mükâfatıdır' denilemez. Biz O'nu kendisini nitelendirdiği gibi nitelendiririz.
Buhârî'nin hocası Nu'aym b. Hammâd da (228/843) Allah kendisine rahmet etsin şöyle demiştir:
"Allah'ı yarattıklarından herhangi bir şeye benzeten kimse küfre düşer. Allah 'ın kendisini nitelendirdiği şeyleri inkâr eden kimse de küfre düşer. Ne Allah'ın, kendisini; ne de Rasûlü'nün O'nu nitelendirdiği hiçbir şey teşbîh değildir.
Allah-u Teâlâ'nın Bazı Sıfatları
En ulu, en mükemmel ve en yüce sıfatlar Allah Azze ve Celle'nindir Bu sıfatlarda hiçbir yönden eksiklik olması söz konusu değildir. Bu sıfatların sayısı çoktur. Bunlardan bazıları şunlardır:
1 Hayat: Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
(Allah, [o Allah'dır ki] O'ndan başka ilâh yoktur; O hayydır [diridir], kayyûmdur [zâtıyla ve kemâliyle kâimdir].) (Bakara, 2/255)
2- İlim: Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
(Muhakkak ki Allah her şeyi çok iyi bilendir.) (Tevbe, 9/ 115)
3- Kudret: Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
(Allah her şeye kadirdir) (Haşr, 59/6)
4- Sem'i ve Basar: Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
(O'nun benzeri hiçbir şey yoktur, O İşitendir, görendir.) (Şûra, 42/11) 
5- Kelam: Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
(Ve Allah Mûsâ ile gerçekten konuştu) (Nisâ, 4/164)
6- İrâde: Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
O dilediği şeyleri muhakkak yapandır) (Burûc, 85/16)
7- İstivâ: Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur;
(Rahmân Arş'a istivâ etti.) (Tâhâ, 20/5)
8- İki El: Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
([Allah, İblise] dedi ki: "Ey İblis! İki elimle yarattığıma [insana] secde etmekten seni alıkoyan nedir?) 
(Sâd, 38/75)
9- Uluvv: Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
(Gökte olanın, sizi yere batırıvermeyeceğinden emin misiniz?) (Mülk, 67/16)
10- Vech (Yüz): Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
(Ancak Rabbinin celâl ve İkram sahibi vechi [yüzü] bâki ka lacaktır.)(Rahman, 55/27)
11- Nüzûl:
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ her gecenin son üçte birlik bölümü kaldığı zaman dünya göğüne iner ve şöyle der: 
'Yok mu bana dua eden? Duasını kabul edeyim! Yok mu benden bir şey isteyen? İstediğini ona vereyim! Yok mu benden bağışlanma dileyen? Onu bağışlayayım!
Esma-i Hüsnâ
Allah'ın güzel isimleri belirli bir sayıyla sınırlı değildir; bilâkis pek çoktur. Rasûlullah sallallühu aleyhi ve sellem'in şu hadisinde açıkça ifade edildiği gibi, Allah-u Teâlâ bu isimlerden bir kısmını bize bildirmiş, diğer bir kısmını ise kendi ilminde saklı tutmuştur:
"(Allahım!) Kendine isim olarak verdiğin veya kitabında indirdiğin veya mahlûkatından herhangi bir kimseye öğrettiğin, veyahut da gayb ilminde kendi katında kendin için saklı tuttuğun, sana ait olan her isimle senden yüce Kur'ân'ı kalbimin baharı, göğsümün nûru, hüznümün üstümden alıp atıcısı ve kederimin gidericisi kılmanı istiyorum.
Esmâ-i Hüsnâyı bilme hususunda tek kaynağımız şer 'î metinlerdir. Buna göre Allah-u Teâlâ'yı Kur'ân ve Sahih Sünnet'te geçmeyen bir isimle isimlendirmemiz caiz değildir.
Şu da bilinmelidir ki, Allah-u Teâlâ'ya ait isimlerin her birinden Allah Azze ve Celle'ye ait bir sıfat çıkar. Rahmân isminden "rahmet” sıfatının, Azîz isminden de "izzet” sıfatının çıktığı gibi. Diğer isimleride böyledir.
Allah'ın Güzel İsimlerinden Bazıları
Allah-u Teâlâ'nın şu buyruğunda bu isimlerden bazıları zikredilmiştir.
(O, öyle Allah'tır ki, O'ndan başka ilâh yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, Rahmân'dır Rahîm'dir. O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. O mülkün sâhibidir, eksiklikten münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah [müşriklerin] ortak koştukları şeylerden münezzehtir. O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olan her şey O'nu tesbîh eder. O azîzdir [gâliptir], hikmet sâhibidir.) (Haşr, 59/22-24)
Allah-u Teâlâ'nın İsimlerine ve Sıfatlarına İmanın Etkileri
Allah-u Teâlâ'nın isim ve sıfatlarına iman etmenin müslüman üzerinde büyük etkileri vardır. Müslüman Allah-u Teâlâ'nın isim ve sıfatlarını bilip tanıdığı zaman, bu onun Rabbi ve mâ'budu hakkında daha fazla ilim sahibi olmasını sağlar. Böylelikle O'na bu güzel isimlerle dua eder. Bu isimlerin anlamları ve ifade ettikleri mükemmellik ve yücelik sıfatlan üzerinde düşünür ve bunlarla Allah'a ibadet eder. Ayrıca bu isimler müslümanın gidişatına ve hayatının tümüne etki ederek yön verir.
Mesela;
ilim sıfatı;
Kul Allah Azze ve Celle'nin gözetimi altında olduğunu, O'ndan hayâ etmesi gerektiğini, O'nunla ünsiyet kurmayı ve gönül rahatlığı ve huzuru kazanmayı öğrenir.
Kudret sıfatı;
Mü'min kulun Allah-u Teâlâ'dan korkmayı, O'nun vadine güvenmeyi ve Allah'ın şanını yüceltmeyi öğrenmesini sağlar.
Rahmet sıfatı;
Kulun mevlasına karşı ümit ve amel sahibi olmasını, tevbesinin kabulü ve cennete girmek için beklenti içinde olmasını sağlar.
Sem'İ ve Basar sıfatları ;
Kulun günahlardan uzaklaşmasını, itaate yönelmesini ve mahlûkata iyilik yapmasını öğretir.
Hıfz (koruma) sıfatı ;
Kulun sadece Allah-u Teâlâ'ya yönelip O'na tevekkül etmesini, sebat ve güvenin oluşmasını sağlar.
Gınâ ve rızk sıfatları ;
Kulun Allah-u Teâlâ katındaki zenginliklere karşı beklenti içinde olmasını, insanların yanında olan geçici zenginliklere değer vermemesini sağlar.
Ceberût, Melekût, Kibriyâ, Azamet sıfatları ;
kula yaratıcısı Allah-u Teâlâ'yı büyük görmeyi ve yüceltmeyi, mahlûkatın azamet, büyüklük ve ceberutunu küçümsemeyi ve Allah-u Teâlâ'nın yanında bunların büsbütün küçük görülmesini sağlar.
Allah-u Teâlâ'nın diğer güzel isimlerinde ve yüce sıfatlarında da aynı durum söz konusudur. Zira bu güzel isimler ve yüce sıfatlar, bunlara iman eden kişinin bütün hayatı boyunca Allah-u Teâlâ'ya ibadet etmesini ve O'ndan korkmasını sağlar.
Alıştırmalar 
1- İsim ve sıfat tevhidi ile kastedilen nedir? Delili ile açıklayınız. 
2- Allah'ın sıfatlarının yer aldığı naslara karşı görevlerimiz nelerdir? 
3- Aşağıdaki naslardan yola çıkarak Allah'ın bazı sıfatlarını belirtin. 
a) "O dilediği şeyleri muhakkak yapandır. ' 
b) "Ancak Rabbinin celâl ve ikram sahibi vechi (yüzü) bâki kalacaktır. " 
c) "Allah, [o Allah 'dır ki] O 'ndan başka ilâh yoktur; O haydır [diridir], kayyûmdur [zatıyla ve kemâliyle kaimdirl. " 
d) "Allah her şeye kadirdir. ” 
c) "O'nun benzeri hiçbir şey yoktur, O işitendir, görendir. " 
f) "Rahman Arşa istiva etti. ' 
g) "[Allah, İblise] dedi ki: "Ey İblis! İki elimle yarattığıma [insana] secde etmekten seni alıkoyan nedir? " 
h) "Muhakkak ki Allah her şeyi çok iyi bilendir. " 
i) "Ve Allah Mûsâ ile gerçekten konuştu. " 
j) "Gökte olanın, sizi yere batırıvermeyeceğinden emin misiniz? " 
4- Esmâ-i Hüsnâ'yı bilmek İçin kaynağımız nedir? Esmâ-i Hüsnâ belirli bir sayı ile sınırlandırılmış mıdır? 
5- Allah'ın isim ve sıfatlarına imanın kul üzerindeki etkisi nedir?
Photo
Wait while more posts are being loaded