Post has attachment
Osmanlı'da Darbe
Tarih tekerrurden ibarettir. Sözü yine yine yeniden tekerrur etmiştir. Tarihe bakip günümüzü yorumlamaya varmisiniz o halde devamı; https://tarihkovani.blogspot.com.tr/2017/06/basarsz-darbe-girisimi-kuleli-vakas.html?m=1

Post has attachment
  İNSANOĞLUNA TEBLİĞ (DAVET) !
YARATAN ALLAH SUBHANEHU VE TAALANIN KİTABINDAN (KUR'AN)                  HABERLER
Nisa:59 Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.
NOT : ALLAHA KULLUK VE İBADET ETMEYEN , ALLAHU TAALA NIN AYETLERİNİN VE RESULLERİNİN(PEYGAMBERLER) İZİNDEN GİTMEYEN İTAAT ETMEYEN ÇAĞRISINA VE MESAJINA KULAK ASMAYAN BUGÜNÜN YAŞAYAN MİLLET IRK KAVİM AŞİRETLERE ÖRGÜTLERE  PARTİLERE VE BÜTÜN İNSANLARA DUYURULUR
                      PEYGAMBERLERİN İZİNDEN GİDENLER VE                                                       GİTMEYENLERİN AKİBETİ/SONU
Araf:64 Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.
Araf:99 Yoksa Allah'ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah'ın tuzağından emin olamaz.
Araf:133 Biz de, her biri ayrı ayrı birer mucize olmak üzere başlarına tufan, çekirge, ürün güvesi (haşerât), kurbağalar ve kan gönderdik. (Hiçbirinden ders almadılar.) Büyüklük tasladılar ve suçlu bir kavim oldular.
Araf:138 İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları, "Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilahları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilah yapsana" dediler. Mûsa şöyle dedi: "Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz."
Araf:150 Mûsâ, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) "Ey anamoğlu" dedi, "Kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma."
Araf:188 De ki: "Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim."
Enfal:65 Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkar edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir.
Tevbe:6 Eğer Allah'a ortak koşanlardan biri senden sığınma talebinde bulunursa, Allah'ın kelâmını işitebilmesi için ona sığınma hakkı tanı. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Bu, onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir.
Tevbe:13 Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah, eğer siz gerçek mü'minler iseniz kendisinden korkmanıza daha lâyıktır.
Rad:3 O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır. O geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah'ın varlığını gösteren) deliller vardır.
Rad:4 Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah'ın varlığını gösteren) deliller vardır.
Rad:7 İnkâr edenler, "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" diyorlar. Sen ancak bir uyarıcısın. Her kavim için de bir yol gösteren vardır.
Rad:11 İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah'ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah'tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.
Nahl:11 Allah o su ile size; ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır.
Kehf:86 Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. "Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın" dedik.
Kehf:94 Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?"
Müminun:44 Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık. Artık inanmayan bir kavim Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
Neml:12 "Elini koynuna sok; Firavun'a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir."
Neml:43 Daha önce Allah'tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkâr eden bir kavimden idi.
Neml:47 Onlar, "Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih, "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında(yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz" dedi.
Neml:52 İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.
Neml:60 Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır onlar (Allah'a) eş tutan bir kavimdir.
Kasas:21 Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve "Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar" dedi.
Kasas:25 Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, "Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor" dedi. Mûsâ onun (Şuayb'ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuayb, "Korkma o zalim kavimden kurtuldun" dedi.
Kasas:32 "Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler."
Ankebut:51 Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır.
Yasin:19 Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.
Saffat:30 "Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."
Zuhruf:88 Onun (Muhammed'in), "Ya Rabbi!" demesine andolsun ki, şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir.
Casiye:31 İnkâr edenlere gelince onlara şöyle denir: "Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?"
Ahkaf:23 Hûd, "(Bu konudaki) bilgi ancak Allah katındadır. Ben size, benimle gönderileni tebliğ ediyorum. Fakat ben sizi câhillik eden bir kavim olarak görüyorum" dedi.
Fetih:12 (Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim oldunuz.
Photo
Photo
2016-03-19
2 Photos - View album

Post has shared content
DOSTUN YOLU

Bazen en dibe vurmak mı gerekiyor affına sığınarak soruyorum Usta? Solucanlar gibi toprağın dibinde gezinirken, lağım farelerinin pisliğin içinde neden ve nasıl mutlu olduklarını anlamaya çalışmak için, bu pisliğe bulaşmak mı gerekiyor Usta? Zira tefekkür için, akletmek biz insanoğluna tek başına yetmiyor olmalı Usta!

Gönüllerin kıyısına vurup, Ruhlara dokunanın tesiri herkeste aynı olmuyor be Ustam! Bu yüzden, acıların bizleri umutsuzluğa sürüklediği bir ortamdan çıkmanın yolunu her şeye umut olanda aramamız gerektiğini bildiğimiz halde arayamıyoruz Usta?

Şeytanın Şükür diyarından kovulmasının sebebini, Ademe Secde etmemesinin bir adım ötesine geçip,  İlahi emre karşı gelme noktasında, görmek gerekiyor sanırsam Usta? Bilmemizin bildirilenden ve öğretilenden ibaret olduğunu düşündüğümüzde, tek bilmemiz gerekenin sorumluluğunu omuzlarımızda hissetmemiz gerekmiyor mu Usta?

Şeytana uyanların, insanlıktan çıkıp nasıl hayvandan daha aşağı bir noktaya sürüklediklerini yaşarken görüyor,  neden akledemiyoruz Usta ?

Şeytana uymakla, Cennet nimetlerinden mahrum kalan Adem babamızla,  Havva anamızın sıkıntı içinde kalmaları sonucunda  yaptıkları hatanın farkına varıp,  yalnız Allah'tan af dilemiş olmaları, bizlere şu zamanda çektiğimiz sıkıntıların nedeninin Şeytana ve nefsimize teslimiyetimiz olduğunu hatırlatmış olmalıydı Ustam?

Ne çok dokunulmaması koparılmaması gereken elma varmış oysa! Bizleri uyarmak ve yolu ve yordamı göstermek üzere  Kitap ve Peygamber gönderildiği halde, dokunmadığımız koparıp bir kenara fırlatmadığımız ne az elma kalmış değil mi Usta?

Biri Meleklerden gelen diğeri isyankar Cinlerden gelen iki yol arasında Yüce Allah bizden tercih yapmamızı istemiş. Neyin dost yolu neyin düşman yolu olduğunu bildirmiş. Dostlarımız ve biz dostun yolu üzerinde olmalıyız değil mi Usta?

İkram Gökhan Akcebe
20.01.2016
Photo

Post has shared content
Aşk

Gökyüzüne kalbinle bakıp,
Olup biteni görebiliyorsan.
Sulara barajlar kurabiliyor,
Sözü ağızda tutabiliyorsan,
Dünyandan tatlar alamıyor,
Yaşarken ukbayı özlüyorsan
Bırak gülü, KUL olabiliyorsan
Çağırdığında hiç mazeretsiz,
Kalkıp huzura durabiliyorsan,
Sübhâne rabbiye’l azîm/alâ
Gönülde Allah diyebiliyorsan,
Aşk sende, sen Aşk’tasın arkadaş.
 
İkram Gökhan Akcebe
Photo

Post has shared content

Döndür Allah'ım

Bir nedenle herkes
Şu gönlüme bakar
Sırlanmış aynanda,
Dışa bakan içi anlamaz
Bir tek sen kalırsın,
Sürurum sensin Allah'ım.

Ağzımdan çıkanları
Kulaklarım duymaz
Suyun çamurda akar
Sana dönen bulanmaz
Gönlüme sus ver,
Kendine döndür Allah'ım.

İkram Gökhan Akcebe
15.01.2016 14:26

Sürur : Sevinç
Photo

Post has shared content
AYDIN


AYDINLILAR ÇOK KIZMIŞLAR,
AYDIN YOK DEYİNCE BİZLERE!
SAKIN OLA Kİ ALINMASINLAR,
SÖZÜMÜZ, BİZ AYDINIZ DİYEN KENDİNİ BİLMEZLERE.


NE EKERSEN ONU BİÇERSİN,
EKMEDİĞİNDEN NEYİ BEKLERSİN?
BAZILARI APTAL DEMİŞLER HALKINA!
NASIL AYDIN ÇIKMIŞLAR, VARAMAMIŞLAR FARKINA!


YÜKSEK PUANLA KAZANILAN,
ÜNİVERSİTELERİMİZ VAR DA!
BİLİME İRFANA YOK KATKILARI!
SİYASETE SOYUNMUŞ, HERCÜMERÇ OLMUŞ AKILLA!


HİÇBİR ŞEY OLMAZ YATA UYANA,
AYDINLANMAZ İNSAN İTE KAKILA!
DÜNDEN KOPARMADAN BUGÜNÜ,
YARINA, EMİN ADIMLARLA YOL ALACAKSIN DİYOR ATA!



İkram Gökhan Akcebe
13.01.2016 12:36
Photo

Post has shared content

Dönüp Kim?

Herkesin bir derdi var da,
Dışarısı, yalancı bahar!
Bir mutluluk muştusunda,
Dönüp, kim kışa bakar?

Kimi güneşte tatil yapar,
Kimi soğukta odun yarar,
Bronz tenin arandığı yerde,
Dönüp, kim içeriye bakar?

Suyun yücesi kalbe akar!
İçmeyenler suya nasıl kanar?
Utanır, sıkılır aşığın gözleri,
Dönüp kim, kaşa kirpiğe bakar?

İkram Gökhan Akcebe
11.01.2016 14:32
Photo

Post has shared content
Lütfen Üzülme

Doğrular herkese göre değişiyor olsalar da
Değerler çoğunlukça değersiz bulunsalar da,
Yüreğinin, her daim Aşk Aşk diye atıyorsa, 
Üzülme, Allah'ın Merhameti hala çok yakındır.

İnsanlar hakkında hüsnü zan ile hareket et,
Bazı şeylere kör olurken, bazı şeylere sağır ol! 
Gece çok uzun olsa da, sabaha kavuşmasını bilir!
Allah'ın Adaleti hiç gecikmeden yerine gelir!

İkram Gökhan Akcebe
09.01.2016 12:04
Animated Photo

Post has shared content
Din Bozulmaz İnsanlık Bozulur!


Din kayıtsız, şartsız Allah’ındır.
Bozulmayan tek kaynak Kurandır.
Ölen, öldüren Allahu Ekber der,
Ümmetin Vahdeti bu yüzden bozulur.

İrade sahibinin seçimleri vardır,
Şeytan, nefis yolu üzerinde durur
Mezheplerin çıkış noktası ihtiyaçtandır
Kalp, öteki, beriki dedikçe bozulur.

Siyasi ve iktisadi mülahazalarda,
Biz siz olgusu savaş için kaldıraç olur.
Kaynağın başından uzaklaşılırsa,
Tertemiz olana, kirli karıştıran bozulur.

Farklılıklarımız insan oluşumuzdandır,
Yolum Haktır demek, şirke götürür.
Kuran’ın bize, size göresi yoktur,
Böyle bir yaklaşımda düzen bozulur.

Allah’ın dini eksiksiz ve Kamildir,
Kelime-i Şehadet getiren Müslümandır,
Siyasi ve nefsi çekişmelerin gölgesinde,
Allah’ın Dini bozulmaz, İnsanlık bozulur.

İkram Gökhan Akcebe

İSLAM ALEMİNİN MUHARREM AYI VE HİCRİ YILBAŞININ ÜMMETİN BİRLİĞİNE VE KARDEŞLİĞİNİN TESİSİNE VESİLE OLMASI DİLEĞİYLE HAYIRLI OLSUN
Yarın (14 Ekim 2015 Çarşamba) müslüman aleminin kutsal günü Hicri Yılbaşı.Hicri Yılbaşı ayrıca Muharrem ayının başlangıcı oluyor.

HİCRİ YILBAŞI MÜSLÜMANLAR İÇİN MİLAT

Müslümanlar için bir dönüm noktası olan hicret, tarihte yeni bir sayfa açmıştır. Hz. Ömer’in halifeliği döneminde hicretin gerçekleştiği gün, Hz. Ali’nin teklifiyle hicrî takvimin başlangıcı sayılmıştır. O günden itibaren de İslam âleminde 1 Muharrem hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul görmüştür.

Müslümanlar için bir milat olan hicret; Allah’a ve O’nun Kutlu Elçisi Rahmet Peygamberine gönülden bağlılığın bir ifadesi; hakka, hakikate, ilme, irfana ve medeniyete yapılan yolculuktur.

Hicret, Allah rızası için; anadan, babadan, evlattan, yardan, diyardan, maldan, mülkten hatta candan vazgeçmenin ibretli ve meşakkatli bir öyküsü; Yüce dinimizin rahmet yüklü mesajlarını bütün insanlığa ulaştırmak için çıkılan kutlu yolculuğun adıdır. Öyle ki tebliğ hicreti doğurmuş, hicret ise tebliği yoğurmuştur. Kısaca hicret Müslümanlar için bir milattır.

Hicret, Allah yolunda fedakârlığın, yardımlaşmanın kardeşliğin zirvesidir..



AŞURE GÜNÜ NEDİR? AŞURE NASIL YAPILIR

Aşure… Muharrem ayının onuncu günü...Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki: “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın değer verdiği ay olan Muharrem ayında tutulan aşure orucudur…” (Müslim, “Sıyâm”, 202)
“Aşure günü orucunun, bir önceki yılın günahlarına keffaret olmasını Allah’tan umarım.” (Tirmizî, “Savm”, 48)
Hazreti Aişe (r.ah) İslâm öncesinde, Mekke halkının oruç tutmakta olduğu aşure gününde peygamberimizin de oruç tuttuğunu bildirmekte... Allah Rasulü Medine’ye hicret ettikten sonra da bu orucu tutmuş ve müminlere de onuncu günü ile birlikte, bir gün öncesi veya sonrası ile oruçlu olmalarını tavsiye etmiş... (Ahmed b. Hanbel, VI, 244)
Aşurenin içinde yer aldığı Muharrem ayı da, aynı zamanda Hz. Peygamber (sav)’in torunu Hz. Hüseyin’in ve çoğu Ehl-i Beyt mensubu 70’den fazla insanın siyasi ihtiraslar uğruna Kerbela’da şehid edilmesi nedeniyle Müslümanların ortak hafızasında büyük bir acının tarihidir. Kerbela’da acımasızca şehit edilen Hz. Hüseyin ve arkadaşları, bu hadisedeki asil duruşu ve haksızlıkla karşısındaki onurlu mücadelesi ile bütün müminlerin gönüllerinde taht kurmuş, ona ve yakınlarına bu zulmü reva görenler ise insanlığın ortak vicdanında mahkûm edilmiştir.
Aşure paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin ve sevginin ifadesi, bolluk ve bereketin simgesidir. Aşurenin bu mecazî anlamı toplumumuz için bugün her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır. Milletimiz, asırlardır sürdürdüğü gelenekle bugün de; “farklılıkların ahenk içindeki ortak tada katkı sağlamaları”, “birlik” gibi kültürümüzün özünde hep var olan güzellikleri devam ettirme bilinci ile birbirinden farklı tatları aynı kazanda kaynatıp, aşure aşı yapmaya, birlikte yaşamanın sembolünü tadarken muhabbeti paylaşmaya devam etmektedir.
AŞURE TARİFİ

Malzemeler

1 su bardağı aşurelik buğday
1 çay bardağı nohut
1 çay bardağı kuru fasulye
1 kahve fincanı pirinç
2 çay barağı süt
2,5 su bardağı tozşeker

Bir tutam tuz

1 kahve fincanı kuş üzümü
1 kahve fincanı kuru üzüm
1 portakalın rendelenmiş kabuğu

4 çorba kaşığı gül suyu
3 adet karanfil

Üzeri için

Kurutulmuş meyveler, ceviz içi, tarçın, kuru incir

Yapılışı: Kuru bakliyatları (buğday, nohut, kuru fasulye) yıkayıp ayrı kaplara aktarın. Üzerlerini geçecek kadar su ilave edin. En az 6 saat beklettikten sonra tekrar yıkayın. Nohut ile baklayı ve fasulyeleri ayrı tencerelerde haşlayın. Başka bir tencereye bol suda yıkanmış buğday ve pirinçler, rendelenmiş portakal kabuğu ve 7-8 bardak soğuk suyu aktarın. Pirinçler hafif yumuşayıncaya kadar haşlayın. Önceden haşlamış olduğunuz bakliyatları ilave edin. Birkaç dakika kaynatıp kuş üzümü ile çekirdeksiz kuru üzümü ekleyin. Şeker ve bir tutam tuzu ekleyip koyu bir muhallebi kıvamına gelene dek tencerenin ağzı açık kalacak şekilde ara sıra tahta bir kaşıkla karıştırarak pişirin. Bu arada bir çay bardağı suyun içinde karanfilleri ekleyip bir taşım kaynatıp 5 dakika kadar bekletin. Ocaktan aldığınız aşurenin içine karanfil aromalı suyu içine ekleyin. Gül suyunu arzu edenler de içine eklesin ve hemen kaselere paylaştırın. İstediğiniz şekilde süsleyip servis yapın. Bereketli olsun.

MUHARREM AYININ FAZİLETİ

Rahmân ve Rahîm olan Allâh'ın adı ile Hayatın bütün safhasında olduğu gibi takvim safhasında da İslâm'ın belli bir tanzimi söz konusudur ve bu da dinin bütün esasları gibi vahiy ve nakle dayanmaktadır. Gerek âyet-i kerîmeler ve gerekse hadîs-i şerîflerin izahı ile İslâmi takvim ve ayların tayini açıklığa kavuşturulmuş ve İslâm'ın ana rükunlarından olan Oruç, Hac ve Zekat gibi ibadetler bu takvime bağlı kılınmıştır.

"Allâh-u Te'âlâ katında gökleri ve yeri yarattığı günden bu yana ayların sayısı on ikidir. Bu on iki aydan dördü (Receb-i Şerif, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem ayları) haram aylardır." (Tevbe Sûresi:36)
Hazreti Ebu Bekir (Radıyallâhu Anh)'ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

"Şüphesiz ki zaman, dönüp dolaşıp Allâh-u Te'âlâ'nın gökleri ve yeri yarattığı gündeki halini almıştır. Sene on iki aydır. Bu on iki aydan dördü haramdır ki, üçü peş peşedir. Bunlar, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem'dir. Tek olan ay ise Cemadiyel Ahir ile Şaban arasındaki Mudar'ın (torunları olan Kureyş kabilesinin tazim ettiği) Receb-i Şerif ayıdır." (Buhari, Bedül Halk:2 No:3197; Müslim, Kasame:29; Ebu Davud No:1947; Ahmed İbn-i Hanbel, el-Müsned: 5/37; Beyhaki, Fedailül Evkat, No:1)

Muharrem ayı, âyet-i kerîme ile işaret edilen ve hadîs-i şerîfle de belirtilen dört haram aydan birisi ve İslâmi takvimin de ilk ayıdır. Muharrem ayı, kendisinde tutulan orucun ve yapılacak bir takım ibadetlerin özellikle teşvik edildiği aylardandır.

Hazreti Ebu Hureyre (Radıyallâhu Anh)'dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

"Ramazan ayının orucundan sonra en faziletli oruç Allâh-u Te'âlâ'nın ayı olan Muharrem ayındaki oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz ise gece yarısı kılınan teheccüd namazıdır." (Müslim, Sıyam:202; Ebu Davud, Savm:55; Tirmizi, Salât:324; Nesâî; Kıyamul Leyl:7)

Hadîs-i şerîfte Muharrem ayına Allâh-u Te'âlâ'nın ayı denilmesi, bu ayın şerefine işarettir. O yüzden bu ayda nafile ibadetlere ve oruçlara daha ziyade yönelmemiz lazımdır. Ayrıca bu ay içinde Hicri Yılbaşı ve Aşura Günü gibi önemli iki gün bulunmaktadır. Allâh-u Te'âlâ bu ayı ve içinde bulunan bu mübarek günleri en güzel şekilde idrak edip ihya edebilmeyi nasip eylesi (Âmin)
Âlimlerin görüşüne göre ibadetle geçirilmesi müstehap olan geceler on dört tanedir ki bunlardan bir kısmı da Muharrem ayının içindedirler.

Bu geceler Şunlardır:

1- Muharrem ayının ilk gecesi,
2- Muharrem ayının onuncu gecesi (Aşura gecesi),
3- Receb-i Şerif ayının ilk gecesi
4- Receb-i Şerif ayının orta gecesi (on beşinci gecesi),
5- Receb-i Şerif ayının yirmi yedinci gecesi (Mirac Gecesi)
6- Şaban-i Şerif ayının orta gecesi (on beşinci gecesi, yani Beraat Gecesi),
7- Ramazan-ı Şerif bayramı gecesi
8- Arefe gecesi (Zilhicce ayının dokuzuncu gecesi)
9- Kurban bayramı gecesi (Zilhicce ayının onuncu gecesi),
10- Ramazan-ı Şerif ayının yirmi birinci gecesi
11- Ramazan-ı Şerif ayının yirmi üçüncü gecesi
12- Ramazan-ı Şerif ayının yirmi beşinci gecesi
13- Ramazan-ı Şerif ayının yirmi yedinci gecesi
14- Ramazn-ı Şerif ayının yirmi dokuzuncu gecesi. (Abdulkadir-i Geylani, el-Gunye: 1/327)
Yine yedi gün vardır ki, bu günleri devamlı ibadetle geçirmek müstehap sayılmıştır.

Bu yedi gün şunlardır:

1- Arefe günü (Zilhicce ayının dokuzuncu günü),
2- Aşura günü (Muharrem ayının onuncu günü),
3- Şaban-i Şerif ayının on beşinci günü,
6- Kurban bayramı günü (Zilhicce ayının onuncu günü),
7- Teşrik günleri (Kurban bayramında teşrik tekbirleri getirilen günler), (Abdulkadir-i Geylani, el-Gunye: 1/328)
Senenin ilk ayı olan Muharrem ayında kendimizi yenilemeli, eski yılda işlediğimiz günahlar için tevbe etmeli, yeni yılda daha güzel ameller işlemek için de kendimizi motive etmeliyiz.

MUHARREM AYINDA TUTULACAK ORUÇLAR

Hazret Ali (Radıyallâhu anh)'dan rivayet edilmiştir:
Bir adam Hazreti Ali (Radıyalâhu anh)'a gelerek ona: "Ramazan-ı Şerif ayından sonra hangi ayda oruç tutmamı tavsiye edersiniz?" diye sorar.

Bunun üzerine Hazreti Ali (Radıyallâhu Anh) şu cevabı verir:

"Ben bu soruyu Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimize soran kimseye rastlamıştım. Nihayet bir adam sordu. O zaman bende yanlarında idim. Dedi ki:

'Ey Allâh'ın Rasûlü! Ramazan-ı Şerif ayından sonra hangi ayda oruç tutmamı tavsiye edersiniz?"
Bu soru üzerine Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz:

'Ramazn-ı Şerif dışında da oruç tutmak istersen Muharrem ayında tut. Çünkü o (Muharrem ayı), Allâh-u Te'âlâ'nın ayıdır. O ayda bir gün vardır ki, Allâh-u Te'âlâ o günde bir kavmin günahlarını affetti, bir başka kavmin günahını da affedecektir' diye buyurdular." (Tirmizi, Savm:40)

MUHARREM AYININ İLK GÜNÜ ORUÇ TUTMANIN FAZİLETİ

Hazreti İbn-i Abbas (Radıyallâhu Anhüma)'dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

"Her kim Zilhicce ayının son gününde ve Muharrem ayının ilk gününde oruç tutarsa o kimse, geçmiş seneyi oruçla tamamlamış ve gelecek seneye oruçla başlamış olur. Allâh-u Te'âlâ tutmuş olduğu bu orucu, elli senelik günahına keffaret kılar (tutmuş olduğu bu oruç sebebi ile elli senelik günahı bağışlanır.)" (Abdülkadir-i Geylani, El-Gunye: 2/316; Abdurrahman b. Yusuf, İmadül İslâm:386)

MUHARREM AYINDA PERŞEMBE, CUMA VE CUMARTESİ GÜNLERİ ORUÇ TUTMANIN FAZİLETİ

Hazreti İbn-i Abbas (Radıyallâhu Anhüma)'dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

"Her kim, herhangi bir haram ay içinde Perşembe, Cuma ve Cumartesi günü olmak üzere üç günü (peşpeşe) oruçlu geçirirse, kendisine (bu oruç karşılığında) iki sene, (diğer bir rivayette) yedi yüz sene (diğer bir rivayette de) dokuz yüz sene (nafile ibadet) sevabı verilir." (Taberani, el-Evsat:1810, 2/468; Deylemi, Müsnedül Firdevs: 5696, 4/66; Abdülkadir-i Geylani, el-Gunye: 1/325, Suyuti, ed-Dürrül Mensur: 4/185; İmam-ı Gazali, İhyau Ulumi'd Din: 1/281; Ali el Mütteki, Kenzul Ummal: 24173, 8/561; Heysemi, Mecmaüz Zevaid:3/191) Hazreti Enes (Radıyallâhu Anh)'dan rivayet edilmiştir:

Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz buyurdu ki:

"Her kim Muharrem ayında Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri olmak üzere üç günü (peş peşe) oruçlu olarak geçirirse, o kimseye dokuz yüz sene (nafile) ibadet etmiş sevabı yazılır." (Safuri, Nüzhetül Mecalis: 1/156)
Wait while more posts are being loaded