Post has attachment
Photo

Post has attachment
🌹🌹 Elhamdülillah 🌹🌹
Photo

Post has attachment
Photo

Post has attachment


ZEKAT

Zekatın önemi
Zekat nisabı
Zekat ne zaman verilir
Hangi maldan zekat
Kira ve zekat
Zekat nisabı bellidir
Zekat verirken
Zekat veya sadaka istemek


Zekatın önemi
Sual: Mal, zekat ile korunurmuş. Zekat bu kadar önemli mi?
CEVAP
Kur’an-ı kerimin çeşitli yerlerinde namaz ile zekât beraber bildiriliyor. (Namazı kılın, zekâtı verin) buyuruluyor. (2/43)
Zekâtın önemi büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Allaha ve Resulüne inanan, malının zekâtını versin!) (Zekât vermekle Müslümanlığınız mükemmel hâle gelir.) (En faziletli ibâdet namaz, sonra zekâttır.) (Hastalarınızı sadaka ile, mallarınızı zekât ile koruyun!) (Malınızın temizlenip güzelleşmesi için zekât farz kılındı.)

Zekat nisabı
Sual: Zekat nisabı nedir, nasıl hesaplanır?
CEVAP
Daha kolay anlaşılması için maddeler halinde yazalım:
1-Zekât nisâbı, 20 miskal, ya'nî 96 gr altın veya bu değerde para, ticâret eşyâsıdır.
2-Zekât nisâbına mâlik olan zengindir.
3-Zekâta tâbi malların veya paranın, sene içindeki azalıp çoğalmasına itibâr edilmez. Nisâba mâlik olduktan bir sene sonra elde kalan mal, nisâbı buluyorsa kırkta biri zekât olarak fakirlere verilir.
Nisâbdan aşağı ise verilmez.
4- Zekât, kârdan değil, ticâret malının veya paranın tamamından verilir. 5- Senetli, senetsiz alacaklar nisâb hesâbına dâhil edilir. Alacaklar tahsîl edildikten sonra zekâtları verilir. Daha almadan da zekâtları verilebilir.
6-Borçlar, mevcut paradan veya maldan çıkarılır. Geri kalanın zekâtı verilir.
7-Ticâret için olmıyan evler, arsalar, vâsıtalar, fabrikalar, demirbaş eşyâlar zekât nisâbına dâhil edilmez. Ticâret için alınıp ticâret için saklanan malların, altın, gümüş, yerli ve yabancı paraların ve elden ele dolaşan hisse senetlerinin zekâtı verilir. Evin, apartmanın, arabanın, zekâtı olmaz. Araba, ev ve arsa alıp satan kimse, bunların zekâtını verir. Çünkü bunlar ticâret malı olmuştur. Ev yaptırmak için arsa alan, bunun zekâtını vermez. (Dürer)
8-Bir zenginin bir fakirden alacağı olsa, fakire borç senedini verip, "Sana alacağım kadar zekât vermeye niyet ettim. Sen de borcuna karşılık kabûl et, böylece ödeşmiş olalım" dese, fakir de kabûl etse, zengin zekâtını vermiş olmaz. Çünkü zekât, borç senedi vermekle, râzı olmakla verilmiş olmaz. Ancak mal teslim etmekle olur. Bu zenginin zekâtını fakire vermesi, fakirin de, aldıktan sonra, tekrar zengine geri vererek borcunu ödemesi lâzımdır. Ev kirasını ödeyemiyen fakir kiracıya, mal sahibi kirayı almadan ona bağışlasa, bu para zekât yerine geçmez sadaka olur. (R.Muhtâr)
9-Zekât verirken bilezik, yüzük gibi altınların işçilik ve sanat değerine değil, ağırlığına
itibâr edilir. Yanî 12 ayardan fazla olan bütün altınlar, tartılır. Kırkta biri zekât olarak verilir.
10-Bilezik, zincir, küpe, yüzük gibi çeşitli ayarlarda altını olan kimse, bunların içinden en yüksek olanının ayarından vermesi evla, ortalamasını hesap ederek vermesi câiz, en düşüğünden vermesi ise, mekruhtur.
11-Kadınların altın ve gümüşten başka diğer süs (zînet) eşyâları zekâta tâbi değildir. Pırlanta, elmas gibi zînet eşyâlarının zekâtı verilmez. Şâfiî'de ise, kadınların altın ve gümüş dâhil süs olarak taktıkları zînetlerin zekâtı verilmez. (Hidâye)
12-Zekâta tâbi mallar, altın liraların en düşüğünün alış fiyatına göre hesap edilir.
13-Kadının nisâbın üstünde bileziği varsa, zekâtını kendisi verir. Yâhut, (Benim zekâtımı sen bir fakire ver) diye kocasını veya başka birini vekil ederse, vekil kendi parası ile zekâtı verebilir.
14-İmâmeyne göre, borçlu ve fakir kimseye, hanımı zekât verebilir. (Mevkûfât)
15-Namaz kılmıyan, oruç tutmıyan bir müslümanın da zekât vermesi lâzımdır. Nasıl olsa, oruç tutmuyorum, zekâtımı da vermiyeyim dememelidir! Hiç değilse, borcun birinden kurtulmalıdır!
16-Borcu olmıyan fakire nisâb miktarı veya daha çok zekât vermek mekrûhtur.
17-Zekât verirken, "zekâtım" demeye lüzûm yoktur. "Hediyem" denilse de câizdir.
18-Zekât, ticâreti yapılan maldan veya değeri altın olarak verilir.
19-Hisse senetlerinin nâma [isme] ve hâmiline [taşıyana] yazılı olanları vardır. İsimsiz, hâmiline yazılı olanların devir kabiliyetleri vardır. Yanî döviz gibi elden ele dolaşır. İstendiği zaman satılabilir. Bu senetler ticâret malı gibi, zekâtın hesâb edildiği tarihteki piyasa değeri üzerinden nisâba dâhil edilir. Nâma yazılı hisse senedi alan, sene sonunda, fabrikanın demirbaş mallarının haricindeki parasını zekât nisâbına dâhil eder.

20- Gölde yetiştirilen balıklar satılınca, bu para diğer zekâta tâbi mallarla beraber nisaba ulaşırsa zekâtı verilir.Birkaç ineği olup çok süt satan, ineklerin zekâtını vermez, fakat sene sonunda sütten elde ettiği parayı zekât nisabına dahil edilir.

Zekat ne zaman verilir
Sual: Zekat ne zaman verilir? Anne ve babaya zekat verilir mi?
CEVAP
Zekât, farz olduktan sonra verilir. Nisaba ulaşan, zengin olduğu tarihi, kameri aya göre bir yere yazar. Mesela, 3 Recebde zengin olmuşsa, bir yıl sonra Recebin üçü gelince yine nisap kadar parası ve ticaret malı varsa zekâtını verir. Ramazan ayını beklemez. Günü gelmeden zekât vermekte de mahzur yoktur, çok iyi olur. Hatta gelecek birkaç yılın zekâtını önceden vermek de caizdir. Bir kimse, zekâtını yanlış hesap edip, bir altın zekat vermesi gerekirken iki altın hesap etse, fakire verdikten sonra tekrar hesap etse, bir altın vereceğini anlasa, ikinci yıl vereceği zekâta bu bir altını mahsup eder.
Zekâtı acele etmeden bir yıl içinde vermek gerekir diyen âlimler var ise de, acele edip, hemen vermek vaciptir. Özürsüz geciktirmek mekruh olur. Şâfiî ve Malikî’de, zekât farz olunca, hemen vermek farzdır. Hadis-i şerifte, (Zekât vermekte acele ediniz!) buyuruldu.
Ana babaya, dedeye, büyük anneye, evlada, toruna, hanıma ve kâfire zekât verilmez. Fakir olmak şartı ile geline, damada, kayınvalideye, kayınpedere, kayınbiradere, üvey çocuğa zekât verilir. Hala, amca, dayı, teyze gibi akrabaya zekât vermek daha çok sevap olur.

Hangi maldan zekat
Sual: Hangi maldan zekat verilir?
CEVAP
Zekâtın hangi maldan verileceğini birçok müslüman bilmemektedir. Zekât olarak verilecek mallar yerine, bunların kıymetlerini de vermek caizdir. Kıymet denilince, altın ve gümüş anlaşılır, başka mal, çek, senet, para veya döviz anlaşılmaz. Çünkü eşyanın kıymeti altın ve gümüş ile anlaşılır. (Keşfi rümuz-i gurer)
Fülus [bakır] paraların kıymetleri nisabı bulunca zekât olarak, bu fülusun değerlerinin kırkta birini gümüş olarak vermek gerekir. (M.Seade)
Bakır paranın zekâtı, aynı cins bakır paradan verilmez, gümüş olarak verilmesi gerekir. (İmam-ı Ebu Yusüf buyurdu ki, toprak sahiplerinden uşur ve zekât olarak, altın ve gümüş yerine, başka geçer akçe [para] almak haram olur. Her ne kadar bunlar, herkesin kabul ettiği damgalı para ise de, altın değil, bakır paradır.) [R.Muhtar]
Altın ve gümüş olmayan, tedavüldeki para ile zekât verilmez. Zekât, ya altın veya gümüş, yahut ticareti yapılan maldan verilir. İmam-ı Nesefi hazretleri buyuruyor ki: Bir zengin, yemek satın alıp fakire yedirse, zekât vermiş olmaz. (Zahire)
Zekât olarak, erkek deve verilmez. Erkek develerin zekâtı bile dişi deve olarak verilir. Dişi devesi yoksa değeri kadar altın veya gümüş verilir. Başka mal verilmez. (Hindiyye)
Zekât olarak altın ve gümüş yerine, bunların kıymeti kadar uruz vermek sahihtir. (M.felah)
Ticaret malına uruz denir. Elbise tüccarı, ya uruz yani ticaretini yaptığı elbiseden veya değeri kadar altın, gümüş verir. (Tahtavi)

Fakire verilen altın, onu zengin edecek kadar fazla olmamalıdır. Borçsuz fakire nisap miktarı veya daha çok zekât vermek mekruh olarak caizdir. 10 g altın kadar borcu var ise, 100 g altını alması mekruh olmaz. Altın ile gümüş, ne niyetle saklanırsa saklansın ticaret eşyası kabul edilir. Nisap miktarı ise zekâtı verilir.

Kira ve zekat
Bugün fakir için kiralık ev çok mühimdir. Fakat zengin zekâtına mahsuben fakiri evinde oturtamaz. Çünkü bir zengin, zekâtına mahsuben, bir fakiri evinde oturtsa zekât vermiş olmaz

Zekat nisabı bellidir
Sual: Zenginlik nisabını yeniden ele almalı diyorlar. Zekat nisabı belli değil midir?
CEVAP
Gazeteleri okuyan, TV’leri seyredenler, sanki din yeni ortaya çıkmış gibi, hakiki İslam âlimlerince onaylanıp 14 asırdır uygulanan dini hükümleri değiştirmeye kalkanlar çıkıyor. Kimi tesettürü kaldırıyor, kimi bayanlara hayz ve nifas hallerinde namaz kıldırıyor, kimi kaderi inkâr ediyor, (Fakirlik kaderimiz değil) diyerek, güya alınyazısını değiştirmeye kalkıyor. Kimi hariciler, İslam tarihinde ilk demokrat ve cumhuriyetçi fırka diye övüyor.
Kimi yakında kıyamet kopacak diyor. Hele tuhaf biri, (İstanbul’da büyük deprem olacak, 5 milyon kişi ölecek, aklı olan İstanbul’u terk etsin) diyor. Kıyametin ne zaman kopacağını Allah’tan başka hiç kimsenin bilmediği Kur’an-ı kerimde yazılıdır. Depremin de bugün için önceden bilinmesi mümkün değildir. Gaybdan haber verircesine, milleti sıkıntıya sokmak haramdır.
Dünyada da reform hareketi sürüyor. İslamın beş şartından biri olan namazı, sahih olmasın diye vakti girmeden kıldıran yerler var. Sahih olmaması için hac bir gün önce yaptırılıyor. Zekât, altın, gümüş veya ticaret ettiği maldan verilmesi gerekirken, ticaret malından değil de, başka maldan veriliyor. Böylece zekâtlar da sahih olmuyor. Şimdi de kurban ibadeti kaldırılmak isteniyor. Kurban kesilmeyip parası yoksullara verilmesi isteniyor. Dinimiz, (Muhtaç insanlar olduğu zaman kurban kesmeyip parası yoksullara verilsin) diyemez miydi? Peygamber efendimiz böyle bir şeyi düşünememiş mi, 1400 yıldan beri gelen âlimler düşünememiş mi?
Son olarak da zenginlik nisabını yeniden ele alıp bozmaya çalışanlar var. Dinimiz kâmil değil midir? Eksik olan nesi vardır? Namazın, orucun, zekâtın, nisabın yeni bir şekli olur mu? Reformcu, (Dine göre, malların değeri değişmiş, kim zengin, kim fakir belli değil. Mesela ortalama 40 davarın değeri 2.5 milyar, beş devenin bedeli 5 milyar, 30 sığırın bedeli 10 milyar. Gümüşe göre 60, altına göre 500 milyondur. Bunun ortalamasını almak gerekir. Siz, 500 milyonu olanı zengin sayar, 29 sığırın bedeli olan 9 milyarlık adamı fakir sayarsanız, bu adaletli olmaz.) diyor. Biri çıkıp da niye dinimizle oynuyorsunuz demiyor.
Ya dini bilmeyenler veya bozmak isteyenler
Böyle bir teklifi, ya dini bilmeyenler yapar veya dini kasten bozmak isteyenler yapar. Dinimizde, bir adamın 29 ineği ve 39 koyunu ve 4 devesi olsa, ayrıca 50 gram da altını olsa zekât vermez. Hatta Yün için, yük taşımak için, binmek için olan hayvanları varsa onların da zekâtı olmaz. Çünkü deve, sığır gibi başka cinsten sâime hayvanlar, birbirlerine ve ticaret eşyasına eklenmezler. Bu kadar mala sahip olan kimse, yaklaşık 20 milyarlık bu insan zekât vermez. Din böyle bildirmiş. Sen bunları birbirine ilave edersen dinin bildirdiği yolu bırakmış olursun. Bu kadar malı olmayıp da 100 gram altını olan kimse, dinen zengindir. Zekât vermesi gerekir. Reformcunun (malı çok olan zekât vermiyor da, malı az olan zekât veriyor) demesi yersizdir. Hatta bir kimse, fakir de olsa, toprak mahsullerinin uşrunu vermesi gerekir. Problem diye çıkarılan bu meseleler, kitaba uymamaktan ileri gelmektedir. Dinimiz eksik değildir. Kitaplara göre amel edilirse, hiçbir mesele kalmaz. Kitaplarda

eşyanın değeri, dövize, koyuna, sığıra veya deveye göre tayin edilmez. (Keşf-i rümûz) kitabında (Eşyanın kıymetleri altın ve gümüş ile anlaşılır) deniyor. Şimdi, gümüşün altına nazaran kıymeti, yedide birden çok düşük olduğu için, zekât hesaplarının yalnız altın lira ile kıymetlendirilmesi lâzım olduğu İbni Abidin’de bildirilmektedir.
Ticâret eşyasının kıymeti, para olarak kullanılmayan altın ve gümüş ile hesap edilmez. Hükûmet tarafından damgalı altın liralardan kıymeti en az olanı ile hesap edilir. Kitaba inananlar için işin esası budur.
Photo

Post has attachment
Photo
Commenting is disabled for this post.

Post has attachment
Photo

Post has attachment
79. Geceden de onunla (Kur’anla) teheccüd kıl. Olur ki Rabbin, seni övülen bir makama çıkarır.

{“İstenilen şey, meselâ, Makam-ı Mahmud, bir uçtur. Pek büyük ve binler Makam-ı Mahmud gibi mühim hakikatleri ihtiva eden bir hakikat-ı âzamın bir dalıdır. Ve hilkat-i kâinatın en büyük neticesinin bir meyvesidir. Ve ucu ve dalı ve o meyveyi dua ile istemek ise, dolayısıyla o hakikat-i umumiye-i uzmânın tahakkukunu ve vücut bulmasını ve o şecere-i hilkatin en büyük dalı olan âlem-i bâkinin gelmesini ve tahakkukunu ve kâinatın en büyük neticesi olan haşir ve kıyametin tahakkukunu ve dâr-ı saadetin açılmasını istemektir. (…)Hem Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma Makam-ı Mahmud verilmesi, umum ümmete şefaat-i kübrasına işarettir. Hem o, bütün ümmetinin saadetiyle alâkadardır. Onun için hadsiz salâvat ve rahmet dualarını bütün ümmetten istemesi ayn-ı hikmettir.” (Ş., Altıncı Şua, Üçüncü Cihet, s.97)}

Hizb-ül Kur'an(Mealli)(sh:41)
Photo

Post has attachment
(1)- Ubade İbnu's-Sâmit el-Ensarî (radıyallahu anh) hazretleri demiştir ki: "Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular:

"Kim Allah'tan başka ilâh olmadığına Allah'ın bir ve şeriksiz olduğuna ve Muhammed'in onun kulu ve Resûlu (elçisi) olduğuna, keza Hz. İsâ'nın da Allah'ın kulu ve elçisi olup, Hz. Meryem'e attığı bir kelimesi ve kendinden bir ruh olduğuna, keza cennet ve cehennemin hak olduğuna şehâdet ederse, her ne amel üzere olursa olsun Allah onu cennetine koyacaktır."[1]

Müslim'in bir başka rivayetinde şöyle buyrulmuştur:

"Kim Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehâdet ederse Allah ona ateşi haram kılacaktır."[2]


İkinci Bir Sual:
"Kur'anda sarihan ve zımnen ve işareten, âhiret ve tevhidi ve beşerin mükâfat ve mücazatını binler defa isbat edip nazara vermenin ve her surede, her sahifede, her makamda ders vermenin hikmeti nedir?"
Elcevab:
Daire-i imkânda ve kâinatın sergüzeştine ait inkılablarda ve emanet-i kübrayı ve hilafet-i arziyeyi omuzuna alan nev'-i beşerin şekavet ve saadet-i ebediyeye medar olan vazifesine dair en ehemmiyetli, en büyük, en dehşetli mes'elelerinden en azametlilerini ders vermek ve hadsiz şübheleri izale etmek ve gayet şiddetli inkârları ve inadları kırmak cihetinde elbette o dehşetli inkılabları tasdik ettirmek ve o inkılablar azametinde büyük ve beşere en elzem ve en zarurî mes'eleleri teslim ettirmek için Kur'an, binler defa değil, belki milyonlar defa onlara baktırsa yine israf değil ki, milyonlar kere tekrar ile o bahisler Kur'anda okunur, usanç vermez, ihtiyaç kesilmez.
Asa-yı Musa - 67
Photo

Post has attachment
Photo

Post has attachment
Wait while more posts are being loaded