Post has shared content
RAHMAN RAHİM AZİZ ALİM HADİ HAKİM

HAMİD HAFIZ OLAN ALLAH SUBHANEHU

VE TEÂLÂ NIN ADIYLA

ÖNCEKİNİN DEVAMI

Bu kendisinde herhangi bir şüphenin olmadığı ve yeryüzündeki müstad'af müminlerin kalplerinde güzel bir etkisinin bulunduğu hakikattır öyle ki onların kalplerine ALLAH'IN yardımı ve vaadiyle ümit ve yakin gönderilir batıl yayılmış olsa ve batılın orduları ve hükümleri yüceltilse'de
Muhakkak ki güzel sonuç sadık müminlerin dir bu rivayetlerde islam'a ve müslümanlara savaş açan ve her fırsatta onlara düşmanlık gösteren yeryüzünün bütün tağutları için kötü bir müjde vardır çünkü onların tuzaklarının ve savaşlarının kendileri için herhangi bir faydası yoktur bu tağutlar ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar muhakkak ki zafer ALLAH'IN kelimesi ve ordusunundur biraz vakit alsa da zafer mutlaka ALLAH'IN taraftarlarının olacaktır (devamı gelecek inşallah )
Photo

Post has shared content
Tâğut'a Kulluk
Tâğuta ibâdet etmekten sakınmak, mü’minlerin temel görevleri arasındadır. Çünkü, Allah'ın dışındaki nesne, kişi, kurum vb. ibâdet etmek, Rabbani yöneliş içerisindeki kişiliklere yakışmaz.
Zümer sûresi 17-18 âyette Tâğuta kulluktan kaçınmak ile sözün en güzeline uymak arasındaki, uyma olayına dikkatimiz çekilmektedir. Böylece Tâğutun insan ruhunda dolaşan belli belirsiz bir duygu olmadığını, önemli bir tercihte somut bir şekilde karşısına alınanın mücadele alanı olduğunu öğrenmekteyiz.
Nefsini tezkiye etmek isteyenler, sözlerin en güzeli olan ilâhi bildirime uyarlar. Hayatlarını kötülükle, günahla çevrili insanlar ise Tâğutun günaha, kirliliğe çağıran sözlerine kulak verirler:
Tâğutun peşinden gidenler, onu öncü, yönetici dost (velî) olarak kabul ettikleri için, ona ibâdet etmiş olurlar. 6
Tâğut ise kendisini velî edinenleri ateş çukuruna, nurdan zulümâta götürüp karanlıklar içinde bırakıverirler. 7
Mâide sûresi 60. âyette “maymun ve domuz olun“ denilerek Allah'ın gazabına uğrayan ehl-i kitaptan bazı kimseler, tâğuta ibâdet etmekle suçlanmaktadırlar. Somut olarak onlar din adamlarına tapmış değillerdir. Yani azgın, çizgiden sapmış ve hakka tecavüz eden otoritelere, onlar, açıkça rükû ve secde yaparak kulluk yapmıyorlardı. Fakat hahamlara kayıtsız şartsız itaat ettikleri için bu durum kulluk olarak nitelendirilmekte ve yoldan sapmak şeklinde anılmaktadır.
Kısaca tâğuta ibâdet edenler, Allah'ın indirdiklerine muhalefet ettikleri için ilâhi adalet tarafından maymun ve domuz olmakla cezalandırılmışlardır. Çünkü onlar, Allah'a düşmanlık, Allah'a “cimridir“ diye iftira etmek, haram yeme konusunda yarışmak, günah işleyerek tuğyanı hayatlarında kurumlaştırmak vb. şer eylemleri işlemişlerdir. 8
Photo

Post has shared content
Allah karşısında bilgi iddiasında bulunan; Allah bilirse biz de biliriz. Bizim de bilgimiz var. Bizim de aklımız var. Bizim de keyfimiz var. Biz de biliriz kılık kıyafetin nasıl olacağını. Biz de biliriz eğitimin nasıl olacağını. Biz de biliriz nereden kazanıp nerelerde harcayacağımızı. Biz de biliriz nasıl bir hukuk yapacağımızı. Biz de biliriz nasıl bir hayat programı belirleyeceğimizi, diyerek Allah karşısında bilgi iddiasında bulunan her insan tâğuttur. Sen öyle diyorsan, biz de böyle diyoruz. Sen kılık kıyafetiniz şöyle olsun diyorsan, biz de böyle olacak, diyoruz. Sen mîrasınız şöyle olsun diyorsan, biz de böyle olmalı, diyoruz, diyerek Allah karşısında bilgi iddiasında bulunan herkes tâğuttur.
Ya da Allah karşısında güç iddiasında bulunalar da tâğuttur. Allah varsa biz de varız. Allah’ın gücü varsa bizim de gücümüz var. Allah’ın cehennemi varsa bizim de kodeslerimiz var. Allah’ın melekleri varsa bizim de silahlılarımız var. Biz de asar keseriz. Biz istedik mi asarız. Biz istedik mi keseriz. Biz istedik mi açarız. Biz istedik mi kestiririz, diyerek Allah karşısında güç ve kuvvet iddiasında bulunanlar da tâğuttur.
Allah’a ve Allah’ın emirlerine isyan edip, kendi kendine uyup, kendi hevâsını, kendi düşüncesini ve aklını putlaştırıp, kendi kendisini mâbud yapmış kişi de tâğuttur.
"Kendi hevâ ve hevesini İlâh edineni görmedin mi?..."
(Câsiye: 23)
Kendi hevâsını, havasını putlaştırıp arzuları ve keyifleri istikâmetinde bir hayat yaşayarak Allah’ın kitabına ve Resûlü’nün sünnetine karşı müstağnî davranan, ihtiyaçsız ve eyvallahsız davranan kişi de tâğuttur. Parasına, malına, makamına, çevresine, kredisine güvenerek kendi kendine yeteceğine zanneden; ben bana yeterim. Benim malım, mülküm, makamım, koltuğum, çevrem, kredim var. Benim hiç kimseye ve hiç bir şeye ihtiyacım yoktur. Kitaba da, sünnete de, dine de, diyânete de ihtiyacım yoktur. Ben kazanmayı bilirim. Ben harcanacak yerleri bilirim. Ben hangi mesleği seçeceğimi bilirim. Ben ev tefrişini bilirim. Ben çocuklarımı nasıl eğiteceğimi pekâlâ bilirim. Ben hayatımı nasıl yaşayacağımı bilirim. Başka hiç bir şeye ihtiyacım yoktur, diyerek kendisini put- laştıran insan da tâğuttur.
Nâziât sûresinin 37-40 âyetlerinde ifade edildiğine göre dünyayı âhirete tercih eden, hayat programını dünya hayatı adına yapmaya çalışan, yâni programını dünyada bitecek biçimde ayarlayan, hayat programında âhiretin yeri olmayan kişi de tâğuttur.
Photo

Post has shared content
RAHMAN VE RAHİM OLAN

ALLAH'IN ADIYLA
ÖNCEKİNİN DEVAMI 5
BİZİM İSE MÜSLÜMANCA DÜŞÜNMEK GİBİ BİR DERDİMİZ OLMALIDIR BU
ELBİSE BİZE UYAR MI UYMAZ MI BU
NOKTADA KAYGILARIMIZIN OLMASI
GEREKİR BİRİLERİNİN BİZİ SOKMAYA
ÇALIŞTIKLARI ŞEKLE GİRMEK ZORUNDA
OLMADIĞIMIZ GİBİ BAŞKALARININ DOĞRU
LARINI TEKRAR ETMEK GİBİ BİR TUTUMU
MUZ DA OLAMAZ BİR MÜSLÜMAN OLARAK
KENDİMİZE BAŞKALARININ ŞEKİL VERDİĞİ
BİR KONUMU LAYIK GÖREMEYİZ BİZ SEKÜLERİZM VE UZANTISI OLAN KAVRAM
LARLA İLGİLİ FİKİRLERİMİZİ BEYAN EDER
KEN DE HALA BU ÇAĞDA BU KAVRAMLARI
MI TARTIŞIYORSUNUZ? DİYENLER OLACAKTIR FAKAT BİZLER ONLARIN
İSTEDİĞİ GİBİ BU KAVRAMLARI TARTIŞMADAN KABUL ETME DURUMUNDA DEĞİLİZ KUR'AN VE SÜNNETE UYARMI BUNU İYİCE TAHKİK ETMEYE ÇALIŞIRIZ ŞU ÇAĞDA BİZE SÜREKLİ SEKÜLER ANLAYIŞLAR LANSE
EDİLİRKEN OKUL DA MEDYADA VE TOPLUMUN DİYER KURUMLARINDA MÜSLÜMAN ZİHİNLERE BİR ŞEKİLDE FORMAT ATILMAYA ÇALIŞIRKEN BİZİM
BU KONUDA KAFA YORMAMAMIZ DÜŞÜNÜLEMEZ DÜNYEVİLEŞME TEHLİKE
SİNE KARŞI AHİRETİN VARLIĞINA İNANAN
İNSANLAR OLARAK BİR ŞEKİLDE MÜSLÜMANCA DÜŞÜNCEYİ ORTAYA KOYABİLMEMİZ GEREKİYOR(DEVAMI GELECEK İNŞALLAH)
Photo

Post has shared content
RAHMAN VE RAHİM OLAN

ALLAH'IN ADIYLA
Öncekinin devamı
AS B VAİL BÖYLE BİR İTTİFAKIN KARŞI
SINDA HİÇ BİR İTİRAZDA BULUNAMADAN
ANINDA TÜCCARIN PARASINI ÖDEMEK
ZORUNDA KALDI BU ERDEMLİLER İTTİFAKI
NIN BUNA BENZER BİRKAÇ OLAYDA YİNE
ZALİME KARŞI MAZLUMDAN YANINDA TAVIR ALDIKLARINI KAYNAKLARIMIZDA
OKUYORUZ MESELA HAS'AM KABİLESİN
DEN GELEN BİR YOLCUNUN KIZININ
KAÇIRILMASI OLAYINDA DA BU İTTİFAK
HAREKETE GEÇMİŞ VE İNSAN OLMANIN
BİR ONURU OLARAK ZALİME KARŞI
MAZLUMDAN YANA TAVIR ALMIŞLAR DI
(DEVAMI GELECEK İNŞALLAH)
Photo

Post has shared content

Post has shared content

Post has shared content

Post has shared content

Post has shared content
Müslümanlar ve İslâmî Duruş
Yaşadığımız dönemde Müslümanların (çoğunluk itibarıyla) durumu içler acısıdır. Bunları maddeler halinde saymaya çalışalım:
1. Müslümanlar İslâm’ı bilmiyor; ilimden uzaklar; ilimden, yani mutlak hakikat olan İlâhî vahiyden uzak, Kur’an’dan kopuk yaşadıkları için, Allah’ın Kitap’ından, birinci elden dini öğrenmiyorlar.
2. Bilmemekten daha kötüsü; İslâm’ı yanlış biliyorlar. Ölçü yanlış. Kur’an terazisiyle tartılıp ölçülmüyor bilinenler.
3. Kur’an’a dayalı iman esaslarını dosdoğru şekilde bilmiyorlar. Dosdoğru inanmıyor ve yaşamıyorlar. 1
4. İnanç ve amellerine birçok şirk, hurâfe ve bid’at karışmış. Kimi bilinçli bilinçsiz irtidat etmiş, kimi Allah’a endâd/eşler edinmiş, kimi küfür içinde bir hayat sürüyorlar. “Onların çoğu Allah’a şirk koşmadan iman etmezler.” 2
5. İsyan ve itaat bilinci yok. “Lâ ilâhe” deyip reddetmesi gerekenleri bilmiyor; “illâ” diye teslim olması gereken zât belli değil. 3
6. Siyasî bilinç yok. Tâğutlara sevgi içinde ve onlara destek ve yardımcı olma sözkonusu. 4
7. Cihad ruhu yok; kardeşlik ve vahdet anlayışından uzak, ümmet bilincinden mahrum bir anlayış ve yaşayış. 5
8. Tebliğ (emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker terk edilmiş. Bedenin ihtiyacı olan gıdaların alınıp uygun şekilde çıkarılamayınca ne tür hastalık oluyorsa; okunan, duyulan, sohbet ve derslerde öğrenilen hakikatlerin uygun şekilde dille veya elle yazılarak dışarıya çıkarılamaması da fikrî kabızlığa sebep oluyor. 6
9. Câhiliyeyi yıkmak için mücadele edecekleri yerde, dinlerini müdafaa bile edemiyorlar.
10. Yanlış hizmet anlayışı; haramlarla, Batılı tarzda ve sadece aklî ya da pragmatizm ölçülerinde hizmet anlayışı. Rabbânî tarzda ve nebevî ölçülerde, kulluğun içine girecek şekilde hizmet değil.
11. Dünyevîleştiler ve kapitalistleştiler. Dünyaya aşırı meyil, malın kulu, paranın nesnesi olma, lüks, israf, eşya tutkunluğu.
12. Âhirete (cennet ve cehenneme) yakînî iman ve âhireti öncelikleyip oraya hazır olmak yok. Tek kanatlı kuş gibiler, iki dünyalı değiller. Dünyalarını âhiret açısından değerlendirmeyiş.
13. Ulusçuluk, vatancılık, ırkçılık, hemşehricilik, düzencilik (devletçi çizgi),
14. Atalar dinine sarılma, gelenek ve âdetleri kutsama ve mutlak doğru kabul etme.
15. Modernizm çizgisinde müsteşrike benzer din anlayışı; ılıman İslâm denen, içi boşaltılmış ve çağdaş cahiliye değer(sizlik)leriyle doldurulmuş yapay din anlayışı
16. Geçim uğraşısından başka bir şeyi görmeyiş veya zengin olma hayalleri içinde zengin olmak için ne gerekirse yapmaya hazır olma
17. Futbol hastalığı, müzik tutkunluğu, TV. ve özellikle dizi bağımlılığı, internet düşkünlüğü ve bilgi kirliliğine muhatap olma
18. Demokrasi ile işlerin düzeleceğini sanıyorlar. “Oyu ver, koyuver” anlayışı. Aslında ülkeyi kimlerin yönettiğini görememek. Ülkenin derin devlet denilen, başta yattığı yerden Atatürk (onun laiklik gibi ilkeleri) olmak üzere, silahlı kuvvetler; Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi gibi kurumlar, para ve TÜSİAD gibi para babaları, Amerika, Batı ve onların prensipleri yönetiyor. Halkın seçtikleri en son sırada. Onlar sekreter ve piyon durumunda. Halk bunun farkında değil. Kendi tâğutunu seçme telaşında. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenleri velî (dost ve yönetici) kabul etmekte.
19. Sünnetullah’ı bilmiyorlar. Allah’ın değişmez yasalarına ters düşen tavırlar sergiliyorlar. Sıkıntıyla, zorluklarla, korkuyla, cihadla, açlıkla sınanmadan kurtuluş bekliyorlar. Rahat ve keyifleri (hevâlarını tanrı edinme) öne çıkıyor. Üzerine düşen görevleri yapmadan sadece dille duâ sâyesinde netice isteniyor. 7
20. Din’in “asl”ında tenzilât, ayrıntılarda ilâvelerde bulunma şeklinde beliren yanlış dindarlık ve yanlış takvâ anlayışı, gerçek Müslümanlık kabul ediliyor. İnsanlar şirkten sakınmadan nâfile ibâdetlerle dindar olabileceklerini sanıyor. Mistisizm; pasif din ve dindarlık anlayışı
21. Bilinçli-bilinçsiz tevhidî İslâm’a ve muvahhid Müslümanlara düşmanlık
22. İbâdetlere önem verilmiyor; tâğutlara, putlara, bâtıla farkında olmadan da olsa ibâdet ediliyor. Haram-helâl, farz-vâcip önemsenmiyor.
23. Her çeşit ahlâk krizi; Zulme râzı, edilgen, rüzgâr nereden kuvvetli esiyorsa onun götürdüğü yere sürüklenen nesneleşmiş insanlar
24. Mürcie düşüncesi: İman ayrı amel ayrı diyerek amellere önem vermeden cenneti garanti gören zavallı anlayış
25. Çevre şartlarına teslimiyet: Medya, düzen, okullar, moda, çılgınca tüketim, reklamların etkisinde kalma, yaşama biçimi yönüyle kâfirlere benzeyen ve onlara tavır al(a)mayan bir yaklaşım
26. Kimlik problemi: a- Kimliksizlik (ne Müslüman olduğu belli, ne gâvur denilebiliyor) b- Çok kimliklilik (Her boyaya giren, her inanca uygun davranan, aslında hiçbirinde samimi olmayan münafık tipli iki yüzlülük, iki yüz yüzlülük
27. Laiklik: Camide veya namazda başka İlâha; sokakta, işyerinde başka ilâha uyma. Tanrının hakkını (sadece ibadet gibi hususlarda) Tanrıya, Sezar’ın (devletin) hakkını (olmayan hakkını) Sezar’a verme; böylece çok tanrı edinme anlamında laiklik uygulaması
28. Aynı Allah’a, aynı Peygamber’e, aynı Kitab’a inanmıyor insanlar. Herkesin kendine göre farklı bir Allah, Peygamber ve Kitab anlayışı var. Kur’an’ın tanıttığı şekilde özellikleri olan Allah, Nebî ve Kur’an anlayışı yok; kargaşa var bu konuda
29. Vahyin ışığında aklı kullanmamak, akletmemek, düşünmemek, tefekkürden uzak yaşamak; buna rağmen din hakkında ahkâm kesmek, bilgiçlik taslamak, nutuk atmak
30. Bütün bunların hem sebebi ve hem sonucu olarak izzet ve onurlarını kaybettiler, zillete mahkûm yaşıyorlar. 8

Photo
Wait while more posts are being loaded