Post is pinned.Post has attachment

Post has attachment

Post has attachment

BAKARA 28 – 2
Sevgili Dostlar ve Değerli Misafirlerimiz,
Dün yazdığımız ayeti kerimenin incelenmesine yönelik ilk yazıda, yaşayan insanların hayatlarının filme alındığını, ayrıca gerçekleştirdiğimiz her hareketin de gerçekleştirilmesine neden olan düşüncelerimizin de kayda alındığını söyleyerek konumuzu tamamlamıştır.
Şimdi kaldığımız yerden ayeti kerimenin açıklamasına devam edeceğiz, Yüce Allah’ın izni ile inşallah.
“Melek” kelimesi Allah’ın (c.c.) vazifelilerinin Arapça adıdır. Yüce Allah görevli kıldığı bu kiramen katibin meleklerine sadece olayları değil de neden olayların ötesinde bir de düşüncelerimizi tespit ettiriyor? Bu soru son derece önemli bir sorudur. Cevabı ise şudur. İnsanların hangi olayı, hangi düşüncenin tesiri altında yaptığımız son derece önemlidir. Bu, bir insanın herhangi bir olayda suçlu veya suçsuz olduğunu tespiti, bu hayat filmlerindeki düşünce sisteminden anlaşılacaktır. 
Bu sözlerimizin anlamı şudur. Her yaşanan olayda bir insanın ne düşündüğü ve neyi gerçekleştirdiği bu filmlerden belli olacaktır. Buna göre de derecat kayıpları hesaplanacaktır.
Bir örnek olmak üzere kısa bir misal verecek olursak çarpıcı olması açısından ekstrem bir örnek vermek istiyorum. Bir insan düşünün amacı bir başka insanı da öldürmek olsun. Silah alıyor ( ediniyor ) takip ediyor, plan yapıyor ve bu planının neticesinde belirlediği yerde ve zamanda silahını ateşliyor ve öldürüyor. Kiramen kâtibin meleklerin 1. Gurubu olayların görünürünü kayda alırken 2. Gurubu da hangi amaçla silah aldığımı, hangi amaçla plan yaptığımı ve hangi amaçla ateş ettiğimi kayda alacaktır. Yani kısaca olay düşünülmüş, tasarlanmış ve tasarlandığı şekli ile de gerçekleşmiştir. Taammüt tamdır. Fiili eksiksiz yerine getirilmiştir.
İkinci bir insan düşünün, amacı silahını temizlemek ve yağlamak olsun. Ancak bu silahın namlu ağzında da bir mermi unutulmuş olsun.  Temizleme esnasında silahın elinden düştüğünü, tutmak isterken de silahın ateş aldığını düşünün. Merminin pencere camını kırarak tam karşıda bulunan pencereden dışarı bakan, bakmakta olan bir insana isabet ederek ölümüne neden olduğunu varsayalım.
Şayet kişinin düşünce sisteminde böyle bir olay tahakkuk etmemiş, tasarlanmamış ise bu insan sadece o kazadan sorumludur. Demek ki bu bir insanın bilerek, isteyerek cana kast etmem suçu değildir. Meydana gelen bir kaza neticesinde insanın ölümü gerçekleşmiştir. Yani bu kişi tarafından iradi olarak ölüm gerçeklememiştir. Kişinin hatası veya dikkatsizliği sebebi ile herhangi bir kastı olmaksızın olay vücuda gelmiştir.
İşte böyle bir insanın, Yüce Allah’ın katında kaybedeceği derecat ile bilerek, isteyerek bir insanı öldüren kişinin kaybettiği derecat eşit değildir. İşte bu iki olayda hangi ölçüde taammüt olduğunu ve buna bağlı olarak tayin edilen derecatın tespitini 2. Gurup kiramen kâtibinin kayda aldığı film tespit edecektir. Yani 2. grup Kiramen kâtibin melekleri bizlerin düşüncelerini kayıt altına almaktadır. 
Kıyamet günü, hayat filmlerine baktığımızda, sol tarafında kırmızı ile yazılmış rakamlar görürüz. Bu kırmızı rakamlar, hayatımız boyunca yaptığımız tüm günahların sıralanmış halidir. Bir başka ifade ile ne zaman Yüce Allah’ın (c.c.) emirlerine aykırı bir fiili gerçekleştirirsek derecat kaybederiz. İşte bu katlettiğimiz derecat miktarları ise elimize verilecek olan hayat filmlerinin sol tarafında kırmızı rakamlarla görülecektir.
Şöyle düşünebilirsiniz. “ BEN ŞU ANDA HİÇBİR KÖTÜLÜK YAPMIYORUM. Öyle ise derecat kaybın da söz konusu değildir” diyebilirsiniz. ANCAK, BÖYLE BİR DÜŞÜNCE GEÇERLİ DEĞİLDİR. Neden?
Çünkü YÜCE ALLAH’IN (C.C.) bütün insanlara kesintisiz olmak üzere ZİKİR YAPMAYI FARZ KILDIĞINI KUR’AN-I KERİM AÇIKLAMAKTADIR. Öyle ise şimdi bu farz ayetlerini vererek devam edelim.
1- ZİKİR FARZDIR. İşte ilgili ayeti kerime,
73/MUZZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
VE RABBİNİN İSMİ'Nİ ZİKRET ve her şeyden kesilerek O'na ulaş.
2- ÇOK ZİKİR FARZDIR. İŞTE İLGİLİ AYETİ KERİME,
33/AHZÂB-41: Yâ eyyuhellezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran).
Ey âmenû olanlar! ALLAH'I ÇOK ZİKİRLE (GÜNÜN YARISINDAN FAZLA) ZİKREDİN.
3- DAİMİ ZİKR DE ÜZERİMİZE FARZDIR. İşte ayeti kerime,
4/NİSÂ-103: Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alel mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten).
Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, ARTIK AYAKTAYKEN, OTURURKEN VE YAN ÜSTÜ İKEN (YATARKEN), (DEVAMLI) ALLAH'I ZİKREDİN! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkânıyla kılın. Muhakkak ki namaz, mü'minlerin üzerine, "vakitleri belirlenmiş bir farz" olmuştur.
Şimdi dilerseniz düşünelim. Bir insanın üç hali söz konusudur.
1- Ayaktadır
2- Oturuyordur
3- Yatıyordur.
4. bir hali söz konusu değildir. İşte bu üç halin üçünde de YÜCE ALLAH (C.C.) biz insanlara ZİKRETMEYİ ÜZERİMİZE FARZ KILMIŞTIR. İşte bu farz emri ne zaman diminde yerine getirdiğimiz veya getirmediğimiz de hepsi hayat filmlerimizde mevcut olacaktır.
Kiramen Kâtibin meleklerinin gözünden hiçbir şey kaçmaz. 1. Grup kiramen kâtibin melekleri fizik standartlardaki olayları kayda alırken, 2. Grup melekler ise düşünce sistemimizdeki olayları inceler. İşte bu iki grup melekler arasındaki illiyet rabıtası, KİŞİNİN SUÇUNUN VEYA MÜKÂFATININ DERECESİNİN TESPİT EDİLMESİNİ SAĞLAR. HAYAT FİLMİ BU AÇIDAN SON DERECE ÖNEMLİDİR.
Bir kişiyi şu veya bu şekli ile ölümden kurtarmak, kurtaran kişi içinde, kurtulan kişi için de YÜCE ALLAH’IN (C.C.) büyük bir nimetidir. İşte ölüm tehlikesinden kurtulan kişinin hangi düşüncelerle orada olduğu, kurtaran kişinin de hangi düşünce sistemi ile onu kurtardığı da tereddüde mahal vermeyecek şekli ile, net bir şekilde kiramen katibin meleklerince tespit edilir. İşte bütün insanlar için hayatları boyunca olaylar dizisi devam edecektir. Bir takım olaylar bize derecat kazandıracak, bir takım olaylar da bize derecat kaybettirecektir.
İşte insanın hayatı boyunca devam eden olaylar dizisi içersinde bütün insanlar için YÜCE ALLAH’IN (C.C.) hedef tayin ettiği şeyleri yapmak veya yapmamak istikametinde tercihlerini bu filmler gösterecektir.
YÜCE ALLAH’IN (C.C.) BÜTÜN EMİRLERİNİ YERİNE GETİRMEK LAZIMDIR.   ÇÜNKÜ BU EMİRLER ÜZERİMİZE YAPILMAK YÖNÜNDE VEYA YAPILMAMAK YÖNÜNDE FARZ KILINMIŞTIR.
Sevgili Dostlarım ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Konumuzun bu günkü bölümünü burada tamamladık. İnşallah konumuzu yarın tamamlamış olacağız. Umuyorum ki şayet okumuşsanız, düşünce yapınızda birtakım değişiklikler olacaktır. Biz Allah’ın (c.c.) biz insanlara emanet kıldığı KUR’AN-I KERİM YATELERİNİ eksiksiz ve anlaşılır şekli ile sizlere vermeye çalışıyoruz. Bu anlattıklarımızın hepsi Sevgili Mürşidimin ( HAK MÜŞİD ) öğretilerinden faydalanılarak hazırlanmaktadır. Şayet sizler de BİR KAMİL MÜRŞİDE ( HAK MÜRŞİD’E) tabi iseniz, yapılan açıklamalar arasında bir farklılık olmadığını hemen göreceksiniz. Belki kelimeler farklı, ifade üslupları farklı olabilir. Ancak anlattıkları şey aynıdır. ÇÜNKÜ BÜTÜN ANLATTIKLARI ALLAH’IN (C.C.) SIRATI MUSTAKİM’İ ÜZERİNDEN YÜCE ALLAH’A NASIL YOL ALINACAĞIDIR. BÜTÜN KAMİL-İ MÜRŞİDLERİN İRADELERİ YOKTUR. BU GÖREV DE KENDİLERİNE YÜCE ALLAH (C.C.) TARAFINDAN VERİLMİŞ VE SEBİLLERE ( YANİ SINIFLARA ) ÖĞRETMEN OLARAK ATANMIŞLARDIR.
Mürşidinizi öğrenmek istiyorsanız tek bir merciye müracaat etmelisiniz. BU MERCİ YÜCE ALLAH’TIR. MÜRŞİDİNİZİ ONDAN İSTEMELİSİNİZ. SABIRLA VE HACET NAMAZI İLE. DOLAYISI İLE ALDIĞINIZ BİLGİDEN EMİN OLARAK MÜRŞİDİNİZE ULAŞMALISINIZ. KALBİNİZDE DE HİÇBİR KUŞKU OLMAMALIDIR.
TEK BİR YOLU VAR. YÜCE ALLAH’TAN NAMAZ İLE ( HACET NAMAZI ) her gün en az kırk kez istediğimiz ( namaz kılıanlar için)
1/FÂTİHA-5: İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu). 
(Allah'ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden İSTİANE (mürşidimizi) isteriz.
Başka türlü öğrenebilme imkanımız yoktur.
Yüce Allah’ın Rahmeti ve Bereketi üzerinize olsun İnşallah.
DUALARIMIZLA,

Post has attachment
BAKARA SURESİ – 28
Sevgili Arkadaşlar,
Bugün sizlerle kıyamet sonrası anlatan bir ayeti kerimeyi paylaşmak, bu konuları öğrenmek isteyen ama yeterli kaynak da bulamayan arkadaşlarımı aydınlatabilmek istiyorum.
2/BAKARA-28: Keyfe tekfurûne billâhi ve kuntum emvâten fe ahyâkum, summe yumîtukum summe yuhyîkum summe ileyhi turceûn(turceûne).
Allah'ı nasıl inkâr edersiniz? (Kıyamet günü sur'a üfürüldükten sonra) siz ölü idiniz. Sonra sizi (kıyamet günü) diriltti. Sonra sizi (sur'a ikinci defa üfürüldüğünde) öldürecek. Sonra sizi (sur'a üçüncü defa üfürüldüğünde) diriltecek. Sonra (İndi İlâhi'de) O'na döndürüleceksiniz.
Bazı insanlar kıyametten sonra nasıl diriltileceklerini merak etmekte ve yeterli bilgiye de ulaşamadıkları ve kendilerini aydınlatan kimselere de nasıl ulaşacaklarını bilmedikleri için “OLMAZ BÖYLE ŞEY. BİZ ÖLDÜKTEN VE ETLERİMİZ VE KEMİKLERİMİZ ÇÜRÜYÜP YOK OLDUKTAN SONRA BU NASIL OLUR?” diyerek bir anlamda bizleri var eden ve VARLIĞIMZIN YEGÂNE SEBEBİ OLAN YÜCE ALLAH’I inkâr ettiklerini biliyoruz. 
Bu insanlar genel anlamda bunun bir süreç olduğunu ve böyle devam edeceğini söylüyorlar. İşte Sevgili Peygamberimiz zamanında ve daha sonraki devirlerde bu veya bunun gibi düşüncelere sahip olan insanlar vardır.
Ayet-i Kerime bu düşünce sahiplerine hitap ederek başlıyor. “ALLAH'I NASIL İNKÂR EDERSİNİZ? “ ölümden sonra dirilişe inanmayanlar, buna paralel olarak yaradılışa, insanın yaradılış şekline, cennetten ayrılma sebebine, bu sebebe iştirakimize dair olan Ayet-i Kerimeleri inkâr etmiş oldular. Yüce Allah’ın insanların nasıl yaşamaları gerektiğine dair gönderdiği Resullerine, Kitaplarına, yapılmasını emrettiği hükümlerine, yasak kıldığı fiilleri gerçekleştirerek yasaklarına, Hidayete, Yüce Allah’ın hidayet ile görevli kıldığı ASLEN YAŞADIKLARI DÖNEMLERDE DEVRİN İMAMI OLAN NEBİLERE, NEBİLERİN OLMADIĞI DEVİRLERDE DEVRİN İMAMI OLARAK GÖREVLİ KILINAN İMAMLARINI DA İNKÂR ETTİLER. YÜCE ALLAH’IN GÖREVLİ KILDIĞI KAVİM RESULLERİNİ, MÜRŞİDLERİNİ DE İNKÂR ETTİLER. YÜCE ALLAH’IN SIRATI MUSTAKİMİNE NASIL ULAŞILACAĞINA, YÜCE ALLAH’IN DAVETİNE, YÜCE ALLAH’A YÖNELMEYE, ULAŞMAYA, KUL OLMAYA, DÖNMEYE, ULAŞMAYA DAİR OLAN AYETLERİN BÜTÜNÜNÜ İNKÂR ETMİŞ OLDULAR.
Bu sebepler, nefs tezkiyesine yönelik olan ve velayet makamlarına ait bütün ayetler de doğal olarak inkâr eder duruma düştüler. İşte Allah’ı nasıl inkâr edersiniz sorusunun altındaki gerçekler, YÜCE ALLAH’I İNKÂR, KİTAPLARINI VEYA AYETLERİNİ İNKÂR, NEBİLERİNİ VE RSESULLERİNİ İNKÂR, YEVMİL AHİRİ İNKÂR, HAYRIN ALLAH’TAN, ŞERRİN İSE NEFSİMİZDEN OLDUĞUNU İNKÂRI BİR BÜTÜN OLARAK KAPSAMAKTADIR. 
Ayeti kerime kıyamet gününe havi olmakla beraber beraberindeki konuları verdikten sonra devamına bakalım.
“SİZ ÖLÜ İDİNİZ” bu insanlar demek ki dünya hayatlarını yaşamış ve yaşamları sonuçlanmış, RUHLARI YÜCE ALLAH’A AZRAİL A.S. VEYA YARDIMCISI MELEKLER TARAFINDAN TESLİM EDİLMİŞ, YANİ DÖNDÜRÜLMİŞLERDİR. Bu insanların fizik vücutları topraktan gelmiş ve toprağa döndürülmüştür. Nefsleri ise kıyamet gününe kadar yaşamlarını sürdürecekleri berzah âlemindedir. YANİ BU İNSANLAR ÖLÜDÜRLER.
İşte Yüce Allah, Sevgili Peygamberimizin yaşadığı devirde sonraki devirlerde yaşayan veya yaşamış olan insanlara ( müşriklere ve kâfirlere) sesleniyor. “ALLAH'I NASIL İNKÂR EDERSİNİZ?”  diyor. Sevgili Peygamberimiz zamanında yaşamış olan bu insanlar “ ( tevbe hâşâ ) Allah yoktur. Bizim putlarımız var. Biz putlara tapıyoruz” diyorlardı.
İşte bu insanlara, daha önce yaşayan ve daha sonra yaşayacak olan insanlara sesleniyor. Bu seslenişin arkasından söylediği “SİZ ÖLÜ İDİNİZ” ifadesinden anlaşıldığına göre de tüm insanların öldüğü kıyametin koptuğu anlaşılmaktadır.
Öyle ise KIYAMET GÜNÜ NELERİN OLACAĞINI AYETİ KERİMENİN DEVAMINDAN AÇIKLAMAYA DEVAM EDELİM.
Kıyametin koptuğu gün, SUR’A ÜFÜRÜLECEKTİR. Sur’a üfürülünce herkes ölür. Kıyamet günü hala yatta olan insanlar bu üfürülme ile ölecektir. Evvelki yaşayanlar daha önce ölmüşlerdir. Yaşayanlar ise sur’a ilk üfürülmekte öleceklerdir. Böylece gelmiş geçmiş bütün insanların öldüğü bir konuma ulaşılmış olacaktır.
“Sonra sizi (kıyamet günü) diriltti”  buyuruyor Yüce Allah.  İşte kıyamet koptuğu ve sur’a 1 nci üfürülüşte, kâinatta ki genişleme, bitecek ve büyük kütlelerin küçük kütleleri çekmesi sebebi ile kâinat küçülmeye başlayacak ve zaman da tersine çalışacaktır. 
Kıyamet gününe kadar geçmişten geleceğe doğru ilerleyen zaman, kıyamet günü gelecekten geçmişe doğru çalışmaya başlayacaktır. Bunun bir neticesi olarak da örnek olarak söylüyorum bugün saat 14.00 da vefat eden bir insan zaman geriye çalışmaya başlayarak bu ölüm anına geri geldiği anda bu insan hayatta olacaktır.
BU SEBEPLE KIYAMET GÜNÜ BÜTÜN İNSANLAR YAŞADIKLARI EN SON ANA GELİNDİĞİNDE HAYATTA OLACAKLARDIR. BU 1 NCİ SUR’A ÜFÜRÜLMESİNDEN SONRA GERÇEKLEŞECEK OLAN BİR OLAYDIR. İŞTE ARTIK BU İNSANLAR YAŞADIKLARI ALANLARDA YERÇEKİMİ OLMAMASI SEBEBİ İLE KÂİNATTA TEK YER ÇEKİLİMİ OLAN YERE DOĞRU YÜKSELECEKLERDİR. DOLAYISI İLE BÜTÜN İNSANLAR MAHŞET MEYDANINDA TOPLANACAITIR.
İşte bütün toplanma işlemi bittiği zaman sur’a 2 . Kez üfürülecektir. Sur’a üfürüldüğünde mahşer meydanında toplanan insanlar tekrar öleceklerdir. “ SONRA SİZİ (SUR'A İKİNCİ DEFA ÜFÜRÜLDÜĞÜNDE) ÖLDÜRECEK” diyerek bu olay anlatılmıştır.
Sur’a 3. Kez üfürüldüğünde YÜCE ALLAH, herkesi diriltmiş olacaktır. Sonra da İNDİ İLÂHİDE o’NA DÖNDÜRÜLECEKSİNİZ” DİYOR.
Kıyamet günü SUR’A 3 kez üfürülmüş olacaktır. BU işlemler sırasında İNSANLARIN ÖLMESİ, TEKRAR DİRİLMESİ, TEKRAR ÖLMESİ, TEKRAR DİRİLMESİ VE YÜCE ALLAH’A DÖNDÜRÜLMELERİ SÖZ KONUSUDUR.
Kıyamet günü, insanlar için bir sonuç elde edilmiş olacaktır.
Konu nasıl başlıyor? Şimdi buradan başlayarak ( ayetler ışığında anlatmaya devam edelim. Yüce Allah’ın kâinata şekil vermeye tek bir noktayı patlatarak başladığını görüyoruz. İşte bütün kâinat o tek noktanın patlaması sonucu yaratıldığını Kur’an-ı Kerimde bizlere açıklıyor.
  21/ENBİYÂ-30: E ve lem yerellezîne keferû ennes semâvâti vel arda kânetâ retkan fe fetaknâhuma, ve cealnâ minel mâi kulle şey’in hayy(hayyin), e fe lâ yu’minûn(yu’minûne). 
İnkâr edenler (kâfirler), semaların ve arzın bitişik olduğunu görmediler mi? Sonra Biz, o ikisini (birbirinden) ayırdık. Ve her canlı şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmazlar mı?
Kâinat adı verilen bu sistemde milyarlarca galaksi ( gökada) ve her gökadada da milyarlarca yıldız olduğu bu günün teknolojisi ile tespit edilmiştir.
Demek ki bu yıldızların etrafında dolaşan gezegenlerden insanların yaşayabilecekleri şekli ile dizayn edilmiş olanların hepsinde bizim gibi veya bize benzer insanlar söz konusudur. BU gezegenlerde yaşayan insanlardan sistemimize gelen hava araçlarına bizler uçan daire diyoruz. Bu uçan dairelerin ışık hızının çok üzerinde bir hızla hareket ettiklerini de biliyoruz. İşte bu uçan dairelerin gözden bir anda kayboldukları nokta ışık hızının üzerinde bir hıza ulaştıkları noktadır. Işık hızının üzerinde çıkıldığı andan madde adını verdiğimiz bu sistem MADDE ÖTESİNE DÖNÜŞÜR.
Yüce Allah’ın yarattığı bu kâinatta sayıları bilinmeyecek kadar fazla yıldız ve belki de bir o kadar gezegen söz konusu iken, gezegenimiz sadece insan varlığının bulunduğu gezegenlerden sadece bir tanesidir. 
Herkesin Yüce Allah’ın Zatı’na dönmesi söz konusudur. Bütün ruhlar, Yüce Allah tarafından insana üfürülmüştür. Tekrar Allah’ın zatına geri dönecektir. Önemli olan, insanın kendisine emanet olarak verilen bu varlığı dünya hayatını yaşarken “ ULAŞ “ emrini yerine getirerek bu emaneti sahibine iade edebilmesidir.
73/MUZZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve her şeyden kesilerek O'na ulaş.
Kıyamet günü herkese HAYAT FİLMLERİ gösterilecektir. Bizler yaşadığımız surece iki grup kiramen kâtibin meleği hayatımızı filme alırlar. 1. Grup Kiramen kâtibin melekleri, fizik standartlarda olan sistemi filme alır. Yani
Biz insanların fizik vücudumuz ile yaptığımız her şey A dan Z ye kadar ömür boyu filme alınır.  Kıyamet günü bu hayat filmimiz bize gösterilir. Ancak bu film bir tek filmden ibaret değildir. Bu, 2 ayrı filmden oluşur. 2 nci film ise düşüncelerimizin filmidir. Yani neyi düşündük, neyi tasarladık, o düşünce de orada şekillenecektir. Yani görüntü haline gelecektir. Çünkü bütün düşüncelerimizde gene bizim varlığımız söz konusudur. İşte düşüncelerimizi de kayıt altına alan, filme alan 2. Bir 2 li bir kiramen kâtibin meleği söz konusudur.
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Konuyu burada bölmeliyim. Daha uzun yazıldığında okunma olasılığının azaldığını maalesef biliyorum. Bu ayeti kerimenin yorumlanması oldukça uzun sürecektir. BU sebeple bölümler olarak verilecektir. Umarım ki umulan fayda, umulan bilgilendirme, bilgilenme yeteri kadar fazla olur.  Dualarımızla inşallah.
Yüce Allah sizleri ve sevdiklerinizi korusun inşallah.
DUALARIMIZLA,  
Photo

Post has attachment
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Bugün sizlerle bir ayeti kerimeyi paylaşmak ve bu ayeti kerime üzerinde biraz da olsa düşünmeye sizleri sevk etmek, sevk etmeye davet etmek istiyorum.
Bu ayeti kerimenin, elimde mevcut diğer Kur’an meallerinden de aldığım mealleri de ekleyerek sizleri, bizleri zamanında nasıl yanılttıklarını da görmenize vesile olmak istiyorum.
İşte ayeti kerime,
8/ENFÂL-24: Yâ eyyuhellezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).
EY ÂMENÛ OLANLAR (ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEYENLER), ALLAH VE RESÛL'Ü SİZİ, SİZE HAYAT VERECEK ŞEYLERE DAVET ETTİĞİ ZAMAN (DAVETE) İCABET EDİN! VE ALLAH'IN KİŞİ İLE KALBİ ARASINA GİRDİĞİNİ VE MUHAKKAK SİZİN O'NA HAŞROLUNACAĞINIZI BİLİN! (HEPİNİZİN RUHU ALLAH'TA TOPLANACAK VE ALLAH, RUHLARINIZA MEAB OLACAK.)
ELMALILI ORJ.    Ey o bütün iyman edenler! Sizi kendinize hayat verecek şeylere da'vet ettiği zaman Resuliyle Allaha icabet edin ve bilin ki Allah hakıkaten kişi ile kalbinin arasını gerer, ve siz hakıkaten hep ona haşrolunacaksınız. 

A. BULAÇ:    Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü'ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız. 

Mealleri çoğaltmak ve uzatmak istemiyorum. Birçok evde bulunan ELMALILI HAMDİ YAZIR’A ait meal ile, elimdekilerden rastgele seçtiğim bir diğer mealden bu ayeti kerimenin anlamını verdim.
Çok kolay anlaşılacağı gibi bu mealler arasında çok büyük farklar da yoktur.
Öyle ise açıklamaya bu noktadan itibaren girmek istiyorum.

Hepimizin dikkatini çeken bir başlangıcı olduğu tahmin etmemek yanıltıcı olacaktır. “EY ÂMENÛ OLANLAR (ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEYENLER), ALLAH VE RESÛL'Ü SİZİ, SİZE HAYAT VERECEK ŞEYLERE DAVET ETTİĞİ ZAMAN (DAVETE) İCABET EDİN!”
Bu insan, kesin olarak ALLAH’A YÖNELME İSTİKAMETİNDE ADIM ATMIŞTIR. Yani Allah’a iman etmiş ve davetini de kabul etmiş, ancak henüz tevbe almamış birisidir. Nereden biliyoruz? Davet henüz kendisine sözlü olarak ulaşmamış. Ancak bu insan “ALLAH’IN BU DAVETİNİ İDRAK ETMİŞ VE BU DAVETİ KABUL ETMİŞ VE TAHARRİ ETMEYE DE BAŞLAMIŞ BİRİSİDİR. İşte o andan itibaren kişi ile nefsinin kalbi arasına ALLAH GİRECEKTİR.

Peki, YÜCE ALLAH fizik bedenimiz ile nefsimizin kalbi arasına girerek ne yapacaktır? Ne değişiklikler yapacaktır ki, bu insan RESULUN DAVETİNİ DUYDUĞUNDA BU DAVETİN HAKTAN GELEN BİR DAVET OLDUĞUNU İDRAK ETSİN? 
İşte, Yüce Allah insanın bu daveti anlaması için kendisinde bir takım değişiklikler meydana getirecektir ki, bu insan RESULÜN DAVETİNİN HAKTAN GELEN BİR DAVET OLDUĞUNU İDRAK EDEBİLSİN. BU SEBEPLE DE BU DAVETE ÇOK KISA BİR ZAMAN SONRA İCABET EDEBİLSİN.

Öyle ise, insanı yaşayan ama diri kılmayan özellikler söz konusudur. Bu insanlar Yüce Allah nezlinde ölüdürler.   Neden? Bu insanları bize anlatan bir ayeti kerimeden bahsedeceğim.

7/A'RÂF-179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.

BU ayeti kerimeyi seçmemin nedeni ise aynı zamanda neden bu insanların neden cehennem ehli olduklarını, buna nelerin sebep olduğunu, bu insanların neden dalalette olduklarını ve neden Yüce Allah’ın ayetlerinden gafil olduklarını anlatan bir ayeti kerime olması sebebi ile verdim.

Demek ki cehennem ne için hazırlanmış?

“Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık).” Bu insanların miktarı hakkında bize bilgi verecek bir başka ayeti kerime var mı? Evet, iki farklı açıdan ayeti kerime vereceğim.

30/RÛM-32: Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû şiyeâ(şiyean), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).
(O MÜŞRİKLERDEN OLMAYIN Kİ) ONLAR, DÎNLERİNDE FIRKALARA AYRILDILAR VE GRUP GRUP OLDULAR. BÜTÜN GRUPLAR, KENDİLERİNDE OLANLA FERAHLANIRLAR.

Demek ki, bütün fırkalar hep ellerindekinin en doğru olduğuna inanan ama bir kesimini de kabul etmeyen, yani KİTABIN BÜTÜNÜNE İMAN ETMEYENLERİ OLUŞTURUYOR. EĞER KUR’AN-I KERİMİN BÜTÜNÜNE İMAN EDENLERDEN OLSALARDI, TEVHİDİ OLUŞTURACAK VE KUR’AN-I KERİMİN FIRKALARA AYRILMAYIN EMRİNİ DE YERİNE GETİRMİŞ OLACAKTI.
Bu konuda vereceğim ikinci ayeti kerime ise, kıyametten sonrasının anlatıldığı bir ayet.
34/SEBE-20: Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne).
Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. BÖYLECE MÜ'MİNLERİ OLUŞTURAN BİR FIRKA (ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEYENLER) HARİÇ, HEPSİ ONA (ŞEYTANA) TÂBÎ OLDULAR.
DEMEK Kİ; GURUP GURUP OLMAYANLAR TEK BİR FIRKAYI OLUŞTURANLAR. YANİ KURTULUŞA ULAŞANLAR. ÖYLE İSE GURUPLARA AYRILMAK BİR TOPLUMUN ZENGİNLİĞİNİ OLUŞTURMAZ ( DİNDE ) AKSİNE FIRKALARA BİR TOPLUM NE KADAR BÖLÜNMÜŞ İSE KURTULUŞA ULAŞANLARIN MİKTARI DA O DENLİ AZALMIŞ OLACAKTIR.
İşte Yüce Allah insan ile nefsinin kalbi arasına girerek duyacağı ve artık işittiği için de idrak eder hüviyetin sahibi olduğu bir konuma bu insanı getirecektir. Bu insanın işitmesini engelleyen şeyler nelerdi? ARAF 179 ayeti kerimesinde sayılmıştı, “Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler “ diyordu Yüce Allah.
Dikkatinizi bu kesimi okuduğunuzda muhakkak ki bir şey dikkatinizi çekmelidir. “ KALPLERİ VAR “ oysa bizler biliriz ki, sadece bu bedenden haberdar olduğumuz için gözleri çoğul olduğu ve fizik bedenimizde de 2 göz bulunduğu, kulaklarımızın da iki tane olması sebebi ile düz mantık olarak yaradılışı bilmiyorsak okuyup geçiyoruz. AMA KALPLERİ kelimesi bizi düşündürmelidir. İşte bu sebeple aslında 2. bir bedenimizden ve bu bedenin de sahip olduğu bu özelliklerden bahsedildiğini hemen anlamalıyız. Nefsimiz.
İşte bir insanın YÜCE ALLAH’I DİLEMESİ, YÖNELMESİ, ERMİŞ EVLİYALARINDAN OLMAYI TALEP ETMESİ VEYA BİR BAŞKA ŞEKLİ İLE KALPTEN ALLAH’A KUL OLMAK GİBİ BİR DÜŞÜNCEYİ, YÜCE ALLAH’A İLETTİĞİ ANDA ALLAH BU DUAYI KALPTE GÖRECEK VE HEMEN TECELLİ EDECEKTİR. 
İşte bu yöneliş, İNSANIN ALLAH’IN DİRİŞİLE DAVETİNİN KABUL ANLAMINI TAŞIR VE ARTIK BU İNSANIN ÜZERİNDE BULUNAN BU ENGELLER DE DOĞAL OLARAK ALINACAKTIR. BU ENGELLERİN ALINMASI OLAYI VERİLEN FURKANLARLA GERÇEKLEŞİR. 
Öyle ise ( bu engeller Bakara Suresi 6-7 ve Isra suresi 45-46. ayeti kerimelerinde sayılmıştır) aklın şümul kazandığı ortam nedeni ile insanın sahip olduğu bu engellerin alınmasını anlatan bir ayeti kerime muhakkak ki Kur’an-ı Kerim’de vardır. İşte ilgili ayeti kerime,
8/ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah'a karşı takva sahibi olursanız SİZİ FURKAN (HAK VE BÂTILI AYIRMA ÖZELLİĞİ) SAHİBİ KILAR! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
İşte böyle bir dilek sahibi olan bu insan aldığı bu Furkanlar ile idraksizliğinin sebebi olan, görmesine, basar etmesine engel olan, duymasını sağlayan ama işitmesine mani olan bu engellerden bu FURKANLAR SEBEBİ KURTULUR. Artık bu insan İRŞAD MAKAMINA KARŞI KÖR, SAĞIR VE İDRAKSİZ OLAN YAPISINDAN KURTULMUŞTUR. BU ENGELLERİN ALINMASI İLE BU İNSAN ARTIK GÖREN DEĞİL, BASAR EDEBİLEN, DUYAN DEĞİL, AYNI ZAMANDA İŞİTEN, GÖRDÜKLERİNİ VE İŞİTTİKLERİNİ DE İDRAK EDEBİLEN BİR HÜVİYETİN SAHİBİ KONUMUNA GELMİŞTİR.
İşte bütün bu değişiklikler meydana getirilirken ( çok kısa bir zaman dilimi içersinde) insanın aldığı her bir Furkan ile O GÜNE KADAR İŞLEMİŞ OLDUĞU GÜNAHLARIN 1/7 Sİ KADAR SEVAP KAZANIR. SAHİP OLDUĞUMUZ ENGELLER 6 TANEDİR VE BUNLAR ALINDIĞINDA GÜNAHLARIMIZIN 6/7 Sİ KADAR DA SEVAP KAZANDIK. BİR DE İDRAK ETMEMİZİ SAĞLAYAN İHBAT MÜESSESESİNİ KALBİMİZE KOYARKEN GERİDE KALAN 1/7 ORANININDAKİ GÜNAHIMIZ KADAR SEVAP KAZANIRIZ.
22/HACC-54: Ve li ya’lemellezîne ûtul ılme ennehul hakku min rabbike fe yu’minû bihî fe tuhbite lehu kulûbuhum, ve innallâhe le hâdillezîne âmenû ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).
VE KENDİLERİNE İLİM VERİLENLERİN, ONUN (İRŞAD MAKAMININ, VELÎ RESÛL'ÜN, NEBÎ RESÛL'ÜN) SÖYLEDİKLERİNİN RABBİNDEN BİR HAK OLDUĞUNU BİLMELERİ, O'NA ÎMÂN ETMELERİ, ONLARIN KALPLERİNİN O'NU (ALLAH'I) İDRAK ETMESİ (KALPLERİNDEN EKİNNETİN ALINIP YERİNE İHBAT SİSTEMİ KONARAK KALPLERİN MUTMAİN OLMASI) İÇİNDİR. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sırat-ı Mustakîm'e hidayet edendir.          
İşte bu kazanımlarımız bütün günahlarımızın toplamı kadar derecat kazanmamızı sağlar. Bu sebeple bir tek dilek bir insanın KURTULUŞUNA VESİLE TEŞKİL EDER. Çünkü artık kişi bu sebeple yeni bir hayatın sahibi olacaktır. Yani ölü ilen dirilecektir.
İşte dirilen bu insan artık, idrakindeki açılma sebebi ile OKUDUĞU KUR’AN-I KERİMDE GÖRDÜĞÜ VE ALGILADIĞI BAZI ŞEYLERİN ANLATILANLARLA UYUMLU OLMADIĞINI GÖRMESİNE VESİLE OLACAKTIR. BU SEBEPLE DE KUR’AN-I KERİMİ DOPRU ÖĞRENMEK İÇİN ARAYIŞ İÇERSİNDE OLACAKTIR. İŞTE BU ARAYIŞ SIRASINDA ŞAYET BU İNSAN NAMAZ KILMIYOR İSE NAMAZ KILMAYA, ORUÇ TUTMUYOR İSE, ORUÇ TUTMAYA, ZİKİR YAPMIYOR İSE ZİKİR YAPMAYA BAŞLAYACAKTIR. SIKLIKLA DA YARABBİ BEN DE KİTABIN BÜTÜNÜNE İMAN ETTİM.   Diyecek ve kelime-i şahadet ise eskiden olmadığı kadar getirmeye başladığını da görecektir. BU değişikler sebebi ile nefsinin kalbine YÜCE ALLAH’IN RAHMET NURLARI GİRMEYE BAŞLAYACAKTIR. BU RAHMET NURLARI %2 LİK BİR BİRİKİM SAĞLADIĞI ANDAN İSE KİŞİ ARTIK HUŞU SAHİBİ OLACAKTIR VE ARTIK MÜRŞİD ARAMAYA DA BAŞLAYACAKTIR.
Sebillerin tayini, yani kimin hangi mürşide gideceğinin tayini YÜCE ALLAH’IN üzerinedir. Dolayısı ile mürşid insanlardan değil, YÜCE ALLAH’TAN İSTENECEKTİR. NASIL? SABIRLA VE NAMAZLA. DEMEK Kİ BU NAMAZ İNSANIN İSLAM OLMASINI SAĞLAYACAK BİR NAMAZDIR. ÇÜNKÜ BU NAMAZ İLE ALDIĞI BİLGİDEN SONRA TEVBE ALACAK VE ALDIĞI BU TEVBEDEN SONRASIRAT-I MUSTAKİM’E ULAŞMASINA ENGEL OLAN ŞEYTANA TABİRİ CAİZ İSE BİR ÇALIŞ ATACAK VE SIRAT-I MUSTAKİM ÜZERİNDE OLACAKTIR.
DEVRİN İMAMI, HER KAVİMDE YAŞAMAKTA OLAN KAVİM RESULLERİ VE MÜRŞİDLER İLE EVVAP OLAN HER KİŞİ İNSANLARA BU DAVETİ ANLATAN AÇIKLAYAN BİR YAPININ SAHİBİDİR. ANCAK, DEVRİN İMAMI, KAVİM RESULLERİ VE MÜRŞİDLER İRŞAD YETKİSİNİN SAHİPLERİDİR. BU SEBEPLE DAVETİ MUHTELİF KANALLARDAN DUYABİLİRSİNİZ, ANCAK ULAŞMANIZ GEREKLİ OLAN YER ASGARİDAN MÜRŞİDDİR. YANİ KAMİL İNSAN, KEMALE ERMİŞ İNSANDIR. BU İNSANLAR İSE SADECE HACET NAMAZI İLE YÜCE ALLAH’TAN İSTENİLİR.
İŞTE BU KAMİL İNSANLARDAN SİZE GÖSTERİLENEİ BULACAKSINIZ VE TEVBE ALACAKSINIZ. İŞTE O ANDA YENİ BİR TAKIM ÖZELLİKLERİN DE SAHİBİ OLACAKSINIZ. ANCAK BU HUSUSLAR ŞU ANDA KONUMUZ DEĞİLDİR. İŞTE BU İNSANLAR SİZİ ALLAH’A ULAŞTIRMAK ÜZERE SİZİ ALLAH ADINA TESLİM ALIRLAR. İŞTE BU İNSANLARIN DAVETİ SİZİN NASIL BİR YOL İZLEYEREK ALLAH’A ULAŞACAĞINIZI GÖSTERECEKTİR. 
BUGÜNLERİN ANLATISI İLE ANTATIRSAN MÜRŞİD BİR NOVİGASYON CİHAZIDIR. İÇERSİNDEKİ YOL HARİTASI İLE SIRAT-I MUSTAKİM DE NASIL YÜRÜNECEĞİNİ GÖSTERİR. YANİ HANGİ YOLU İZLEMEN GEREKTİĞİNİ GÖSTERİR. DOLAYISI İLE MÜRŞİDİN SÖZLERİ ALLAH KATINDANDIR. SÖZLERİNE İCABET DE ALLAH’IN SÖZLERİNE İCABET OLACAKTIR. 
AYETİ KERİME BİZE BUNLARI ANLATMAKTADIR.
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Hayatınızda dikkat etmeniz gereken çok ciddi bir durum söz konusudur. Her olayda önünüze önce iki seçenek çıkacaktır. Üzerinde düşünürseniz bu seçenekler de ciddi şekli ile artacaktır. Bu seçeneklerden biri doğru, diğerleri ise hep yan tali yollar yani fırkalara ayıran yollardır. İşte mürşidimize ulaştığımız andan itibaren DÜNYA HAYATINDA DOĞRU DÜŞÜNME ALIŞKANLIKLARIMIZDA DA CİDDİ ARTIŞ OLDUĞUNU GÖRECEKSİNİZ. ZAMAN İÇERSİNDE GELİŞMENİZE BAĞLI OLARAK EN ÜST SEVİYELERE DE ULAŞTIĞINI GÖRECEKSİNİZ.
Bütün insanların doğruyu bulmaları ve bu sebeple de DĞRU DÜŞÜNME ALIŞKANLIKLARINI GELİŞTİRMELERİ DİLEK VE DUALARIMIZLA YÜCE ALLAH’TAN DİLİYORUZ İNŞALLAH.
DUALARIMIZLA,
Photo

Post has attachment
DOĞRU SÖZE NE HACET.
ÇOCUKLARIMIZDA GÖRDÜĞÜMÜZÜ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ
BÜTÜN OLUMSUZ DAVRANIŞLARIN ALTINDA EN AZ BİZİM DE KATKIMIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜN.
Photo

CENNETE GİRMEK 1
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Bugün çoğu insanın ulaşmak için çırpındığı ama ne yapması gerektiği konusunda kendilerine bilgi verenlerin de yeterli aydınlatma sağlayamaması sebebi ile araştırma yapmaya çalıştığı ve maalesef el yazması kitaplarda da bulamadığı bir konuyu anlatmaya başlayacağız. Neden bulamıyorlar? Çünkü ellerinde Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerimi olduğu üstelikte,
6/EN'ÂM-38: Ve mâ min dâbbetin fîl ardı ve lâ tâirin yatîru bi cenâhayhi illâ umemun emsâlukum, mâ farratnâ fîl kitâbi min şey’in summe ilâ rabbihim yuhşerûn(yuhşerûne).
Ve yeryüzünde yürüyen hayvanlardan ve iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa (4 ayaklı) hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki; sizin gibi ümmet olmasınlar. BİZ KİTAPTA HİÇBİR ŞEYİ EKSİK BIRAKMADIK. Sonra Rab'lerine haşr olunacaklar (olunurlar).
“ BİZ BU KİTAPTA HİÇBİR ŞEYİ EKSİK BIRAKMADIK” diye de açıkladığı Kur’an-ı Kerimi bırakıp el yazması kitaplardan dini öğrenmek ve hayatına tatbik etmek gerektiğine inandığı için bugün çok yanlış bir istikamete doğru gidiyorlar.
BU ÇAĞIN ADI YÜCE ALLAH’IN İNNİNDE HİDAYET ÇAĞIDIR.
BU çağda Yüce Allah nurunu tamamlayacaktır. Öyle ise bu devirde insanlar, tıpkı bundan önceki devirlerde olduğu gibi Yüce Allah’ın yolundan çok uzak noktalara taşınmışlar demektir. Hatırlayalım, bütün Yüce Allah’ın Nebilerine şeriat kitabı verildiğini biliyoruz. Bu şeriat kitaplarının sonuncusu da Sevgili Peygamber Efendimize indirilen Kur’an-ı Kerim. Bunda da hiçbir şüphemiz yoktur.
Sorun olan, insanların bir zaman dilimi sonra dinlerini Yüce Allah’ın kitaplarından değil de el yazması kitaplardan öğrenmeye başlamaları sebebi ile ortaya çıkmıştır. Öyle ise bu devirde Kur’an-ı Kerim’de de bahsedilen MEHDİ ALEYHİSSELAMIN ZUHUR EDECEK KADAR DA TABİİ BİR ŞEY OLAMAZ.
Çünkü bu devirde, yakın bir gelecekte Yüce Allah’ın tek dini olduğu da anlaşılacak ve insanlar bu tek din etrafında toplanacaktır. Öyle ise bu devirde unutulan hakikatlerin meydana çıkarılması, Allah’ın dinini tekrar kitleler tarafından yaşanmaya başlaması kadar da doğal bir şey olamaz.
İşte bu günkü konumuz olan ve bir süre kısımlar halinde devam edecek olan CENNETE GİRMEK KONUSUNDA VERİLEN YANLIŞ BİLGİLER VEYA BİR İNSANIN NASIL CENNET EHLİ OLACAĞINI sizlerle bu sayfalarda, guruplarda paylaşacağım. Tabi, kesintiye uğramadığım ve Yüce Allah izin verdiği sürece.
Önce şu konuyu açıklamakta yarar var. HURAFE NEDİR? Hurafe, KUR’AN-I KERİM’İN tamamen tersi iddiaların sahibi olmak, bu iddiaların din tatbikatına dâhil edilmesi ve hala bu bilgilerin DİN ADINA SÖYLENMESİDİR.
Bu insanlara göre, YÜCE ALLAH’IN CENNETİNE ULAŞMAK ÇOK ZOR BİR OLAYDIR. Çünkü bu insanlar kendilerini YÜCE ALLAH’IN CENNETİNE LÂYIK GÖRMEZLER. Bu insanların bir kesimi derler ki; “ 10 sahâbeden başkasına cennet nasip kılınmamış, bize mi nasip olacak?”
Önce bu sözleri işten veya böyle olduğuna inanan insanlar için şunu söylemeliyiz bütün sahabeye cennet nasip olmuştur. Kur’an-ı Kerim bu konuyu kesin olarak açıklamaktadır.
 7/A'RAF 157: Ellezîne yettebiûner resûlen nebiyyel ummiyyellezî yecidûnehu mektûben indehum fît tevrâti vel incîli ye’muruhum bil ma’rûfi ve yenhâhum anil munkeri ve yuhıllu lehumut tayyibâti ve yuharrimu aleyhimul habâise ve yedau anhum ısrahum vel aglâlelletî kânet aleyhim, fellezîne âmenû bihî ve azzerûhu ve nasarûhu vettebeûn nûrellezî unzile meahu ulâike humul muflihûn(muflihûne).
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları ümmî, nebî, resûle tâbî olurlar. Onlara ma’ruf ile (irfanla) emreder, onları münkerden nehyeder ve onlara tayyib olanları (temiz ve güzel olan şeyleri), helâl kılar. Habis olanları (kötü ve pis şeyleri), onlara haram kılar. Ve onların, ağırlıklarını (günahlarını sevaba çevirip, günahlarının ağırlığını) kaldırır. Ve üzerlerindeki zincirleri, (ruhu vücuda bağlayan bağ ve fetih kapısının üzerindeki 7 baklalı altın zincir) kaldırır. Artık onlar, O’na îmân ettiler ve O’na saygı gösterdiler ve O’na yardım ettiler ve O’nunla beraber indirilen Nur’a (Kur’ân-ı Kerim’e) tâbî oldular. İşte onlar, onlar felâha (kurtuluşa, cennet mutluluğuna ve dünya mutluluğuna) erenlerdir. 
DEMEK Kİ, KİM O ÜMMİ NEBİ RESULE TABİ OLMUŞSA ONLARIN HEPSİ FELAHA ( KURTULUŞA ) ERDİLER”
Öyle ise “FELAH” bütünü ifade ettiğine göre, bunun asgarisi yani ilk başlangıcı nedir? Ne zaman asgari ölçüde insan FELAHA ULAŞIR? Hepimiz biliyoruz ki, bir tek cennet söz konusu değildir. 7 cennet ve 8 cennet kapısı söz konusudur. Öyle ise FELAH 1 nci cennet varisi olduğumuz yerde başlar.
1 nci KAT CENNET VARİSLERİ ASGARİ SEVİYEDE FELAHA ERENLERDİR. KİM ALLAH’A ULAŞMAK, DÖNMEK, ALLAH’IN KULLARI ARASINA GİRMEK, ERMİŞ EVLİYALARINDAN OLMAK GİBİ KALBİ BİR DİLEĞİN SAHİBİ OLURSA 1 NCİ KAT CENNETİN VARİSLERİ OLUR.
ÖYLE İSE 2 NCİ FELAHIN BAŞLADIĞI NOKTA İSE İKİNCİ KAT CENNETİN VARİSLERİ ARASINA GİRİLDİĞİ NOKTADIR. İKİNCİ KAT CENNETİN SAHİPLERİ, İNSANLARIN ALLAH’IN HİDAYETÇİSİNE TABİ OLDUĞU, TEVBE ALDIĞI NOKTADIR.
- Bütün sahabe, kalbi bir dilek ile YÜCE ALLAH’I dilemişler. Yüce Allah bu sebeple bu insanları 12 ihsan ile ödüllendirmiş ve MÜRŞİDİNE ULAŞTIRMIŞ.
- Mürşidleri, hepimizin bildiği gibi YÜCE ALLAH’IN ŞERİAT KİTABI VERDİĞİ NEBİ RESULÜ OLAN SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ.
Düşünelim ki, tabiiyetten sonra VUSLATA ERMEDEN RAHMETLİ OLAN OLDU SAHİP OLDUKLARI, VARİSİ OLDUKLARI CENNETİN EHLİ OLARAK GİDECEKLERDİR.
3 NCÜ FELAH, insanların RUHLARINI YÜCE ALLAH’A TESLİM ETTİKLERİ VUSLATA ERDİKLERİ NOKTADIR. VUSLAT OLAN BİR KİŞİ 3 NCÜ KAT CENNETİN VARİSİDİR. VE İLK VELAYET MAKAMININ DA SAHİBİDİR. FENAFİLLAH ( FENA ) MAKAMI. SAHABENİN HEPSİ RUHLARINI YÜCE ALLAH’A TESLİM ETTİ.
4 NCÜ FELAH, HEPSİ FİZİK VÜCUTLARINI YÜCE ALLAH’A TESLİM ETTİLER. 4 NCÜ KAT CENNETİN SAHİBİ OLDULAR.
5 NCİ FELAH, BÜTÜN SAHABE NEFSLERİNİ DE YÜCE ALLAH’A TESLİM ETTİLER VE 5 NCİ KAT CENNETİN SAHİBİ OLDULAR.
6 NCI FELAH, BÜTÜN SAHABE İRŞAD A ULAŞTILAR. 6.NCI KAT CENNETİN SAHİBİ OLDULAR.
7 NCİ FELAH, HEPSİ İRADELERİNİ DE YÜCE ALLAH’A TESLİM ETTİLER. 7. KAT CENNETİN DE SAHİBİ OLDULAR. 
.”İşte onlar, onlar felâha (kurtuluşa, cennet mutluluğuna ve dünya mutluluğuna) erenlerdir.” bahse konu ettiğimiz ayeti kerime bu şekli ile bitiyor. Demek ki sahabenin hepsi FELAHA ERENLERDİR.
Bu konuda bir başka ayeti kerime vererek bu günkü kesimi tamamlayalım isterseniz,

9/TEVBE 100: Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ıhsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.
Ayeti kerimeyi dikkatle okuyun. Sahâbe sadece cennetlere konulmayacak, cennetlerin en üstündekine; Adn cennetlerine girecekler. Çünkü bu âyet-i kerime bize kesin bir işaret veriyor ki; sahâbe irşada ulaştıktan sonra iradelerini de Allah’a teslim etmişler, irşad makamının sahibi olmuşlar. Ve böyle bir dizaynda Adn cennetlerinin sahibi olmuşlar. Allahû Tealâ o vasıftaki kişilerin ve sahâbenin, yani; fevz-ül azîm’in sahiplerinin, hazz-ül azîm’in sahiplerinin, ecr-ül azîm’in sahiplerinin Adn cennetine gireceklerini söylüyor.

Bir insanın; normal standartlardaki bütün insanların, YÜCE ALLLAH tarafından resûllüğe seçilmeyen bütün insanların ulaşabilecekleri en üst seviyeye bütün sahâbe ulaşmışlar. Cennete girememek şöyle dursun bütün sahabe, en üst kat; 7. kat cennetin 1. bölümüne onlar sahip olmuşlar.
Sevgili Dostlar ve Değerli Ziyaretçilerimiz,
Konu çok uzun olduğu için okumakta sıkılmamanız adına bu yazıları lütfen dosya dosya biriktirin. Bu işi bilgisayarınızda yapabilirsiniz. 
Amaç insanların YÜCE ALLAH’IN davetini idrak etmeleri ve YÜCE ALLAH’A ULAŞMANIN HİÇ DE ZOR OLMADIĞINI SİZLERLE PAYLAŞMAKTIR.
Yüce Allah insanlara verdiği cüz-i iradeye çok önem vermektedir. Bu irade ile Yüce Allah’ı dilemenizi istiyor. Bu irade ile kurtuluşa adım atmanızı istiyor.
Bugün çok başka bir konuyu anlatmak üzere hazırlık yapıyordum. Bir anda o konuyu bırakıp bu konuyu işlemem gerektiğini düşünmeye başladım. Bütünü bir seferde okunacak şekilde de değil. Üstelik bazı konular konu içersinde hiç açıklanmadan geçilmektedir. Bunlar da dâhil edilecek olsa konuyu takip dahi etmek nerede ise imkânsız hale gelecektir. Bu sebeple sadece konuyu ihtiva eden ayetleri ve bunların tefsirlerini paylaşmaya çalışıyorum.
Birçok kardeşimiz, kısa yaz,” okumak ve takip etmek zor oluyor” diyorlar. Ancak konular bıçak gibi kesilmiyor. Belki de ben kesemiyorum. Bu sebeple de sizlerden özür diliyorum. Dosya oluşturursanız işaret koya koya belki daha kolay okuma imkânın sahibi olursunuz.
Sorularınız olur ise beklerim.
DUALARIMIZLA İNŞALLAH.

DEĞERLİ DOSTLARIM,
ÇOĞUNUZUN BİLDİĞİ GİBİ BEN ALLAH YOLUNA KENDİSİNİ ADAMIŞ BİR KARDEŞİNİZ, BİR BÜYÜĞÜNÜZÜM. 
YAZILARIMIN HİÇBİR YERİNDE NEFSİMDEN BİR İLAVE YAPMAMAK KONUSUNDA DA ELİMDEN GELEN GAYRETİ DE SARF EDİYORUM.
BAZI KARDEŞLERİMİZİN YANLIŞ BİLGİ İÇEREN, YANLIŞ MEAL VERİLMİŞ RESİMLERİ PAYLAŞARAK YANLIŞ BİLGİLENMEYE VESİLE OLDUKLARINI GÖREREK BUNLARA GEREK YORUM OLARAK, GEREK İSE ŞİMDİ OLDUĞU GİBİ YAZI YAZARAK DÜZELTMEYE ÇALIŞTIM.
ANCAK BU TARZDAKİ DAVRANIŞIM BİR VEYA BİRKAÇ ARKADAŞIMIN  BENİ ŞİKAYET EDEREK ULAŞIMIMI ENGELLEDİKLERİNİ DE GÖRDÜM.
O ARKADAŞLARIMA YÖNELİK DE HİÇBİR ART NİYETİM DÜŞÜNCEM DE SÖZ KONUSU OLMADI, OLAMAZ DA.
HİÇ KİMSE BENİM DÜŞÜNDÜĞÜM GİBİ DÜŞÜNMEK VEYA YAŞADIĞIM GİBİ YAŞAMAK ZORUNDA DA DEĞİL. ANCAK ŞUNU UNUTMAMAK ZORUNDAYIZ.
ŞAYET BİR YANLIŞ YAPIYORSAK, BU YANLIŞ BAŞKA YANLIŞLARIN MEYDANA GELMESİNE DE SEBEP OLUYOR İSE, BU YANLIŞTAN MUTLAKA PAY ALDIĞIMIZ, ALACAK OLMAMIZDIR.
ONUN İÇİN  BUNU BİR YAŞÇA BÜYÜK BİR ABİNİZİN NASİHATİ OLARAK ALGILAYIN YANLIŞ DİZAYN EDİLMİŞ RESİMLER ÜZERİNDEKİ AYETLERİ PAYLAŞMAYIN. ARAŞTIRIN. YÜCE ALLAH AKLINI KULLANMAYANA AZAP EDERİM DİYOR. BU KADAR UCUZ HATALARA DÜŞMEYELİM. 
BİR DÜŞMANIMIZ VAR Kİ, 24 SAAT GÖREV YAPIYOR. HERBİRİMİZİN BAŞINDA DA BİR TANE DEĞİL, BİRKAÇ TANE BULUNUYORLAR. BİZLERİ BİR AN İÇİN DAHİ OLSA YANITMAK, KANDIRMAK VE BUNA BAĞLI OLARAK YÜCE ALLAH'IN DOĞRULARININ ARASINA ÇOMAK SOKMAK İÇİN.
BELKİ BU YAZDIKLARIMI OKUMAYACAKSINIZ, ADAM SEN DE DE DİYEBİLİRSİNİZ. ANCAK ŞUNU UNUTMAYIN. YAPTIĞIM DAVET YÜCE ALLAH'A YÖNELİKTİR. 
HİÇ KİMSEYİ HERHANGİ BİR KİŞİ VEYA KURUMA YÖNELİK DAVET ETMEDİM. ÇÜNKÜ SEBİLLERİN TAYİNİ YÜCE ALLAH'A AİTTİR. BU ZATEN HADDİM DE OLAMAZ.
ANCAK ALLAH'TAN ALDIĞIM KUR'AN İLMİNE UYGUN OLMAYAN ŞEYLERİ UYARMAK, AYDINLANMAYA VESİLE OLMAK DA BENİM ÜZERİME FARZDIR.
BU FARZI YERİNE GETİRMEYE DE SON NEFESİME KADAR GÜCÜM YETTİĞİNCE YERİNE GETİRECEĞİM.
YÜCE ALLAH'IN RAHMETİ VE BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN İNŞALLAH.
DUALARIMIZLA,

Post has shared content
Wait while more posts are being loaded