Post has attachment
" Birikti uğrunda döktüğüm yaşlar
Al götür vicdansız ruhun yıkansın,
Her günüm hasretin zulmüyle başlar
Ahımı hakettin ciğerin yansın "

Şiir : Ciğerin Yansın
Şair : Cemal SAFİ

Seslendiren: Duks Brandze

Post has attachment
".....öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
ellerimde koparmaya çaıştığım zincirlerden kalma yara izleri
yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun.
gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın.
yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak...."


Şiir : Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
Şair : Orhan Veli KANIK
Seslendiren: Duks Brandze

Post has attachment
" Gözlerin muzipçe ve yaramaz,
Gülüşün heyecansız ve saygısızca,

Saçların,dinmeyen dalgalar gibi..
Seni asla unutmayacağım.
Bu can sağ olduğu sürece
Bu can sağ olduğu sürece.."

Wapsap 05322003748 ist.büyükçekmece

Post has attachment
/ Anladım ki aşkın
/ Üç günlük baharınmış

/ Zaman bir anda tersine akmış,
Bitince süresi,
Kış sondan gerye başlamış.
Karakışın da, hemencicik
Kapımıza dayanmış.

Ağrımıza gitmedi;
Soğuktan titremek,
Donmaktan ölmek.

Güvercinlerin önündeki
Kırıntılara da göz dikmedik.

Ama içimize yediremedik.
Susamış aşkında,
Artık usanılmış olmayı dilemedik.

Aşkın faraziyesinde çağlayana salınmayı,
Sandala tıkıştırılıp, suya bırakılmayı.

Uçurumdan çavlana düşeceğimizi bildik.
Yinede aşk için sesimizi yükseltmedik..


Duks Brandze

Post has attachment
AĞLATAN HİKAYE
Çanakkale’de yabancıların bir anıt açılış töreni yapılmaktadır.
Bu törenden 1915’te Çanakkale Savaşı’na katılmış bu savaşlar sırasında kolundan, bacağından çok ciddi yaralar almış general Guro da vardır.

Nihayet açılış töreni biter ve emekli Fransız general Guro yanındakilere:
“Türk askerinin abidesini de ziyaret etmek isterim.” der.
Etrafındakiler o zaman mevcut olmayan muhteşem bir abidenin hasreti içinde kıvranmaktadır.
Ama Arıburnu tepesine “Mehmet Çavuş “ ismi ile dikilmiş 3 metrelik bir taş yığını vardır.
Tutup general Guro’yu bu küçücük anıtın dibine götürürler.
Guro, kendileri ile çarpıştığı insanlar önünde bacağının ve kolunun bir kısmını kaybetmiş olmasına rağmen büyük bir saygıyla ziyaretini gerçekleştirir.
Sonra etrafındakilere dönerek şunları söyler
“Efendiler! Türk askeri ender bulunan bir insandır.
Size bu konuda hala içimde tap taze canlı duran bir hatıra anlatmak isterim.

Bir sabah günün ilk ışıkları ile birlikte savaş yeniden başlamıştı.
Türkler savaş konusunda çok ama çok mahirdi. Kendileri ile başa çıkmak imkansızdı.
Süngü çatışmamız fasılalarla akşam geç vakte kadar devam etti.
Ortalık kararınca Türklerle anlaşma yaptık. Harp sahasını gezecek, yaralıları sahaya getirecektik.
Ben de aralarına katıldım.
Bir Mehmetçik bir ara kucağındaki yaralıyı tedavi etmek amacıyla kendi gömleğini parçalayarak yaralı askerin yarasını sarıyordu. Akşamın karanlığında değme ressamın fırçasından çıkmayacak bir tablo karşısında idim .
Uzun müddet seyrettiğim bu tablodaki Türk askeri, kendi yaralarına yerden avuçla aldığı toprakları bastırıyordu.
Kucağındaki yaralı için ise, durmadan gömleğinden yırtmakla meşgul idi…”

General Guro’yu sahilden Mehmet çavuş abidesinin önüne kadar sırtında taşıyarak çıkaran Türk gemisinin kaptanı Şefik Bey, bundan sonrasını bakın nasıl naklediyor…

“Bu sözlerden sonra general etrafındakilere döner ve adeta bağırarak der ki:
“Efendiler, kendi yarasına toprak basıp, kucağındakine gömleğini yırtan bu kahraman asilin kucağındaki yaralı kimdi biliyor musunuz?”
Herkes susmuş korku ve endişe ile emekli generale bakar.
Guro gözlerini buruşuk elleriyle silerek, fısıltı ile seslenir:
“Türk askerinin kucağındaki bir Fransız askeri idi efendiler!
Bir Fransız askeri!… “

General Guro yere çöktü, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
Oradaki herkes de onunla birlikte ağlıyordu. Biz de ağlıyorduk.

Photo

Post has attachment
Photo

Post has attachment
BENCE BU YEREİNCE AÇIK
Photo

Post has attachment
Photo

Post has attachment
Photo
Wait while more posts are being loaded