Post has shared content
Horlamaya Nasıl Engel Olunur Horlama Tedavisi.
Horlama herkesin bildiği gibi kişinin elinde olmadan, uyku sırasındayken çevreden duyulacak yükseklikte nefes alıp verme sesidir. Halk arasında çok horluyor dürtelim de horlamasın tarzı bir inanış olmasına rağmen öncelikle horlamanın bilimsel ve psikolojik nedenleri hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.

Horlamanın Başlıca Nedenleri Nelerdir?
Horlama kişinin yaşına bağlı olarak gelişebileceği gibi, genel olarak; fazla kilo, yoğun alkol tüketimi, uyumadan önce fazla ve yağlı besin tüketimi, yatağın kişinin vücuduna göre olmaması (rahatsızlık duyma – rahatsız uyuma pozisyonu), solunum yollarında ve burunda var olan deformasyonlar – tıbbi sorunlar (geniz eti, geçici ve kalıcı burun tıkanıkları) sorunlarından bir veya bir kaçının kişide bulunmasından dolayı kaynaklanır.



Horlamayı Engellemek İçin Neler Yapılabilir?
Sağlıklı bir yatak ve uyunulan ortamın rahat olması her şeyden önce gelir. Odanın nem dengesinin iyi olması, yatağın kişinin vücut şekline göre olması ve ortamın havadarlığı en başlıca nedenlerdir. Bunların yanı sıra doktora gidilmeli ve fiziksel ya da psikolojik bir rahatsızlık olup olmadığı saptanmalıdır.
Yapılan araştırmalara göre horlamaların %80’i solunum yolu ile ilgili rahatsızlıklardan kaynaklanmaktadır. Kişi burnundan rahat nefes alamadığı için ağzından hava alır ve bu sırada ortaya yüksek ses çıkar. Neyse ki solunum yolunu açmak için, kolaylıkla evde hazırlanabilecek ve deneyenlerin çok memnun kaldığı bir kür bulunmaktadır.

Horlama Tedavisi
Horlama Tedavisi

Malzemeler
1 çay kaşığı nane yağı
50 gram taze zencefil
Yarım çay bardağı limon suyu
Yarım çay bardağı greyfurt suyu
2 tatlı kaşığı bal
Yeşil çay

Hazırlanışı
Yeşil çayı bir kaba koyarak güzelce kaynatın ve demlenmeye bırakın. Bu sırada zencefili ezerek toz haline getirin ve limon suyu ile greyfurt suyunun içerisine koyarak güzelce karıştırın. 1 çay kaşığı nane yayını, hazırladığınız karışıma koyun ve karıştırmaya devam edin. Nane yağı solunum yollarını açma konusunda son derece etkilidir, oda sıcaklığında suya konulup içildiğinde bile son derece fayda gösterir. Limonlu ve zencefilli karışımınızı bir tülbentten pütür kalmayacak şekilde süzün ve demlenmiş olan yeşil çaya ekleyin. Ilık olan karışımın içerisine bal ekleyerek afiyetle içebilirsiniz.
Photo

Post has shared content

Post has shared content
Zeytinyağı kuru incir mucizesi

Zeytinyağında beklettiğiniz kuru incirin inanılmaz faydası.. Doğal ve saf zeytinyağında 1 gün boyunca beklettiğiniz incir o kadar faydalı ki..
Öksürük ve Astım Hastaları İçin Zeytinyağı ve İncir Mucizesi

Öksürük ve astım hastaları doğal ve saf zeytinyağında bekletilmiş 2 adet kuru inciri sabah öğünlerinden önce tüketilmesi önerilmektedir. Bu şekilde bu kürün en az 6 ay boyunca devam ettirilmesi gerekmektedir. Hiç ara vermeden uygulan bu formül astım ve öksürük problemi olanlar için inanılmak bir tedavi yöntemidir. Mutlaka uygulanması tavsiye edilmektedir.

Yalnızca öksürük ve astım hastaları için değil akciğer hastalıklarında da önerilen bir formüldür. Zeytinyağı incir mucizesinin bir diğer faydası ise erkeklerde sperm artırıcı etkisinin olmasıdır. Yalnızca erkeklerde değil bu karışımın kadınlarda da doğurganlığı artırıcı etkisi vardır.

İncirin faydaları arasında bilindiği üzere mideyi çalıştırması, bağırsakları yumuşatması ve sinir sistemini olumlu etkilemesi bulunmaktadır. Bunların dışında incir ağacının dallarındaki süt sayesinde siğillerden de kurtulmanız mümkün..
Zeytinyağı İncir Kürü Nasıl Yapılır?

Bu kürün hazırlanışı ve uygulanışı oldukça kolay. Öncelikle 2 adet inciri 1 gün öncesinden saf zeytinyağının içerisine koyuyoruz ve 1 gün bekletiyoruz. 1 gün sonrasında incirleri içerisinden çıkarın ve hemen tüketin. Ardından yeni incirlerinizi yediklerinizin yerine koyun ve tekrar 1 gün bekletin. Bu kürün sağlıklı sonuçlar vermesini istiyorsanız mutlaka 6 ay boyunca düzenli bir şekilde uygulamanız gerekmektedir. Süre uzun geldiği için bu kür size zor gözükebilir fakat hazırlaması kolay olduğu için kolaylıkla uygulayabilirsiniz. Yalnızca incirleri unutmamanız gerekmektedir.
Photo

Post has shared content
Bu mucize içecek kanser hücrelerini öldürüyor!

Bay Seto akciğer kanseri idi... Çin’de ünlü bir Herbalistin tavsiyesi üzerine bu içeceği içmeye başladı. 3 ay boyunca düzenli bir şekilde bu içeceği kullandı ve şimdi sağlığına kavuşmuş durumda.

Bu içeceği hazırlamak için ihtiyacınız olan şeyler:

1 adet pancar kökü

1 havuç

1 elma

Bu malzemeleri yıkayıp, kesip, meyve sıkacağında suyunu çıkardıktan sonra bekletmeden suyunu içebilir ve geri kalan posasını cildinize sürebilirsiniz.

Bu mucize içeceğin etkili olduğu rahatsızlıklar:

1) Gelişmekte olan kanser hücrelerini önlemekte.

2) Karaciğer, böbrek, pankreas hastalıklarını önlemekte ve ülser tedavisinde de kullanılabilmekte.

3) Akciğeri güçlendirir, kalp krizi ve yüksek tansiyonu önler.

4) Bağışıklık sistemini güçlendirir.

5) Kızarmış, yorgun veya kuru gözlere iyi gelir.

6) Kas ağrısını ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

7) Bağırsak hareketlenmesine yardımcı olarak kabızı ortadan kaldırır. Detoks olarak da kullanılabildiğinden cildiniz daha sağlıklı ve parlak bir görünüme sahip olacaktır.

8) Boğaz enfeksiyonuna iyi gelir.

9) Regl ağrısını azaltmaya yardımcı olur.

10) Saman nezlesine iyi gelir.
Photo

Post has shared content
ÇOK ÖNEMLİ!!! LÜTFEN OKUYUNUZ VE OKUTUNUZ

Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg’un buluşunu öğrenir. 1930’lu yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur.
Bu, o kadar önemli bir b…uluştur ki, Otto Warburg’a Nobel Ödülü kazandırmıştır. Otto Warburg’a göre kanserin bir temel sebebi vardır.
Bu da, vücudun normal hücrelerinin oksijenli solunumunun, oksijensiz anaerobik hücre solunumuyla yer değiştirmesidir.
Warburg’un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır?
Birincisi, kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır. Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar; kanser hücreleri oksijenden kaçınır. Hiperbarik oksijen terapisi alternatif kanser tedavisi uygulayan kliniklerde kullanılan bir yöntemdir.
Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de, kanserin bir mayalanma (fermantasyon) süreciyle metabolize olduğudur.
Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha büyüktür. Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor:
Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır. Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar. Tabii Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa. ..
Proteinlerden şeker Bu ziyan sendromuna kaşeksia (cachexia) denir.
Kaşeksia vücudun proteinlerden (evet, doğru duydunuz, karbonhidratlardan veya yağlardan değil de, proteinlerden) “glükoneogenez” (yeniden glükoz yapımı) işlemiyle, şeker elde etmesidir. Bu şeker kanseri besler. Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye çalışırken kendisi açlık çeker. Şimdi, kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken, onu şekerle beslemek mantıklı geliyor mu size? Yani karbonhidratlardan zengin bir diyet uygulamak? Bugün, kansere karşı uygulanan birçok besin terapisi mevcuttur (işe de yaramaktadırlar) çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki bağlantıyı görmüştür.
Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin gıdalara izin verilmez. Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez çünkü şeker kanseri beslemektedir. Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir? Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu düşünmektedir. Belki Otto Warburg’un buluşunu duymuştur ama geri kalan parçaları tamamlayamamıştır. Belki de beslenmeyle ilgili hiçbir şey öğrenmemiştir.
Aslında 1978’e kadar ABD’nin resmi kuruluşlarından biri, beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi!! !!
Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer terapilerle ortaya çıktılar. Bunlardan biri ‘Laetrile’dir.
Kaşeksialı hastaların yüzde 50’den fazlasında glükoneogenez sürecini durduran hidrazin sülfat bunlardan bir diğeridir.
Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir “akıllı bomba” üzerinde çalışmaktadır. Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır.
İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar. Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir.
Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır. Kanserin ne sevdiğini bilen hasta Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır. Kanser, çiğ yiyeceklerdense, pişmiş yiyecekleri sever. Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir. Bir de, kanserin şeker sevdiğini aklınızdan çıkarmayın. Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!
Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş olursunuz. Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı.
Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine “Sağlığa zararlıdır.Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır.” ibaresinin konmasını şart koştu. Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da yan etkileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında.
(Editörün notu: Ama maalesef hiç birinin üzerinde böyle bir ibare yok). Kaynak: International Wellness Directory
Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı? İngiltere’de 1815’de 5 kg cıvarında olan kişi başına yıllık çay şekeri tüketimi 1970’de 50 kg ‘ın üzerine çıkmıştır. 1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir.
Türkiye’deki durum da artık çok farklı değildir. Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve beyaz un kullanılmaktadır. Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne açıkça sermektedir.
Aşağıdaki tedbirlerle kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir;
* Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.
* Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren ‘light’ hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.
* Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyeti uygulayın.
Bol taze sebze ve meyve yiyin.
* Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı)
* Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenin.
* Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.
* Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin.Mümkünse manda sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.
* Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.
* Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.
* Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!!!! ).
* Stresten uzak durun.
* İyi uyuyun.
* Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.
* D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın.
* Yeteri derecede egzersiz yapın!!!!
* Alkol kullanmayın.
* İşlenmiş soya ürünü yemeyin.
* Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.
* Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen olabilirler !!!!
* Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.
* Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.
Prof. Dr. Ahmet AYDIN İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD
Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı
OKUDUYSAN ve BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIRMISIN
Photo

Post has shared content
Rezene Nedir? Nasıl Kullanılır? Faydaları ve Yan Etkileri Nelerdir?
Özellikle bebeklerde ve emziren kadınlarda gaz giderici olarak kullanılan rezene Akdeniz ikliminde yetişen bir bitki türüdür Maydanozgiller familyasına ait olan rezenenin kullanım şekli ve faydaları şu şekildedir;

Uzun bir ömre sahip rezene, sene boyunca bulunabilen bir bitki çeşididir. Oldukça heybetli olabilir ve 2 metreye kadar uzayabilen boyları bulunmaktadır.

Akdeniz bölgesi iklimini benimseyen ve orta çağlarda manastırlardan günümüze kadar kullanılan rezene bitkisi, dünyanın pek çok bölgesinde doğal olarak yetişebilmektedir.

Bitkiye ait soğan ve yaprakları yemeklerde, tohumları ise çayını hazırlamakta kullanılmaktadır. Çay olarak tüketildiğinde vücuda birçok faydası vardır.

Son yıllarda özellikle emziren kadınların, bebeklerinde ve kendilerinde görülen gaz şikâyetlerini hafifletmesi sebebiyle, yeni doğum yapan kadınların vazgeçilmezi olmuştur.

Normal şartlarda da gaz şikâyetleri, hazımsızlık sorunları olanlar yemeklerin içinde az miktarda kullanabilir ya da öğünlerden sonra çay olarak tüketebilir. Rezene bitkisinin hazır poşette olanlarını tüketmek yerine doğal olanını bulup kullanmanız daha faydalı olacaktır. Ancak aşırı kullanımı konusunda tedbirli olunması gereklidir.

1 Rezene Nedir?
2 Rezenenin Faydaları Nelerdir?
3 Rezene Nasıl Kullanılır?
4 Rezenenin Yan Etkileri Nelerdir?

Rezene Nedir?Maydanozgiller familyasından iki yıllık bir bitki türüdür. Gövde dik olarak yükselmektedir. Gövde üzerinden çok sık çatallar çıkar. Bitki 2 metre boyuna kadar uzayabilir. Bitkinin çiçekleri altın sarısı bir renge sahiptir. Bitki ekildikten iki yıl sonraki ilk sonbaharda olgunlaşıp yarılan tohumları toplanmaya başlanır ve kabukları tarakla temizlenir. Direkt güneş almadan kurutulur. Bileşeninde nişasta, tanen, uçucu yağlar ve yapışkan bitki sıvısıyla şeker bulunur.

Rezenenin Faydaları Nelerdir?

Rezenenin Faydaları Nelerdir?Rezene bitkisi, herhangi bir şikâyet hissedilmeksizin C ve B vitaminleri ile magnezyum, kalsiyum ve potasyum minerallerini barındırmasından ötürü vücudu güçlendirmek amacıyla kullanılabilir. C vitamini bağışıklık sisteminin güçlenmesinde ve kemik yapısının sağlamlaşmasında etkili olan, antioksidan özelliği bulunan bir vitamindir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarında, sindirim zorluğunda, bağırsak parazitlerinde, göz hastalıklarında tedavi amacıyla kullanılmaktadır.

Rezene bitkisi ile hazırlanan çayın, adet döngülerini düzene soktuğunu ve adet dönemi sancılarını hafiflettiği belirlenmiştir. Dismenore rahatsızlığı bulunanların bulantı, kusma ve baş ağrısı gibi şikâyetlerini hafifletmek amacıyla da kullanılmıştır. Öğünlerin ardından 4 adet rezene tohumu tüketmek nefesin tazelenmesini ve ağız kokusunun giderilmesini sağlar. Ayrıca rezene çayı ile ıslatılan pamukla gözlerinizi silerseniz; gözün dezenfekte edilmesini sağlamış olursunuz. Emziren kadınlar kendilerindeki ve bebeklerindeki gaz şikâyetlerini azaltması sebebiyle ara ara kullanabilirler.Antioksidan özelliği sayesinde toksinlerin vücuttan dışarı atılmasına yardımcı olur. Bununla beraber vücudu ödemden de kurtarır. Kullanan kişilerce diş ve kemik ağrılarının hafifletilmesini sağladığı söylenmiştir.

Rezene Nasıl Kullanılır?

Rezene Nasıl Kullanılır?Genellikle çay olarak tüketilmektedir. Bununla beraber tohumları çiğnenerek de tüketilebilir. Bu şekilde kullanıldığında nefesi tazelemektedir. Bitkisel çay olarak tüketileceği zaman doğru demlemek gerekir. Bunun için bir fincan suya 1 kaşık rezene tohumu atılır. Suyun kaynamasından sonra fincana alın ve 10 dakika daha demlenmesi için bekleyin. Ardından tanelerini ayırın ve suyunu ılık şekilde tüketin. Tat vermek adına içerisine limon ya da bal ilave edebilirsiniz.

Rezenenin Yan Etkileri Nelerdir?

Rezenenin Yan Etkileri Nelerdir?Öğünlerle beraber tüketilen rezene tohumları normal miktarlardaysa güvenli olarak kabul edilir. Bu şekilde tüketildiğinde herhangi bir yan etki görülmemektedir ama rezene çayı, yağı ya da ekstresi kullanılacaksa mutlaka öncelikle bir uzmana danışmak gerekir. Aşırı miktarda tüketimlerinde ise mide bulantısı ve midede ağrıya sebebiyet verebilir. İleri seviyedeki yan etkileri arasında ise kusma, nefes almada güçlük, cilt sorunları, kalpte çarpıntı ve ritim bozukluğu, akciğer ödemi yer alır.

Emzirme döneminde anne sütünü artırdığı gibi bilgiler söz konusudur ama emziren kadınlar ve hamile kadınlar mutlaka doktora danışarak kullanmalıdır. Çünkü bazı kişilerde rezene çayı kan şekerinin olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Belirli hastalıkları olanlar özellikle de safra, böbrek ve karaciğer rahatsızlıkları bulunan, bağışıklık sistemi hassas olanlar ve kolay alerji kapanlar rezene çayını tüketmeden önce hem doktora danışmalı hem de azar azar kullanmaya başlamalı ve gözlem yapmalıdır.
Photo

Post has shared content
Saç İçin Çam Terebentin Yağı Nasıl Kullanılır?

Saç bakımında önemli bir yere sahip olan çam terebentin yağı; saç dökülmesinden saç uzamasına kadar bir çok alanda faydası olan mucizevi doğal bir üründür. Çam terebentin yağı çeşitli kullanım şekilleri ile doğal olarak saçlarınıza bakım yapar ve saçlarınızın gözle görülür bir şekilde güzelliğe kavuşmasını sağlar.

Çam Terebentin Yağını Şampuan ile beraber kullanırsanız, şampuanın içindeki kimyasalları yok ediyor!

Çam Terebentin kullanarak evde kolaylıkla uygulayacağınız doğal yöntemler ile hiç bir kimyasal ürüne ihtiyaç duymadan saçlarınıza canlılık kazandırıp dökülmelerini azaltabilirsiniz. Çam terebentin yağının en önemli etkisi ise şampuanla birlikte kullanıldığında şampuanların içerisinde saça zarar veren kimyasal maddelerin etkisini yok etmesidir.
Çam Terebentin Yağı Faydaları:

Hemoroid hastalığına karşı tedavi edicidir.
Emziren hanımlarda süt artırıcı etkiye sahiptir.
İştah açıcı özelliğe sahiptir.
Adet söktürücü özelliği vardır.
Saç dökülmesi, kepeklenme sorunlarına karşı inanılmaz etkisi vardır.
Kısa sürede sağlıklı bir şekilde saç uzatmasına faydası vardır.
Saçlara parlaklık verir.
Şeker, romatizma ve astım hastalarına önerilmektedir.
Kılcal damarları uyararak kan dolaşımını hızlandırır.
İdrar yolları hastalıklarında ve bel soğukluğunda tedavi edicidir.
Solunum rahatsızlıklarında kullanılmaktadır.
Bağışıklı sistemini güçlendirerek gribal enfeksiyonlara karşı koruma sağlar.
Vücudun zinde olmasını sağlar, direnç verir.

Çam Terebentin Yağı Nasıl Kullanılır?

Kullanımı: Çam terebentin yağı güçlü ve yakıcı bir yağ olması sebebiyle direkt olarak kullanımı ciltte tahrişe sebep olabilmektedir. Bu sebeple şampuanla karıştırarak kullanımı en doğrusu olacaktır.
Photo

Post has shared content
HASTA OLMAMAK İÇİN NE YAPMALI ?

* Kalp-Damar hastalıklarından korunmak için ''ZEYTİN YAĞI'' Tüketin.

* Kanser-Beyin tümörü hastalıklarından korunmak için ''LİMON'' Tüketin.

*Bağışıklık sistemi hastalıklarından korunmak için ''ÇÖREK OTU'' Tüketin.

*Enfeksiyon hastalıklarından korunmak için ''SARIMSAK'' Tüketin.
Photo

Post has shared content

Post has shared content
Wait while more posts are being loaded