Post has shared content

Post has shared content
"
BİR BAYAN KARDEŞİMİZİN ÖRTÜNME KARARI

Yaklaşık bir hafta önce örtünmeye karar verdim...
Rüyamda kız kardeşim bana 'abla sen örtündüğün için hakkında çok kötü şeyler konuşacaklar diyor, ben de ona umrumda değil bundan sonraki 50 yıl boyunca ben böyle olacağım diyordum.
Sonra bir yolculuğa çıkmak üzere bir grup insanla vedalaşıyordum.
Bu insanlardan birisi hafif sakallı ve genç bir kişi ve rüyamda benim abim olan kişinin elini öpüp vedalaşmak istediğimde bana elini uzatmayıp şunları söylüyor.
Em ebremu'yu okumaya devam et.
Tam burada uyandım.
İnternete em ebremu yazdım ve Zuhruf Suresinin 79. Ayetin meali karşısında gözyaşlarımı tutamadım…
“Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) kesin karar mı verdiler? Şüphesiz (onları cezalandırma konusunda) kesin karar veren bizleriz."
Artık kimse umurumda değil... Üç günlük ömür için ahretimi silip atamam.
Yıllarca çevrem ne der dedim, erteledim durdum. Karar verdim, ölürsem örtümle ölmek istiyorum.
Rabbimin karşısına edepsizce değil, onun nasıl istediği gibi tertemiz çıkmak istiyorum.
Çok şükür simdi kocaman bir örtüm var dirseklerime kadar uzanan.
Sokağa çıktığımda gururla taşıyorum üzerimde. Ne topuza ihtiyacım var, ne de o iğrenç makyaja.
Rabbim beni böyle yaratmış, bu bedeni beğenmeyip değiştirmek ne haddime..?
Örtünmek isteyen kardeşlerimize vesile olması duasıyla...
PAYLAŞALIM HERKES OKUSUN

Dini Hikaye seven kardeşlerimiz
Bizi Takip etsinler → #omerfarukmazlum
Photo

Post has shared content
"
NE OLUR SAÇLARIMI KESMEYİN

Bir yurt talebesidir Abdurrahman.
Çalışkanlığıyla oturup kalkmasıyla kılık kıyafetiyle herkese örnek olacak vasıflar
taşımaktadır.Fakat her nasılsa o günlerde saçları bir öğrenci için dikkat çekecek kadar uzamıştır.
Yurttaki belletmen ağabeyleri ile anne-baba nasıl olsa kestirir diye bir şey demezler.Fakat saç uzadıkça uzar.Bir gün yurttaki müdür muavini çağırır Abdurrahmanı.
-Abdurrahman saçlarını kestir artık epey uzadı.bir yurt talebesi için bu saçlar epey uzun anlaştık değil mi? sorusuna Abdurrahman kafasını iki yana sallayarak sessizce hayır cevabını verir.
Müdür yardımcısı zaten yarın izne gidecek babası kestirir diye düşünür ve fazla üstelemez.
Abdurrahman o gün izne gider.Babası ile müdür yardımcısı önceden görüşmüştür.Babası yemekten sonra:
-Oğlum canım evladım!Saçlarını yarın kestirelim deyince babasını hiç kırmayan o munis çocuk:
-Hayır olmaz babacığım deyip koşarak odasına kapanır.Anne ve baba şaşkın şaşkın birbirlerine bakakalırlar.
Ertesi gün saçlarını kestirmeden öylece yurda gider Abdurrahman.Müdür bey onu çağırır ve biraz sert konuşur.
-Yarın kestir saçlarını der ve Abdurrahman başı önde
müdüriyetten çıkar.yatağına yatar ve göz yaşları içinde sabahlar.
Sabah aynanın karşısına geçer ve:
-Seni benden ayıramazlar ayrılmam senden diye saçları ile konuşur.
Okul çıkışı yurda değil evine gider.Annesi hiç beklemediği
oğlunu karşısında görünce meselinin halledilmediğini anlar:
-Canım evladım seni ne kadar sevdiğimizi biliyorsun.Ne olursun
beni kırma.Kestir saçlarını kestir yavrum der.Annesinin ağlamaklı
konuşması karşısında Abdurrahman:
-Cennet ayaklarının altında olan annem canım kadar sevdiğim babam bir ağabeyim kadar sevdiğim belletmenim bizleri evlatları kadar seven yurt idarecilerim bir anlasanız.ben sizleri kıramam ama beni bir anlasanız...
-Evladım niye kestirmiyorsun saçlarını niçin kestirmek
istemiyorsun?
-Söyliyemem anne kestirmek istemiyorum.
-Oğlum hadi kestir gel saçlarını da yurda gidelim.Sonra yurttan
kızarlar.Bizleri de daha fazla üzme.
Abdurrahman çaresizlik içinde gider berbere kestirir saçlarını.Kesilen saçlarıda berberde bırakmaz yanına alır.
Evden annesi ile beraber yurda giderler.Mesele hallolmuştur.
yaklaşık bir ay sonrasıdır.Müdür yardımcısı geceleyin talebelerin defter ve kitaplarını kontrol etmektedir.
Sıra
Abdurrahma nın eşyalarını kontrole gelince kitaplarının birinin
sayfalarını çevirince gördüğü manzara karşısında şaşkına döner.
Çünkü kesilen saçlar kitabın arasındadır. Bir talebenin saçına bu kadar değer vermesini anlayamaz müdür yardımcısı.Ama dikkat edince saçların altında bir yazı görür.okumaya başlar:
"Canım annem ve babam çok değerli yurt idarecimin baskısı olmasa bu saçlarımı kestirmezdim.Onlar bilmiyorlar bende
söylemedim.Yoksa rüyamda peygamber efendimizin (s a v) okşadığı o saçları ömür boyu kestirmezdim...
AFFET YA RASULALLAH!SENİN OKŞADIĞIN O SAÇLARI KESTİRDİM...affet
beni affet affet!"
Photo

Post has shared content
 cennatü 'adnin tecriy min tahtihel'enharü halidiyne fiyha ebeden radıyallahü 'anhüm ve radu 'anhü zalike limen haşiye rabb
işte onlar rablerinden ğaşiye duyanlardir.
Photo

Post has shared content
Allah saxlasin
Originally shared by ****
BÜYÜKANNE

Vaktiyle çok yaşlı bir büyükanne varmış. Saçları kar beyaz, yüzü kırış kırışmış. Ama gördüğü güzellikler karşısında bir yıldız gibi ışıl ışıl parlayan, sıcak bakışlı güzel gözlere sahipmiş. Kocaman güllü bir elbise giyer, birbirinden güzel hikâyeler anlatırmış.

Büyükannenin bir fermuarla açılıp kapanan kaim, eski bir kitabı varmış. Onu her zaman açıp okutmuş. Kitabın içinde de kurumuş sayfalar arasında yamyassı olmuş bir gül dururmuş. Tabii masanın üzerindeki vazoda duran taze gül kadar canlı ve güzel değilmiş. Ama o, kitabı açıp da, gülü görünce gözyaşlarını tutamazmış, birkaç damla yaş gülün üzerine düşüvermiş. Gözyaşlarıyla nemlenen gül birden canlanır, tazelenir ve çevreye mis gibi kokular saçarmış.

Birden odayı bir buğu kaplar, her taraf yeşillenir, güneş ışıklarının, yapraklarında oynaştığı zümrüt yeşili ağaçlı, büyüleyici bir orman oluştururmuş. Yine öyle olmuş, büyükanne kitabı açıp, gülün üzerine bir damla gözyaşı akıtınca, gözünde güzel bir kız canlanıvermiş.

Büyükanne:





“… Şu sarı buklelerin güzelliğine, şu gül pembesi yanakların tatlılığına bakın. Ne zarif ne alımlı. Hiçbir gül bunun kadar güzel olamaz. Ama ya gözleri, gözlerinin güzelliğine bakmakla doyulmaz, tabii bana çekmiş” diye düşünmüş. Yanında yakışıklı, güçlü, kuvvetli, genç bir adam oturuyormuş. Ona pembe bir gül uzatıp birden kaybolmuş. Ve tüm bu güzel düşünceler, hayaller hepsi birden yok oluvermiş. Ve büyük anne yine kurumuş gülünü kitabın sayfaları arasına koyup, tatlı hülyalardan sıyrılıp koltuğuna oturmuş. Bir gün büyük anne yine koltuğunda oturmuş birbirinden güzel hikâyeler anlatırken:

– Artık bitti, çok yoruldum. Bırakın da biraz uyuyalım, demiş. Ama bir daha hiç uyanmamış. Ölmüş olmasına karşın büyük annenin yüzündeki tatlı tebessüm hiç silinmemiş. Sanki yüzündeki tüm kırışıklıklar yok olmuş. Tatlı tebessümü ve beyaz saçlarıyla ne kadar güzel görünüyormuş. Bahçe duvarının arkasında bir gül ağacı varmış. Üzerinde tatlı sesiyle bir bülbül şakıyormuş. Çocuklar akşamları bahçedeki ağaçtan gül koparırlarmış. O gece de gelip ağaçtan bir gül koparmışlar. Fakat, o cennete çoktan uçmuştu…

Büyükannenin ölümüyle birlikte eski kitabı ve içindeki kurumuş gül yok olup gitmiş! Ama, büyükannenin ışıl ışıl gözleri hiçbir zaman unutulmamış. O, şu an kitabının sayfalan arasında sakladığı gülü ilk öptüğü günkü kadar genç ve güzelmiş… Çünkü ruhunun güzelliği cennette bir ışık gibi parlıyormuş.
Photo

Post has shared content

Post has shared content

Post has shared content
I wish you have a happy, joyful and peaceful evening..
Huzurlu, mutlu, neşeli bir akşam dilerim.
Photo

Post has shared content

Post has shared content
Originally shared by ****
Gunaydin
Good morning
Photo
Wait while more posts are being loaded