Post has attachment
Photo

Post has attachment
Photo

Post has attachment


Yolum Açık Olmayacak…
Ayaz vuruyor yüreğime, üşüyorum.
Biliyorum senin şehrin sıcak ama bu kez değil sevgili bu kez değil.
Ayrılığın bu kadar üşütücü olacağını söyleseler inanmazdım bak buz kestim karşında kımıldayamıyorum.
Bundan sonra ayaz olacak tüm geceler benim şehrimde.
Isıtmayacak ellerimi yüreğimi kimse ve hiç birşey.
Sen sıcacık şehrinde sıcak tut yüreğini. Ama yaralama kimseyi emi.
Bu sana son mektubum…
Geldiğim gibi sessizce giderim demiştim ya sana, o kadar sessizlik sinmedi içime.
Benden ne bırakabildim sana, ne kattım yaşantına bilmem ama cümlelerim kalsın istedim.
Ta bi sen istersen belki yırtıp atacaksın belki de gözünün ilişmeyeceği bir yerde saklayacaksın bilmiyorum.
Yazıyorum yine de bunlar seni seven birinin cümleleri ,
bunlar ayrılığı içine sindirmeye çalışan içimdeki küçük çocukların sözleri sadece dinle.
Gideceğimi anlamadığını biliyorum kim gideceği akşam böylesi sarılır ki sevdiğine,
kim öpücüklere boğar, kim sözleriyle sarmalar ki.
Benden başka bir deli yapmazdı zaten.
İstedim ki son gecem güzel geçsin,
İlerde hatırına düştüğümde istedim ki hüzünle anma beni Deliydi de geç git.
Az önce parmak uçlarımda sessizce ilerleyerek balkona çıktım,
senden önce sana ait bu şehirle vedalaşmalıydım.
Bir sigara yaktım ,biliyorum bırakacağıma söz vermiştim şu mereti ama ben sözlerimi tutamadım sevgili.
Ben bana verdiğim sözleri bile tutamadım ki ağlamayacaktım sözde ama bak tutamadım işte.
Tutunamadım….
Gözyaşlarımı silip yanına uzandım
bir müddet ,o kadar güzeldin ki uyurken yüzünde dans eden gölgeleri bile kıskanacağım kadar güzel.
Yüzünde belli belirsiz gülümseme.Gülmek bu kadar mı yakışır bir surete.



Gelsem dokunsam dedim ,sıkıca sarılsam.Gidiyorum ,kalk beni durdur diye sarssam yapamadım Yalpaladım

Eşyalarımı toparladım sonra ve şimdi oturmuş sana bunları yazıyorum.



Gidişime anlam veremeyeceksin belki.



Sabah uyandığında ben yerine bir kağıt parçasına sarılacaksın.



Ve bu mektubun sonuna gelene kadar anlamayacaksın.



Tökezledim işte.yapabilirim sandım.Sevgim ikimize yeter dedim.



Oysa olmazmış tek taraflı yaşanmazmış aşk..



O şarkıdaki gibi “ne sevdiğin belli ne sevmediğin” derken yara almışım yaralanmışım.



Belki yarın diye aldanmışım kendimi aldatmışım Yarın belki derken yarınları tükettim.



Yanıldım.



Kaderim dediğim sevgili.



Bir gece ansızın karşımda bulduğum ve bir sabah yitirdiğim seni yeniden



Karşıma çıkaran kaderdi öyle inandırmıştı çocuk yanım beni işte.



Yine bir guzel akşamı tanişmıştık ve yine öyle bakakalmıştık.



Ve şimdi yine soğuk bir ruzgar sabahı çıkıyorum hayatından.



Açi tekerrürden ibaret dedikleri bu olmalı komik geliyor ama gülemiyorum

Şimdi çıkacağım bu kapıdan seni ardımda bırakacağım.



Her zaman ıkına sıkına gittiğim terminale gideceğim koşar adım.



Tüm yollara dinamitler yerleştirip her geçişimde patlatacağım.



Dönülecek yol kalmayacak sana çıkmayacak artık yollar.



Gurursuzca sana her gelişime şahitlik etmeyecek hiç kimse.



Kimse acıyarak bakmayacak yüzüme

Gidiyorum,arkamdan su dökemeyeceksin

Ve ben dönmeyeceğim bir daha

Ardımdan gözyaşlarıma bahane yağmurlar yağmayacak Senin şehrin sıcak
Biliyorum Sevgili biliyorum

Yolum açık olmayacak

Post has attachment
Photo

Hatırlıyormusun kapkaranlık gecelerdeki
son bulmayan sohbetlerimizi?
Bana hep yanındayım ölene kadarda olucam derdin
Nerdesin??
Karanlığımda şimdı bana ortak tek şey
sigaramın dumanı, içimdeki sızı
seni seviyorum canim dostum,arkadaşım sevdim daima sevicem derdin
oysaki sen sevmeyi dostuluğu bilmiyormuşsunki!
Yüreğimde sonsuza dek ayrı yerin var senin derdin
Oysa senin yüreğin bile yokmuş!
Sen benim gözümden süzülen bir damla yaşa
Bir anlık üzüntüme, bir yudum sevgime değmezmişsin.

SEN BANA LAIK DEĞILMİŞSIN ARKADAŞ!




Arkadaş vardır sadece,
Geçmişte kalan.
Arkadaş vardır ölünceye kadar,
unutulmayan.
İşte sen ikinci sınıfa,
dahil olan bir arkadaştın.
Seni daima özleyeceğim.

Adını yazmaya ne gerek var.
Sen kendini bilirsin ARKADAŞIM….


Nerden başlasam bilmiyorum nasıl anlatsam içimdeki kocaman boşluğu karanlığı nasıl tarif ederim. bilmiyorum tek bildiğim bu dünyada tek sığınağım tek yuvam senin ılık yüreğindi tek dalım senin kollarındı  gözümde bahar yok artık aşkım bedenimde can yok sen yoksun çünkü dünyada ne varsa senden öte yalan hepsi nereye dönsem yalandı bir tek sen gerçektin ama şimdi gördüm kalbimi acıtıyor senin gerçeğin artık başka seçtiğin yol bensiz bensiz yürüdüğün o yol benim sonumdur varsın öle olsun senin canın sağolsun  yüzünün böle güleceğine böle mutlu olacağına inanmışsın madem ben bana kalanlarla baş ederim artık gidiyorum nereye bilmiyorum küçüçük hayatımda büyüttüğüm tek aşk sendin sensin tek sana ait herşeyim sana verdiğim sözü bozmadan senin gözünden başka bir çift göze dahi teslim etmeden kendimi ölene dek herşeyimi sana saklayarak gidiyorum gitmem lazım SENİ SEVMEYE SENSİZ DEVAM ETMEM LAZIM SON NEFESİME KADAR

Yağışını, tepeden tırnağa beni sırılsıklam yapmanı severdim. Her damlan içime işlerdi, her damlan yüreğime akan bir nehre dönüşürdü. O ıslak halimle tir tir titrerken, bir tek damlanı bile kaçırmamak için kapanmazdım hiçbir yere. Yağmurdan sonra üşümeyi kim sever ki?
Ben severdim işte. Bir yağmur bağımlısına dönüştürmüştün beni. Sen yağdığın zaman elinde şemsiyesiyle gezen, kaçışan insanları gördükçe öfkelenirdim. Seni hissetmeyen insan neden yaşardı ki dünyada? 
Sonra dağılırdı öfkem ve gururlu bir gülüş kaplardı yüzümü. Hiç kimsenin fark etmediği o güzel ıslaklığın tek sahibi bendim. Bu beni hepsinden ayrıcalıklı kılıyordu. Onlar sıradandı, ben farklı. Uçurumun dibindeki yalnız çiçektim ben. Tek besinim yağmurdu. Yağışını beklerdim. Kurak günlere, ayaz gecelere inat hiç bitmeyen bir umutla beklerdim. Kapardım yapraklarımı, bükerdim boynumu direnmek için. Umudun yitip gittiği günler de oldu elbette. Bekleyişin işkenceye dönüştüğü zamanlar da oldu. Yağmama ihtimalin yoktu ama ya ben sabırsızdım, ya da sen yağacağın zamanı çok iyi bilirdin. Ben bunun rahatlığıyla hiç solmayacağımı düşünürdüm. Yağacağını bilerek özlemenin tadını da sevdim ben. Benimle birlikte bekleyen diğer yalnız çiçekler; artık yağmayacak; diye kendi yağmurlarından ümidi kesmişken, ben; durun; derdim onlara.; benim yağmurum hepinizi hayata döndürmeye yeter; Öyle kıvamında yağardın ki, ne sel olup yıkardın duvarları ne birkaç damlayla kandırırdın dünyayı. Hep yettin, hep ; şükür; dedirttin. Seni taşıyan bulutlar da hiç siyah olmadı. Yakışmazdı sana kara bulutlardan düşmek dünyaya. Aydınlığını verdin, beyaza boyadın onları. Bu yüzden hiçbir zaman yıkım olmadı yağışın; Yağışından sonra gökkuşağına dönüşmeni de sevdim. Her damlan başka bir renkti. Gözlerimi alamazdım o renk cümbüşünden. Çabuk kaybolacağını bildiğim için bir saniye ayırmazdım gözlerimi senden. Sonra güneş yükselir, sen çekilirdin. Ama her gidişin, yeniden döneceğinin müjdesiydi, bilirdim. Bu aralar yine kurak gidiyor günler. Ne bir bulut var, ne de yere düşen bir damla. Ben yine direniyorum ama geciktin ey yağmur. Sitemdir sanma, vardır bir bildiğin ama düşün ki sen olmasan solup gideceğim bu çorak dünyada. Ben tutkulu, böyle bir yağmur delisiyim işte.....

'' Uğruna bir şeye inanmak isterdim bu psikoloji bozuk tarafımı bir yere gömmek çok isterdim olmadı işte elimde kocaman bir sıfırla kalakaldım durdum bir otobüsün penceresinden yolu izleyerek geçirdim ömrümü kendimi hiç bir zaman iyi biri olarak görmedim başka insanların gözünde iyi biri olarak görüldüm iyi biri olmak kötü bir şeydi iyi biri olmak saçma bir duyguydu bu dünyada ne kadar kötü olursan o kadar çok kazanırsın diye öğrettiler bana bende aksini yaptım ne kadar çok iyi biri olarak gezdiysem sokaklarda ya dövülerek yada ağlayarak geçirdim.
yada kırılarak..!!

Post has attachment
Wait while more posts are being loaded