Bilindiği üzere Mevlana'nın "Mesnevî"si dünyada birçok dile çevrilmiş, daha iyi anlaşılması için eserin şerhleri yapılmıştır. "Mesnevî"nin etkisinde yazılan Çağatayca eserlerden biri de Baba Rahîm Meşreb'in "Mebde-i Nûr" adlı eseridir. Meşreb, Orta Asya, Afganistan ve Doğu Türkistan Türkleri arasında meşhur olmasına rağmen Türkiye'de pek bilinmemektedir. Bu makalemizde Meşreb ve eseri hakkında kısaca duracağız, daha çok "Mebde-i Nûr"un "Mesnevî"den etkilendiği yönlere değineceğiz.

x-thread://-1599506722/blocked

Post has attachment

Post has attachment

[“Meşreb’in Kitâb [“Meşreb’in Kitâb “Meşreb’in Kitâb-ı Mebde ı Mebde ı Mebde-i Nûr’u Mevlânâ’nın Mesnevî’sinin şerhi midir?” i Nûr’u Mevlânâ’nın Mesnevî’sinin şerhi midir?” Đlmî
Araştırmalar Dil ve Edebiyat Đncelemeleri,16 (Güz 2003), s. 135 16 (Güz 2003), s. 135 16 (Güz 2003), s. 135–142.]
Meşreb’in Kitâb-ı Mebde-i Nûr’u Mevlânâ’nın Mesnevî’sinin şerhi midir?
Dr. İsmail GÜLEÇ∗
Mevlânâ’nın (ö. 1273) Farsça telif ettiği meşhur Mesnevî-i Manevî isimli eseri bir çok
dile tercüme edilmiş ve daha iyi anlaşılması için de defalarca şerh edilmiştir. Ülkemizde,
Türkçe, Arapça, Farsça ve Batı dillerinde yapılan tercüme ve şerhler bilinirken özellikle bizim
için on yıl öncesine kadar kapalı olan Türk Cumhuriyetlerinde yapılmış olan tercüme ve şerhler
pek iyi bilinmemektedir. Çağatay edebî sahasının meşhur sûfî şairi Meşreb’in Kitâb-ı Mebde-i
Nûr isimli eseri, Mesnevî tercüme ve şerhlerinden bahseden çalışmalarda ismi yer almayan bir
eserdir.1
İstanbul’da bulunan yazma eser kütüphane kataloglarında da Meşreb’in ve eserinin
ismine tesadüf edemedik. Türk Üniversitelerinde Eski Türk Edebiyatı sahasında Mebde-i Nûr
ve diğer eserleri üzerine yapılan bir çalışmaya rastlanmamıştır.2
Bu yazının amacı, ülkemizde
pek bilinmeyen bu eseri tanıtmak ve Mesnevî şerhi olup olmadığını anlamaya çalışmaktır.
Mebde-i Nûr, XVII. Yüzyılda Orta Asya’da yetişmiş önemli mutasavvıflardan
Babarahim Meşreb’in manzum bir eseridir. İşân Şâh Meşreb olarak da bilinen Babarahim
Meşreb, Çağatay edebiyatının gerileme ve çöküş devri (XVII-XVIII) şairidir.3
Apak Hoca
tekkesinde uzun bir süre kalan Babarahim Meşreb, aynı zamanda Orta Asya, Afganistan ve
Doğu Türkistan’da çok iyi tanınan gezgin bir Melâmî dervişidir. Doğum tarihi konusunda iki
farklı görüş bulunmaktadır. Biri 1641, diğeri 1657’dir. Genel kabul gören tarih ikincisidir.
Andican’da doğan ve tahsilini tamamlamak için Nemengân’a giden Meşreb’in hayatı Orta
Asya’yı dolaşmakla geçmiştir. Rind-meşreb olan Meşreb, dolaştığı yerlerde hep halkla beraber
olmuş ve onlara eğitici ve din konusunda uyarıcı bazen kendinden geçmiş bir halde şiirler
söylemiştir. 4 Hakkında XVII. Yüzyıl kaynaklarında pek fazla bilgi bulunmayan Meşreb, Belh
hakanı Mahmud Han’ın huzurunda okuduğu hicivlerden dolayı 1711 yılında idam edilmiştir.5
Mahmut Fidancı, cezbe halinde iken hikmetli şiirler okuyan Meşreb için, bir yerde Kalanderî
ve Melâmî6
derken, bir başka yerde şiirlerinden onun, ehl-i sünnet inancını benimsediğini ve


Araştırma Görevlisi, Đ. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü.
1
Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlana’dan Sonra Mevlevîlik, 2. baskı, Đstanbul, Đnkılap ve Aka, 1983, Şefik Can,
Mevlana, Hayatı, Şahsiyeti, Fikirleri, Đstanbul, Ötüken, 1997, Đsa Çelik, “Mevlana’nın Mesnevi’sinin Tercüme
ve Şerhleri” A.Ü. Türkiyat Araştımaları Ensitüsü Dergisi, Sayı 19 Erzurum 2002, s. 71-93. Đsa Çelik’in
makalesi diğerlerine göre daha güncel ve etraflıdır. Tercüme ve şerhlerden bahseden eserler, genellikle yukarıda
isimleri verilen eserlerin tekrarı mahiyetinde olduğu için bu kaynaklarla yetinildi.
2
http://www.yok.gov.tr:8080/YokTezSrv?User=INTERNET, Hatice Aynur, Üniversitelerde Eski Türk
Edebiyatı Çalışmaları, Tezler, Yayınlar, Haberler, 1-12, Đstanbul, 2000-2002, Şevkiye Kazan, “Türk Dili ve
Edebiyatı sahasında yapılan doktora ve yüksek lisans tezleri (1987-1999) I-II, Đlmî Araştırmalar, Dil,
Edebiyat, Tarih Đncelemeleri, S. 13/2002, s. 229-271, S. 14/2002, s. 277-301. Meşreb’le ilgili rastladığımız tek
çalışma şudur: Mahmut Fidancı, Şâh Meşreb Menâkıb-nâmesi (Đnceleme-Metin-Sözlük) Đstanbul Üniversitesi,
Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Yayınlanmamış Doktora Tezi) Đstanbul, 1994.
3
Fuad Köprülü, “Çağatay Edebiyatı” Đslam Ansiklopedisi III, Đstanbul, MEB, 1945, s. 316.
4
Babarahim Meşreb, Mebde-i Nûr, yay. haz. Hacı Đsmetullah Ahdullah, Taşkent, 1994, s. 3-10.
5
Mahmut Fidancı, a.g.t., s. XIII.
6
A.e., a.y.
2
bu inanca ters düşmediğini söylemektedir.7
Hem Kalenderî olup hem de ehl-i sünnet inancına
sıkıca bağlı olmak mümkün olmadığından bu durum izaha muhtaç gözükmektedir.
Mebde-i Nûr, Meşreb’in Divan’ından sonra Kimyâ ile birlikte en çok tanınan ve
okunan iki eserinden biridir.8
Bunların yanında Hac-nâme isimli bir eseri daha vardır.9
Meşreb
ve eseri üzerine doktora tezi yapan Mahmut Fidancı, bu eserden söz etmemektedir.10 Mebde-i
Nûr’un bir çok yazma nüshası ve baskısı vardır.11 Hakkında bilgi verdiğimiz nüsha, 1898 yılında,
bugün Özbekistan’ın başkenti olan ve o dönemlerde önemli kültür merkezleri arasında yer
alan Taşkent’te Kimya ile birlikte basılmıştır. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
Kütüphanesinde, K 43 numarada kayıtlı olan bu kitabın cildinin kenarları bez, üstü mukavva
olup ortasında salbekli şemse vardır. Şemse vişne çürüğü rengindendir. Salbekler ise kırmızı,
mukavva cilt laciverttir. Sırtı meşin olup, yıprandığından rengi değişmiştir. Orijinal renginin
bordo olduğu tahmin edilmektedir. Ebadı 27 x 17,5’tur. Kağıt rengi sarıdır. Çok iyi korunmuş
olan kağıtta ufak bir kurt yeniği bile yoktur. Kağıt ebadı 26,5 x 17’dir. Yazı ebadı 23 x 13.5’dur.
448 sayfa olan bu eserin her sayfasında, başlılar hariç, her satırda bir beyit olmak (çift sütun)
üzere 23 beyit vardır. Eserin dili Çağatayca’dır.
Kapağın en üstünde “Fetebârekellâhu ahsene’l-hâlikîn”
12 cümlesi yer almaktadır. Onun
altında kitabın adı “Kitâbu Mebde-i Nûr” bulunmaktadır. En altta ise “Der-vilâyet-i Taşkend beihtimâm-ı
Molla Abdullah Hacı ibn-i Esedullah Hacı Taşkendî”
13 ibaresi yer almaktadır. Onun
altında ise Rusça “Doz. Tsenz. S. Peterpurg 11 Maya 1898 g. Tipo-lit V. M. İlina vı Taşkent”
14
ibaresi yer almaktadır.
Eserin baş tarafı şöyledir:
Bismillahirrahmanirrahim
Bişnev ez ney çün hikâyet mîkoned Vez cüdâyihâ şikâyet mîkoned
Anglagıl ney ni hikâyetler kılur Kim cüdâlıgdın şikâyetler kılur
Ney vücûd-ı ârif-i billahdur ur Çıksa neydin her sadâ dânâ bilür
Her zaman neydin çıkar savt u sadâ Bes kulak salsang bârısı bir nidâ
Kûze gerçi derzlık ayb-ı külâl Bendeni aybını kılma tinglep al
Bendeni aybı hudânın aybıdur Kerde-i Allah’ga tîğ urmak nedür
Ançi ihlâsıng irür sanga semer Kimge ihlâs bar şeytandın tayar ( s.2)
Eserin son tarafı ise şöyledir:
İlâhî dîde-i dilni bînâ kıl Kerem eylep özünge âşnâ kıl
Hüdâ digin ki dilni nûr kılsun Hemeni könglüni maɈmûr kılsun
Bu huşk-i dîdelerni âb kılsun Bu zulmet-hâneni mehtâb kılsun
İlâhî âkıbet mahmûd kılgın Kiterde bendeni hoşnûd kılgın
Bu sözler kîmyâ-yı her acemdür Acem oldur dil-i gark-âb-ı gamdür
Husûsâ kîmyâ-yı dil bülenddür Tamâmî kimyalar munga benddür
İlâhî bendeni sâbit-kadem kıl Diliga havf bir cehlini kem kıl
Eger iltey diseng mahşerge îmân Taleb kıl nefsni öldür bol Müsülmân

7
A.e., s. XVIII.
8
Meslektaşım Dr. Abid Nazar Mahdum, bu eserin Afganistan’daki Türkler arasında çok yaygın olduğunu, bazı
dost meclislerinde bu eserin de okunduğunu söyledi. Bu bilgi bize, Meşreb’in hâlâ çok tanındığını gösteriyor.
Bilgisini benimle paylaştığı için Dr. Mahdum’a çok teşekkür ederim.
9
Mahmut Fidancı, a.g.t., s. XXI.
10 A. e., s. XXI.
11 Daha fazla bilgi için bkz. Babarahim Meşreb, a.g.e., s. 22-24.
12 Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne kadar yücedir.
13 Taşkent ilinde, Taşkentli Hacı Esedullah oğlu Molla Hacı Abdullah’ın gayretiyle.
14 Yayın izni 11 Mayıs 1898 St. Petersburg Edebi tür, V. M. Đlin, Taşkent. (Tercümede yardımlarından dolayı
meslektaşım Erol Çetin’e teşekkür ederim.)
3
Bu sözni aydılar sultân-ı ikbâl Kolungdın kilse her kimden duâ al
Hüdâvendâ kulung bî-çâredur men Hemedin kem bolup âvâredur men
Temmetü’l-Kitâb bi-avni’llahi’l-Meliki’l-Vahhâb
Temmet15
Eser’in ilk bölümü olan Mebde-i Nûr, Mesnevî’yle aynı vezinde (Fâilâtün fâilâtün
fâilün) kaleme alınmıştır. Eserin müellifi, Mesnevî’den seçtiği beyitlerde geçen kavramları,
ahlâkî ve didaktik hikâyelerle zenginleştirerek anlatma yolunu seçmiştir. Mesnevî beyitleri baş
tarafta bulunmasa Mesnevî ile olan ilgisi anlaşılacak gibi görünmemektedir. Eser Mesnevî’nin
ilk beytiyle başlar. Mesnevî’den alınan beyit sayısı otuz dokuzdur. Mesnevî’den alınan beyitten
sonra, birkaç beyitle tercüme edilmektedir. Daha sonra ise beyitte geçen bir kavramdan yola
çıkılarak konu genişletilmekte, salt beyit açıklamasından çıkıp beyitte de geçen bir konunun
öğüt verir bir şekilde anlatılmasına geçilmektedir. Anlatılan görüşü desteklemek için evliya
menkıbelerinden biri veya birkaçı nakledilmekte ve müellifin görüşlerini özetleyen bir
gazelden sonra bir başka Mesnevî beytine geçilmektedir. Eserin son bölümünde bir kısmı
Arapça olan müstezâdlar da bulunmaktadır. Eser içinde başlık şeklinde sadece hikâyet, gazel
ve müstezad verilmektedir. Bunların bölüm başlıkları olmadığı düşünüldüğünde eserin bir
bütün olarak kabul edilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.
Eserde hikâye bölümünde menkıbesi anlatılan mutasavvıflara bakıldığında ilk dönem
sûfîlerinin ağırlıkta olduğu dikkat çekmektedir. Zünnûn-ı Mısrî, Hâce Emir Devlet, Beyâzîd-i
Bistâmî, Behlûl-i Dânâ, İsmâil-i Şâmî, Hâce Abdâl-i Nişâbûrî, Hâce Abdullah Mağrıbî, Şeyh
Süheyl, Yûnus-ı Nişâburî, Hâce Sâbir menkıbeleri anlatılan mutasavvıflardan bazılarıdır.
Ayrıca, adamın biri, bir şehzade, bir karga, bir öğrenci, bir şeyh ve bir derviş gibi herhangi
birisinden bahseden hikâyeler de bulunmaktadır. Bu hikâyeler, hem menkıbeleri anlatılan
zevâtın biyografisi, hem de tasavvuf tarihi için incelenmeye değer görünmektedir.
Eserde açıklaması bulunan beyitlerin ilk mısraları ve beyit bu numaraları şöyledir:16
Sıra Sayfa Beyit nu İlk Mısra
1 s. 2 I/1 Πρλϖ⇑ Γ°λ⊗ ◊υp ⇓ ℑ↓ υρς±
2 s. 7 I/2 Π⇓↓ Π ˆ± ↓Ρ⇑ °× ◊°ΦΤϖ⇓ Σ∧
3 s. 12 I/3 ¬↓Ρ∏ ℑ↓ τ≡Ρ⊗ τ≡Ρ⊗ θ〈↓υ… τρϖℜ
4 s. 23 I/4 ⇒ Π⊗ ◊°⇓ Φϖ∈π… Ρ± σ⇑
5 s. 28 I/6 σ⇑ ℵ° Π⊗ υ… σε ℑ↓ Τ∧Ρ〈
6 s. 33 I/5 ΓΤϖ⇓ ℵ σ⇑ Ù⇔°⇓ ℑ↓ σ⇑ Ρℜ
7 s. 39 I/8 ΓΤϖ⇓ ℵυΦΤ⇑ σ× ℑ ◊°÷  ◊°÷ ℑ σ×
8 s. 44 I/9 °± ΓΤϖ⇓  ∑°⇓ µ⇓°± σ↓ Γℜ↓ Ω×∞
9 s. 49 I/10 °Φ∏ ⇓ ℵΠ⇓°∧ ΓΤϕς⊂ Ω×∞
10 s. 55 I/11 ΠΡ± ∑ℵ° ℑ↓ τ∧ Ρ〈 ιΡ≡ ⇓
11 s. 59 I/12 Π τ∧ ⋅°Ρ×  ∑Ρ〈ℑ ⇓ υπ〈
12 s. 65 I/13 Πρλϖ⇑ ◊υ…Ρ ↓ℵ ΙΠ≡ ⇓

15 Makale içindeki metinleri okuyup kontrol eden meslektaşım Dr. Abid Nazar Mahdum’a teşekkür ederim.
16 Beyitler, MEB yayınları arasında çıkan Mesnevî tercümesine göre verilmiştir. (çev. Veled Đzbudak, gözden
geçiren, Abdülbaki Gölpınarlı, Đstanbul, 1991) Beyitleri tespit etmeme yardımcı olan Yard. Doç. Dr. Mustafa
Çiçekler’e teşekkür ederim.
4
13 s. 70 VI/2002 ÝË ÐqÈÓ SÛн ÉÛƒU| ÎSÓ| Ï|
14 s. 74 VI/2004 f‰U „¥ÌÇ Uƒ ÏU Õ¹ „Ó }ËU| »ÜÁ
15 s. 85 V/1614 |Ð\ Õ‘ ÎU… SÓ…UÏR ÙÃÈl
16 s. 113 Bulunamadı ƒÐË ÆйVÇ Ðd ÆйVÇ |Б ÎÐp
17 s. 114 Bulunamadı U„Ç ƒU„‰U fŠÜË Ê„uÇ Õ¹ „Ó
18 s. 118 II/1759 Uƒ ÆS´ Ï ÉÛ„ºÌË Uƒ ÎÏ„\ SÇ
19 s. 121 II/2825 Þσ n¹ ƒ}ËU „¾Û| ÆSiÇ »Û
20 s. 125 Bulunamadı |Б ɽ ݰЕ Éè ƒ| ·t Éè
21 s. 136 II/1  

   
22 s. 148 II/2   ִ  
23 s. 160 II/15 ‹±Ë ¸Ï~ ƒ}ËU Ê|R |… Ê}´ »Û
24 s. 167 II/30 |Ð\ ÍÇÒÇ ÙÌÜÛR ÍÇÒÇ ÕºËÏp
25 s. 176 II/120 |Ð\ ÎÏ|„½ Ú|„` ƒ| n¹ ÞÐÇ
26 s.186 II/121 ÎSe‰Ï…Uƒ n½ gU†lU ͹ f‰Uƒ
27 s. 195 II/123 }‘ »ÌŠÈÓ ÎSe‰UƒSË S\ Õ¹ „Ó
28 s. 204 II/124 ”S\ ƒS±ºÁU Ýè åU}‘U σ
29 s. 213 II/125 ”S\ „Ü’È‘ ÎÐp ƒSܬU „‰ „\
30 s. 223 II/126 }Ìʾ\ ÎUƒSÛ Ðd …U g„ܬ … Sd
31 s. 232 II/127 }Ìa‰ ÎÐp ÎS¹„º\ Î… ƒ}ËU “dR
32 s. 239 II/128 ÍÜÓ ‹ÜÃ\[ g}Ûн S\S\ ÎSl
33 s. 248 II/251 ÎSÇ|„Ç ^ìU }˃UÐx ÝÇ|R
34 s. 258 II/375 f‰SÓ ÕÛ„½ ”Ðl ³Ð´ÐÇ ÉeÈtƒ
35 s. 276 II/295 ÝušÁU Ï ÎU|†Û |ÐÇ„° ^]‰ ÎU…
36 s. 286 III/1  !"#$

37 s. 300 Bulunamadı ÅÜÃl ³S•ÏU Ðd ³S•ÏU … }‘
38 s. 313 III/578 ÎSe‰Ï| ÞU }Ûƒ‚¾\ gƒÐ• …„½
Eserde sadece Mesnevî’nin I, II, III, V ve VI. Defterlerde geçen 38 beyit yer almaktadır.
Birinci defterden 12, ikinci defterden 17, üçüncü defterden 3, beşinci defterden bir ve altıncı
defterden 2 beyit yer alırken 4 beytin hangi defterden alındığı tespit edilememiştir. En kısa
açıklama 113. sayfadaki beyittir. Sadece 23 beyitlik Mûsâ peygamber ile ejderha kıssası yer
almaktadır. En uzun açıklama ise 28 sayfa ile 85. sayfadaki beyittir. Bu beytin altında 15 hikâye
anlatılmaktadır. Hikâye sayısı beyte göre değişmektedir. Genellikle birden fazla hikâye yer
almaktadır.
Örnek olarak, Hz. Mûsâ’nın yolda karşılaştığı, şeytan tarafından kendisinin yenmesi
istenen ejderhayı Cebrâil’in yardımıyla öldürdüğünün anlatıldığı, 113-114’teki beytin
açıklamasını veriyoruz.
5
Çün şeved me’kûl-ı tu me’kûl-ı nûr Hâk-rîzî ber ser-i nân-ı tenûr
Ey ciğer-bendim işitgil zâtnı Hem makâm-ı sâhibu’l-isbâtnı
Bir küni Mûsâ idiler reh-güzer Râz-ı mahfîdin velî algay haber
Her kişi bir vaktdın tapdı huzûr Bes uşal vaktini yâdını kılur
Gark bolgan bendeler divâne-vâr Lokmaî könglige kilse ihtiyâr
Bâr idi yol üstige bir ejdehâr Aşık-ı sermest irdi bî-karâr
Senge ey Mûsâ sırrımni aytayın Arzu kıldım seni bir köreyin
Hak teâla menge yetgürdi seni Yol ara kördüm bolung lokmam meni
Kördü Musâ ejder-i dil-rîşni Havf-ı ejderdin unutdı hîşni
Kırk gez irdi ağzıdın burnı anı Havf itip Mûsâ yanıga bârmadı
Kildi şeytan ejdehâga ol zaman DefɈaten yoldın çıkardı nâgehân
Ejdehâga Mûsâ’ni yutgin didi Köp lezîzdür lokmaî kılgin didi
Aydı, ey Mûsâ biri kilgin bukün Yerge yanım yapuşupdur gark-ı hûn
Men işitdim vâsıl-ı esrâr imiş Her nebîge zûr-ı ming kes bâr imiş
Sen kötergin men küdûretdin çıkay Hem temâmı zaf-ı illetdin çıkay
Tüşdi Mûsâ könlige bir rahm bâz Ejdehâ Mûsâ’ga aydı anda râz
Bes köterdi kolu birle mârnı Yutdı Musâ’nı uşal mâr-ı kavî
Urdu şeh-per birle Cibrîl ol zaman Ejdehâ öldü Mûsâ kaldı emân
Ejdehârın nefs u rûhungdur Mûsâ Cibreîl aşk u cefâ kılmas vefâ (?)
Ejdehârın simirmey fikringni kıl Efsûn eylep ejdehârnı bend kıl
Kel sivâ bolgin cihânda hûşyâr Tâ senge kim zârî kılsun ejdehâr
Mûsâ’nı ser tâ kadem kim eyledi Özgeni hâlîni maɈlûm eyledi (s. 113-114)
135. sayfanın sonunda “Temâm buldı defter-i evvel-i Mesnevî-i MaɈnevî bi-avni’l-lâhi
teâlâ ve fazlihî ve keremihî.” İbaresi vardır. 285. sayfanın sonunda “Temmeti’l-kitâb bi-avni’lmeliki’l-vehhâb”
ibaresi vardır. 286. sayfa Mesnevî’nin üçüncü cildinin ilk beytiyle
başlamaktadır. 340. sayfanın ortasında “Temmeti’l-kitâb vi avnihi’l-meliki’l-vehhâb” ibaresiyle
kitabın ilk kısmı sona ermektedir. Bu satırın hemen altındaki satırda “Kimyâ-yı evvel
Bismillahirrahmanirrahim” ibaresiyle Meşreb’in diğer çok bilinen eseri Kimya yer almaktadır.
Mefâîlün mefâîlün fâilün vezninde yazılan ve her bir bölümün de ‘Kimya’ olarak adlandırıldığı
bu eserde 22 kimya yer almaktadır. 448. sayfada eser sona ermektedir. Kimyalar da, İslam
ahlâkı, itikadı ve ilmihali ile ilgili 22 ayrı konu işlenmektedir. Kimyalarda, önce konu bir kaç
beyitle özetlenmekte, daha sonra da konunun daha etkili olması için konuyu destekleyen
evliya menkıbeleri anlatılmaktadır. Bu bölümün Mesnevî ile ilgisi yoktur.
Sonuç olarak; ülkemizde Mesnevî şerhlerinden bahseden çalışmalarda ismine tesadüf
etmediğimiz Mebde-i Nûr, Mesnevî’den beyitlerin olduğu kısmın yine ahlâkî ve didaktik
mahiyette oluşu ve diğer Mesnevî şerhlerinde olduğu gibi kelime veya kavram açıklamasına
gidilmeyişi, Mesnevî’de gizlenmiş tasavvufi hakikatlerin üzerinde durulmayışı gibi nedenlerden
dolayı, Mesnevî şerhi olduğunu söylemek güçtür. Bununla birlikte Mesnevî’den 39 beyit alıp
beyitteki manayı hikâyelerle açıklamaya çalışması ve beyitlerden hareket etmesinden dolayı da,
onun Mesnevî’nin etkisi altında yazılmış bir eser olduğunu düşündürmektedir. Babarahim
Meşreb ve eserleri üzerinde yapılacak çalışmalara ihtiyaç vardır. 

Ce categorie ai ? Eu a II -a.

Wait while more posts are being loaded