Bu notu sizlere küçük bir sosyal medya başarı hikayesi anlatmak, ardından da HES'lerle ilgili mücadele arzusu aşıklamaya çalışmak için yazıyorum.

Önce kısa hikaye.

Hikayemizin başkahramanı Kazım Delal. Kendisi ile bizi tanıştıran ise Radikal Gazetesi'ndeki bir haber. Haberin başlığı mevzuyu çok güzel bir şekilde özetliyor:

"İneğini satarak açtığı davayla HES'i durduran Rizeli 'Yurttaş Kazım' Delal, aynı proje yeniden gelince, kredi çekerek yine dava açtı" (http://tinyurl.com/6cv4dtg).

Kazım Delal, hepimizi ilgilendiren bir problem ile mücadele etmek için ineğini satmış. Eli öpülesi insan.

Sosyal medyada bu haberi paylaşan insanlardan birisi de FriendFeed'in miocaro'su idi. FriendFeed'de paylaştığı gönderinin altına yazılan ilk yorumda İstem Fer "bu abiye yardım etmeli" deyince, olaylar gelişti. Sadece birkaç mesaj sonra bir diğer FriendFeed sakini Engin Hu, Kazım Delal'ın avukatının telefon numarasına ulaşıyor, bu işin maddi külfetine ortak olmak isteyenlerin kullanabilecekleri bir hesap numarası olup olmadığını öğreniyordu. Hesap numarası yerine isme PTT havalesinin daha münasip olacağı anlaşılınca operasyon başladı.

Merak edenler olayın gelişimini buradan takip edebilirler: http://ff.im/MWXb6. Fakat özet olarak, miocaro'nun sözleri ile,

"Bu dava benim de davam diyip, destek olmak isteyenler KAZIM DELAL adına PTT, RİZE MERKEZ'e havale göndererek destek verebilirler".

Küçük bir sosyal medya başarısı. Halen devam ediyor.

* * *

Kazım Delal kimseden maddi bir yardım istemiş değil. Ben de kimseyi para göndermeye ikna etmeye çalışmıyorum. Fakat Kazım Delal'ın davasının kendisinin de davası olduğuna inanmayan dostlara bir çift sözüm var:

Türkiye'nin dereleri, ülkenin doğal kaynaklarını korumak konusunda sonraki nesillere olan borcunu tek taraflı şekilde fesh etmiş olan hükumet(ler) tarafından uzun yıllardır kar marjı yüksek, fakat geri dönüşümü düşük projeler ile köylünün elinden alınıp şirketlere devrediliyor.

Enerjinin özellikle gelişmekte olan ülkeler için önemi aşikar. Fakat bu ihtiyaca dair gerçekler şeffaf bir biçimde analiz edilmeden, ülkenin bilim insanlarının nezaretinde masaya yatırılmadan net bir fikir sahibi olmak güç. Kapsamı, geçerliliği ve sürdürülebilirliği konusunda hiçbir güvencesi olmayan "enerji politikaları", artık devlet enerji propagandasının temel söylemi halini almış "enerji ihtiyacı" martavalı halka servis ediliyor. Ekolojik anlamda geri dönüşü olmayan bir tahribata göz yummak istemeyen, ya da bir şekilde nesillerdir yaşadığı toprakları terk etmek istemeyenler ise güvenlik kuvvetlerinin sert müdahaleleri ile sindirilmeye çalışılıyor.

HES projelerini yürüten şirketlerin kendi özel güvenlik güçlerini oluşturma yetkisi olduğunu biliyor muydunuz? Bu avantajlarını, güvenlik gücü personelini projenin yapıldığı bölgenin çevre köylerinden işe almak sureti ile bölgede HES'e karşı çıkan aile sayısını azaltacak şekilde kullanmaktan da imtina etmiyorlar mesela. Halk direnişinden bu denli korkuluyor olması elbette yapılan şey ile halkın menfaatlerinin çelişiyor olmasından besleniyor.

http://tinyurl.com/yla8wgv adresindeki yazıda bahsettiğim ve Evren Özesen'in fotoğrafladığı insanlar (http://tinyurl.com/yew7tco) Yuvarlakçay'da HES nöbeti tutarak yürütmeyi durdurmak sureti ile HES'lerle mücadelenin imkansız olmadığını gösterirken, birkaç hafta önce Gerze'deki HES direnişine kolluk kuvvetlerinin halka uyguladığı şiddet HES'lerle mücadelenin sadece birlik ve beraberlik değil, aynı zamana büyük bir cesaret gerektirdiğini hatırlatıyor bizlere (http://tinyurl.com/6xtdkoj).

Peki devleti ve devletin kolluk kuvvetlerini karşımıza almaya değer mi?

Eğer bu sorunun yanıtını bir seferde veremiyorsanız, lütfen üşenmeyip 1800 şirket tarafından paylaşılmış olan derelerimizin halini, çiftçiyi, yer altı sularını ve canlıları nelerin beklediğini Yıldız Teknik Üniversitesi'nde su havzalarının korunumu üzerine çalışan bir profesör olan Dr. Beyza Üstün'ün ağzından dinleyin:

http://vimeo.com/15065525

HES yıkımını bizzat yaşamakta olan halkın isyanını dinleyin:

http://vimeo.com/19937849

* * *

Bu noktada "elimizden ne gelir" diyor olabilirsiniz. Haklısınız. Fakat milyonlarca insanın buluştuğu devrimlerin sadece birkaç insan ile başladığını unutmayın.

Kazım Delal olun, şirketlerin başına çorap örün. Yuvarlakçay köylüleri olun, dereler başında nöbet tutun. Evren Özesen olun, mücadeleyi fotoğraflayın. Miocaro olun yaşananların sesini açın. Doğal zenginliklerini son derece hızlı bir şekilde kaybeden bir ülkenin sorumluluk mücadelesine 1-0 geride başlamış vatandaşları olarak gözünüzü kulağınızı açık tutun...


Bu ülkenin vatandaşları kendi aydınları ve bilim insanlarının mı, yoksa siyasetçiler ve şirketlerin medyadaki seslerinin mi daha baskın olması gerektiğine elbette kendisi karar verecek. Gerisi laf-ü güzaf.




__

TL;DR: Kazım Delal'e yardım etmek istiyorum diyenler bir PTT şubesine gidiyor, PTT, RİZE MERKEZ'e KAZIM DELAL adına uygun gördüğü bir miktar için havale emri veriyor, dekontun bir fotoğrafını çekip isim ve adres kısmını sildikten sonra dekont@subjektif.org adresine gönderiyor, sonuçları da http://ff.im/N0QyZ adresinden takip ediyor.


__
Shared publiclyView activity