Profile cover photo
Profile photo
Umut ÖZCAN
About
Umut's posts

Post has attachment

İKİZİM İSKORPİT

Hoyrat ve kuşkucu bir sandalyede
İki esinti geçiyor gözlerimden
Zaman, metresi misali sevişiyor duvarda
Sevişmiyor aslında
Bakışıyor iskorpit teknesinden

İskorpitler ışıklar altında
çatlıyor kalbinden
hatta çığlık çığlığa nefesinden
Umursamazlık cansızcasına dökülüyor
ışık gibi sahte mavi dolunaydan

Issız ve gamsız bir vaktinde
buz kestiren çöl gecesinde
Ağıtlar indiriliyor sanki belli belirsiz yıldızlardan
çaresizliğe uğurladıklarını bilirmiş gibi
En çirkininden iskorpiti
Bir de tahta sandalyedeki beni



İnsanın şarhoş olunca evine götüren
balının olması kadar güzel bişey olamaz.

Post has attachment

Post has attachment

SU PERİSİNE DOKUNUŞ

Goddard ve bendi
Hayatını çalmaya çırpınan iki serseri
Oysa sen hanım hanımcık birisi
Bir türlü sevemedin
Ne goddardı hem de beni

siyah beyaz filmlerde gözlerimi silmeye çalışırken
ayrılık sahneleri değildi ellerime düşen, sesindi
sarı beyaz tenini çaldığım günlerdi o zamanlar
Saçlarının arasından ta boynuna kadar
Endülüs akşamlarının rüzgarları gezinirdi

Koklansa bir an için sesinin şaraba değmiş ıslaklığı,
tuareglerin en güçlü erkeğini bile kendinden geçirirdi
Akdenizin türlü kokuları sendendi,
Sandal ağacından, ödden, portakal çiçeğinden
ve hepsinden aslında her birinden esinlenirdi
İşte bunların hepsini
bunu su perileri bile bilirdi

İşte bu iki serseri
henüz yeni öğrenmişti...


https://www.youtube.com/watch?v=-sgBn0Vhe1w&index=5&list=RDanjPA0H6EXA

Post has attachment
Şeyma Mahmut (Türkçesi)
Dinleyiniz biraz gezinirsiniz belki başka dünyalarda...

https://www.youtube.com/watch?v=6IVoqygN4Pc&index=4&list=RDanjPA0H6EXA

GÖLGE

Akşamüstü yorgunluğunun arkadaşlığında
Yaşlıca ve yaşı kadar geveze çingenenin sepetinde
Herhangi birisiydim ben
Eğri, susuz,
kokusuz karanfillerden.
Solmaya alışık gölgemde
tutkulanmış seyrediyorum ellerini sessizden


FİRAR

Rakıyı;
kadının ile içeceksin
O içecek önce
seyredeceksin.
Sonra rakını onun cilvesiyle
beyazlatacaksın.
Gözleriyle süzecek gülümseyerek
içleneceksin.
Kelimeleri dökülecek sevdaya ait,
en şairin bozuk dilinden
üşenmeyeceksin.
Adam gibi dinleyeceksin.
Avuçlarına alıp sözlerini
yüzüne süreceksin.

Sonra...
en sonra
firar edeceksin.
Kimseler bilmeyecek ama
ama kimselerin bilmediği vapurla...



...
sesinde ne var biliyor musun
söylemediğin sözcükler var
küçücük şeyler belki
ama günün bu saatinde
anıt gibi dururlar

Cemal Süreya'dan.

EKSİK

Turuncu gagalı martı ıslak
Denize dalmış ki ağzında balık

Falcı kadının gözleri yere dönük
kalbi üşümüş ki bakışmaları soğuk

Anlamsız gülüşmeleriyle kafeli kızlar
hepsinde tiz bir çığlık
konuşmaları sıradan ki dillerinde sahtelik

Piyangocu ihtiyarda tersine sadelik
martısını seyrederken bağrı açık.

İçimde tazecikten sıkıntı
yepyeni bir eksik
yine eksildi ruhum... pek yazık!


Bir saat
Ellerinin terinde yürümek
Koklamak saçlarını bir saat

Bir saat
süzülmek gözlerinin kahverengisinde
Titremiş sesinin cilvesinde bir saat

Sen uyurken bir saat
Rüyalarında koşmaktır saat saat
Yanında uyumaktır işte o saat

Korkusuz bakışlarında
yaşamak bir saat
Sonra susmak sessizce
bir saat
...

İşte bir saat
dursa dünya ve gece sussa
Belki geçmez saat

Ve bir saat
bizedir sadece bin saat
Wait while more posts are being loaded