Profile cover photo
Profile photo
Cavanşir Gadimov
282 followers -
Kitap ve Film Blog Yazarı
Kitap ve Film Blog Yazarı

282 followers
About
Posts

Post is pinned.

Post has attachment
Puşkin, bu tarihi romanda bir yandan Pugaçev isyanını, isyan sırasında yaşananları anlatıyor. Diğer yandan ana karakter Pyotr Andreyiç ve aşkına kavuşmak için atıldığı zorlukları sıralıyor. Genç bir subay olarak Pyotr Andreyiç, saf aşkla sevdiği kız için ölmeyi bile göze alır. Onu kurtarmak için nice tehlikelere atılır. Marya İvanovna da bu aşkı karşılıksız koymaz, o da sevdiği bu genci kurtarmak için elinden geleni yapar, Çariçeye kadar çıkar.

https://kitapokurum.blogspot.com/2019/02/a-s-puskin-yuzbasinin-kizi.html
Add a comment...

Post has attachment
Peki, neden 1001? Buna yine Peter Boxall şöyle açıklıyor: “Ölüm, öykü anlatıcılığı ve 1001 sayısı arasında kadim bir bağlantı var. Binbir Gece Masallan'ndan bu yana bu sayının efsanevi, ölümü anımsatan bir tınısı olageldi. Kitabın masalcısı Şehrazat, canını almak isteyen hükümdarına, kendi ölüm anını savuşturmanın bir yöntemi olarak binbir uzun Arap gecesi boyunca masallarını anlatır.” (Peter Boxall, Giriş, s. 8)

Bu kitabın benim en beğendiğim yanı, çok farklı ülke ve kültürlerden kitapları bir araya getirmesidir. Size dünyanın her yerinden yazar ve kitap önerisi sunuyor. Ben de bu 1001 kitaptan hangilerini okudum diye kadarken 40’ten biraz fazla sayıda kitabı okuduğumu fark ettim. İşte bu 40 kitabı, bir liste halinde aşağıda hem kendi görüşlerim, yorumlarım hem de kitaba katkı sağlayanların görüşlerinden alıntılar yaparak sıralayacağım.

https://kitapokurum.blogspot.com/2019/02/olmeden-once-okumaniz-gereken-1001-kitap.html
Add a comment...

Post has attachment
“Tom Bottomore'un elinizdeki bu kitabı, Frankfurt Okulu kuramcılarının çalışmasının, hem Marksçılık hem de toplumbilim konusunda büyük ölçüde kısır olduğu izlemini verse de, aynı zamanda vaatlerini yerine getirmeyen bu düşüncelerin bilim insanlarının ilgisini niçin bu denli çok çektiğinin nedenlerine de işaret eder. Aslında Frankfurt Okulu'nun belli başlı kuramcılarının çalışması, Marksçı kavramların "felsefece" yorumlarının popülerliklerinin en üst noktasında olduğu bir zamanda ilgi çektiği için, bu düşüncelere yoğun ilgi gösterilmesi bir parça anlamlıdır. Okul'un çalışmasına duyulan ilginin 1968 yılından sonra İngilizce konuşulan dünyada daha iyi bir sözcük bulunmadığı için "şaha kalkması" bir rastlantı değildir. Bu çalışma, "düşünsel" ve kültürel bakımdan sofistike, kısmi bir Marksçılık vaadi olmasının yanı sıra yadsınamaz bir çekiciliğe sahipti.” (Peter Hamilton, Editör’ün Önsözü, s. 9)

https://kitapokurum.blogspot.com/2019/02/tom-bottomore-frankfurt-okulu-ve-elestirisi.html
Add a comment...

Post has attachment
Daha önce kendisine aşık olan kızı geri çeviren Onegin, birkaç yıl sonra kendisi çaresizce aşık olur aynı kıza. Ancak Tatyana artık evlidir ve çaresizce ayaklarına kapanır Onegin. Daha önce neden onun aşkını geri çevirdiğini de şöyle açıklıyor:

“Ben o zaman kopardım yüreğimi;
Herkes için bir yabancı, hiçbir şeye bağlanmadım,
Düşünüyordum ben: özgürlüğüm ve huzurum
Yerini tutar mutluluğun. Tanrım!
Nasıl da aldandım, nasıl cezamı buldum...” (s. 367)

https://kitapokurum.blogspot.com/2019/02/a-s-puskin-yevgeni-onegin.html
A. S. Puşkin - Yevgeni Onegin
A. S. Puşkin - Yevgeni Onegin
kitapokurum.blogspot.com
Add a comment...

Post has attachment
Kendisi de bir kumarbaz olan Dostoyevski, hem kendi hem de diğer oyuncuları iyi çözümlemiş ve gözlemlemiş olarak, ana karakterin anlatımından kumar oynayanları şöyle anlatıyor:

“Bizim General mağrur, ciddi bir tavırla yaklaştı masaya. Bir uşak koşarak sandalye getirdi ona, ama bunun farkında bile olmadı General. Cebinden para cüzdanını ağır ağır çıkardı, önemli bir iş yapıyormuş gibi gene ağır ağır üç yüz frank altın para aldı içinden, siyaha koydu. Kazandı. Kazandığı parayı olduğu yerde bıraktı. Gene siyah çıktı. Bu kez de almadı parayı. Üçüncü elde kırmızı kazanınca bin iki yüz frank birden kaybetti. Gülümseyerek geri çekildi masadan. Hiç bozuntuya vermemişti. Yüreğinin fena sızladığından kuşkum yoktu. Kaybettiği para bir o kadar daha olsaydı sanıyorum tutamazdı kendini; heyecanını belli ederdi. Bununla birlikte, yanımda bir Fransız önce otuz bin frank kazandı, sonra hepsini kaybetti, ama neşesinden, soğukkanlılığından bir şey kaybetmedi. Gerçek bir centilmen, varını yoğunu bile verse heyecanlanmamak zorundadır. Para centilmenliğe oranla öylesine değersiz olmalıdır ki, üzerinde durmaya bile değmemelidir.” (s. 25)
F. M. Dostoyevski - Kumarbaz
F. M. Dostoyevski - Kumarbaz
kitapokurum.blogspot.com
Add a comment...

Post has attachment
“Eğer tezi keyifle yaparsanız, devam etmek isteyeceksiniz. Genelde tez üzerinde çalışırken sadece biteceği an düşünülür, tez bittikten sonra gidilecek tatilin hayali kurulur. Ama çalışmanız iyi biçimde yapılırsa, tezden sonra, önüne geçemediğiniz bir çalışma isteğinin ortaya çıkması normal bir fenomendir. Bir kenara bırakılan tüm noktalar derinleştirilmek istenir, tezimizi yazarken aklımıza gelen ama bir kenara bırakmak zorunda kaldığımız fikirlerin peşinden gitmek isteriz, başka kitaplar okumak, makaleler yazmak isteriz. İşte bu, tezin entelektüel metabolizmanızı harekete geçirdiğinin göstergesidir ve olumlu bir deneyim olduğu bellidir. Bu, artık önüne geçemediğiniz bir araştırma itkisinin kurbanı haline geldiğinizin de göstergesidir, bir süre sonra tıpkı işten çıktıktan sonra da cıvataları sıkmaya devam eden Modem Zamanlar'daki Chaplin gibi olursunuz: Kendinizi frenlemekte zorlanırsınız.” (s. 316 - 317)
Umberto Eco - Tez Nasıl Yazılır?
Umberto Eco - Tez Nasıl Yazılır?
kitapokurum.blogspot.com
Add a comment...

Post has attachment
“Çağımızın bütün aydınlarınınki gibi bende de hastalıklı bir zihin gelişimi vardı. Bu aydınların tümü de birbirinden mıymıntı, bir sürünün koyunları gibi birbirinin aynıdır. Belki de dairemizdekilerden yalnız ben aydın olduğum için, kendimi ürkek, köle ruhlu hisseden tek kişi bendim. Yalnız hissetmek olsa gene iyi; gerçekten de korkağın, köle ruhlunun biriydim ben. Bunu çekinmeden söylüyorum. Zamanımızda her aklı başında adam korkaktır, köle ruhludur, açıkçası böyle olmak zorundadır.” (s. 60)

Böyle diyor 150 yıl önce Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar romanının ana karakteri döneminin aydını ile ilgili.
Add a comment...

Post has attachment
“Arada bir kendime "Hayallerin nerede?" diye sorarım. Ama başımı sallayıp, "Yıllar ne çabuk geçiyor?" demekten başka çarem olmaz. Bu kez başka sorular gelir aklıma: "Peki, yıllarını ne yaptın? Hayatının en iyi yıllarını nereye gömdün? Yaşadın mı, yoksa yaşadığını mı sanıyorsun?" İçimden bir ses yükselir: "Bak çevrende her şey nasıl gittikçe soğuyor? Birkaç yıl daha geçsin, koyu bir yalnızlıkla birlikte bastonuna dayanmış, titreyen bir yaşlılıkla, karşı karşıya geleceksin. Ondan sonra da umutsuzluk, keder, bezginlik... Bir gün gelip hayal dünyam yerle bir olacak, hayallerim sarı yapraklar gibi bir bir dökülecek...” (s. 48)
F. M. Dostoyevski - Beyaz Geceler
F. M. Dostoyevski - Beyaz Geceler
kitapokurum.blogspot.com
Add a comment...

Post has attachment
Uzayda sürekli yeni gezegenleri topraklarına katan bir imparatorluk. Bunu yaparken de yapay zekanın yönettiği dev uzay gemileri ve yapay zekanın kullandığı artık insan olmayan askerleri kullanıyor. Bu imparatorluğun çok güçlü lideri, birgün bir yapay zekanın ona isyan edeceği ve öldürmek için "bağıl" olarak intikam için peşine düşeceğini hiç aklına getirmez.

“Bağıllarla ilgili hikâyeleri duyunca insan bunun Radchaaiların yaptığı en kötü, en dehşet verici şey olduğunu düşünüyor. Garsedd, yani, tabii Garsedd'de olanlar bin yıl önceydi. Yapılan, yani işgal edip yetişkin nüfusunun ne kadarıydı? Yarısı mı? Kaçırıp onları yürüyen cesetlere dönüştürerek gemilerinizin yapay zekâsının kölesine çevirmek. Kendi halklarına karşı kullanmak.”(s. 25)
Add a comment...
Wait while more posts are being loaded