Profile

Cover photo
Mustafa İSLAMOĞLU
356 followers|28,243 views
AboutPostsPhotosVideos

Stream

Mustafa İSLAMOĞLU

Shared publicly  - 
 
Doğruyu okuyunuz. Bunun manası "yanlış öğrenmeyiniz" değildir. Ancak okumak için yaptığınız seçim doğru seçim  olmalıdır. Burada hala bilginin en sadık taşıyıcısı olma vasfını devam ettiren kitap gündeme gelmektedir. Doğru seçilmemiş bir kitap, bir değil bir çok açıdan israftır: Emek israfı, para israfı, zaman israfı, zihin israfı... Bu israşarı önlemenin yolu bilinçli tercihten geçer. Yüz gram şeker yemek için yüz kilo şeker kamışı çiğnemek akıl karı değildir.

>TAVSİYELER<
Mustafa İslamoğlu
 ·  Translate
4
Add a comment...

Mustafa İSLAMOĞLU

Shared publicly  - 
 
AKLEDEN KALB İLE YÜRÜYÜŞ

O günden bu güne zaman değişti, mekân değişti, imkân değişti, fakat savaşın bu üç unsuru değişmedi. Savaşlar yine üç şey uğruna yapılıyor: Akide, kabile, ganimet. Akide belli. Şimdinin kabileleri “uluslar”, “ulus devletler”, “çıkar çevreleri”, “tröstler” ve “paktlar”. Şimdinin ganimeti de enerji kaynakları.

Mustafa İSLAMOĞLU
 ·  Translate
4
1
Celil Yildirim's profile photo
Add a comment...

Mustafa İSLAMOĞLU

Shared publicly  - 
 
“Kur’an, fikirden ziyade eylemi vurgulayan bir kitaptır.”

Muhammed İkbal
 ·  Translate
7
1
eşref özgün's profile photo
Add a comment...

Mustafa İSLAMOĞLU

Shared publicly  - 
 
Ey cehâlet; Senin tarihin insanoğlunun tarihidir. Çağ oldu el üstünde tutuldun. Sapıklar sayesinde yaşadın altın devrini. Firavun, Nemrut, Hâman, Samiri gibiler, Senin iftihar ettiğin çocuklarındı. Onlar Sana tarihinin en saltanatlı günlerini yaşattılar. Ve baban Ebû Cehil’le kemale erdin. Firavun’un zaferi Senin zaferindi. Nemrud’un ateşinin özüydün Sen. Karun’un en büyük serveti, Samiri’nin buzağısıydın.

Mustafa İSLAMOĞLU
 ·  Translate
12
4
GÜL MADEN's profile photoyusuf ak's profile photo
Add a comment...

Mustafa İSLAMOĞLU

Shared publicly  - 
 
"Allah bize, daha ilk vahiyler inerken “tertîl”i emretti: Ve rattili’l-Kur’âne tertîlâ: Kur’an’ı üzerinde dura dura, düşüne düşüne, anlaya anlaya, kavraya kavraya oku!” (Müzzemmil 4) Biz ise, zaman içinde, tarihi şartların da dayatmasıyla “tertîl” emrini “tecvide” indirgedik. Orada da durmadık. Biz ne yaptık? Önce Kur’an’ı Mushaf’a indirgedik. Sonra tertili tecvide indirgedik. Sonra tecvidi telaffuza indirgedik. Sonra telaffuzu tilavete indirgedik. Onu da ses sanatına irca ettik. Tecvid, “okuyuşu güzelleştirme” demek; yaşayışı güzelleştirmenin açığını, okuyuşu güzelleştirerek kapatacağımızı zannettik. Olmadı…"

Mustafa İslamoğlu
 ·  Translate
8
3
Ugur Ozyigit's profile photoGÜL MADEN's profile photo
Add a comment...

Mustafa İSLAMOĞLU

Shared publicly  - 
 
Vahiy ilahi bir inşa projesidir.Vahiy dört türlü inşada bulunur:
1) Kavramlarıyla tasavvuru inşa eder.
2) Önermeleriyle aklı inşa eder.
3) Verdiği örneklerle şahsiyeti inşa eder.
4) Bütünüyle hayatın bütünü inşa eder.

İnsan hayatın ustası olmak istiyorsa vahyin çırağı olmalıdır.

Mustafa İslamoğlu
 ·  Translate
9
4
GÜL MADEN's profile photoYıldırım Demir's profile photo
Add a comment...
In their circles
1 person
Have them in circles
356 people

Mustafa İSLAMOĞLU

Shared publicly  - 
 
Şu kesin ki, onu İslam'ın ana kapısına adım adım yaklaştıran Kur'an'dır. İşte tam bu nedenle birini sahabeyle kıyaslayacağım zaman "anadan doğma Müslüman"dan daha çok alın teriyle, yürek teriyle, kendi kendini yeniden doğurarak Müslüman olan mühtedileri kıyaslıyorum. Çünkü başta "sen bundan önce kitap nedir iman nedir bilmezdin" denilen Peygamber olmak üzere tüm sahabe "mühtedi" idi. Ve hepsi de İslam'a ana kapıdan girdiler.

İşte bu yüzden Kur'an muttakiler için hidayettir. Bilmem anlatabildim mi?

Mustafa İSLAMOĞLU
 ·  Translate
7
1
Ugur Ozyigit's profile photo
Add a comment...

Mustafa İSLAMOĞLU

Shared publicly  - 
 
Kur’an’ı Anlamak Farzdır

Vahyin ilk muhatabı olan Hz. Peygamber onu okudu, anladı, yaşadı ve anlattı. Fakat Hz. Peygamber’in Kur’an’ı anlama sorumluluğunu yerine getirmiş olmasını sahabe, “O bu sorumluluğunu yerine getirdiğine göre bizden bu sorumluluk kalkmıştır” şeklinde anlamadı. Aksine sahabe de Kur’an’ı anlama çabasını devam ettirdi. Bir sonraki nesil de, sahabenin Kur’an’ı anlama çabasını bahane ederek kendi üzerinden Kur’an’ı anlama sorumluluğunun kalktığını iddia etmedi. Aksine onlar da bu konuda cehd ü gayret gösterdiler. Bu böyle devam edip gitti. Ortaya konulan sayısız tefsir ve ulumu’l-Kur’an edebiyatı bunun delilidir.

Mustafa İSLAMOĞLU
 ·  Translate
11
1
Ugur Ozyigit's profile photo
Add a comment...

Mustafa İSLAMOĞLU

Shared publicly  - 
 
Okumak, bilgi edinmenin hala en geçerli yöntemidir.

Mustafa İSLAMOĞLU
 ·  Translate
10
3
Fatih Ay's profile photoGÜL MADEN's profile photo
Add a comment...

Mustafa İSLAMOĞLU

Shared publicly  - 
 
AKLEDEN KALB İLE YÜRÜYÜŞ

Doğru kitap seçimi, öncelikle doğru yazar seçimidir. Çünkü özellikle düşünce eserleri, müessirinden bağımsız değildir. Eser sahibinin varsa zaafları, yanlışları eserine yansıyacaktır. Bu nedenle insana ait hiçbir eseri, Allah’ın eseri gibi okumayınız, bu insan çok sevdiğiniz biri dahi olsa. Kendisi mükemmel olmayan insan, nasıl mükemmel bir eser verebilir? Bu mânâda mükemmel olan Allah’tır ve içinde şüphe taşımayan tek kitap da O’nun kitabıdır.

Mustafa İSLAMOĞLU
 ·  Translate
8
2
tarık koç's profile photoGÜL MADEN's profile photo
Add a comment...
People
In their circles
1 person
Have them in circles
356 people
Communities
Created by Mustafa İSLAMOĞLU
View all
Story
Tagline
" Biz bu aleme sahip olmaya değil, şahid olmaya geldik."
Introduction
1960 yılında Kayseri’nin Develi İlçesinde, doğdu. Develi İmam Hatip Lisesi’nde okudu. Babası, bölgenin saygın kanaat önderlerinden Ahmet İslamoğlu. Küçük yaşlarda Arapça sarf-nahiv derslerini babasından aldı. Yükseköğrenimini Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü ve Kahire el-Ezher Üniversitesi Şeriat Fakültesinde yaptı. 1990 yılında Akabe Kültür Eğitim Vakfı’nın manevi kuruculuğu ve onur başkanlığını ...üstlendi. Aynı yıl Denge Yayınları’nı kurdu. İlk yazısı; Milli Gazete’de, ilk şiiri 1980 yılında Mavera dergisi’nde yayımlandı. Milli Gazete’de köşe yazarlığı yaptı. Mavera dergisi'nde; şiir, deneme ve edebiyat yazıları yazdı. Aylık Dergi, Ribat, Vahdet, Meydan dergileri ile Yeni Devir, Vahdet, Yeryüzü, Tevhid gazetelerinde; makaleleri, yayımlandı. Haftalık Selam ve günlük Vakit gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Mazlum-Der’in Ankara’da düzenlediği Kürt Forumu’na sunduğu ‘Kürt Sorununa İslami Çözüm’ isimli tebliğinden dolayı 1.5 yıl, 1993’te çıkan bir yazısında 5816 sayılı kanuna muhalefet ettiği gerekçesiyle de 1 yıl hapse mahkum edildi. Gölcük kapalı ve Ankara/ Ulucanlar yarı açık caza evlerinde kaldı. 1980 yılında yapılan üniversiteler arası şiir yarışmasında birincilik ve ikincilik ödülleri kazandı. 1997’de Human Rights Watch Helmann-Hammet ödülünü aldı. Kırkdan fazla kitabı olup, bir çoğu defalarca yayınlandı. Mustafa İslamoğlu; uzun yıllardır Akabe Kültür Eğitim Vakfı’nda sohbet konuşmaları yapmakta. İslamoğlu’nun; sohbetleri, kaset ve CD çalışmalarıyla geniş kitlelerin yararına sunuldu. Hilal TV’de; sohbet konuşmaları yapan Mustafa İslamoğlu, Yeni Şafak gazetesinde Sami Hocaoğlu ve Vakit gazetesinde, Arif Çevikel mahlasları ile köşe yazıları yazıyor. Arapça biliyor, evli ve beş çocuk sahibi.
İnsanlık olarak yitirdiğimiz anlamı bulabileceğimiz tek adresin vahiy olduğuna inanan ve varlığını bu uğurda adayan İslamoğlu, ‘Rabbimden tek niyazım, Kur’an’ın asırları aşan ebedi sesinin eteğine kendi cılız sesimi de iliştirip, gök kubbeye salınmış bâki bir sedaya dönüştürmesidir’ diyor, tefsirden muradını açıklarken.
Ve Kur’an tefsiri projesinin amacını şu şekilde izah ediyor:
‘İnanmışımdır ki Kur’an, bir kere nazil olup bitmiş bir kitap değil, her an nazil olan ve kıyamete kadar da nazil olmayı sürdürecek olan, ayakları yerde başı gökte ilahi bir hitaptır. Bu hitaba beyazı ve siyahı, kadını ve erkeği, doğulusu ve batılısıyla herkes muhataptır. ‘Gökten gelen’ kelam ayeti ‘yerden biten’ insan ayetiyle buluşunca tohum toprağa, can canana, vahiy insana kavuşmuş olmakta; anlam insanını, insan ise kaybettiği anlamını bulmaktadır.
Gel gör ki, insanla vahiy arasına görünmez engeller gerilmiş; vahyi insansız, insanı vahiysiz ve de anlamsız bırakmak isteyen hoyrat eller, ilahi mesajın diriltici çağrısına teşne kulaklara kurşun akıtmıştır. Dahası, bu mesajı can kulağıyla dinleyecek olan bir çok can, dilinden anlamadığı bir mesajı kendisine anlatacak bir tercümana muhtaçtır.
Yüzyıllardır, Kur’an’la insanı buluşturmak için çaba verilir. Paha biçilmez tefsir müktesebatı ve Kur’an kitaplığımız, işte bu eli öpülesi çabaların ürünüdür. Fakat Kur’an’ın anlaşılması için gösterilen her çaba kendi çağına hitap eder. Mutlak olan vahiydir; hiçbir yorum mutlaklaştırılamaz. Yorum mutlaklaştırıldığı gün vahiy susar. Bu nedenledir ki, Kur’an’ı her çağın diline tercüme edecek tercümanlar olmalıdır.
Tefsir ve mealler işte o Kur’an tercümanlarının eseridir. Bir insanın uğraşabileceği en soylu uğraş, ömrünü Kur’an’a adamış olmaktır. Ama bir insanın sırtına yüklenebilecek en ağır yük de yine Kur’an’a tercüman olma sorumluluğudur.’
1992 yılının Ekim ayında Kahire dönüşü başlattığı tefsir dersleri; lafız, mânâ ve maksat üçlüsü içerisinden, daha çok “Kur’an’ın maksadına” vurgu yapan bir tefsir anlayışıyla 15 yıldan beri devam etmektedir. Aynı dersler www.tefsirdersi.com adlı siteden canlı olarak yayımlanmaktadır. Yine 1998 yılında başlayan Dünyada bir ‘ilk’ olma özelliğini taşıyan Tefsiru’l Kur’an ve Te’vilu’l-furkan adlı görüntülü ve sesli (DVD, Video, Audio) 200 derslik tefsir projesi tamamlanmış bulunmaktadır.
Görüntülü tefsir projesi ile başlayan Gerekçeli Meal adı verilen Kur’an’ın Türkçe tercüme çalışması da yukarıdaki projeyle eş zamanlı olarak yürütülmüş ve birlikte tamamlanmıştır.
İslamoğlu, tecvid eksenli Kur’an eğitiminden, tertil eksenli Kur’an eğitimine geçmenin elzem oluşunu ise şu şekilde izah ediyor: ‘Allah bize, daha ilk vahiyler inerken “tertîl”i emretti: Ve rattili’l-Kur’âne tertîlâ: Kur’an’ı üzerinde dura dura, düşüne düşüne, anlaya anlaya, kavraya kavraya oku!” (Müzzemmil 4) Biz ise, zaman içinde, tarihi şartların da dayatmasıyla “tertîl” emrini “tecvide” indirgedik. Orada da durmadık. Biz ne yaptık? Önce Kur’an’ı Mushaf’a indirgedik. Sonra tertili tecvide indirgedik. Sonra tecvidi telaffuza indirgedik. Sonra telaffuzu tilavete indirgedik. Onu da ses sanatına irca ettik. Tecvid, “okuyuşu güzelleştirme” demek; yaşayışı güzelleştirmenin açığını, okuyuşu güzelleştirerek kapatacağımızı zannettik. Olmadı…’
Mustafa İslamoğlu, İslam medeniyeti ve geleneği içinde, özgün, özel ve özellikli çalışmaları ile ufuklar açmaya devam ediyor.