Profile cover photo
Profile photo
Levent Mertadam
3 followers
3 followers
About
Levent's posts

Post has shared content

Post has shared content
Ne oynuyorlar beeeee(oh Ohhh yandan yandan)😄😄😄😀😀😁😁😁🙈🙉🙊

Post has shared content
"Göbeğimdeki Misk Kokusu Benim Şahidimdir..."

Bir avcı yakaladığı nazlı ceylan yavrusunu, bahçesindeki öküzlerle, eşeklerle dolu ahıra kapattı. Ceylan ürkek ürkek oradan oraya kaçıp durdu. 

Gece yarısı ahıra gelen avcı, yemlikleri samanla doldurup gitti. Öküzler, eşekler önlerine dökülen samanı şeker gibi yediler. Ceylan onların çıkardığı tozdan dumandan rahatsız oldu. 

Yüzünü sağa sola çevirdi. Karınları doyan eşekler, ceylanla dalga geçmeye başladılar. Eşeğin biri, ”Ceylanlarda padişah ve beylerin huyu vardır. Susun lütfen, ceylanı rahatsız etmeyin.” 

Bir başka eşek, ceylanın ürkerek dolaşmasına takılarak, ”Söyleyin ona, bu naziklikle bizim ahırda değil, gitsin padişahın tahtında otursun” dedi. 

Eşeğin biri de samanı yemiş yemiş, ekşimiş midesiyle genire genire ceylanı da saman yemeye çağırdı. Ceylan başını çevirdi. ”Ey eşek! Benim iştahım yok, sen yemene devam et” dedi. Eşek, ”Evet, halini görüyorum. Çok nazlanıyorsun ya da utanıp çekiniyorsun.” 

Ceylan, ”Sen saman yersin, ondan fayda görürsün. Ben çayırların, çimenlerin dostuyum. Bağlarda, bahçelerde beslenir, suyumu duru su kaynaklarından içerim. Kaderim beni bir azaba uğrattı. Başıma bir bela geldi diye hiç güzel huyumu değişitirir miyim? Sünbülü, laleyi, reyhanı bile binbir nazla yiyen birine, nasıl olur da saman teklif edersin?” dedi. 

Eşek, bana masal anlatma dercesine, ”Anlat, anlat! Gurbet ellerde böyle boş sözler çok söylenir” diyerek nazlı ceylanı iyice üzdü. Ceylan, ”Göbeğimin misk kokusu benim şahidimdir. Sizde bu kokuyu alacak burun nerede? Birbirinin pisliğini koklamaktan başka koku bilmeyen sizlere, misk kokusu zaten haramdır” dedi. 

- 
”Dünyada nefsinin esiri, şehvetperest ve dünyalık toplamaktan başka gayesi olmayan insanların arasında kalan halis kulun durumu, ahırda öküzlerle, eşeklerle kalan ceylanın durumu ile aynıdır. 
Bir insanı, onun zıddı olan biri ile bir arada bırakırsanız, onu ölüm azabına uğratmış olursunuz."

Kaynak: Mevlânâ Celaleddin-i Rumi,Mesnevi,Cilt 5,sayfa 832.
Photo

Post has shared content

Post has shared content

Post has shared content

Post has shared content

Post has shared content
vicdanı olan okumasın yaşanmış bir olay ben okurken ağladım
1993 yılının Mart ayıdır. Güney Afrikalıbir foto muhabiri açlık ve iç savaşı gö...rüntülemek için Sudan'a gelir. Amacı en güzel resmi çekip ödül üstüne ödül almaktır. Sudan'a geldiğinde hayalinin üzerinde kötü manzaralarla karşılaşır. Tam bir sefalet, tam bir yokluk. Manzara gerçekten dehşet vericidir; saatte ortalama 20 insan açlıktan ölmektedir.

Buna hangi yürek dayanabilir? Ama en güzel resmi çekmesi gerektiğini hiç unutmaz foto muhabirimiz. Gördüğü her manzarayı fotoğraf makinasının karelerinin içne alır. Günlerce, haftalarca dolaşır. Ama aradığı pozu bir türlü bulamaz. Artık ümidini iyice kestiği bir anda... Evet tam o esnada... Oda ne? Bir çalılığın dibinde yerde yatan küçük bir kız çocuğu... Karnı açlıktan dışarı fırlamış ve ölümün kendisine geleceği zamanı bekliyor. Bu manzara foto muhabiri için bulunmaz bir fırsattır. Hemen kendisine uygun bir yer bularak fotoğraf makinasını ayarlar. Tam çekeceği sırada daha ilginç bir misafirin geldiğini görür:

Bir akbaba... O da gelip çocuğun beş altı metre ötesine konar. Muhabirin sevinçten adeta dili tutulur. "Bu müthiş bir olay olacak!" diye sevinir. Muhabir yarım saat akbabanın kanatlarını açmasını bekler. Ama bir türlü akbaba kanatlarını açmaz. Muhabir biraz daha bekledikten sonra akbaba ile küçük kız çocuğu aynı karede görüntülemeyi başarır. Foto muhabiri, resmini çektikten sonra akbabayı kovalar. Bir ağacın altına giderek hüngür hüngür ağlamaya başlar. Çünkü aklına aynı yaşlardaki kızı gelmiştir. Foto muhabiri ülkesine döner. Çektiği resim New York Times gazetesinde yayımlanır. Müthiş bir etki yapar. Sadece Amerika'da değil, dünyanın pek çok ülkesinde bu fotoğraf arka arkaya yayımlanır. Aylarca gündemden düşmez.


Foto muhabirimizin başlangıçta keyfine diyecek yoktur. Sonra garip bir şey olur. Gazeteye binlerce telefon gelir. Okuyucular akbabanın yanındaki o küçük kıza ne olduğunu sormaktadırlar. Bu gelişmeler yaşanırken foto muhabiri muhteşem bir ödül alır. Kahramanımız görünürde amacına ulaşmıştır. Ama henüz film sona ermemiştir. Huzursuz günler başlamıştır muhabirimiz için. Çünkü foto muhabiri o kız çocuğunu orada öylece bıraktığı için vicdan azabı çekmektedir. Yemeden içmeden kesilir önce. Bir süre yalnız yaşar. Ardından gelen huzursuzluk. Ve sonuç...

Yüreği bu acıya dayanamaz, intihar eder muhabirimiz. İntihardan önce foto muhabiri bir arkadaşına, çocuğu kucağına alıp besleme merkezine götürmediği için çok üzüldüğünü ifade etmiştir.

Ve o ülkede ne yazık ki açlıktan hala çocuklar ölmektedir.


Photo

Post has shared content

Post has shared content
Karga ve Leylek

Bir bilim adamı kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı tür kuşa rastlar bir araştırmasında... Merakını cezp eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle, ait oldukları yerlerde yasamak istemediklerini, nasıl olup da bir yabancıyı kendi kardeşlerine yeğlediklerini.
Bir yanda karga, bir yanda leylek... O kadar farklıdır ki kuşlar; ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine, türdeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine. Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır; leylek dediğinse leyleklerle…
Yaklaşır ve merakla inceler kuşları. Ta ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar. O zaman anlar ki; birlikte kaçar, birlikte uçar bu beraber yasamaları beklenenlerin yanında tutunamayanlar… O vakit anlar; sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır canlıları birbirlerine yakın kılan. Topal kuşlar birbirlerinin “arıza”larını bilir ve sömürmek ya da örtmek yerine kabullenirler öylesine...
En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır. Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran, yaklaştıran.
Photo
Wait while more posts are being loaded