Profile cover photo
Profile photo
Semra Siler
3 followers
3 followers
About
Posts

Post has shared content
Nitelikli bir hayat sürme beklentimiz yok. Olamazda. Çünkü, yurttaşlık meşruiyetimiz yok. İllegal günlerimizle, başıbozuk haftalarımızla, birbirlerine kan kusturan aylarımızla, her birinin diğerini çarmıha gerdiği barbar yıllarımızla, biz aslında kaçak varlıklarız. Ecelimiz bile yasal değil. Bizim için en özel an olması gereken o son nefesimizdeki ölüm durağında dahi kurallara uymuyoruz. Sadece kuru kuruya 'adı üstünde temsili olarak ölüyoruz'. Kendi kontrolümüzü elimizde tutmaya o kadar cesaretimiz yok ki, cam şişiren ustalar gibi bizden mürekkep kumumuza bile hükmedemiyoruz. Haklıyız biz camız. Ama ateşte yanmak ile yandırılmayı karıştırıyoruz. Biz sadece yalancıktan yurttaşız. Tarzımız yok. Ömrümüze nitelik katacak kanıtımız yok. Herhangi bir araştırmaya olur verecek çalışkan bir aminimiz yok. Tabir ettireceğimiz güzel rüyalarınız yok. Güzel sözleri duyacak kulağımız yok. Sandıkta verdiğimiz her oyda Kolezyum'a yeni siyasi gladyatörler çıkaran Sezar'a dönüştük haberimiz yok. Yok oğlu yokuz. Bizi yönetmesi için kurduğumuz devleti arenaya çeviren post modern Sezarlar olduk. Hayatımızın bir ucunda partizan kavga var, diğer ucunda ise 80 yaşına geldiğimizde  hissedeceğimiz zamanını ıskalamış bilgeliğimiz olacak. Kim olursak olalım, ister soğana tapalım, istersek bir totem uydurup ona tapalım, istersek buluta tapalım, ama hiçbir  zaman içimizdeki o iflah olmaz kızgın canavarımıza tapmayalım lütfen. Siyaseti nefret etme gereci yaparak gelişemediğimiz bir gerçek. Önce kelimeleri bulmakla işe koyulmalı. Sonra virgüllerimizi, noktalarımızı, soru işaretlerimizi, kuracağımız cümlelere ustaca serpiştirmekle devam etmeli. Yıllık kelime okuma gelirimiz ile akıl geliştirme eforumuz arasında çatışmalar yaşadığımız da bir gerçeğimizdir. A veya b parti seçmeni olmak, birbirimizi kırmızı pelerin gibi görmemize gerekçe midir? Öyle bir ülke olduk ki, vicdanımızı sadece ölümlerde işletiyoruz. Birbirimize karşılıklı üzgün olduğumuzu söylemeyi yasakladık da haberimiz mi yok acaba? Yüzyıl savaşlarında motive edilen kurşun grisi askerler gibi olmadık mı? 2100 yılında bizim şimdiki şu halimizin tekerrürünü toprağın altından izleyecek olmamı da kabullendim hani. 2200 yılı için yeni bir şeyler söyleyecek o yeni birileri gerekiyor şimdi. Demokrasiyi uzlaşı potasında eriterek, birbirlerine hakaret etmek yerine iş yapacak bir TBMM yapısını bu yüzyılda oluşturamayacağımız kesin. Tarihe şimdiden 300 yıl fetret borcu taktık. Komik, ama gerçek bu. Biz tam olarak hangi yüzyılın biziydik? Soru buydu aslında!
Photo
Add a comment...
Wait while more posts are being loaded