Profile cover photo
Profile photo
Aynur Özkan
About
Aynur's posts

Post is pinned.Post has attachment
Lâ ilâhe illallah, Kelıme-i Tevhidinin anlamı; ‘’Allah’tan başka tapılacak kimse yoktur’’ anlamındadır. İslam dininin temel kurallarından birisidir. La ilahe illallah Muhammedün Rasulüllah demeyen (dil ile ikrar kalp ile tasdik etmeyen ) kimse Müslüman olamaz. Lâ ilâhe illallah kelime-i tevhidini Muhammedün Rasulüllah kelimesi tamamlar. İkisi beraberdir. Hz Muhammed Allahın kulu ve Rasulüdür, (elçisidir) anlamındadır.

Kelime-i Tevhîd kalplerin pasını siler ve nurlandırır. Kelimei Tevhîd ile Allah’ı zikir ve Allahı zikir ile de kalplerin huzur ve rahatı hakkında bir

La-ilahe illallah_439332
çok ayetler ve hadisler mevcuttur.

“Allah-u Teala buyuruyor: LA İLAHE İLLALLAH benim kalemdir. Bu kaleden içeri giren kişi benim azabımdan emin olur.

“Allah’ı çokca zikreden erkekler ve Allah’ı çokca zikreden kadınlar; Allah bunlar için bir bağışlama ve büyük bir ecir hazırlamıştır.” (Ahzab Suresi – 35)

‘Dikkat edin, Kalpler ancak Allah’zikretmekle tatmin olur’
(Rad suresi 28)

Müslümanın her fırsatta söylemesi gereken Kelime-i tevhidin fazileti, sevabı bereketi çoktur. Yine Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(La ilahe illallah diyen bela ve sıkıntılardan kurtulur.) [Bezzar]

Allah katında amellerin en kıymetlisi ‘Lâ ilâhe illallah’ demektir.

Allah’ı zikretmenin en faziletlisi ‘Lâ ilâhe illallah’ demektir.

'Lâ ilâhe illallah demek doksan dokuz belayı önler, bunların en hafifi de üzerinizdeki sıkıntının kalkmasıdır.

'Lâ ilâhe illallah’ diyen kimseyi işlediği günahlardan dolayı kafir diye suçlamayın. ‘Lâ ilâhe illallah’ diyen kimseye kafir diyenin kendisi kafir olur.

'Lâ ilâhe illallah’‘ diyen kimse bela ve sıkıntılarından kurtulur.

'Kıyamet günü benim şefaatimle en ziyade saadete erecek olan kimse ihlasla (samimi olarak içinden gelerek ) Lâ ilâhe ilallah diyen kimsedir.

'Benim ve diğer Peygamberlerin zikrettiği en üstün kelime, ‘Lâ ilâhe illallah’ sözüdür.

La ilahe illallah’ı çok söyleyerek imanınızı tazeleyin! [Taberani]

(Günde yüz defa La ilahe illAllah diyenin yüzü kıyamette dolunay gibi parlar.) [Taberani]

"Cenabı-ı Hak (C.C.) şöyle buyuruyor: İzzetim, Celalim ve Rahmetim hakkı için “Lâ ilâhe illalah” Diyen kimseyi ateşe koymayacağım.”

'Lâ ilâhe illallah’ diyen kimsenin günahları silinir ve yerine o kadar da sevap yazılır.’

‘Lâ ilâhe illallah’ kelimesi cennetin anahtarıdır.

"Lâ ilâhe illallah"diyen kimse sözünde sadık ise (samimi ve halis bir kalp ile söylerse) bütün günahları affedilir.

Ölüm halindeki kimseye ‘Lâ ilâhe illallah’ söylemesini tavsiye ediniz ve onları Cennetle müjdeleyiniz. Şeytanın insana en yakın olduğu vakit bu andır.

Ağır hastayı ‘Lâ ilâhe illallah’ demeye zorlamayın, sadece telkin edin.(kendiniz tekrarlayın, umulur ki ölüm anındaki hastada tekrar eder.)

Son sözü ‘Lâ ilâhe illallah’ olan kimse, ruhunu kolay teslim eder ve ‘Lâ ilâhe illallah’‘ kelimesi kıyamet günü onun karşısına bir nur olarak gelir.

Lâ ilâhe illallah’‘ zikri, derin bir ihlas ve samîmiyet ister. ‘Kırk gün ihlas ve samimiyetle ibadet eden kimsenin kalbinden diline hikmet pınarı akmaya başlar.

Kelime-i Tevhîdin hatmi 70.000 dir. Yetmiş bini tamamlamaya hatmi tehlil denir. Ne niyetle yetmiş bine tamamlanırsa Yüce Mevla icabet eder.
Photo

Post has attachment
Photo

Post has attachment
Photo

Post has attachment

Post has attachment
"ÇOCUĞU ORTADAN KESİN

Hz. Davud zamanında genç bir kadın , çocuğunu alıp gezmeye çıkarmıştı . Dinlenmek amacıyla yeşillik bir yer bulup oraya oturdular. Bu sırada yanlarına başka bir kadın gelmişti . O kadının da yanında bir çocuğu vardı . Çocuklar hemen hemen aynı yaştalardı . Kadınlar tanıştılar . Sonradan gelen kadın diğer kadına nazaran yaşça büyüktü ve onun ablası konumundaydı . Aralarında konuşurlarken çocuklar da önlerinde oynuyorlardı . Bu sırada büyük kadının çocuğu çalılıkların arkasına girip gözden kaybolmuştu . Annesi bunun farkında değildi . Orada aç bir kurt vardı . Çocuğu önünde görünce ağzıyla elbisesinden kapıp onu götürdü . Kadın çocuğunun ağlamasını duyunca sesin geldiği tarafa baktı . Ancak iş işten geçmişti . Kurt çocuğu kapıp koşarak kaçıyordu . Kadın kurdun peşinden koştuysa da ona yetişmesi imkansızdı. Genç kadın da bu duruma çok üzülmüştü. Diğer kadın kötü niyetliydi . Hemen genç kadının çocuğunu kucağına alıp , “ Bu çocuk benim ” dedi. Genç kadın , - Sen ne yapıyorsun? O çocuğun benim olduğunu sen de biliyorsun. Tamam çok üzüldün, seni anlıyorum ; ama benim çocuğumu almana izin veremem , dedi. Yaşlı kadın ise , - Nereden senin çocuğun oluyor ? Bu benim çocuğum . Esas senin çocuğunu kurt alıp götürdü, deyip duruyordu . Aralarında büyük bir tartışma başladı . Tartışma tam kavgaya dönüşecekti ki , orada bulunanlar meseleyi Davud peygambere götürmelerini söylediler. Hz. Davud adil birisiydi ve haklının hakkını teslim ederdi . Bu teklifi iki kadın da kabul etti . Kadınlar , Hz. Davud ’ un huzuruna çıktılar . Büyük kadın her türlü yalanı söylemekten çekinmiyor, yeminler ediyordu . Aynı zamanda genç kadını yalancılıkla itham edip ona iftira atıyordu . Büyük kadın bununla da kalmadı Hz. Davud ’ u ikna edebilmek için yalancı şahitler de getirdi . Bunda muvaffak da oldu. Hz. Davud kendisine aktarılan bilgilere göre bir hüküm verdi ve çocuğunun annesinin büyük kadın olduğunu söyledi . Genç kadın çok kötü olmuştu. Göz göre göre çocuğu elden gidiyordu . Büyük kadına şöyle bir teklifte bulundu : - İstersen gel bir de Süleyman’ a gidelim . Artık o ne derse kabulümdür . Hz. Süleyman, Hz. Davud ’ un oğluydu . Büyük kadın bu fikri kabul etti . Çünkü kendisine güveniyordu . Nasıl olsa yalan ve dolanla Hz. Süleyman ’ ı da ikna edebilirdi . Hz. Süleyman her iki kadını da dikkatlice dinledi. Büyük kadın hakikaten tam bir dil cambazıydı . İkna kabiliyeti çok iyiydi . Karşısındaki insanın gözünü rahatlıkla boyayabiliyordu . Çocuğun gerçek sahibi genç anne ise haklılığını savunmakta aciz kalıyordu . Hz. Süleyman bu sırada yanındakilere şöyle dedi: - Bana hemen bir bıçak getirin . Bu çocuğu ikiye böleceğim ve bu şekilde kadınlar arasında paylaştıracağım . Genç anne bu hükmü duyunca anne şefkatiyle hemen ileri atılıverdi . Hz. Süleyman’ ın gerçekten çocuğunu keseceğini zannetti . Çocuğunun kılına bir zarar gelmesini istemezdi. Gözyaşları içinde şunları söyledi : - Tamam efendim. Ben iddiamdan vaz geçiyorum . Çocuğa zarar gelmesin . Yavrum yeter ki yaşasın . Bu şekilde Hz. Süleyman, çocuğun gerçek annesinin kim olduğunu anlamıştı . Çünkü diğer kadında rahatsızlık olabilecek herhangi bir durum oluşmamıştı. Çocuğu genç anneye verdi ve iyi kalbli anne çocuğuna kavuşmuş oldu.
KAYNAK ( Buhari , 3244 , 6387 ; Müslim, 1720 )
Photo

Post has attachment
Photo

Post has attachment
Photo

Post has attachment
Âişe radıyallahu anhâ Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:

“Biriniz yemek yerken besmele çeksin. Şayet yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutursa, hatırladığı anda ‘bismillahi fî evvelehû ve âhirehû’ yani ‘baştan sona bismillah’ desin.”

Ebû Dâvûd, Et`ime 15; Tirmizî, Et`ime 47

*

Riyazü's-salihin-İmam Nevevi

*

Açıklamalar
------------------------------
İnsan yaptığı her işin farkında olmalı, her işi bilerek ve anlayarak yapmalıdır. Ağzına bir lokma götürürken veya bir şeyi yudumlarken bunu kendisine Allah’ın verdiğini hatırlamalı, O’na şükran borçlu olduğunu bilmelidir.

Yerken ve içerken besmele çekme alışkanlığını kazanmış bir kimse, şükretme görevini son derece tabii bir şekilde ve kendiliğinden yapmış olur.

Birlikte yemek yenildiği zaman birinin duyulacak şekilde besmele çekmesi, diğerlerinin, özellikle çocukların bu görevlerini hatırlamasına yardım eder.

Yemeğe başlarken besmele çekmek gerekmekle beraber, unutulduğu zaman bu kusuru gidermenin yolu da gösterilmiştir.

Bu takdirde, Resûl-i Ekrem Efendimiz’in ifadesiyle “bismillahi evvelehû ve âhirehû” yani baştan sona bismillâh denmelidir.

Hadislerden Öğrendiklerimiz
-------------------------------------------------------
1. Yemeye ve içmeye besmele ile başlanmalıdır. Yemeğe başlarken besmele unutulursa, hatırlandığı andan itibaren “bismillâhi evvelehû ve âhirehû” veya “baştan sona bismillâh” denilmelidir.

2. Sağ elle yiyip içilmelidir.

3. Birlikte ve bir kaptan yendiği zaman, herkes önünden yemelidir.
Photo

Post has attachment
Photo

Post has attachment
Müminler, ancak Allah´a ve Resûlüne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resûlüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah´a ve Resûlüne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah´tan bağış dile; Allah mağfiret edicidir, merhametlidir.
Nur 62.ayet
Photo
Wait while more posts are being loaded