Profile

Cover photo
K. Emre Aşkın (ShadowMaker)
Works at DÜNYA
Lives in izmir
121 followers|137,351 views
AboutPostsPhotosYouTubeReviews

Stream

 
Dungeon Hunter 5
İyilik için mi savaşıyorsun? Altın için mi?Karanlıkla çevrelenmiş bir dünya...
1
Add a comment...
 
 

Nutuk/Düşünülen kurtuluş çareleri


Şimdi, Efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım, bu vaziyet ve şerait karşısında halâs için, nasıl bir karar vâridi hatır olabilirdi?
İzah ettiğim malûmat ve müşahedata göre üç nevi karar ortaya atılmıştı:
Birincisi, İngiltere himayesini talep etmek.
İkincisi, Amerika mandasını talep etmek.
Bu iki nevi karar sahipleri, Osmanlı Devletinin bir kül halinde muhafazası nı düşünenlerdir. Osmanlı memalikinin muhtelif devletler beyninde taksiminden ise kül halinde, bir devletin tahtı himayesinde bulundurmayı tercih edenlerdir.
Üçüncü karar: Mahallî halâs çarelerine matuftur. Meselâ; bazı mıntıkalar, kendilerinin Osmanlı Devletinden fekkedileceği nazariyesine karşı ondan ayrı lmamak tedbirlerine tevessül ediyor. Bazı mıntıkalar da, Osmanlı Devletinin imha ve Osmanlı memleketlerinin taksim olunacağını emrivaki kabul ederek kendi başlarını kurtarmaya çalışıyorlar.
Bu üç nevi kararın esbabı mucibesi vermiş olduğum izahat meyanında mevcuttur.

Benim kararım;
Mustafa Kemal Atatürk
Efendiler, ben, bu kararların hiçbirinde isabet görmedim. Çünkü, bu kararların istinat ettiği bütün deliller ve mantıklar çürüktü, esassız idi. Hakikati halde, içinde bulunduğumuz tarihte, Osmanlı Devletinin temelleri çökmüş, ömrü tamam olmuştu. Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türkün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son mesele, bunun da taksimini teminle uğraşılmaktan ibaretti. Osmanlı Devleti, onun istiklâli, padişah, halife, hükûmet, bunlar hepsi medlûlü kalmamış birtakım bimâna elfazdan ibaretti.
Nenin ve kimin masuniyeti için kimden ve ne muavenet talep olunmak isteniyordu? O halde ciddî ve hakikî karar ne olabilirdi?
Efendiler, bu vaziyet karşısında, bir, tek karar vardı. O da hakimiyeti millîyeye müstenit, bilâkaydüşart müstakil yeni bir Türk Devleti tesis etmek!
İşte, daha, İstanbuldan çıkmadan evvel düşündüğümüz ve Samsunda Anadolu topraklarına ayak basar basmaz tatbikatına başladığımız karar, bu karar olmuştur.


Nutuk/Ya istiklâl ya ölüm;


Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi:
Esas, Türk millîyetinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak istiklâli tamme malikiyetle temin olunabilir. Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun istiklâlden mahrum bir millet, beşeriyeti mütemeddine muvacehesinde uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye kespi liyakat edemez.
Ecnebî bir devletin himaye ve sahabetini kabul etmek insanlık evsafından mahrumiyeti, aczü meskeneti itiraftan başka bir şey değildir. Filhakika bu derekeye düşmemiş olanların istiyerek başlarına bir ecnebî efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.
Halbuki Türkün haysiyet ve izzeti nefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür.
Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evlâdır!
Binaenaleyh, ya istiklâl ya ölüm!
İşte halâsı hakikî istiyenlerin parolası bu olacaktı.
Bir an için, bu kararın tatbikatında ademi muvaffakıyete duçar olunacağını farzedelim! Ne olacaktı? Esaret!
Peki Efendim. Diğer kararlara mutavaat halinde netice bunun aynı değil midi!
Şu fark ile ki, istiklâli için ölümü göze alan millet, insanlık haysiyet ve şerefinin icabı olan bütün fedekârlığı yapmakla müteselli olur ve bittabi esaret zincirini kendi elile boynuna geçiren miskin, haysiyetsiz bir milllete nazaran yâr ve ağyar nazarındaki mevkii farklı olur.
Sonra Osmanlı hanedan ve saltanatının idamesine çalışmak, elbette, Türk milletine karşı, en büyük fenalığı işlemekti. Çünkü millet her türlü fedekârlığı sarfederek istiklâlini temin etse de, saltanat devam ettiği takdirde, bu istiklâle müemmen nazarile bakılamazdı. Artık, vatanla, milletle hiçbir alâkai vicdanîye ve fikrîyesi kalmamış bir sürü mecaninin, devlet ve millet istiklâl ve haysiyetinin muhafızı mevkiinde bulundurulması nasıl tecviz olunabilirdi?
Hilâfet vaziyetine gelince, ilim ve fennin nurlara müstağrak kıldığı hakikî medeniyet âleminde gülünç telâkki edilmekten başka bir mevzuu kalmış mıydı?
Görülüyor ki, verdiğimiz kararın tatbikatını temin için henüz milletin ünsiyet etmediği meselelere temas etmek lâzımgeliyordu. Umumca mevzuubahs olmasında azîm mahzurlar tasavvur olunan hususların mevzuubahs olmasında zarureti mutlaka bulunuyordu.
Osmanlı hükûmetine, Osmanlı padişahına ve müslimînin halifesine isyan etmek ve bütün milleti ve orduyu isyan ettirmek lâzım geliyordu.
1 comment on original post
1
Add a comment...
 
 

Nutuk/Düşünülen kurtuluş çareleri


Şimdi, Efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım, bu vaziyet ve şerait karşısında halâs için, nasıl bir karar vâridi hatır olabilirdi?
İzah ettiğim malûmat ve müşahedata göre üç nevi karar ortaya atılmıştı:
Birincisi, İngiltere himayesini talep etmek.
İkincisi, Amerika mandasını talep etmek.
Bu iki nevi karar sahipleri, Osmanlı Devletinin bir kül halinde muhafazası nı düşünenlerdir. Osmanlı memalikinin muhtelif devletler beyninde taksiminden ise kül halinde, bir devletin tahtı himayesinde bulundurmayı tercih edenlerdir.
Üçüncü karar: Mahallî halâs çarelerine matuftur. Meselâ; bazı mıntıkalar, kendilerinin Osmanlı Devletinden fekkedileceği nazariyesine karşı ondan ayrı lmamak tedbirlerine tevessül ediyor. Bazı mıntıkalar da, Osmanlı Devletinin imha ve Osmanlı memleketlerinin taksim olunacağını emrivaki kabul ederek kendi başlarını kurtarmaya çalışıyorlar.
Bu üç nevi kararın esbabı mucibesi vermiş olduğum izahat meyanında mevcuttur.

Benim kararım;
Mustafa Kemal Atatürk
Efendiler, ben, bu kararların hiçbirinde isabet görmedim. Çünkü, bu kararların istinat ettiği bütün deliller ve mantıklar çürüktü, esassız idi. Hakikati halde, içinde bulunduğumuz tarihte, Osmanlı Devletinin temelleri çökmüş, ömrü tamam olmuştu. Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türkün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son mesele, bunun da taksimini teminle uğraşılmaktan ibaretti. Osmanlı Devleti, onun istiklâli, padişah, halife, hükûmet, bunlar hepsi medlûlü kalmamış birtakım bimâna elfazdan ibaretti.
Nenin ve kimin masuniyeti için kimden ve ne muavenet talep olunmak isteniyordu? O halde ciddî ve hakikî karar ne olabilirdi?
Efendiler, bu vaziyet karşısında, bir, tek karar vardı. O da hakimiyeti millîyeye müstenit, bilâkaydüşart müstakil yeni bir Türk Devleti tesis etmek!
İşte, daha, İstanbuldan çıkmadan evvel düşündüğümüz ve Samsunda Anadolu topraklarına ayak basar basmaz tatbikatına başladığımız karar, bu karar olmuştur.


Nutuk/Ya istiklâl ya ölüm;


Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi:
Esas, Türk millîyetinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak istiklâli tamme malikiyetle temin olunabilir. Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun istiklâlden mahrum bir millet, beşeriyeti mütemeddine muvacehesinde uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye kespi liyakat edemez.
Ecnebî bir devletin himaye ve sahabetini kabul etmek insanlık evsafından mahrumiyeti, aczü meskeneti itiraftan başka bir şey değildir. Filhakika bu derekeye düşmemiş olanların istiyerek başlarına bir ecnebî efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.
Halbuki Türkün haysiyet ve izzeti nefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür.
Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evlâdır!
Binaenaleyh, ya istiklâl ya ölüm!
İşte halâsı hakikî istiyenlerin parolası bu olacaktı.
Bir an için, bu kararın tatbikatında ademi muvaffakıyete duçar olunacağını farzedelim! Ne olacaktı? Esaret!
Peki Efendim. Diğer kararlara mutavaat halinde netice bunun aynı değil midi!
Şu fark ile ki, istiklâli için ölümü göze alan millet, insanlık haysiyet ve şerefinin icabı olan bütün fedekârlığı yapmakla müteselli olur ve bittabi esaret zincirini kendi elile boynuna geçiren miskin, haysiyetsiz bir milllete nazaran yâr ve ağyar nazarındaki mevkii farklı olur.
Sonra Osmanlı hanedan ve saltanatının idamesine çalışmak, elbette, Türk milletine karşı, en büyük fenalığı işlemekti. Çünkü millet her türlü fedekârlığı sarfederek istiklâlini temin etse de, saltanat devam ettiği takdirde, bu istiklâle müemmen nazarile bakılamazdı. Artık, vatanla, milletle hiçbir alâkai vicdanîye ve fikrîyesi kalmamış bir sürü mecaninin, devlet ve millet istiklâl ve haysiyetinin muhafızı mevkiinde bulundurulması nasıl tecviz olunabilirdi?
Hilâfet vaziyetine gelince, ilim ve fennin nurlara müstağrak kıldığı hakikî medeniyet âleminde gülünç telâkki edilmekten başka bir mevzuu kalmış mıydı?
Görülüyor ki, verdiğimiz kararın tatbikatını temin için henüz milletin ünsiyet etmediği meselelere temas etmek lâzımgeliyordu. Umumca mevzuubahs olmasında azîm mahzurlar tasavvur olunan hususların mevzuubahs olmasında zarureti mutlaka bulunuyordu.
Osmanlı hükûmetine, Osmanlı padişahına ve müslimînin halifesine isyan etmek ve bütün milleti ve orduyu isyan ettirmek lâzım geliyordu.
1 comment on original post
1
Add a comment...
 
46 BİTKİSEL HAYATLARIMIZA RENK KATAN ERDAL BEŞİKÇİOĞLUNA İTHAF OLUNUR..


 ·  Translate
1
Add a comment...
Have him in circles
121 people
ragheed alqawaqneh (‫رغيد القواقنه‬‎)'s profile photo
mehmet duman's profile photo
Hedef Balık's profile photo
Nurgül Pekmez's profile photo
Michelle Chouinard's profile photo
Shay Cullinane's profile photo
AskMen Türkiye's profile photo
yaşar say (saykon)'s profile photo
kasaba meyhanesi's profile photo

Communities

30 communities
 
 

Nutuk/Düşünülen kurtuluş çareleri


Şimdi, Efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım, bu vaziyet ve şerait karşısında halâs için, nasıl bir karar vâridi hatır olabilirdi?
İzah ettiğim malûmat ve müşahedata göre üç nevi karar ortaya atılmıştı:
Birincisi, İngiltere himayesini talep etmek.
İkincisi, Amerika mandasını talep etmek.
Bu iki nevi karar sahipleri, Osmanlı Devletinin bir kül halinde muhafazası nı düşünenlerdir. Osmanlı memalikinin muhtelif devletler beyninde taksiminden ise kül halinde, bir devletin tahtı himayesinde bulundurmayı tercih edenlerdir.
Üçüncü karar: Mahallî halâs çarelerine matuftur. Meselâ; bazı mıntıkalar, kendilerinin Osmanlı Devletinden fekkedileceği nazariyesine karşı ondan ayrı lmamak tedbirlerine tevessül ediyor. Bazı mıntıkalar da, Osmanlı Devletinin imha ve Osmanlı memleketlerinin taksim olunacağını emrivaki kabul ederek kendi başlarını kurtarmaya çalışıyorlar.
Bu üç nevi kararın esbabı mucibesi vermiş olduğum izahat meyanında mevcuttur.

Benim kararım;
Mustafa Kemal Atatürk
Efendiler, ben, bu kararların hiçbirinde isabet görmedim. Çünkü, bu kararların istinat ettiği bütün deliller ve mantıklar çürüktü, esassız idi. Hakikati halde, içinde bulunduğumuz tarihte, Osmanlı Devletinin temelleri çökmüş, ömrü tamam olmuştu. Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türkün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son mesele, bunun da taksimini teminle uğraşılmaktan ibaretti. Osmanlı Devleti, onun istiklâli, padişah, halife, hükûmet, bunlar hepsi medlûlü kalmamış birtakım bimâna elfazdan ibaretti.
Nenin ve kimin masuniyeti için kimden ve ne muavenet talep olunmak isteniyordu? O halde ciddî ve hakikî karar ne olabilirdi?
Efendiler, bu vaziyet karşısında, bir, tek karar vardı. O da hakimiyeti millîyeye müstenit, bilâkaydüşart müstakil yeni bir Türk Devleti tesis etmek!
İşte, daha, İstanbuldan çıkmadan evvel düşündüğümüz ve Samsunda Anadolu topraklarına ayak basar basmaz tatbikatına başladığımız karar, bu karar olmuştur.


Nutuk/Ya istiklâl ya ölüm;


Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi:
Esas, Türk millîyetinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak istiklâli tamme malikiyetle temin olunabilir. Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun istiklâlden mahrum bir millet, beşeriyeti mütemeddine muvacehesinde uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye kespi liyakat edemez.
Ecnebî bir devletin himaye ve sahabetini kabul etmek insanlık evsafından mahrumiyeti, aczü meskeneti itiraftan başka bir şey değildir. Filhakika bu derekeye düşmemiş olanların istiyerek başlarına bir ecnebî efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.
Halbuki Türkün haysiyet ve izzeti nefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür.
Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evlâdır!
Binaenaleyh, ya istiklâl ya ölüm!
İşte halâsı hakikî istiyenlerin parolası bu olacaktı.
Bir an için, bu kararın tatbikatında ademi muvaffakıyete duçar olunacağını farzedelim! Ne olacaktı? Esaret!
Peki Efendim. Diğer kararlara mutavaat halinde netice bunun aynı değil midi!
Şu fark ile ki, istiklâli için ölümü göze alan millet, insanlık haysiyet ve şerefinin icabı olan bütün fedekârlığı yapmakla müteselli olur ve bittabi esaret zincirini kendi elile boynuna geçiren miskin, haysiyetsiz bir milllete nazaran yâr ve ağyar nazarındaki mevkii farklı olur.
Sonra Osmanlı hanedan ve saltanatının idamesine çalışmak, elbette, Türk milletine karşı, en büyük fenalığı işlemekti. Çünkü millet her türlü fedekârlığı sarfederek istiklâlini temin etse de, saltanat devam ettiği takdirde, bu istiklâle müemmen nazarile bakılamazdı. Artık, vatanla, milletle hiçbir alâkai vicdanîye ve fikrîyesi kalmamış bir sürü mecaninin, devlet ve millet istiklâl ve haysiyetinin muhafızı mevkiinde bulundurulması nasıl tecviz olunabilirdi?
Hilâfet vaziyetine gelince, ilim ve fennin nurlara müstağrak kıldığı hakikî medeniyet âleminde gülünç telâkki edilmekten başka bir mevzuu kalmış mıydı?
Görülüyor ki, verdiğimiz kararın tatbikatını temin için henüz milletin ünsiyet etmediği meselelere temas etmek lâzımgeliyordu. Umumca mevzuubahs olmasında azîm mahzurlar tasavvur olunan hususların mevzuubahs olmasında zarureti mutlaka bulunuyordu.
Osmanlı hükûmetine, Osmanlı padişahına ve müslimînin halifesine isyan etmek ve bütün milleti ve orduyu isyan ettirmek lâzım geliyordu.
1 comment on original post
1
Add a comment...
1
Add a comment...
 
Freedoomm

1
Add a comment...
People
Have him in circles
121 people
ragheed alqawaqneh (‫رغيد القواقنه‬‎)'s profile photo
mehmet duman's profile photo
Hedef Balık's profile photo
Nurgül Pekmez's profile photo
Michelle Chouinard's profile photo
Shay Cullinane's profile photo
AskMen Türkiye's profile photo
yaşar say (saykon)'s profile photo
kasaba meyhanesi's profile photo
Communities
30 communities
Work
Occupation
SMARTPHONE UZMANI- HTC UZMANI
Skills
yaşamak
Employment
  • DÜNYA
    SMARTPHONE UZMANI -HTC UZMANI, present
    SMARTHPHONE UZMANI- HTC UZMANI
Basic Information
Gender
Male
Other names
KÖPEKLER İSTEDİ DİYE ATLAR ÖLMEZ.
Story
Tagline
Mürekkebi Bitmiş Yalnızlıklar kartezyeniyim..Sonbahar Fakültesinden..Eylül Bulaşığı..
Introduction
Kalp atış çizgilerine,çamaşır mandallamış bir insanım ben
Gözümden süzülen bir damlada; eski film şeridinin sol yanında
Kedi gözleriyle, yoldan dışarı çıkmamaya çalışan otobüsün;
Bilmem kaçıncı koltuğundayım.

Asaletimi,çantama koyup yanımda taşımayı düşünürdüm, aptalcaydı bilirim..
Ayna kırmadım ben, kara kedi okşamadım kaderimle...
İzlemedim,görmek istemedim belki de..
Ya da sırtlandıklarımı yolun yarısında bırakıverdim..

Mızrapı,kendi gögüs kafesinde,
Senelik ağzında,asırlık sırları;
Okunmamış bir kitap gibi zekası;tozlu raflarında içinin
Küçük bir nefes aralığı bulmayı beklerdim..

Kapalı bir kapının,kırık kapı koluyum.
Kapana kısılmamış henüz kuyruğum,öyle derler..
İs lekesi,elimin acizane parmak izi, bir bilseler;
Umutlarım,son kullanma tarihi geçmiş,yanık kremidir içimde..

Zafer uğrunda savaşanlardan farklı ölmek,
Ya da,görünmez gibi;rahat anlayışımızı denetlemek..
Kendi vicdanlarımıza çamaşır suyu çekmek de,
Beyaz,hangi saflığın simgesi olabilir ki?
Ya da,saflık tek renge indirgenebilecek kadar adi mi?

Ruhuma işlemiş bir duygu ki,
Duygu demek belki hata..
Öyle ki,
Bir gökdelenin,gök delmeyen tarafından bir manzara..

Kara borsa,kara suratlarımız, farkında mıyız?
Plastik cerrahinin henüz ulaşamadığı,
İçimizin kalabalıkları...
Kır!
Hangisini kırmak istiyorsan onu kır,
İstersen içinin duvarlarını
İstersen de,dışının somut sevgi kalıplarını..

İnsan...
Canlı ırkının,cenaze adayı..
Bir dozaj merhametin altın vuruş geldiği zavallı!
Oysa ki,
Kimse alışmak zorunda değildi kendine..
Tanımak gereksiz bir başkasını,kendinle tanışmadan önce!
Hangi akla hizmet,yalnız omzumuzu,bir başkasına ödünçlemek,
Kalp atış çizgilerine çamaşır mandallamış birisini,
Yağmura,bilinçli teslim etmek?..

Ruhumun tek şeritli yolu..
Bir kaçış belki,normalimsi hayatımızdan,
En azından denemiş oluruz,
Kaçamasak da..

Çocukluğumdan,masumane gülücükler..
Şimdinin geyik muhabbetlerine yapışmış,bir sofralık geyikler!
İskambil kağıtlarıyla yaptığım kulenin,prensesini beğenmeyenler,
O kağıtlarla,pişti oynayarak kendilerini pişirsinler!
Aynı kalıp,farklı olmak derim ben bazen..
İmkansızda mümkünü görebilmek..
İçimizde,demir döverlerken,ağzımızı mühürletmek...

Oysa ki kan damlatıyor insan gözleri, bilirim..
Izdırap sızıyor her fısıltıdan, işitirim...

Zaman daralır,büyür tik tak çocukları,
Yuvadan uçar,vakti gelen kanatlar,
Uçmayanı da iterler aşağı..
Merhamet meselesi değil;
Gerekçemiz,ruhumuzdaki deprem alanı
Yüz binlerce ölü ve tek ben yaralı...


Bipolar Disorder 

2006

Bragging rights
hiç birşeyle övünmüyorum
Places
Map of the places this user has livedMap of the places this user has livedMap of the places this user has lived
Currently
izmir
Contact Information
Home
Email
Apps with Google+ Sign-in
  • DomiNations
  • Top Eleven Be a Soccer Manager
  • My Talking Tom
  • Sky Force 2014
  • Smash Hit
  • SimCity Mobile
  • Smash
  • Star Wars Capital
  • BombSquad
  • Sudoku
  • Earn to Die 2
  • Chess Free
  • Batman Arkham Origins
  • TETRIS® Blitz
Public - 8 months ago
reviewed 8 months ago
1 review
Map
Map
Map