Profile cover photo
Profile photo
Volkan Kemal Ergenekon
54 followers -
Cinler Alemi - Metafizik Araştırmalar Merkezi
Cinler Alemi - Metafizik Araştırmalar Merkezi

54 followers
About
Posts

Post has attachment
Amerikan Büyükelçisini Kovan ve bu sebepten Generalliği Engellenen Albayın Oğlundan İnanılmaz Röportaj... Herkese izletmeli... Sonuna kadar izlemeli !...
Add a comment...

Post has attachment
Add a comment...

Post has attachment
Büyü Nedir?

Büyü, metafizik güçleri kullanarak bir kimseyi etki altında bırakmak demektir. Büyü simya ilmiyle, cinlerle, çeşitli maddelerle ve çeşitli yazılarla yapılabilmektedir. Rabbimiz (cc) büyü yapmayı kesin olarak yasaklamış; Bakara Suresi 102. ayette büyü yapanın ve yaptıranın ebediyen cehennemlik olacağını bildirmiştir.

Cinler Büyücülere Nasıl Yardım Ederler?

Okuyan şahıs kuvvetli bir radyo istasyonuna benzer. Bu istasyon şiddetli dalgalarını atmosfere yayar ve bu kuvvetli dalgalar, daha zayıf ve küçük radyo istasyonun dalgalarını siler. Aynı şekilde bu işi yapan şahıstan yayılan elektro manyetik dalgalar bu cinlerin ölmesine yol açar. Dolayısıyla bazı cinler bu işleri yapan şahısların emirleri altına girerler. Onlara, yani emir altına girmiş olan cinlere sihir yapmalarını emrederler. Ve bu tip cinleri emri altına almaya çalışan veya almaya muvaffak olabilen şahıslar genellikle bir yerde inzivaya çekilirler. Kendi duaları ile oluşturdukları şifrelerle uğraşırlar.

Cinlerin Büyücülerden İstekleri Nelerdir?

Büyücü aşağıdaki belirtilen fiilleri yapmak suretiyle şeytanın yardımını alabilir: Kuran ayetlerini ayaklarının altına yazmak; Kuran ayetlerini pislikle yazmak; Kuran’ı ayakaltına alıp, sıkıca bağlayarak tuvalete gitmek; besmele çekmeden şeytan için kurban kesmek ve kesilen hayvanı şeytanın belirttiği yere bırakmak; ateşle konuşmak, ona secde etmek veya tapmak; annesi veya kızı yahut kız kardeşiyle yatmak… Büyücünün küfrü ne kadar fazla olursa şeytanın itaati de o derece fazladır.

Büyü Yapılırken Cinlerden İstifade Edilir mi? Nasıl?

Büyü (magic), gizli metotlarla elde edilen olağanüstü kuvvetleri olan bir sanattır. Sihir, eski İran rahiplerinin bilgeliğin araştırılması yolunda kullandıkları bir metottur. Maj (mage) kelimesi Zerdüşt dini rahiplerinin diğer bir adıdır. Mirabeau’ya göre sihir barbar ve cahil kavimlerde olduğu gibi, medeni topluluklarda da beşeri bir gaye uğruna çalışmak yerine olan üstü hadiseleri meydana getirmek yolunda bir gayret olarak ortaya çıkmıştır.

12. asır okültistlerinden Hugese de Saint Victor’a göre sihri beş esaslı kısma ayrılır: 1. Kehanet 2. Matematik 3. Efsun, Teshir (Sortillege) 4. Gazibe, mucize, prodige 5. Meş’um Tesir (Malifice) (Ergün Arıkdal, Metapsişik Terimler Sözlüğü, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul 1971)

Bu bölümlerden “kehanet”le, “meşhum tesir” tamamen cinlerle yapılan, gerçekleştirilen büyülerdir.

Huges de Saint - Victor kehaneti de ayırmıştır:

· Ölülerle haberleşme

· Yer cinleri ile gaibden haber alma (geomancie)

· Su perileri ile gaibden haber alma (Hydromanici)

· Hara perileri ile gaibden haber alma (Aeromancie)

· Ateş perileri ile gaibden haber alma (Pyramancie)

Meş’um Tesir (Malefice) ise gizli ve tabiatüstü vasıtalar kullanarak insan hayvan ve bitkilerle yapılan kötü tesirdir. Üçe ayrılır;

· Şeytani yakarma (incantation de-moniaque)

· Ak büyü (Magic Blanche)

· Kara büyü (Magie noire)

Bu terim, şeytan ve yeri ruhların yardımı ile yapılan kötü tesirleri ihtiva ettiği için, böyle “kara” sıfatı ile adlandırılmıştır. (Ergün Arıkdal, Metapsişik Terimler Sözlüğü, Ruh ve Madde Yayınları, İstanbul 1971)

Az çok Spritüalizm de büyünün genellikle cinlerle yapıldığı, ama bunun yanında simya ilminin veya büyücünün beyin gücünün de tesirinin olduğu vurgulanmaktadır ki bu çok doğru burada yapacağımız tek ilave veya hatırlatma, büyünün, “dinden çıkmadan” yapılamayacak olması. O yüzden ak büyü diye bir şey yoktur. Hepsi şirktir, yapanda, yaptıranda, yol gösterende ebedicehennemdeki yerini hazırlamalıdır… Yüce rabbimiz büyü yapanın ahiretten nasibi olmadığını şu şekilde belirtmiştir:

Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil'deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihir)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah'ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi. (Bakara Suresi, 102)

Rabbim (cc) nasip ederse çıkaracağımız ikinci kitabın konusu ”büyü” olacak ve o kitapta derinlemesine bu konuları açıklamaya çalışacağız.

Cin’e, Büyüye ve Nazara Karşı Kuran’ın Tedavi Edici Fonksiyonu Nasıl Gerçekleşir?

Tıbb-ı nebevi’nin en bariz hususiyetlerinden biri tedavide Kuran-ı Kerim’e müstesna bir yer vermiş olmasıdır. Mezkûr mevahib-i ledünniye mütercimi bu hususu “Hak Teala Hazretleri izale-i emrazda (hastalıkların tedavisinde) Kuran-ı Azim’den eam ve enfal (bütün hastalıklarda geçerli daha müessir) Bir deva inzal etmemiştir. Kuran-ı Azim marazlara şifa ve ayine-i kulüba ciladır” diyerek ifade eder. Yani hem maddi ve hem de manevi hastalıkların en faydalı bir ilacıdır.

Kuran’ın bu yönünü tespit eden ayetler vardır: “Biz Kuran’dan müminler için bir şifa ve rahmet olan şeyi indiriyoruz” (İsra Suresi, 82). Fahreddin-i Razi Hazretleri “Kuran” kelimesinin başında geçen tebiz için değil, cins için Olduğunu belirtir. Böyle olunca ayeti şöyle anlamak muvafıktır: “Kuran olarak indirdiğimiz ayetlerin hepsi müminlerin maddi ve manevi her çeşit hastalıkları için şifadır.” Kuran’ın. Manevi hastalıklarla ilgili tedavisi iki suretle olmaktadır. Zira manevi hastalıklar ikidir: Bir kısmı batıl itikatlardır. Bunlar yaratılış, insanın bidayeti, akıbeti, kader, ulûhiyet, nübüvvet gibi iman esaslarına giren meselelerdir. Bu hususlarda İslam’ın tebligatına uymayan her inanış tarzı manevi bir hastalıktır. Şu halde bu meselelerde Kuran gerçek olanı delilleriyle birlikte zikrederek batıl mezhepleri ibtal etmiş, müminlerini sapıklıklardan korumuştur.

İkinci kısım manevi marazları kötü ahlaklar teşkil eder. Kuran-ı Kerim onları da açıklayarak müminleri ahlaksızlıklara düşmemeleri için uyarmış, Resullullah’ın “Mekarim-i ahlak’ı tamamlamaya geldim” derken kastettiği mekarim Kurani ahlaktır.

Kuran-ı Kerim’in maddi hastalıklara şifa olmasına gelince, bu da inkârı mümkün olmayan bir durumdur. Bizzat Resulullah Kuran’la rukyede bulunmuş maddi hastalıkların tedavisinde Kuran’ı Kerim’den istifade etmeleri için Ashab-ı Güzin’i teşvik etmiştir. Hatta bazı hadislerinde Kuran’dan şifa aramamayı eksiklik ilan etmiştir: “Kim Kuran’la şifa talep etmezse, Allah ona şifa vermez.” buyurmuştur. Bu hadis şu şekilde de anlaşılmıştır: “Kuran’la şifa talep etmeyene Allah şifa vermesin.”


Kaynak kişi ve site:

Volkan Kemal Ergenekon
http://volkanergenekon.net/buyu_falcilik.html
http://www.volkankemalergenekon.com/buyu_falcilik.html
Photo
Add a comment...

Post has attachment
BİYOENERJİ


İnsanın fiziki bedeninin bazı bölümlerinde şakra denilen enerji merkezleri bulunmaktadır. Yandaki resimde insan vücudunun ana şakraları görülmektedir. Bu enerji merkezleri bütününe aura adı verilmektedir.Bu enerjinin adı da biyoenerjidir. Auralar bir girdap şeklinde yaratılmış olup, dönüş hızı insanın biyoenerji gücünü göstermektedir. İnsan yaşlandıkça bu enerji girdaplarının dönüş hızı yavaşlamaktadır. Dönüş sıfırlandığında da yaşam bitmektedir.

Tibet'te Himalaya Dağarının eteklerinde yaşayan bir grup yerlinin ortalama 100 yıl yaşamalarının sebebi auralarını nasıl kontrol edebileceklerini ve nasıl dönüş hızlarını daha da artırabileceklerini bilmelerinden kaynaklanmaktadır.

Çevremizdeki tüm varlıkların, şehirlerin, hayvanların ve cisimlerin bir aurası bulunmaktadır. Biyoenerji insan vücudu için hayati önem taşımaktadır. Metafizik ilimlerde ilerleyebilmek için de biyoenerji çok büyük önem taşımaktadır. Biyoenerjisi belli bir seviyenin altında olanların metafizik ilimlerde başarılı olabilmesi çok zordur. Dönem dönem biyoenerjinin yükseltilmesi konusunda çeşitli eğitimler veriyoruz.

Biyoenerjinin yüksek olması insanın tüm hayatına çok olumlu etki etmekle birlikte biyoenerjisini doğru kullanmayı bilen birisi çok çeşitli şekillerde bu yeteneğinden faydalanabilir. Örneğin uzaktan bakarak insanları ya da cisimleri hareket ettirebilir, bazı hastalıkları tedavi edebilir, insanları etki atına alabilir ya da metafizik konularda çeşitli beceriler gösterebilir.

Her insan belli bir biyoenerjiye sahip olduğu için bu yetenekler her insan tarafından geliştirilebilmektedir. Önemli olan enerjinin doğru kontrolü ve doğru eğitimle yönlendirilmesidir.

Biyoenerjisi düşük olan insanlar metafizik rahatsızlıklardan, büyüden, cinden ve nazardan daha çok etkilenirler. Cinlerin musallat olmaları vakaları insanların biyoenerjilerinin düştüğü büyük üzüntü zamanlarında daha çok görülmektedir. Bu nedenle biyoenerji konusunda etraflı bir eğitim her insan için kaçınılmazdır.

"""Biyoenerji, biyoenerji tedavisi ve biyoenerjinin yükseltilmesi konusunda etraflı bir eğitim için bizimle irtibata geçebilirsiniz."""

Kaynak kişi ve site:

Volkan Kemal Ergenekon
http://volkanergenekon.net/biyoenerji.html
http://www.volkankemalergenekon.com/biyoenerji.html
Photo
Add a comment...

Post has attachment
Cinler Aşırı Uykuya Sebep Olmakta mıdır?
Nuru Arşillah (sav) efendimiz buyurmuştur ki:

Şeytan biriniz uyuduğu zaman gelip başının uç kısmına 3 düğüm atar. Her düğüm atarken şöyle der: “Uyu yat daha uzun gecen var…” Uyuyan kişi, uyandığı zaman Allah’ı zikrederse düğümlerden biri çözülür. Abdest alırsa düğümlerden ikincisi çözülür. Namaz kılarsa öteki üçüncüsü de çözülür ve sabahleyin gönlü hoş dinç olarak kalkar. Aksi halde tembel ve canı sıkılmış bir halde kalkar. (Sahih-i Buhari)

Aşırı uyku kişiyi gaflete sokup, gerek dünyevi, gerek uhrevi işlerini aksatacağı ve insanoğlunu pasifize edeceği için cinlerin baş hedeflerinden biridir. Ya tam uykusuzluk, korku, vesvese verip bünyeyi sarsmaya çalışırlar veya aşırı uyku vererek pasifleştirmeye… Cinnî hastaların tamamında bu iki durumdan biri mutlaka görülür.


Kaynak kişi ve site:

Volkan Kemal Ergenekon
http://volkanergenekon.net/hastaliklar.html
http://www.volkankemalergenekon.com/hastaliklar.html
Photo
Add a comment...

Post has attachment
Cinler İnsanların Mesleklerine de Etki Yapmakta mıdır?

İnsan beynine giren cinler kişiyi dolayısıyla mesleklerinde de etik değerlere uymayan davranışlara sürükleyebilir. Bir örnek verecek olursak; adaletsiz zalim bir hâkim kesinlikle Allah ile beraber olamaz. Ancak şeytanla beraber olur. Halillullah (sav) efendimiz şöyle buyurmaktadır:

Hâkim zulmetmedikçe Allah onunla beraber olur ama haksızlık ederse Allah onu bırakır, şeytan gelip onunla beraber olur ve ondan hiç ayrılmaz. (Tirmizi Abdullah b. Ebû Evfa’dan rivayet etmiştir)


Kaynak kişi ve site:

Volkan Kemal Ergenekon
http://volkanergenekon.net/hastaliklar.html
http://www.volkankemalergenekon.com/hastaliklar.html
Photo
Add a comment...

Post has attachment
Cinler İnsanlara Nasıl Vesvese Verir?

Cinlerin konuşması mümkündür. Çünkü o konuşma büyülenmiş kişiye sihirbazın telkin ettiği gibi ruhun meyil ettiği bir şey olabilir. O bir ses değil ama büyülenmiş kimsede bir etki meydana getirmektedir. Cinler yakıcı ateş değildir, sadece ilk baştaki yaratışları yani maddeyi asliyeleri ateştir. Dolayısıyla Âdemoğlunun cesedine girer. Şeytan latif bir cisim olup insana vesvese verir. Kişiye kötü düşünceler fısıldar yani Rabbimizin buyurduğu gibi (cc) insanların gönüllerine vesvese verir. “Cisimler birbirlerine giremez. Cisimler birbirlerine girerse o ateş olduğu için insan yanar” sözü yanlıştır. Çünkü ruh ve cisimlere giren hava gibi latif cisimler kesif (yoğun) cisimlere rahatlıkla girebilirler. Cinde latif bir cisim olduğuna göre onunda insan bedenine girmesi mümkündür. (İbn-i Akil) Sorunun cevabının iki ayetle sonlandırayım. (Nas Suresi 4 ve 5. ayetler)

Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir (İçlerine kuşku, kuruntu fısıldar). Gerek cinlerden, gerekse insanlardan (olan her hannas’tan Allah’a sığınırım).

Kaynak kişi ve site: Volkan Kemal Ergenekon
http://volkanergenekon.net/hastaliklar.html
http://www.volkankemalergenekon.com/hastaliklar.html
Photo
Add a comment...

Post has attachment
Cinler Kötü ve Korkunç Rüyalara Sebep Olmakta mıdır?

Bir kısım cinler önceden de belirttiğimiz gibi insanları hasta yaparak onlara bedenen zarar verdikleri gibi rüyalarına girmek suretiyle ruhlarına da eziyet etmektedir. Şeytan sırf insanın üzüntüsünü arttırmak onu tedirgin etmek günlük hayatını moralman olumsuz yönde etkilemek için gece kötü rüyalar gösterebilir. Sevgili peygamberimiz (sav) bu konuda bize şöyle bilgi vermektedir:

Kişinin gece gördüğü rüya 3 kısımdır:

1- Rahmani olan rüya

2- Şeytanın gösterdiği üzücü rüya

3- Şuur altı görülen rüya (Sahih-i Müslim)

Yine Allah Resulü (sav) rüyalarla ilgili şöyle buyurmuştur:

Biriniz hoşlandığı bir rüya görürse o Allah’tandır. Onun için Allaha hamd etsin ve insanlara o rüyayı anlatsın. Bunun dışında hoşlanmadığı bir rüya görürse o şeytandandır. Onun şerrinden Allah’a sığınsın ve kimseye onu anlatmasın. O rüya ona asla zarar veremez… (Sahih-i Buhari)

Bu konuda daha ayrıntılı bilgi almak için Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin (ra) Marifetname adlı eserine bakılabilir. Yüzyıllar öncesi yazılmış bu değerli eserde rüya bahsi çok güzel ve ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır.

Kaynak kişi ve site: Volkan Kemal Ergenekon
http://volkanergenekon.net/hastaliklar.html
http://www.volkankemalergenekon.com/hastaliklar.html
Photo
Add a comment...

Post has attachment
Kuran-ı Kerim’de Cinlerin İnsana Çarpma Olayına Delil Var mıdır?

Daha önceki maddelerde de bahsettiğimiz gibi cinler insanı şehvet, aşk, kin ve nefret gibi çeşitli sebeplerden dolayı insanların bedenine girer. Cinin insan bedenine girmesi İbn-i Teymiyye’nin dediği gibi ehl-i Sünnet ve el-Cemaat’in ittifakıyla sabittir. Bakara Suresi 275. ayette Allah Teala (cc) şöyle buyurmaktadır: “Faiz yiyenler, mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar” Sahih-i Buhari’de de Peygamberimiz (sav) şöyle demektedir: “Şüphesiz şeytan, Âdemoğlunun kanının dolaştığı yerde dolaşır”.

Kaynak kişi ve site: Volkan Kemal Ergenekon
http://volkanergenekon.net/hastaliklar.html
http://www.volkankemalergenekon.com/hastaliklar.html
Photo
Add a comment...

Post has attachment
Şeytan Mescitte İnsanlara Musallat Olur mu?

Mescitte dahi olsa şeytan mutlaka insanoğluna musallat olmaya çalışır. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Saflarınızı düzeltip perçinleyin, aralık bırakmayın. Omuzlarınız aynı hizada olsun. Muhammed’in canı elinde olana yemin ederim ki ben şeytanın küçük kara koyun şeklinde safların arasından girmekte olduğunu görüyorum” (Ebu Davud). Bu konuda pek çok şikâyet işitmişimdir “Namaz esnasında konsantre olamıyorum, aklıma hep dünyevi işlerim geliyor” şeklinde… Aslında problemin çözümü çok kolay… Ayetleri okurken hafif mırıldanarak okumak ki Kuran da bu şekilde emrediyor. Çünkü mırıldanarak okunduğunda beyin dualara odaklanıyor, yanlış okumamak için… İçimizden sessiz okuduğumuzda ise ezbere okuduğumuzdan aynı anda başka şeyleri düşüne biliyoruz. Benimde çok defa başıma geliyor… Nerede, namaz kılarken Allah’ın huzurundayım diye bacakları titreyen, avuçlarının içi terden sırılsıklam olan, hatta heyecandan bazen bayılan Ashab-ı Güzin (ra) ve nerede bizler!

Kaynak kişi ve site: Volkan Kemal Ergenekon
http://volkanergenekon.net/hastaliklar.html
http://www.volkankemalergenekon.com/hastaliklar.html
Photo
Add a comment...
Wait while more posts are being loaded