Profile cover photo
Profile photo
Bilge SEZER
57 followers
57 followers
About
Posts

Post has attachment
Add a comment...

Post has attachment
Akıl Tutulması dedikleri bu olsa gerek!
Add a comment...

Post has attachment
Ankara’daki son patlama ile geleceğe dair umutlar yine karardı. Sosyal medyada herkes beklendiği üzere kınama mesajları yayınladı, hemen arkasından manzara/aile resimleri, yemek tarifleri, aforizmalar vs geldi. Yetkili organlar, endişeye gerek olmadığını beyan etti, yayın yasağı ile birlikte yanıltıcı bilgiler dolaşmaya başladı. Sağlık görevlileri can mı kurtarsın, iki ayrı tutanak mı düzenlesin bilemedi.  Bütün bunlar olurken, dini görevlerini ilan ederek yapmayanlar memur olmasın, medreseler yeniden aktif olsun talepleri dile geldi. Kızılay’dan geçmek zorunda olanları ise korku sardı.
Karanlıktan aydınlığa, bilime inanmış, dürüst ve yürekli insanlarla geçilir. Durup, düşünme ve arınma  zamanı deyip, kendimize gelelim artık!  
Add a comment...

Post has attachment
Barselona’ya gidecek arkadaşlarımın isteği üzerine gezi notlarımı yazılı hale getirdim. İlgilenenler için paylaşıyorum.  
BARSELONA NOTLARI
BARSELONA NOTLARI
bilgesezer.blogspot.com
Add a comment...

Post has attachment
Her şeyin başı eğitim diyerek teselli olmaya çalışırken öğrencilerde sağduyu kalıyor mu bilmem! Bu sınav sistemleri ile kayıp zamanlar ve gerçeklikten uzak kalma nasıl telafi edilecek?
Add a comment...

Post has attachment
Add a comment...

Post has attachment
Bugünleri uzaylılar kurgulamadı ya, biz bize konuşalım, öz eleştiri yapalım biraz!
Add a comment...

Post has attachment

Post has shared content
Originally shared by ****
Size gerçek bir hikâye anlatacağım: Yüzüncü Maymun’un hikâyesini… Pasifik Okyanusu’nda irili ufaklı birçok ada. Bu adalarda Macaca Fuscata türü Japon maymunları yaşıyor. Bu adalardaki maymunların doğal ortamları içindeki davranışları otuz yılı aşkın bir süre bilim insanları tarafından gözleniyor.

1952′de Koshima Adası’nda bilim insanları maymunların beslenmesi için kumların içine tatlı patates bırakıyorlar. Bu adanın maymunları da tatlı patatesin tadından hoşlanıyor ama yiyeceklerinin kumlu olması hiç de hoşlarına gitmiyor. Ama can boğazdan gelir diyerek kumlu da olsa tatlı patatesleri yemeye devam ediyorlar.

Bir gün, on sekiz aylık İmo isimli dişi maymun bu soruna bir çözüm buluyor, İmo, tatlı patatesleri en yakın su birikintisinde yıkayarak yemeyi akıl ediyor. Bu buluşunu annesine de öğretiyor, İmo’nun arkadaşları da patateslerini yıkayarak yemeyi öğreniyor ve kendi annelerine de öğretiyor. Bu yeni davranış biçimi bilim insanlarının gözleri önünde, yavaş yavaş maymunlar arasında yayılıyor.

1952 ve 1958 yılları arasında genç maymunlar, beslenmelerini daha zevkli hale getirmek için, kumlu tatlı patateslerini yıkamayı öğreniyorlar. Bu daha sağlıklı ve zevkli yeni davranış biçimini çocuklarını taklit ederek onlardan yeni bir şey öğrenen yetişkin maymunlar da kazanıyor. Yeniliklere açık olmayan, çocuklar ve gençlerden de öğrenilebileceğini düşünmeyen, kendi bildiklerini tekrar eden yetişkin maymunlar ise kumlu patates yemeye devam ediyor. 1958′in sonbaharında çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Koshima maymunlarının bir kısmı (diyelim ki 99 maymun) artık patateslerini suda yıkayarak yemeyi öğrenmiş oluyor.

Bir sabah, gün doğarken yüzüncü maymun da patateslerini yıkayanlar arasına katılıyor. İşte o an her şey değişiyor. Aynı günün akşamı, adadaki hemen hemen tüm maymunlar, patateslerini yemeden önce yıkamaya başlıyor. Yüzüncü maymunun ilave enerjisi her nedense devrim yaratıyor!

Ama hikâye bitmedi. Bilim insanlarını şaşırtan asıl sürpriz, bu adayla doğrudan bir ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun kolonilerinin de aynı anda patateslerini yıkamaya başlamaları… Yeni bir düşünce ve davranış tarzı, toplumları oluşturan fertlerin belirli bir oranı tarafından benimsendiği an, bu yenilik, mesafenin önemi olmaksızın zihinden zihine aktarılabiliyor.

Yani, “Yüzüncü Maymun Fenomeni” denilen bu fenomen şunu gösteriyor: Yeni bir düşünce, yeni bir yol, toplumda sadece belirli sayıda insanlar tarafından biliniyorsa, bu yenilik sadece o kişilere ait bir şey oluyor.

Ama “bilenlerin” sayısı belli bir kritik noktaya ulaştığı an, sadece bir kişinin daha “yeni yol”a katılması, toplum bilincinin aşama geçirmesine yol açıyor. Yeni düşünce, birdenbire herkes tarafından düşünülmeye başlanıyor. Niceliğin niteliğe dönüşme noktası…

“Yüzüncü Maymun Fenomeni”, Duke Üniversitesi’nden Doktor J.B. Rhine tarafından değişik deneylerde tekrarlanıyor. Sonuç her seferinde aynı. Bugüne dek mutsuz, huzursuz, bencil, korku dolu, karamsar bir dünya süre geldi. Zihinlerde hala taş devri korkular mı taşıyoruz? Yeniliklere açık, farklı düşünenler ise aşağılanıyorlar, alay ediliyorlar, toplum dışına itiliyorlar. Cesaretleri takdir edilmek bir yana söndürülmeye çalışılıyor bu insanların…

Einstein bile teorisini ilk ortaya attığında meslektaşları tarafından kınanmış. Sıradan insan asla büyük insan olamaz. Doğar, yaşar ve ölür. Buna yaşamak denirse! Dünyada mutlu, huzurlu, sevecen, aydınlık dolu insanlar yok mu? Cesur bir dünya isteyen ve bu uğurda çaba göstermekten çekinmeyen, her şeyi göze alan insanlar yok mu? Elbette var. Sayıları gittikçe de çoğalıyor. İnsanın, insanlık boyutunda devrim yapabilmesi için yüzüncü maymunun aralarına katılmasını bekliyorlar.

“Yüzüncü Maymun” belki de sizsiniz.

#devrim
Photo
Add a comment...

Post has attachment
Ünlü psikiyatrist Gülseren BUDAYICIOĞLU’nun son romanı Kral Kaybederse üzerine eleştirilerimi yazdım.  Tepki olarak,  kişisel gelişim için bize, Hayatın Kaynağı, On Derin Ayak İzi, Martin Eden gibi kitapları hediye edip sen neden arabesk takılıyorsun derseniz haklısınız! Seçici olmak gerekli

Psikoterapi seanslarının içeriği büyük bir titizlikle saklanmalı, uzmanların böyle bir sorumluluğu var. Senaryo malzemesi olmak ne denli acı ve sakıncalı !
Add a comment...
Wait while more posts are being loaded