Profile cover photo
Profile photo
SITKI OKUR
6,130 followers -
'''Korkma ! Beddua etmiyorum. Tutar biliyorsun. Bende biliyorum. . . Ne de olsa bir zamanlar sevmiştim seni ! Yüreğime olan saygımdan
'''Korkma ! Beddua etmiyorum. Tutar biliyorsun. Bende biliyorum. . . Ne de olsa bir zamanlar sevmiştim seni ! Yüreğime olan saygımdan

6,130 followers
About
SITKI's posts

Post has attachment
Mahlep Ağacı Nedir, Kullanım Alanları Nelerdir?
Halk arasında yetiştiği yöreye göre İdris ağacı, Yaban Kirazı, Taş Kirazı, Melem, Endez olarak da bilinen mahlep ağacı, gülgiller familyasından olup boyu 10 metreye kadar uzayabilen, çiçekleri beyaz meyvelerinin olgunlaşmış hali siyah, tadı acımsı ve ekşi olan bir meyvedir. Mart ayında çiçek açar, nisanda yapraklanır ve haziranda da meyve vermeye başlar.

Ülkemizde birçok bölgede, sulama, gübre ve ilaca ihtiyaç duymadan kendiliğinden yetişen Osmanlı döneminde de oldukça sık kullanılan, fakat günümüzde eskisi kadar önem verilemeyen mahlep ağacı hem ağacı hem de meyvesi faydalı değerli bir ağaçtır. Günümüzde daha çok mahlep ağacına kiraz ve vişne aşılanmaktadır.

Kullanım Alanları:

Bugün ilaç, kozmetik, gıda, içki, boya, mobilya sanayi mahlep ağacından ve meyvesinden faydalanmaktadır.
Kabuklarındaki kumarin denen madde yüzünden hoş bir aromatik koku yayan mahlep ağacı, pipo yapımında da kullanılır. Ayrıca mobilya ve oymacılık işi yapanlarda dayanıklılığı yüzünden bu ağacı tercih ederler.
Mahlebin tohumundan damıtılarak elde edilen yağ suya dayanıklı olması sebebiyle boya sanayide ve gemi boyalarında ve verniğinde tercih edilir.
Türkiye’ye özgü mahlepden yapılan şaraplarda dünyada önemli bir yer tutmaktadır.
Mahlebin tohumlarının içinde aspirinin ana maddesi olan salisik asit vardır bu yüzden ilaç sektöründe de ağrı kesici ve antibiyotik üretiminde tercih edilir.
Mahlebin tohumlarının öğütülmesiyle elde edilen mahlep tozu da pastanelerde ve evlerde mutfaklarımızdaki hamur ve tatlıların vazgeçilmezlerindendir.
Yazar: Sultan Yıldırım 
Photo

Post has attachment
Lütfen arkaslar bunu paylasalim
Dikkatle okuyun ricam bu bizim cocumuzda olabilir allah korusun

Karşıdan karşıya geçmek isteyen yaşlı
bir teyze yoldan geçenlerden yardım ister,kimsenin oralı olmadığı teyzeye 10 yaşında bir kızımız yardım eder,
karşıdankarşıya geçirirken kız aniden bayılır masum görünüşlü yaşlı teyze bir taksi çevirir kızı taksiye atar ve taksiciye:
-kızım yolda yürürken fenalaştı,hemen eve götürmem lazım der.
Taksiyi siteye yakın bir yerde durdurur taksiciden yardım alarak kızı arabadan
indirir komşularından yardım alacağını
söyleyerek taksiciye gitmesini söyler.
Taksici oradan uzaklaştıktan kısa bir süre sonra arabanın
içinde telefon çalmaya başlar kendi telefonunun
çalmadığını anlayan taksici kısa bir aramadan
sonra arka koltuğun altına düşmüş olan telefonu bulur,
ısrarla çalan telefonu
açar telefonda bir erkek vardır:
-Bu telefon kızıma ait,eve gelmesi gerekiyordu
ama hala gelmedi siz kimsiniz diye sorar,
telefonu açan taksici kendini tanıtır
ve kızınızı annesiyle falanca adrese bıraktım der baba
hayır annesi yanımda bulunduğun
yeri söyle beni kızımı bıraktığın adrese
götüreceksin der ve polise haber verir,
polisler baba ve taksici kızı arar ama
ne o adreste öyle bir teyze vardır nede kız ortadadır.

Ertesi günü kız gaziantep camisinin oradaki korkmaz
alışveriş merkezinin önündeki
bir çöp konteynerının içinde
ölü bulunur,tüm organları
alınmıştır,
otopsi raporuna göre kıza
iğne yapılmış ve bayılması sağlanmış,
aile feryat figan tüm GAZİANTEP
ayağa kalkmış durumda.

SİLMEYİN...
VE MÜMKÜN OLDUĞUNCA
PAYLAŞIN ve ßU KONUDA ßİLGİLENDİRİN..

"BAŞIMA GELMEZ" DEMEYİN UMURSAMAMAZLIK YAPMAYIN DOSTLARINIZI ARKADAŞLARINIZI AKRABALARINIZI UYARIN. BUGÜN BU GENÇ KIZIMIZIN BAŞINA GELEN ALLAH GÖSTERMESIN YARIN YAKININIZIN BAŞINA GELEBILIR.
Photo

Post has attachment
L🌱🌷🌱░İ░Y░İ░♡░A░K░Ş░A░M░L░A░R░ 🌱🌷🌱
Bazı dualar sadece dilde okunur..
Bazıları ise ulaşır kalbine dokunur.
Nasipten öte yol yok bu hayatta,
Payımıza düşen; 💌
En güzeli değil En hayırlısı olsun...
Geçmişin bugünle, ışığın gölgeyle, Umudun gerçekle,
Üzüntünün neşeyle ツ , Öfkenin sevgiyle barıştığı,
Sonsuz Mutluluklar Sizin Olsun...
Hayırlı İftarlar... Rabbim Tuttuğumuz Orucu ,
Ettiğimiz Duaları Kabul Etsin İnşAllah.
(¯`v´¯)🦋▐▬▌AYIRLI▐▬▌UZURLU Akşamlar 🌿 🌷
Photo

Post has attachment
ALLAH NASIL MİSAFİR EDİLİR

Musa Aleyhisselâmın ümmeti:
- Ya Musa! Rabbimizi yemeğe davet ediyoruz. Buyursun bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız, dediklerinde Musa Aleyhisselâm, onları azarladı. «Nasıl olur, Allah (haşa) yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir» diyerek bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tenbihledi. Fakat Musa Kelîmullah Turu Sina'ya çıkıp, bazı münasaatta bulunmak istediğinde, Allah tarafından şöyle nida olundu:
- «Ya Musa neden kullarımın davetini bana getirip söylemiyorsun?»
Musa Aleyhisselâm:
«Ya Rabbi, böyle daveti size gelip söylemekten haya ederim. Nasıl olur, Zatı Ulûhiyetiniz onların söylediklerinden beridir» dedi.
Allah (c.c.):
«Söyle kullarıma, onların davetine Cuma akşamı geleceğim» buyurdu.
Musa Aleyhisselâm gelip kavmini durumdan haberdar etti, hazırlığa başlandı, koyunlar, sığırlar kesildi. Mümkün olduğu kadar mükellef bir yemek sofrası hazırlandı. Çünkü misafir gelecek olan ne bir vali, ne bir padişah, ne bir başka yaratıktı. Kâinatın yaratıcısı misafir olarak gelecekti. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra, akşam üstü uzak yollardan geldiği belli; yorgun argın, üstü-başı birbirine karışmış bir ihtiyar gelip:
«Ya Musa! Uzak yollardan geldim, acım, bana bir miktar yemek verin de karnımı doyurayım» dedi.
Hz. Musa:
- Acele etme, hele şu testiyi al da biraz su getir bakalım. Senin de bir katkın bulunsun. Biraz sonra Allah (c.c.) gelecek, dedi.
Tabii adam daha fazla diretmeden çekip gitti. Yatsı vakti oldu, beklenen misafir halâ gelmedi. Sabah oluncaya kadar beklediler, halâ gelen giden yoktu. Neyse ümidi kestiler. Hz. Musa taaccüp içinde idi.
İkinci gün Hz. Musa Tur'a gidip:
- Ya Rabbi, mahcup oldum, ümmetim: «Ya Sen bizi kandırdın, ya Allah sözünde durmadı» diyorlar dediğinde, şöyle hitap olundu:
- Geldim ya Musa, geldim. Açım dedim, beni suya gönderdin, bir lokma ekmek bile vermedin. Beni ne sen, ne kavmin ağırladı.» Bunun üzerine Hazreti Musa Kelîmullah:
- Ya Rabbi bir ihtiyar geldi sadece, o da bir kuldu, Allah değildi. Bu nasıl olur? dediğinde Cenabı Allah:
- «İşte ben o kulum ile beraberdim. Onu doyursa idiniz, beni doyurmuş olacaktınız. Çünkü ben ne semalara, ne yerlere sığarım, ben ancak aciz bir kulumun kalbine sığarım. Ben o kulumla beraber gelmiştim. Onu aç olarak geri göndermekle, beni geri göndermiş oldunuz» buyurdu.
Demek ki, Allah için yapılan her şey, bizzat Allah'ın kendisine yapılmış gibi olmakta, Allah o kimseden razı olmaktadır.
KAYNAK Büyük Dini Hikayeler, İbrahim sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi

Okuduysanız Paylaşalım
Bu güzel kıssayı Herkes Okusun.
Photo

Post has attachment
Photo

Post has attachment
Photo

Post has attachment
Photo

Post has attachment
Her sabah güneşle doğan Umutlar 🐞
Her yeni baharla tazelenen Mutluluklar
ve açan her yeni çiçekte gizlenen güzellikler
Sizinle olsun..👩‍🌾
Huzur DoLu Bir GÜN DiLiyorum
🌿🌺🌿🌺🌿🌺🌿🌺🌿🌺🌿🌺🌿

Photo

Post has attachment
İstanbul'un Fethi,
Son toplantı, son karar ve son hücum. 29 Mayıs 1453 İstanbul'un fethi. Fatih, beyaz atının üstünde Topkapıdan şehre giriyor. yanında Akşemşettin. Alimler, kumandanlar, yeniçeriler.

Hadis,.
“Kostantiniyye (İstanbul) muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan; onu fetheden ordu ne güzel ordudur.” Hz Muhammed.
Kostantiniyye tarihte pek çok kez kuşatılmış ancak fethedilememişti

Bizansın silahları,
1-Surlar,
İstanbul'un o döneme kadar fethedilemeyen efsanevi bir şehir olmasının en büyük sebebi çevresini kuşatan surlardı. O dönemde başka hiçbir yerde bu kadar sağlam savunma sistemi bulunmamaktaydı. Uzunluk bakımından erişilmez olmasına rağmen Çin Seddi bile savunma açısından İstanbul surlarının yanına yaklaşamıyordu. Kuşatma nedeniyle Bizanslılar İstanbul kale surlarını güçlendirdiler.
2. Türk donanması'nın Haliç'e girmesine engel olmak için, Haliç'in ağzını zincirle kapattılar.
3. Suda yanabilen Rum Ateşi (Gregois) adlı silahı yaptılar.
Buna karşılık Fatih,
1-Macar Usta Urban’a o zamana kadar görülmemiş büyüklükte toplar döktürdü (Şahi ).
2- İstanbul surlarına rahat asker çıkarabilmek için tekerlekli kuleler yaptırdı.
3- 23 Mart 1453'te Edirne'den hareket etti ve 6 Nisan 1453’te İstanbul’u kuşattı. Kuşatma, aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. Bizans’a yardımın gelmesini önlemek için Marmara Denizi ile Çanakkale Boğazı'nı ablukaya aldı. Donanmayı karadan denize indirdi.

Şair Fatih,
Şair bir babanın oğlu olan Fatih, yüksek bir kültür, farklı tecrübeler ve bilimsel zeka ile ortaya konulan şiirlerin şairidir. Kurduğu medeniyet zeminince zengin, icraatları derecesinde başarılı, tarihe son verircesine de kimliklidir. Şiirde “Avni” mahlasını(takma ad) kullanmıştır. “Yardımla ilgili, arka çıkan, imdada yetişen” gibi anlamlara gelen bu isim de ancak onun gibi bir hükümdara yakışır.”

Alimlerin Sultan Mehmed’i Protestosu,
Fatih Sultan Mehmed fethettiği toprakları;ilimle, medeniyetle, hukukla, adaletle imar eden, şiir yazan, sanata ve bilginlere değer veren bir hükümdardı. Devlet otoritesine büyük önem vermesine rağmen bilginlerin protestosunu sükunetle karşılamış gönüllerini almaya gayret etmiştir.

Fetih Kadrosu,
Fatih Sultan Mehmed, Çandarlı Halil Paşa, Karaca Paşa,İshak paşa, Mahmut Paşa, Zağanos Paşa, Sarıca Paşa,Şahabettin Paşa, Baltaoğlu Süleyman bey, Hamza Bey, Akşemseddin, Molla Gürani,

Kuşatmada Bir Dönüm Noktası: Gemilerin Karadan Yürütülmesi,
Bir sabah ansızın Osmanlı gemileri Haliç’te görülünce İstanbul’da büyük bir şaşkınlık ve panik yaşandı. Olaya şahit olan Bizanslı tarihçiler bu şaşkınlığı, hayranlık dolu şu ifadelerle anlattılar: ''İnsanı hayran bırakan bir deniz savaşı’’, ’’Dünyada görülmüş şey değil’’, ''Şayan-ı hayret, harikulade bir ameliyat’’, ''Mehmed karayı denizmiş gibi geçti ve dünyanın ziyneti ve şehirlerin kraliçesi tutsak edildi’’

Son Hücuma Hazırlanırken,
Sultan II. Mehmed muzaffer olacağına inanıyordu. Ancak söylentiler ve iddialar karşısında bazı tereddütler uyanmıştı. Bunun üzerine vezirlerin, beylerbeylerinin, paşaların, alaybeylerinin ve donanma kumandanlarının çağrıldığı geniş katılımlı bir istişare toplantısı düzenlendi. 21 yaşındaki büyük cihangir herkesin görüşünü almak, hepsini karara ortak etmek ve şahit tutmak istemişti.

Son Hücum, Şehir Düştü,
Lağımlar kazılıyor, dev külleler göklere yükseliyordu. Savaş naraları, top sesleri, tekbirler, gülbanklar birbirine karışıyordu. Durmadan çalan mehter askeri coşturuyordu. Şehirdeki bütün kiliselerin çanları çalıyordu. Bir tarafta mehter diğer tarafta çanlar… Yer gök inliyordu. Padişah gelişmeleri at üstünde takip ediyor, surların dibine sokuluyor, ordusunu sevk ve idare ediyordu… İstanbul bir anda “şehir düştü, şehir düştü” feryatlarıyla çalkalandı. 21 yaşındaki hükümdar atından inerek şükür secdesine kapandı.

Latin Külahı mı, Türk Sarığı mı,
Avrupalılar İstanbul’a yardım için, papalığın himayesinde Ortodoks ve Katolikliğin birleşmesini şart koşmuşlardı. İstanbul halkı ise “Latin külahı görmektense, Türk sarığını yeğleriz” diyordu.

Şehre İlk Giriş
Askerleri tarafından yalnız bırakılan İmparator sokak çatışmaları sırasında öldürüldü. Her yandan kente giren Türkler Bizans savunmasını tümüyle kırdılar. Fatih Sultan Mehmed öğleye doğru Topkapı’dan şehre girdi, doğruca Ayasofya’ya girerek burayı camiye çevirdi. Böylece bir çağ açılıp, bir çağ kapandı. Ayasofya’ya gelen 21 yaşındaki Sultan Mehmed Han, büyük korku içinde ağlayarak bekleyen halka şöyle seslendi: " Ben Sultan Mehmed, bütün halka söylüyorum ki, bugünden itibaren ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz konusunda benim gazabımdan korkmayınız!.."

Molla Güraninin Yazdığı Fetihname,
“Bu şehri kara tarafından kuşatmak için; top, tüfek ve zemberek ve çok sayıda diğer savaş aletleri, deniz tarafından kuşatmak için de gemiler hazırladım. Onları da insanların güvendikleri her türlü silah ve malzeme ile donatarak Konstantiniyyeye ulaştım. Allah bu kuluna iki mutluluk nasip eyledi ki, birisi cülusum, diğeri de bu fetihdir.”

İstanbulun Fethinin Avrupadaki Yankıları,
Avrupalılar İstanbul’un Türklerin eline geçmesini; Romalıların Kudüs’ü yakıp yıkması, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi ve dünyanın sonu gibi insanlık tarihindeki büyük felaketlerden biri olarak görüldüler. Fethi, dünya tarihindeki bir dönüm noktası, Ortaçağ’ın sonu, Yeniçağ’ın başlangıcı kabul ettiler. Papa V. Nicolas 12 Temmuz 1453 tarihli mektubunda, “Türklerin kılıcı şimdiden tepemizde asılı duruyor. Karadeniz şimdiden bize kapandı. Eflak şimdiden Türklerin elinde. Sırada Macaristan ve Almanya var. Diyordu
Animated Photo

Post has attachment
Kirazın başlıca faydaları;
– Kolestrolü düşürmeye yardımcı olur ayrıca kan şekerini dengeler.
– Romatizma, gut hastalığı, damar sertliği gibi hastalıklarının, vücuttaki ürik asit ve ürat tuzlarının atılmasıyla ilerlemesini önler.
– Sindirim sistemini düzenler ve kabızlığı önler.
– Böbrekleri korur ve taş varsa düşürülmesine yardımcı olur.
– Kiraz kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını sağlar.
– Sürekli ilaç kullanımı olan kişilerde karaciğerdeki yorgunluğun giderilmesi sağlanır.
– Sigara kullanımından kaynaklı vücutta biriken nikotinin atılmasını sağlar.
– Göz problemlerini aza indirir.
– Sinirleri kuvvetlendirir.kir
– Kilo vermeye yardımcı olur.
– Böbrekleri çalıştırarak idrar sökülmesine yardımcı olur.
– Ağrı kesici özelliği bulunmaktadır.
– Uyku problemini ortadan kaldırır.
– Vücudun iltihap üretmesini önler.
– Yaşlanmayı geciktirir ve cilde parlaklık ve yumuşaklık verir.
– Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
– İnsanın günde yaklaşık olarak 60~80 mg c vitamini alması gerekmektedir bunu ise kirazdan rahatlıkla karşılayabilir.
– Kanser oluşumunu engellemektedir.
– Kanı sulandırıcı etkisi bulunmaktadır.
Dikkat edilmesi gereken hususlar;
– Kirazın hasarsız ve parlak olmasına dikkat edilmelidir.
– Kiraz saklanırken, sapları çıkartılarak daha uzun ömürlü olması sağlanır.
– Rengi koyu olan kirazlar daha tatlı olduğu bilinmektedir.
– Taze kirazların 3~4 günde tüketilmesi gerekmektedir.
– Dondurucuda saklamak istiyorsanız, çekirdeklerini çıkartmalısınız.
– Buzdolabından çıktıktan sonra, 1~2 saat oda sıcaklığında bekletirseniz kirazlar daha tatlı olacaktır.
– Kirazlar dolapta plastik kapta saklanmalıdır.
– Kirazlar yemeden önce mutlaka yıkanmalıdır

Yazar: Meryem YILMAZ
Animated Photo
Wait while more posts are being loaded