Profile cover photo
Profile photo
Görkem Evci
46 followers
46 followers
About
Posts

Post has attachment
Add a comment...

Post has attachment

Post has attachment
Add a comment...

Post has attachment

Post has attachment

Post has attachment

Post has attachment

Post has attachment
Yakup Kadri'nin Ankara'da anlattığı ütopya ile AKP'nin ütopya sandığı distopyayı karşılaştırdım. Benzerlikler şaşırtıcı:

Romanda Ankara'nın hızla geliştiği, binaların yerden fışkırırcasına yükseldiği anlatılır. Bunun ardından mimarinin eleştirildiği bölümde "Şehir içindeki apartmanların, resmî binaların ise kadim Hint Racalarının saraylarından hiç farkı yoktu. (...) Osmanlı devrinin medrese ve imarethane mimarisinin soysuzlaşmış bir devamı gibi idi" ifadeleri kullanılır. (134) Mimarinin bu "kötü taklitçiliği" defalarca eleştirilir ve "soysuz" ifadesi yinelenir. Bugün, AKP'nin içeriden de aldığı en yoğun eleştiri TOKİ'de somut kimliğini bulan bu mimaridir. Osmanlı-Selçuklu mimarisi diye yapılan fakat kötü birer taklit bile olamayan binaları, düşük bütçeli tarihî film dekorunu andıran Ankara’nın girişindeki kapıları, Yakup Kadri'nin ifadeleri ile tarif etsek hiç sırıtmazdı doğrusu.
Add a comment...

Post has attachment

Benim Adım Kırmızı’daki ‘İmza Meselesi’ne Roland Barthes’ın Olası Cevabı: “Nakkaşın Ölümü!”

Romanda literal olarak bir nakkaş ölümü ile birlikte, Barthes'ın "yazarın ölümü" dediği şey nakkaş için de geçerlidir. Orhan Pamuk'un, nakkaşı öldürerek böyle bir göndermeyi düşünmüş olması da ihtimal dahilindedir. 
Add a comment...

Post has attachment
Add a comment...
Wait while more posts are being loaded