Profile cover photo
Profile photo
Nureddin Yıldız
2,772 followers -
Nureddin Yıldız Hocaefendinin Resmi Google Plus Hesabıdır.
Nureddin Yıldız Hocaefendinin Resmi Google Plus Hesabıdır.

2,772 followers
About
Nureddin Yıldız's posts

Post has attachment
✅ [Yeni] ✅

TEBLİĞ HEPİMİZİN VAZİFESİ

📍 Konya
📍 Telekonferans
📍 20 dk.

📺» https://youtu.be/RB30MHMp8P4

@SosyalDoku @gencdokudergi 

Post has attachment
▪YENİ▪

Riyâzussâlihîn hadis derslerimizin yeni bölümü yayında:

📌 Sünneti Korumak
📌 159. Hadis
📌 102. Bölüm

📺» https://youtu.be/KvMqGHalmUo

Post has attachment
[Yeni Efektli Video]

Evliliğin farz olduğunu anladığın an.. 🚨👇

📺» https://youtu.be/nVGGAnybOoY

@SosyalDoku @gencdokudergi @fetvameclisicom 

Post has attachment
✅En ağır konularda en hafif insanlar konuşabilir. Müslüman için ölçü de yapılacak da bellidir

📍 DÜŞÜNMEK İÇİN 📍

Yazılan yazılar, yapılan konuşmalar, okuyanın ve dinleyenin anlaması içindir. Bir tür pişmiş yemeği sunmak için yazı yazılır, konuşma yapılır. Bir de okuyucunun ve dinleyenin, kendisinin anlaması için önüne konanlar vardır. Bizim, mü’minler olarak Allah’ın Kitabı Kur’an’a ve Peygamber aleyhisselam’ın Sünnet’i olan hadislere bakışımız böyledir. Her âyet ve hadis, bizim için düşünülüp sonuçlar üretilecek kaynaklardır. Peygamber aleyhisselam ile aramızdaki mesafe uzadıkça bu iki kaynağı böyle bir mantıkla ele alma oranı da gitgide gerilemiştir. En rahat anlaşılabilecek âyet ve hadisler bile bir açıklayıcı ile anlaşılır hâle gelmiştir. Bir de ‘Yanlış anlarsam?’ endişesi buna ilave olunca mesafe uzamıştır.

Aşağıdaki hadisler, şerh etmeden de anlaşılabilecek kadar açıktır. Buna rağmen bir iki cümle ile yardım edilerek anlaşılması kolaylaştırılmıştır. Bizzat Peygamber aleyhisselam’ın dilinden, günümüzü anlamaya yardım edecek, yarınla ilgili ipucu verecek şu mübarek hadislere dikkat edelim:

1- “İslam garip başladı, garip başladığı gibi garipliği geri gelecektir. Gariplere müjdeler olsun.” (Müslim, İman, 65/372)

İşte gerçek:

İslam, işkence gören Bilallerle yola çıktı. Ardından fetihler geldi. Bilal, en üstün oldu. Devran dönecek, Bilallere yapılanlar yapılabilecektir. Gerçekçi olmak her Müslüman’ın görevidir. Bugüne bakarak İslam ve Müslüman hakkında kimse karar vermesin. Bilal’in taşlar altında olduğu güne bakarak da Kâ’be’nin üzerinde ezan okuduğu güne bakarak da genel bir karar verilmesin. Dün, bugün ve yarının ortalamasından hesap yapmak gerekiyor. Bugün varsa yarın da elbette olacaktır. Şu müjdelenen gariplere dikkat etmeliyiz.

Bu hadisin başka bir rivayetindeki ilave, gözümüzün önünden kaçmasın:

“Kimdir o garipler ey Allah’ın elçisi?” diye sorulduğunda şöyle buyurmuştur:

“İnsanlar bozuldukça düzeltmeye çalışanlardır.” (Ahmed, 16690)

2- “Sizin adınıza korktuğum şeylerden biri, mide ve cinsellik şehvetlerinizle fitnelerin saptırmasıdır.” (Ahmed, 19772)

Sorunlarımızın temeline işaret eden bir uyarıdır bu: Mide, cinsellik ve fitneler.

Mideyi faize, gaspa, rüşvete bürünmüş olarak da görebiliriz. Cinselliği ne hâllerde gördüğümüzü söz etmeye bile gerek yok. Fitneler ise ortadadır: İçimizden dinimizi çökertecek hamleler yapanlar, ümmet’in geçmiş büyüklerini eskitmek isteyenler bu fitnelerin örnekleridir.

Hadis aynı zamanda ayak kayması riskine karşı nelere dikkat edileceğini de göstermiş olmaktadır.

3- “Bu ümmet’e üstünlük, zafer, hâkimiyet ve yeryüzü egemenliği müjde olsun. Onlardan kim, ahiret işini dünya için yaparsa onun ahirette nasibi olmaz.” (Ahmed, 21222)

Kimse önündeki karamsar tabloya bakarak umutsuz olmasın. Yarın ve öteler bu ümmet’indir. Bu ümmet, yeryüzü egemenliğine kavuşacaktır. Zamanını ancak Allah bilir ama yarın, böyle bir hâkimiyete gebedir.

Ümmet’in o günlerinin bir sıkıntısı burada önümüze konmaktadır. Müslümanların dünya egemenliği için çırpınanların içinde bir de kişisel çıkarlarını öne çıkarmaya çalışacaklar muhakkak bulunacaktır. Ümmet, var olma savaşı yaparken onlar, yarın için bir şeyler biriktirme derdine düşeceklerdir. Onlar, ahiretlerinden alıp dünyaya vermektedirler. Kaybeden onlardır. Ümmet, er geç kazanacaktır.

4- “Ümmetimden bir grup, Allah’ın emrini uygulamaya devam edecektir. Onlara düşmanlık edeceklerin, aykırı davrananların varlığı onları etkilemeyecektir. Allah’ın kıyamet kararı gerçekleşinceye kadar onlar böyle olmaya devam edecektir.” (Buharî, Menakıb, 28/3641)

Din Allah’ın teminatı altındadır; Müslüman çocuklarının okuduğu medreselerin kapanması, ezanlarının susturulması ile sönmez. Bir millet gider; onların yerine Allah bir başkasını göndererek dinini yaşatır. Kıyamete kadar Allah’ın dini var olacaktır.

5- “Allah’ın her zaman büyüttüğü fidanları vardır; onları dinine hizmette kullanır.” (İbni Mace, Mukaddime, 8)

Din Allah’ın olunca, dinin sürekliliği için de tedbirleri alan O’dur. Kullar sadece o tedbirlerde rol alma şerefine ererlerse onun kıymetini bilmelidirler. Allah Teâlâ kimseye muhtaç olmadığı hâlde, kullarını dinlerine sahip çıkmaya davet etmiştir ki kulları ahireti kazansınlar; Allah’ın razı olacağı kullarından olsunlar.

Allah, kimi bir fidan gibi dikmeyi dilemişse onun için büyük bir hayır dilemiştir.

Anne-babalar yavrularını Allah’ın bahçesine bir fidan olarak adamayı bilmelidirler.

Bu fidan, ilimle şekillenebilir, infakla şekillenebilir, ibadetle şekillenebilir. Allah’ın rızasını kazandıracak her ne varsa o, bu bahçenin bir fidanıdır.

6- “İnsanlar aldatıcı yıllar göreceklerdir. O yıllarda yalancı doğru kabul edilecek, doğru olan da yalanlanacaktır. Haine güvenilecek, güvenli olan biri de hain görülecektir. O dönemde RÜVEYBİDA söz sahibi olacaktır.’ ‘Kimdir rüveybida?’ diye sorulduğunda da buyurdu ki: ‘İdari konularda konuşan seviyesiz adam!” (İbni Mace, Fiten, 24/4036; Ahmed, 7912)

Müslüman, hayatı bütün renkleriyle yaşamaya hazır olmalıdır. Kurulu düzenlerin işlemediği, her şeyin tersten algılandığı dönemler olabilir. Duygusallık ve gereksiz samimiyete kapılmadan, hayatın getirdiği, zamanın ürettiği fitnelere karşı uyanık bulunmak gerekmektedir. En olmayacak şeyler bile olabilir. Yalancı itibar görebilir. En ağır konularda en hafif insanlar konuşabilir. Müslüman için ölçü bellidir, yapılacak bellidir.

Aldatıcının bulunması, aldanmanın özrü olamaz. Peygamber aleyhisselam, bir mucize olarak ileriyi göstermiş; Müslüman’ın basiretli davranmasını, hakikatle batılı ayırt ederek yaşamasını istemiştir.

ll Nureddin Yıldız ll

Kaynak:
📝» http://www.nureddinyildiz.com/makaleler/dusunmek-icin
Photo

Post has attachment
✅ [Yeni] ✅

HANIM KIZLAR, BU ÜMMET SİZİ BAĞRINA BASACAK!

📍 Hollanda
📍 Telekonferans
📍 13 dk.

📺» https://youtu.be/kaJfiPmASyM
Photo

Post has attachment
▪YENİ▪

"Dünya Nasıl Dönüyor?" derslerimizin yeni bölümü yayında:

📍FAY HATTINDAYIZ -[13]📍

Bölüm: 77
Süre: 48 dk
📺» https://youtu.be/Ckreuq-ZZuI

Post has attachment
Nureddin YILDIZ hocamızın "RAMAZAN RİSALESİ" kitabı, almanca çevirisi ile pek yakında okuyucuları ile buluşuyor.. 
Photo

Post has attachment
✅ Dertler sağanak sağanak gelince, Allah'ın dağına göre kar verdiğini unutmamalıyız.

📍 DAVETÇİNİN MİRASI 📍

Ömrünü Allah’a davete adayan, nesiller yetiştiren nice âlim ve davetçinin kendi çocukları üzerinde müessir olamayışı karşılaştıkları en önemli sıkıntılardan biridir. Dibine ışık veremeyen mum olmak; yürekleri aydınlatan, hidayet rehberi, peygamber varisi, âlim, âmil insanları üzmüştür. Ateşli konuşmaların sahiplerinden geriye bir avuç kül kalmasını kabul etmek, o ateşli tavırların sahipleri ve onları gıpta ile izlemeye çalışan mü’minler için zor olmuştur.

Ashabı kiramdan beri, sayıları büyük kitlelere ulaşan âlimler ve davetçiler arasında, insanlara tavsiye ettiği ölçülere uygun çocuk yetiştirebilenlerin sayısı kabarık değildir. Çocukların da babalarının izini sürme konusunda üstün bir himmet gösterdikleri söylenemez.

Ailesi dışındakilere etkili olan âlim ve davetçilerin bu sıkıntısının, teknoloji çağında yaşayanlara ait olduğunu söylemek de mümkün değildir. Özellikle bir zamana daraltılabilecek sorunlardan biri olarak göremeyiz bu sorunu. Sahabe nesli, tabiin nesli başta olmak üzere bütün nesillerde ortaya çıkan bir realiteden söz ediyoruz: Mum dibine ışık vermeyebiliyor, ateşten geriye kül kalabiliyor.

Özellikle vurgulamakta fayda olan bir ayrıntıyı da kaydetmemizde yarar vardır: Hasbelkader Anadolu’nun bir kasabasında bir camiye imam olmuş, müezzin olmuş ve o makamı maişet kaygısı dışında bir hedef için kullanamamış, sıradan biri olma seviyesini aşamamış, nübüvvet makamına vekaletin azametini hissedememiş kimselerin çocuklarını bu süreçte zikretmekte yarar yoktur.

Onların babaları her düğüne gitmeyen, evine her misafiri kabul etmeyen, her gıdayı evine sokmayan, her vasıtaya binmeyen, Peygamber aleyhisselam’a vekalet olan bir makamda bulunduğu için keyifli bir uyku bile uyuyamayan bir babadır.

Âlim veya davetçi, davasını çocuğa mücerret bir anlatma yerine, çocuğu o davaya ikna etmeye çalışmalıdır. Bu da eşlerin birbirlerine yardımıyla mümkündür. Ayrıca böyle bir ikna süreci yılların işidir. Bir yıl, iki yıl böyle bir ikna için çok küçük bir zaman dilimidir. Çocuğun, babanın davasına ikna olması İslam’ın gücüyle emredilmeye hazır olmasıdır ki böyle bir durum babanın işini çok kolaylaştıracaktır.

Bir de çocuğun yaşı ve bulunduğu muhit şartları dikkate alınırsa –biiznillah- hayırlı sonuç alınacaktır. Yeter ki gerekli bekleme süresinin en az dokuz yüz elli yıl olması gerektiği unutulmamış olsun.

Kürsüde anlattıkları ile caminin çay ocağında konuştukları aynı olmayan birinin unvanı ne olursa olsun ailesine ve çocuklarına yansıttığı sorunlar bu sorunlar değildir. Günlük haberleri beraber izledikleri mahalle sakinleriyle o haberler etrafında muhabbetler üreten biriyle, ahiretten derin haberler taşıyan ve o haberlerin endişesi altında gözü uykusuz kalan teheccüt erbabının aynı kefede tutulması mümkün olmaz.

Dert sahibi olmakla dertle dertlenmek aynı olmasa gerek. Müslüman’la “Müslüman” arasındaki en bariz farkların birinden söz ediyoruz. Sırf kendisi için yaşayanla insanlığın hidayetini dert edinenler arasındaki farktan, bir çocuğa elif cüzü öğretmeyi cihad görüp gecesini gündüz olarak kullanan sahabe mantıklı hatta zamanının sahabisi olan insanlar kesinlikle farklıdırlar.

Onlar bilerek veya bilmeyerek bu farktan kaynaklanan sıkıntıları evlerine hissettirdiklerinde, ummadıkları sonuçlarla karşılaşabilmektedirler. Âlim olarak yetiştirmek istedikleri çocuklarından dolayı kahır çekebilmekte, eşlerini ummadıkları tavırlarda bulabilmektedirler. Sözünü ettiğimiz ‘hoca çocuğu olma’ sıkıntısının menşei budur.

Sorunun Temelleri

En önemli neden, babanın hedef büyüklüğü ve çalışma alanı genişliğidir. Bütün insanlığı kuşatmaya çalışan bir babanın kendi ailesi ve çocuklarına ayıracak yer bulamayışı sorunun en derin nedenidir. Kasabasını, ülkesini ihata eden bir yürek, bir kadın ve üç beş çocuğu ihmal etmemelidir. Kasıt aramadan hata çizgileri dâhilinde ele alacağımız âlim ve davetçilerin de kendilerini irdelemeleri gereken bir konu olarak ele alınmalıdır. Dava ile ev arasında denge, hizmetle ailenin istekleri arasında adalet sağlamak davetçinin ve âlimin görevi olmalıdır.

Babasının yanında kendisine ait bir yer bulamayan, aynı evin çatısı altındaki babasını göremeyen, onu görse bile derdini, isteklerini anlatmaya vakit bulamayan veya sözlerine açık bir kulak bulamayan bir çocuğun hissiyatını takdir etmemiz gerekiyor.

Hiç kimse Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den daha iyi bir dava adamı, hizmet ehli olamaz. O ise ailesini ihmal etmedi, çocuklarını ve torunlarını ikinci derecede görmedi. Bütün ağır meşakkatlerine rağmen ne ibadetinden geri kaldı ne de çocuklarından ve evinden. Üstelik de onun evi bir iki haneli ev de değildi. Aynı anda dokuz hanımlı bir evi idare etmek ve hiçbirine zulmetmemek asla unutulmaması gereken bir derse ait notlardandır.

Davetçi baba veya annenin, davanın ağırlığını, henüz mükellef bile olmayan bir çocuğa ‘dava düzeyinde ağır’ bir üslupla anlatmaya kalkması, anlattığının sonuçlarını beklemede aceleci olması hata olarak değerlendirilebilecek tutumlardır. Çocuk, kimin çocuğu olursa olsun nihayetinde çocuktur; tabii bir seyir içinde büyümek ve olgunlaşmak onun da hakkıdır.

Davetçi anne ve baba, toplumun bir tür baskıya dönüşen bakışlarını, tepkilerini abartmamalıdır. Filancanın çocuğu, sırf annesi veya babası, insanlığı ihtiva eden, ahireti göz önünde tutan bir projenin başında bulunduğu için Allah’ın nimetlerinden mübahlar dairesinde mahrum olmamalıdır. En iyinin peşinde olmamız, iyilerin yasaklanmasını gerektirmiyor.

Her hâlükârda davetçi ve âlim, evini ve çocuklarını başka âlim ve davetçilere mahkûm ettirmemeyi yeğlemelidir.

Çocuk, kesinlikle çocuk olarak görülmelidir. Bulunduğu evin özel şartlarından ve farklı imkânlarından ötürü emsallerine göre farklılıklar göstermesi bir çocuğun büyümüş sayılmasını gerektirmemektedir. Oyunuyla, arkadaş çevresiyle, sorunlarının tahlil edilmesiyle hoca çocuğu da çocuk muamelesi görmelidir.

Baba ve annenin öğretmen olarak çocuğunun karşısına dikilmesi, eğitim kuralları açısından olumlu sonuçların alınmakta zorlandığı seçeneklerdendir. Daha çabuk sonuç görme arzusu, sabrın sınırlarının daralması, öğretim ve eğitimden önceki çocuğa ait birikimin üzerine eğitim zorluğunun yığılması, babanın ve annenin çocuğunun önünde öğretmen olarak durduğu zamanki zorluğu hazırlar. Âlim ve davetçi, çocuğu için başka mürebbiler aramaktan çekinmemelidir.

Türkiye şartlarında hâlâ hayatta olan pek çok âlim ve Kur’an ehlinin, çocukları üzerindeki emelinin tahakkuk etmemesinde bu neden yatmaktadır. Evet, onların tutumlarını kınama hakkımız yoktur. Samimi duygularla, başka örnek bulamadıkları bir zamanda yapabileceklerine inandıklarını yapmışlardır. İnşaallah niyetleri ile ecir kazanmışlardır. Ama onların onca ağır tecrübelerinin yeniden tekrar edilmesinin bir anlamı yoktur.

Belalar Yağmur Yağmur Gelince

Dağına göre kar yağmış olması normal görülmelidir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta anne-babanın bilgi anlamında, uygulama anlamında ilişki ve iletişim anlamında üzerlerine düşen her şeyi yapmaları, çocuklarına ulaşabilecekleri her yolu denemeleri ve sonucu Allah Teâlâ’nın takdirine bırakmalarıdır.

Her şeye rağmen dine hizmet yolunda bulunanlar, yolun meşakkatine hazır olmalıdır. Sabırdan başka bir silahları bulunmadığını bilmelidirler. Öncekilerin çektikleri sıkıntıları bile bile tekrar yaşamanın da bir anlamı yoktur; helaller ve haramlarla oynayamayız, öncekilerin taktikleri ayetle hadisle sabit şeyler değildir. Onlar, zamanının gereği olduğunu zannettiklerini yaptılar. Biz zamanımızın ve çocuklarımızın hesabını yapmakla mükellefiz. Bir aileden bir kurban yetmez. Hepimiz davamıza kurbanız.

ll NUREDDİN YILDIZ ll

Kaynak:
📝» http://www.nureddinyildiz.com/makaleler/davetcinin-mirasi
Photo

Post has attachment
Çocuklarda teknoloji bağımlılığı ve çözüm yollarını anlattığımız "İNTERNET FIKHI" derslerimizin 8. bölümü yayında:
📺» www.sosyaldoku.tv/300-internet-fikhi-8
Photo

Post has attachment
📍 EDİRNE KONFERANSI📍 - {27 dk}
Gençler! Siz, İman aşısını devam ettirmek için Allah'ın seçtiği mübarek nesilsiniz.
📺» https://youtu.be/kgRXUJaO0sE 
Photo
Wait while more posts are being loaded