Profile cover photo
Profile photo
Brl Bo
About
Brl's posts

Post has attachment
Public

Post has attachment
Public
"iki" de bir'den yazıları

milliyet.com.tr/pembenar da yayında!

Post has attachment

Post has attachment

Post has attachment

Post has attachment
Public
Siz hangi taraftasınız ? "SEN" mi, "BEN" mi?

Post has attachment
Public
100% Pure Silk | Cotton | Silk/Cotton | Scarves | Shawls | Bandanas | Illustrated by Birol Boyacioglu, Created by Enteka > #Fashion #Style

Post has attachment
Public
100% Pure Silk | Cotton | Silk/Cotton | Scarves | Shawls | Bandanas | Illustrated by Birol Boyacioglu, Created by Enteka > #Fashion #Style

https://www.instagram.com/p/BPkWlvuDGTL

Post has attachment

Post has attachment
Public
Peki, önce Aşk olur mu gerçekten?

Biraz sadeleştirelim, su kadar duru bir kimyadan bahsederken çorbayı tarif eder gibi olmasın. En temel sloganı kullanarak; "Sevgi yoksa Aşk mı olurmuş" ile açılışı yapalım ve bekletmeden kendi cevabımızı verelim:

Olmaz!.. Olamaz aslında, hadi olmadığını iddia edelim. Ne işimize yarar ki; sahtekarlıktan başka!.. Tıpkı koca gezegende sıkça rastlandığı gibi... Sevgiyi kaynağından çıkartan sebep; varlığımıza dokunduğu anda ortaya çıkan kimyanın buharı değil mi? nefesimizle, bakışımızla, dokunuşumuzla diğer tarafa geçen. Tıpkı ağzımızdan çıkanı kulağımız duyuyorsa, nefesimizden geçen sevgiyi de ruhumuz kokluyordur herhalde. Bunu da bizden iyi kimse bilemez, illa kimyager olmamız gerekmiyor, sevgi nedir biraz olsun tadını biliyorsak; Su gibi, anlarız tek farkının minerallerin dozları, sertliğinin derecesi olduğunu.

O halde lafı dolandırmaya gerek yok: Sevgi hepimizin içinde dileyebildiğimiz kadar tüketebildiğimiz bir üretim rekoltesine sahip. Abarttım mı? Yok! Bence abartı yok. Bi düşünün limitlerinizi zorlayan bir sevgi vardır mutlaka hissettiğiniz. Bu sadece sizin bildiğiniz bir sevgi de olabilir. Karşılıksız da olabilir, hatta karşıdakinin bilmediği de. Fakat buradaki konu başlığımız sadece sizin bildiğinizin öneminden bahsetmek. Hayat bize sevecek o kadar çok sebep veriyor ki, bakın etrafınıza doğa, inanç, insan hepsi sevgi ile doğrudan ilgili. Ota böceğe aşık olanlara gülünürken, inanışından dolayı sevgi duyduğu kaynağa saygı duyulur hem de tartışmadan ama ne yazık ki insan devreye girdiğinde bol bol tartışmalar yaşanmaya başlar; sevilenin tüm özellikleri sevenin tüm özellikleriyle karşılaştırılarak.

Peki, ne belirler bu tablo haline getirilmiş kıyas değerlerini. Ne kadar sevgi kullanılacağı bir hamur mayalama tarifi mi? Yoksa insan genleri sevginin sınırsızlıklarından dolayı sıcak sobaya elle dokunan bebek gibi yana yana ders mi çıkardı. Bu yüzden mi sıkça sevgi bir araç olarak kullanılır hale geldi. Kimse kızmasın ama gezegende doğan tüm çocuklar eğer birbirini severken olması gereken kimyadaki sevgi ile seven çiftler tarafından doğsaydı zaten sevgi sadece kelimelerde kullanılmazdı, soluduğumuz havaya bulaşmış olurdu. "Yok artık! O kadar da değil, abartıyorsun!" diyenlere soralım. Hormonlarımız 'sadece' gerçek sevginin kimyası ile aktif olsaydı bu gezegende sizce yedi buçuk milyarı geçebilir miydik? Sanırım; bu departmanların aralarında organik bir bağ yok. Sadece çözüm ortaklığı konusunda birlikte çalışıyorlar.
Photo
Wait while more posts are being loaded