Profile cover photo
Profile photo
Burun Estetiği
18 followers -
Burun estetiği ameliyatlarınız Op.Dr. Muhammet Dilber tarafından itinayla yapılmaktadır.
Burun estetiği ameliyatlarınız Op.Dr. Muhammet Dilber tarafından itinayla yapılmaktadır.

18 followers
About
Posts

Merhaba Arkadaşlar, burun estetiği, sinüzit, revizyon burun ameliyatı, septum deviasyonu, kepçe kulak operasyonu vb. konulardaki görüşlere, fotoğraflara ve yorumlara https://www.facebook.com/opdrmuhammetdilber sayfamdan ulaşabilirsiniz.
Add a comment...

Burun Estetiği
Burun Estetiği  Ameliyatı diğer adıyla Rinoplasti güzellik amaçlı ya da burunda oluşan belirli kusurların düzeltilmesi ile uygulanan estetik ameliyatlardandır. Burnumuz insanlarla konuşurken veya birçok sosyal ortamda bulunurken yüz yüze bakıldığında en dikkat çeken organdır.

https://www.facebook.com/opdrmuhammetdilber
Add a comment...

Post has attachment
Dünya barış gününüz kutlu olsun... Dünyamıza barış ve huzur getirsin...
Op.Dr. Muhammet Dilber
Photo
Add a comment...

Post has attachment
Photo
Add a comment...

Post has attachment
Photo
Add a comment...

Rhinoplasti, estetik amaçlı olarak yapılan burun şeklinin düzeltilmesi operasyonun adıdır.
Rhinoplasti tüm dünyada en sık yapılan estetik operasyonların ilk sırasındadır. İnsan sosyal bir varlıktır. Hayatımızın en önemli kısımları insanlar ile kurduğumuz ilişkilerden oluşmaktadır. İş hayatımızda, aile yaşantımızda, akrabalık ilişkilerimizde, yolculuklarda, düğünlerde, cenazelerde hep insanlarla yüzyüze bulunuruz.
İnsanlarla yüzyüze geldiğinizde kendinizi rahat hissedemiyor veya kendiniz olamıyorsanız,
Karşınızdaki kişinin yüzünüzün en önemli organı olan burnunuza odaklandığını biliyor veya düşünüyorsanız,
Aynanın karşısınıza geçtiğinizde özgüveninizin zedelendiğini hissediyorsanız,
Veya yüzünüzü beğeniyorsunuz ama burnunuzdaki ufak bir sorunun yüzünüzü gölgelediğini düşünüyorsanız,
Veya burnunuzda eğrilik, şekil bozukluğu var ve burnunuzun fonksiyonlu kullanımını engelliyorsa…
İşte burun estetik ameliyatları bu problemleri çözmek için yapılır.
http://burunestetigi.info.tr/burun-estetigi.html
Add a comment...

Burun estetiğinde doğallık
Estetik operasyonlar vazgeçilmez bir olgu artık hayatımızda! Nedenleri tartışılabilir ama bence bunun en önemli sebebi; kişinin kendisini daha özgür, daha özgüvenli ve doğal bir havaya büründürmek istemesi.

Estetik operasyonlar günümüzde hayatımızla iç içe giren , çok sık uygulanan, bir çok kişinin yaptırdığı ve benimsediği bir durum oldu. Burun estetiği de bunların en başında geleni… Hele hele son dönemlerde yaptığımız yüze uyumlu, güzel ve en önemlisi doğal görünümlü , ameliyat olduğu hiç belli olmayan burunlar,  artık  yeni trend olmaya başladı.

Doğal burun; burun sırtının aşırı oyuk olmadığı, burun ucunun çok fazla kalkık durmadığı, burun ucunun sivri olmadığı, yuvarlak ve geniş görünmediği, mandalla sıkılmış gibi bir izlenim meydana getirmediği, burun sırtının pürüzsüz, burnun simetrik, dudakla arasındaki açının normal sınırlarda olduğu, burun sırtının da yandan bakışta makul seviyede açılı olmasını ifade eder. 

Doğal bir burun,  kaş ve gözlerin daha güzel göründüğü, bakışların anlamını yitirmediği ya da bakışların daha bir anlam kazandığı, hatların yumuşadığı, sinirli ifadenin kaybolduğu,  özgüvenli ve yumuşak  bir ifade katmalıdır yüze. 
 Ameliyat yaptığınız bir burnun, nasıl olurda doğal ve ameliyat olduğu hiç anlaşılmaz bir halde olabilir diye düşünebilirisiniz ama inanın bu artık yeni tekniklerle mümkün. Hatta ve hatta naturel olmayan burunlar demode yakıştırmalarla baş başa artık! 

Hastalarımızın bizlere yeni burunlarının çok beğenildiğini, daha da önemlisi kimsenin ameliyat olduğunu anlamadığını söylemesi, doğallık trendinin ne kadar benimsendiğinin bir göstergesi…

Önceleri yapılan mandalla sıkılmış gibi görünen burunlar, ucu çok kalkık, çökük ya da asimetrik burunlar, doğallığın dışına çıkılarak yapıldığı için hem görüntü olarak, hem de fonksiyonel olarak  olumsuz sonuçları beraberinde getiriyordu. 

Doğallık; sadece dış görünüşteki güzelliğe değil, burnun fonksiyonlarına da katkıda bulunan bir kavram olmaya başladı.  Burun estetiğinde doğal görünümü elde etmek, burnun çok daha iyi nefes almasına da yardımcı olmaktadır.

Sonuç olarak doğal burun felsefesi yaklaşımı; hem iyi nefes alabilen, hem de aynı zamanda yüze uyumlu,  güzel bir burnun yeniden doğuşunu sağladı.
http://www.instagram.com/drmuhammetdilber
Add a comment...

Post has attachment
Klima keyfi ve riskleri

Yaz aylarının bunaltıcı sıcaklarında bizleri serinleten, kış aylarının dondurucu soğuğunu sıcak bir ortama dönüştüren klimalar, evlerin ve işyerlerinin  vazgeçilmezleri oldu. Ancak, klimaların bilinçli kullanıcıları olmazsak, sağlık açısından birçok olumsuzluklarla karşı karşıya kalacağımızı da unutmamak gerekir.             

Klimalar havayı ısıtır, soğutur; ama diğer taraftan da kurutur, havanın nemini alırlar. Aşırı soğuğun etkisinde uzun süre kalmak, kas tutulmaları başta olmak üzere, çeşitli eklem hastalıklarına yol açabilir. Özellikle çok sıcak havalarda, dışarıdan içeri girip hemen klima altında serinlemek, sağlık açısından olumsuz sonuçlara sebep olabilir.           

Özellikle burun başta olmak üzere üst solunum yolları mukozası, kuru havayla temasa geçince, bundan çok etkilenir. Sinüsler tıkanır, östaki borusuna hava gitmez ve kulak etkilenir, bu nedenle boğazımız kurur, kulağımız tıkanır. Devamında sinüzit, orta kulak iltihabı, farenjit ve bademcik enfeksiyonlarına yol açabilir. Alt solunum yollarının etkilenmesi de zatürreye neden olabilir.           

Klimalardaki polen filtrelerinin  düzenli değiştirilmemesi sonucu, filtre üzerine yerleşen virüsler, üst solunum yoluyla, klimalı mekan içindeki kişilerde grip, nezle, sinüzit, farenjit, zatürre ve bronşit gibi birçok hastalığa davetiye çıkarabilir, alerjik nezle ve astımı tetikleyebilir.
Klimalı ortamlarda sigara içilmesi, bu ortamlarda nem miktarının az olması nedeniyle bağışıklık sistemini zayıflatıp daha kolay kronik akciğer hastalığı oluşturma riskini artıran olumsuz bir unsur olarak görülmektedir.            

Son yapılan araştırmalara göre, yanlış klima kullanımları, şişmanlığa da neden olabiliyor. Vücudun kendi ısı dengesini kurması engellendiği için, bu durum obeziteye yol açabiliyor.
Bu tür olumsuz etkilerin görülmemesi için, olabildiğince doğal havalandırma yapılması gerekmektedir. Zorunlu olmadıkça, klima yerine pencere ve kapıların açılarak, ortamın havalandırılması ve nemlendirilmesi daha uygun olacaktır.           

Klima kullanılması durumunda, ortamda klimanın doğrudan solunuma gelmesi engellenmelidir. Yani klimadan gelen soğuk hava akımının, yüksek hızda ve doğrudan kişinin üzerine çevrilmemesi gerekir.           

Klima, gün içerisinde olabildiğince az süre kullanılmalı ve ortamdaki nem miktarının artması için, aralıklarla havalandırma yapılmalıdır. Filtrelerde biriken virüslerin arındırılması için de düzenli bakım ve temizlik gerçekleştirilmelidir.           

Klimanın sebep olduğu enfeksiyonları önlemenin yolu, havayı yavaş yavaş soğutmaktan geçiyor. Örneğin, dışarıda 40 dereceye varan sıcaklığa karşın, klima ortamındaki sıcaklık, aralıklarla 5’er derece olarak düşürülmelidir. İdeal klima ısısının, 23-24 derece arasında, nispi nemin de % 40-50 aralığında olacak şekilde ayarlanmasını tavsiye ediyoruz.           

Dışarıdan terlemiş olarak gelip klima altına girdiğimizde, terin üzerimizde aniden soğuması “klima çarpmasına” sebep olabilir. Boyun tutulması ve göğüste bıçak saplanır gibi ağrılar ortaya çıkarabilir. Bütün bu durumlara karşın, havanın doğrudan vücudumuza gelmemesine özen göstermeliyiz.              

Özellikle çocuklar, yaşlılar, kronik sinüzit ve bronşiti olanlar, klima kullanımında risk altındadırlar. Kişinin üzerine doğrudan soğuk hava üflenmesinin oluşturacağı felç ve alerjiyi tetikleme risklerine karşı bilinçli bir klima kullanıcısı olmalı; ani ısı değişikliklerinden önemle kaçınmalıyız.
Bilinçli klima kullanıcısı olmak yazın serinliğinde “Ohh be ne güzelmiş hayat” diyebilmek, kışın soğuğunda hele de yanı başında çay ya da kahvemizi yudumlarken içimizin ısınması demekken, dikkatsizlik başa bela hastalıkların sıkıntılarına davetiye çıkarmak ve offflayıp puflamaktır…
Add a comment...

Post has attachment
Çocuklarımız horlamasın!

Horlama; uyku esnasında gürültülü ses çıkarma olarak bilinir. Genellikle erişkin erkeklerde görülse de çocuklarda da sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.

Horlama mekanizma olarak uykuda, nefes alma sırasında burundan ağız arkasına ve buradan da gırtlağa ve akciğere geçen havanın akışında tıkanma olmasıyla ortaya çıkar.  Solunum yolunun açılıp kapanması boğazdaki dokuların titreşimine neden olur, bu da horlama olarak tanımladığımız gürültülü bir ses olarak karşımıza çıkar.

Horlama toplumda çoğu zaman komik olarak algılanan ve önemsenmeyen bir sorun olarak görülür. Fakat yeterli miktarda kaliteli uyku herkes için çok önemlidir ve hayatın temel öğelerindendir. Bu yüzden, uykuda yaşanan problemler ve horlama basit sorunlar olarak düşünülmemelidir.

Bütün büyükler gibi çocuklar da, yeni bir güne uykusunu yeterince almış, enerji dolu, dinlenmiş olarak başlamak ister. Ancak horlama nedeniyle enerjisini uykuda nefes alabilmek için harcayan çocuğun, gün içerisinde kullanacağı enerji kalmaz ve bağışıklık sistemi bozulur, vücut enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale gelir sonuçta günlük performans, gelişim ve zihinsel aktiviteler olumsuz yönde etkilenir.

Çocuklardaki horlama nedenlerinin başında, bademcik rahatsızlıkları ve geniz eti büyüklüğü gelmektedir. Burunda tıkanma, şişmanlık, mide rahatsızlıkları, alerjik durumlar, diş ve çene yapısında bozukluk, yüz kemiklerinin gelişiminde deformasyon ve genetik rahatsızlıklar horlamanın diğer sebepleri olarak karşımıza çıkar.

Horlayan ve özellikle de horlamayla birlikte nefesi duran çocuklarda soluk almada kesilme, durma, garip sesler çıkarma, yatakta dönüp durma, aşırı terleme ve yatak ıslatma olabilir. Gündüz hiperaktivite, davranış bozuklukları, sinirlilik, uyumsuzluk, okul başarısında düşme, zor uykudan uyanma, özellikle sabahları olan baş ağrısı, burun tıkanıklığı, genizden konuşma gibi belirtiler görülebilir. Bazı çocuklarda gündüz uyku hali de olabilir.

Horlayan ve uykuda nefesi duran çocukların bazılarında yüksek tansiyon, aşırı kilo alma veya normal yemeye rağmen kilo alamama önemli bulgulardandır. Sabahları kalktıklarında baş ağrıları ve bilinç bulanıklığı vardır. Geceleri nefes almak için çabalama ve boğulma hissi vardır. Uykuda aşırı terleme olabilir. Özellikle geceleri çok fazla korkulu rüya görme veya uyurgezerlik gibi durumlar ortaya çıkabilir.

Horlama sorunu olan bir çocuk, doktor muayenesi ve diğer tetkiklerden geçtikten sonra, sebebe yönelik tedaviye alınmaktadır. Horlama; bademcik ve geniz etinden kaynaklanıyorsa, biz kulak burun boğaz uzmanlarınca değerlendirilerek tedaviye başlanır. Gerekirse bademcik ve geniz eti küçük bir operasyonla alınabilir ve horlama tamamen ortadan kaldırılır.

Bazen de horlama basit sebeplerden kaynaklanabilir ve bir kaç küçük önlemle giderilebilir. Çocuğun yatış pozisyonunun düzeltilmesi, uykuda başın geriye düşmemesi sırtüstü değil de yan yatırılması basitçe önlemler olabilir.

Yine ev içerisinde havanın kuru ve soğuk olması burunda kuruluk ve kabuklanmaya neden olabilir, ayrıca kuru - soğuk hava çocuğun sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmesine uygun ortam hazırlayabilir. Bu durum geçici olarak burun tıkanıklığı ve geceleri horlama yapabilir. Mümkünse ev içerisindeki havanın nemlendirilmesi bu şikayetlerin kısmen düzelmesine neden olabilir.

Alerjik nedenlerle burun tıkanıklığı ve horlama yaşanıyorsa, alerji nedeni araştırılarak tedaviye bu yönde devam edilmelidir. Çene ve diş yapısındaki bozukluklar var ise ortodonti bölümü ile hasta değerlendirilmelidir. Bütün bunların yanı sıra şişmanlık da söz konusu ise, beslenme uzmanı ile ideal kilo için diyet programına da başlanılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki çocuklarda horlama sadece uykuda gürültülü ses çıkarmak gibi komik bir olay değildir. Özellikle çocuklarda büyüme gelişmeyi olumsuz etkileyen, diş- damak gelişimini direk olarak ilgilendiren, sosyal yaşamı, okul başarısını etkileyen, hiperaktivite, sinirlilik, davranış bozuklukları başta olmak üzere bir çok psikolojik rahatsızlığa zemin hazırlayan, ilerde kalp ve akciğer sağlığını tehdit eden, tedavi edilmesi gereken çok önemli bir sorundur…
Add a comment...

Post has attachment
Wait while more posts are being loaded