Profile cover photo
Profile photo
DÜKGAN Grafik ve Web Tasarım
6 followers
6 followers
About
Posts

Post has attachment
En İyi Bulut Depolama Servisi Hangisi ?

AMAZON CLOUD DRIVE

Pazardaki büyük oyunculardan geri kalmayarak Google ve Microsoft gibi rakiplerine meydan okuyan Amazon, bulut depolama hizmetini gayet basit tutuyor. Üretkenliğinizi arttıracak herhangi bir eklenti ya da web tabanlı ofis uygulaması yok; sadece fotoğraf, müzik ve belgelerinizi koyabileceğiniz bir alan veriyor. PC ve Mac için masaüstü uygulaması var ve programı indirdiğinizde, dosyaları üzerine sürüklemenizi bekleyen ve sessizce arkaplanda çalışan basit bir klasör halini alıyor. Ücretsiz hesap ile 5 GB depolama sahibi olabiliyorsunuz. Bu yetmezse 20 GB ek alan için yıllık yaklaşık 10 dolar ödeyebilirsiniz.

Yıllık 500 dolara kadar ödeyebilirseniz 1 TB’a kadar depolama hizmeti de alabilirsiniz. Temel pakete ek olarak Amazon bir de müzik depolama servisi sunuyor. Cloud Player ile 250 şarkıyı ücretsiz olarak bulutta barındırabilir, bu parçalara mobil cihazınız (Android ya da iOS) üzerinden de Amazon MP3 uygulaması ile ulaşarak ister akış yaparak, ister indirerek dinleyebilirsiniz. Amazon Prime üyeliği ise (yıllık 12 dolar) diğer özelliklerin yanında Amazon Prime Video üzerinden Netflix benzeri bir akış içeriğinin yanı sıra fotoğraflarınız için de sınırsız depolama sunuyor.

Cloud Drive servisinin mobil deneyimi hayli basit; fotoğraf ve video eşitlemeye odaklanmış bir hizmet. iOS ve Android kullanıcıları Cloud Drive Photos uygulamasını (standart bir bulut klasörü aplikasyonu) indirerek çektikleri fotoğrafları WiFi üzerinden Amazon sunucularına eşitleyebiliyorlar. Transfer süresi makul, ancak akıllı telefonunuzun kamerasını özellikle videolarda sık kullanıyorsanız 5 GB depolama size yetmeyebilir. Mobil uygulamalarda tartışmalı bir tercih de, belgeleri bulut servislerinin erişiminden uzak tutmak.

Word, PDF veya XLS dosyalarınızı PC’deki Cloud Drive klasörüne eşitlerseniz bu belgelere akıllı telefon ve tabletiniz üzerinden erişilemiyor. Amazon servisin açıklamasını yaparken kelimeleri dikkatlice seçmiş; ama bu maddeleri kaçırırsanız belgelerinize mobil olarak erişemediğinizi öğrenmek hayal kırıklığı yaratabilir. Tabii ki tarayıcı üzerinden web portalına ulaşıp belgelerinizi yine de görebilirsiniz, fakat her şeyi bir arada sunan bir hizmet göz önüne alındığında belgelerin hariç tutulması büyük bir eksi diyebiliriz. Bu soruna çözüm getiren “Unlimited Everything” adlı yeni bir servis mevcut. Geleneksel online depolama olarak işlev görüyor, fakat içerik konusunda herhangi bir sınırlaması yok. Şimdilik yalnızca ABD’de hizmet veriyor ve yıllık (60 dolar) üyelik ücreti var. Servisin kısa süre içinde diğer ülkelere de hizmet sunması bekleniyor.

APPLE iCLOUD DRIVE

2014 Ekim ayında Apple, iCloud servisini genişleterek Apple uygulamasında yaratılmamış belgeler dahil her türlü belgeyi depolayıp iOS ve OS X cihazların yanı sıra PC (iCloud for Windows veya icloud.com) üzerinden de ulaşılabilir hale getirdi. Windows Phone, Android veya Blackberry için bir uygulaması bulunmuyor. Bu nedenle iOS harici cihazlarda ideal bir çözüm denemez.

Her tür dosyayı iCloud Drive üzerinde depolamak mümkün. Numbers and Pages gibi uygulamalar da iCloud üzerinde kendi klasörlerini oluşturup kendi belgelerini varsayılan olarak bu klasörlere atıyorlar. iOS cihazlarla çekilen fotoğraflar da iCloud Photo Library içine gönderilebiliyor, fotoğraf ve videolar ise iCloud hesabınızla oturum açan tüm cihazlarla eşitleniyor. Faydalı bir özellik olarak Safari yer imlerini cihazlar arasında eşitlemesinin yanında diğer Apple cihazlarınızda açık olan web sayfalarını da gösterebiliyor. iCloud ile iTunes üzerinden satın aldığınız her ürün de, hangi cihaz üzerinden satın aldığınıza bakılmaksızın kütüphanenizde otomatik olarak depolanıyor.

iCloud servisine kısa süre önce iWork adlı bir yenilik eklendi. Apple’ın Pages, Numbers ve Keynote programlarından oluşan ofis grubu da artık web sitesi üzerinden ücretsiz. Temiz bir arayüze sahip, (bir noktaya kadar) iyi çalışıyor, ayrıca Mac veya iOS cihazınızdaki ilgili uygulamalarla eşitleme yapıyor. Yani iPad üzerinde çalışmaya başlayıp PC (Microsoft Office formatları iCloud.com üzerinden indirilebilir) üzerinde devam edebiliyorsunuz. İşlevleri çok temel olmasına karşın (büyük ihtimalle iOS sürümleri ile uyumluluk sağlamak için), cihazlar arası senkronizasyon ve bulut depolaması hızlı ve kararlı. 5GB ücretsiz depolama (satın aldığınız parçalar bu kapasiteyi etkilemediği için) başta cömert görünebilir fakat servisi kullanışlı hale getirecek cihazınızı yedeklemek gibi tüm özellikleri devreye soktuğunuzda alanınız yetersiz gelmeye başlıyor. 20 GB için aylık 1,5 dolar, 200 GB için aylık 4,65 dolar, 500 GB için aylık 11 dolar, 1 TB için ise 24 dolar ödemeniz gerekli. iCloud güvenli denebilir; verilerin çoğu, Apple’ın iddiasıyla “minimum 128-bit AES” şifreleme ile korunuyor. Keychain şifreleri ise 256-bit güvenlik altında. Apple ayrıca isterse (yasadışı veya zararlı içerik barındırdığına inanmak için sebepler oluşursa) dosyalarınızın içeriğine bakma hakkına sahip.

COPY

Copy bulut servisi Dropbox, OneDrive ve Google Drive gibi rakiplerine karşı basit bir kullanım alternatifi sunuyor. Online depolama servisinden beklediğiniz temel hizmetlere vakıf. İster web portalından, ister Windows, OS X veya Linux masaüstü uygulamasından, ister Windows Phone, iOS ve Android için mobil aplikasyonundan erişilebiliyor. Bunları kullanarak dosyaları bulut hesabınıza gönderebilir ya da indirebilir, telefonunuzun kamerasıyla çektiğiniz fotoğrafları eşitleyip tüm cihazlarınızda izleyebilirsiniz.

Google ve Microsoft gibi Copy servisi de yeni kullanıcılara 15 GB’lık makul bir ücretsiz depolama alanı sunuyor. Tavsiye sistemi sayesinde hem tavsiye eden, hem de tavsiye edilen kişi her seferinde ek 5 GB depolamaya sahip oluyor (kişi başına toplam maksimum 25 GB fazladan depolama veriliyor). Arayüzü ince çizgileri, açık mavi teması ile aynı Dropbox gibi biraz boş görünüyor denilebilir (gerçi günümüzde bu standart haline geldi). Masaüstü istemcisini kullanırsanız PC’nizde bir klasör yaratıyor ve bu klasöre taşıdığınız tüm dosyaları buluttaki hesabınızla eşitliyor. Dosya ve klasörler aynı platformdaki diğer kullanıcılarla paylaşılabiliyor veya bu dosyaların linkleri ile diğer kişilere paylaşım için gönderilebiliyor. Bu özellikler, farklı dosya kullanım özellikleri ile sunuluyor; yani hangi kullanıcıların dosyaları düzenleyebileceklerine, hangilerinin indirebileceklerine, hangilerinin yalnızca okuyabileceklerine vs. karar verebiliyorsunuz; yabancı olmadığımız özellikler.

Performans bakımından servis gayet iyi çalışıyor. Kabul edilebilir bir hız ve kararlılığa sahip. Copy ayrıca versiyonlamaya da destek veriyor. Değiştirdiğiniz dosyaların eski hallerini görebiliyorsunuz. Servis 256-bit AES şifrelemeyle hem sunucuda tutulan, hem de transfer halindeki dosyaları koruyor.

Tüketici seviyesinde bulut depolama için yeterli bir seçim olan Copy, aslında iş sektörüne odaklı. Servisin arkasındaki firma Barracuda, özellikleri genişletmek için dijital imza, tam sistem yedeği, performans arttırma amaçlı yerinde donanım gibi birçok uygulama sunuyor. Bu tür iş odaklı özelliklerin bazıları Copy içinde de mevcut; hatta basit fakat güçlü denetimlerle yönetebileceğiniz gruplar oluşturmanıza olanak tanıyor. Çok kapsamlı olmayan erişim izinleri yanında hesapları özel ve iş amaçlı olarak bölerek sınırlamaları klasörünüzdeki dosyaların yalnızca bir bölümünde geçerli olacak şekilde değiştirebilirsiniz. Erişim haklarına bir menü üzerinden kolayca ulaşılabiliyor; böylece şirketten ayrılan bir çalışanın izinleri birkaç dakika içinde kaldırılabiliyor veya (geri dönenlerin izinleri) geri verilebiliyor. Denetim seviyesi oldukça etkileyici, menü sistemleri ise kolay anlaşılır bir şekilde tasarlanmış.

BOX

İsim benzerliği nedeniyle bazen Dropbox ile karıştırılan bu servis, aksine diğerinden daha uzun süredir hizmet veriyor. 2005 yılında çıkmasına rağmen daha az tanınmasının sebebi şirketin kurumsal müşterileri tercih etmiş olması. Bu nedenle iş çevrelerinde etkileyici bir popülerliğe sahip. Yine de kişisel depolama hizmeti de var ve her yeni hesap 10 GB kapasiteye sahip. Buna karşın maksimum dosya boyutunun en fazla 250 MB olması gerekiyor. Bu, Google Drive, OneDrive ve Dropbox gibi rakiplerinin 10 GB sınırı karşısında biraz zayıf. Birçok ofis belgesi için 250 MB zaten çok fazla, ama büyük medya dosyaları için yeterli gelmeyebiliyor. Akıllı telefonlarda ortalama fotoğraf boyutunun 2-5 MB olduğunu düşünürsek çoğu kullanıcı için fotoğraf albümlerini depolamak açısından yeterli; ancak iş videolara geldiğinde biraz sıkıntı yaşanabiliyor.

Bedava sürümde versiyonlama (bir dosyanın önceki versiyonlarını geri getirme) özelliği bulunmuyor. Bu yetenek üyelik ücreti ödeyenler için ayrılmış. 100 GB’a terfi için aylık 11 dolar ödemeniz gerekiyor. Bu durumda maksimum dosya boyutu da 5 GB’a yükseliyor. “Starter” üyelikte ise aylık 5 dolar ödeyerek yine 100 GB kapasiteye sahip olabiliyorsunuz; maksimum dosya boyutu bu tarifede 2 GB olmasına karşın herhangi bir dosyanın önceki 25 versiyonuna kadar erişebiliyorsunuz. İşlev açısından Box için çok iyi diyebiliriz. Mobil uygulamaları (iOS, Android, Windows ve BlackBerry) şık ve iyi tasarlanmış. Dosya yaratma, gönderme, sıralama gibi fonksiyonlarda birçok seçenek sunuyor.

Web portalı üzerinde ister Microsoft Office, ister Google Docs, ister web tabanlı formatlarda dosya yaratabiliyor, bunları ücretsiz plug-in desteği sayesinde Box üzerinde düzenleyebiliyorsunuz. Ana sayfadan tüm dosyalarınıza görevler ve yorumlar ekleyebiliyorsunuz. Bu özellik diğer kullanıcılarla işbirliği yaparken (ki Box bu konuda çok başarılı) işe yarayan bir işlev. Paylaşım ve link özellikleri hayli standart. Daha detaylı izinler için üyeliğinizi yükseltmeniz gerekiyor. Genel güvenlik tarafında dosyalar sunucuda 256-bit, veri iletişimi sırasında ise SSL ile korunuyor. İş odaklı olmasından gelen bir avantaj da Box servisinin kullanım kapsamını arttıracak birçok uygulama bulunması. Office yazılımını Box hesabınıza bağlayabiliyor, böylece tüm dosyalarınızı doğrudan burada barındırabiliyorsunuz. Örneğin eski verilerinizi siteye taşımaya yardımcı olan bir FTP uygulaması var. Diğer uygulamalar web sitesinde listeleniyor.

DROPBOX

Standart Windows, OS X, Android ve iOS dışında Linux ve Blackberry platformlarına da destek veren nadir servislerden biri olan Dropbox servisinin resmi Windows Phone aplikasyonu da bu yılın başında sunuldu. Böylece teknolojinin hangi tarafında saf tutarsanız tutun, Dropbox verilerinizin her zaman yanınızda olmasını sağlıyor. Ücretsiz temel servisi, diğerlerine göre minicik diyebileceğimiz 2 GB depolama sunuyor. Belgeler sözkonusu olduğunda bu kapasite az değilse de fotoğraf, müzik ve videolarda eksik kalıyor. Aylık 12 dolar ödeyerek 1 TB kapasiteye sahip olabilirsiniz, ama sizin tavsiyenizle Dropbox servisini tercih eden her arkadaşınız size fazladan 500 MB depolama daha kazandırıyor. Bu şekilde servisten 16 GB’a kadar ücretsiz faydalanabiliyorsunuz.

Hesabınızın kapasitesini arttırmanın başka bir yolu da Facebook ve Twitter hesaplarınızı bağlamak (her biri ekstra 125 MB) veya bir Mailbox hesabı açmak (şu anda 1 GB fazladan alan sunuyor). Dropbox tanıtım turunu izleyerek de 250 MB elde edebilirsiniz. Cep telefonunuzun fotoğraf klasörünü servisle eşitleyen Camera Upload özelliği ise fazladan 3 GB veriyor. Senkronizasyon ve depolama işe yaramadığı sürece bütün bu alana sahip olmak yetmiyor tabii; fakat endişelenmeye gerek yok. Dropbox cihazınızda ya da PC’nizde bir klasör yaratıp bu klasörü online versiyonu ile eşitliyor. Yani ister internete bağlı olun, ister offline çalışın; dosyalarınıza erişebilirsiniz. Dosyalar Dropbox klasörüne atılır atılmaz kopyalanıyor; ayrıca hangi dosya veya klasörlere tabletiniz ya da telefonunuzdan online olarak erişebileceğinize de karar verebiliyorsunuz. Offline düzenleme özelliği şimdiye kadar gördüklerimiz arasında en iyisi. Klasör ve dosyalar arkadaşlarınıza ya da meslektaşlarınıza (Dropbox kullanıcısı olmasalar da) link ya da işbirliği için davet göndererek paylaşılabiliyor. İşbirliği seçenekleri konusunda değinmemiz gereken önemli bir nokta da dosya izinleri belirlemenin mümkün olmaması. Dolayısıyla dosyalar diğer kullanıcılar tarafından düzenlenebiliyor, hatta siliniyor. Gerçi dosyalarınızın silinmesi büyük bir problem değil, çünkü Dropbox dosyaların eski versiyonlarını saklıyor ve istediğiniz an geri getirebiliyor.

Dropbox Pro hesabı için aylık 13 dolar öderseniz görüntüleme izinleri kullanılabiliyor. Ayrıca paylaşılan linkler için şifre ve izin verilen son erişim tarihi gibi özellikleri de kullanabilirsiniz.

Güvenlik özellikleri arasında iki adımlı doğrulama (bunu etkin hale getirmek her zaman iyi bir fikir) yanında sunucudaki dosyalara uygulanan 256-bit AES şifreleme var. Fakat bu şifreleme kullanıcı tarafında değil Dropbox tarafında gerçekleşiyor. Transfer halindeki dosyalar için ise SSL kullanılıyor.

GOOGLE DRIVE

Tıpkı One Drive servisinin Microsoft hesabına, iCloud servisinin Apple hesabına bağlandığı gibi, Google Drive da Google tarafından sunulan çeşitli online hizmetlerin merkezinde bulunuyor.

Google hesabınızı ilk kurduğunuzda ya da mevcut bir dosyaya bağlantı yaptığınızda 15 GB gibi cömert bir depolama alanına sahip oluyorsunuz. Aslında Google tüm servislerini tek bir kullanıcı kimliği altında topladığı için, Gmail, Google Takvim, hatta YouTube hesabı kullanıyorsanız zaten bir Google Drive hesabınız da var demektir. Depolama alanı tüm bu servisler arasında bölüşülüyor; yani e-postalarınızda büyük dosya ekleri varsa bunlar da 15 GB kapasiteden götürüyor. Akıllı telefonunuzdan Google+ hesabınıza otomatik yedekleme yapmak da aynı sonucu doğuruyor.

Google, 2048×2048 çözünürlük altındaki ve 15 dakikadan daha kısa videoları depolamadan düşmüyor. Kısacası telefonunuzun fotoğraf ve video seçeneklerini değiştirirseniz 15 GB sınır sizin için bir şey ifade etmeyebilir. Google belgeler, tablolar, slaytlar, sunumlar, çizimler ve paylaştığınız diğer dosyalar da sayılmıyor.

OneDrive ve Dropbox servislerinin aksine, Google Drive tavsiye ya da sosyal hesapları bağlama yoluyla kapasite arttırma gibi seçeneklere sahip değil. Ancak zaman içinde birçok promosyon yaptı. Mesela Quick Office indiren kullanıcılara 10 GB ek depolama sunmuştu. Bir Chromebook cihaz satın alan kullanıcılar da 2 yıl boyunca ücretsiz kullanabilecekleri fazladan 100 GB kapasiteye sahip oluyorlar. Ayrı bir servis olan Google Music de bulutta 50.000 şarkı depolamanıza izin veriyor ve bu şarkıların kapladığı alan bulut deponuzun kapasitesini etkilemiyor.

Google Drive birçok bulut depolama çözümü ile benzer şekilde çalışıyor. Yani PC’nizde bir klasör oluşturuyor ve içindeki dosyaları buluttaki alanınıza kopyalıyor. Versiyonlama ve Google Docs uygulaması üzerinden gerçek zamanlı işbirliği de destekleniyor. Masaüstü istemcisinin PC ve Mac sürümleri var. Mobil olarak ise yalnızca Android ve iOS aplikasyonu mevcut.

Genel olarak arayüz için basit ve sade diyebiliriz. Temel bir dosya ağacı, dosyalarınızın yerini gösteriyor. Hangi dosyaların mobil versiyonda offline kullanılabileceğini seçebiliyorsunuz; bu dosyaların Google Docs üzerinde yaratılmış olanları ise offline olarak düzenlenebiliyor ve bağlandığınız anda eşitleniyor. Microsoft Word gibi diğer formatlar için dosyaları başka bir uygulamayla açmanız, bunun için doğal olarak bir kopya oluşturmanız gerekiyor.

Google Drive üzerinde depolanan veriler, OneDrive ve Dropbox gibi 256 bit değil, 128 bit AES ile korunuyor. Google, yasal merciler tarafından mecbur tutulmadığı sürece verilerinizin içeriğine bakmayacağını özellikle belirtiyor. İsterseniz hesabınıza ekstra güvenlik eklemek için iki adımlı doğrulama kullanabilirsiniz.

KNOWHOW CLOUD

Currys/PC World grubu tarafından sunulan Knowhow, iki farklı servis öneriyor; biri yedekleme, diğeri depolama. Birincisi, alışık olduğunuzdan farklı değil; PC veya Mac bilgisayarınızı daha önce belirlediğiniz aralıklarla (isterseniz her saat başı) yedekliyor. İsterseniz sisteminizi kullanmadığınız bir zamanı da belirleyebilir ve yedeklemenin otomatik olarak başlatılmasını sağlayabilirsiniz. Böylece sabit diskinizin birebir kopyasına bulutta da sahip oluyorsunuz. Servisin ikinci özelliği ise Briefcase. Herhangi bir PC’ye bağlı olmayan genel bir online yardımcı. Bu işlev sayesinde web portalı üzerinden (tıpkı Dropbox veya OneDrive gibi). Bu dosyalara PC, tablet, veya telefonunuzdan erişebilirsiniz. iOS, Android ve Windows Phone uygulamaları mevcut.

Depolama alanı, satın aldığınız pakete göre değişiyor. Biraz karışık bir sistemi var; kaç ve hangi türden cihaz kullanacağınız, depo kapasitesi ve kaç yıl boyunca kullanacağınız gibi kriterlere bağlı olarak farklı paketler mevcut. En çekici teklifi ise 5 cihazda toplam 2 TB için yıllık 46 dolar kullanım ücreti.

Tasarım tarafında arayüz basit ve kolay anlaşılır. Kurulumu yapar yapmaz program sisteminizin yedeğini almaya başlıyor. Buluta önce hangi dosyaların gönderileceğini seçmemize yarayan bir özellik bulunmuyor, fakat çok da önemli değil.

Güvenlik, bir bulut hizmetinde en önemli özelliklerden biri. Knowhow Cloud, transfer halindeki verileri TLS ile koruyarak araya girmeye çalışan saldırıları önlüyor. Briefcase dosyaları da kullanıcının sisteminde şifreleniyor. Knowhow sunucularında barındırılan dosyalar şifresiz halde saklanıyor fakat birkaç güvenlik katmanı arkasında bulundukları için saldırganlar tarafından belirlenmeleri hayli güç. Sunucular İngiltere’de bulunuyor. Bu sayede NSA (Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi) da uzak tutulmuş oluyor (gerçi İngiltere’nin kendi ajansı GCHQ da Amerika’yı aratmıyor).

MEDIAFIRE

Birçoklarına göre yeni bir isim olabilir, fakat Teksas merkezli firma neredeyse 10 yıldır hizmet veriyor. İlk zamanlarda dosya paylaşma servisi olan bu hizmet, kullanıcılara sınırsız boyutta dosyaları gönderme olanağı sunuyordu; ancak daha sonra standart bir online depolama servisi haline geldi. Hala açık linkler sayesinde dosyalarınızı diğer kullanıcılarla paylaşabiliyorsunuz, ama ek olarak fotoğraf, video ve diğer dosyaları da doğrudan Facebook, Twitter, Pinterest, Tumblr, Google+ veya Blogger hesaplarınıza gönderebiliyorsunuz.

Ücretsiz hesap 10 GB boş alan sunuyor, ancak kolay görevlerle bu alan hızla arttırılabiliyor. Twitter ve Facebook hesaplarınızı bağlamanız size her biri için 1 GB ek depolama sağlıyor. Windows veya OSX sisteminize uygulamayı (aynı şekilde Android ve iOS uygulamalarını da) kurarak 2 GB daha alabilirsiniz. Tavsiye sistemi de mevcut. Sizin tavsiyenizle gelen her üye size 1 GB kazandırıyor. Bu şekilde en fazla 32 GB boş alana sahip olabilirsiniz. Nihayetinde ücretsiz versiyonda 50 GB’a kadar çıkabilirsiniz ki bu kapasite birçok kullanıcı için hayli geniş.

Temel hizmetin ücretsiz olmasının birkaç götürüsü de var. Dosya boyutları 200 MB ile sınırlı; bu nedenle bulutta film dosyası tutmak istiyorsanız sıkıntıya girebilirsiniz. Ayrıca arkadaşınızla dosya paylaşırken veya gönderirken reklam görüyorsunuz. Sizin için sıkıntı değilse temel servis işinizi görecektir. Aksi takdirde Pro hesabı satın alabilir, ayda 5 dolar ödeyerek 1 TB sahibi olabilir; 20 GB büyüklüğünde dosyalar gönderebilirsiniz.

Mediafire arayüzü ile klasörler oluşturabilir, dosya gönderebilir ve alabilirsiniz. İsterseniz mobil cihazınızın çektiğiniz fotoğrafları otomatik olarak bulut hesabınıza yedeklemesini sağlayabilirsiniz. Masaüstü istemcisini kurduğunuzda bir klasör yaratılıyor ve dosyalarınızı bu klasöre sürükleyerek buluta gönderebiliyorsunuz. Arayüzde hoş diyebileceğimiz bazı dokunuşlar da var; Mediafire tarayıcısında medya dosyalarınızı oynatabilirsiniz. Yani parçayı dinlemek için indirmeniz gerekmiyor.

Masaüstü uygulamasında bulunan diğer bir akıllı özellik ise ekran görüntüsü alıp üzerine notlar ekleyerek paylaşma imkanınız olması. Çok önemli değil gibi görünse bile, ne düşündüğünüzü veya planladığınızı hızlı bir şekilde iletmenin basit bir yolu. Ayrıca yakında sosyal medya odaklı müzik ve fotoğraf uygulamalarının da geleceği konusunda söylentiler var.

MEGA

Yeni Zelanda’da doğup büyüyen Mega, güvenliğe çok önem veriyor. Bazı rakiplerinin aksine bu servis sürecin her noktasında şifreleme kullanıyor. Yani buluta gönderdiğiniz her şey yerel olarak, transfer sırasında ve bulutta saklanırken şifreleniyor. Ayrıca bilgilerinize Mega da ulaşamıyor. Bunun avantajı, depoladığınız her şey sadece ve sadece size ait. Windows, OS X ve Linux üzerinde çalışan programlara ek olarak Chrome ve Firefox için güvenli tarayıcı eklentileri de mevcut. Mobil cihazınızda kullanmak isterseniz iOS, Android, Windows Phone ve BlackBerry desteği sunuluyor.

Tabii ki bulut servislerinde sunulan kapasitenin fiyat oranlaması çok önemli. Standart ücretsiz planda 50 GB depolama alanı sunuluyor. Çoğu kullanıcı için bu yeterli olsa da profesyonellere yıllık 500 GB (108 dolar), 2 TB (220 dolar), veya 4 TB (330 dolar) seçenekleri sunuluyor. Her paketle birlikte daha fazla bant genişliği veriliyor. Diğer Mega kullanıcıları ile paylaşım gayet kolay. Google Drive ve OneDrive gibi çalışıyor. Arkadaşınıza dosyayı görüntülemek, izin verdiğiniz eylemleri (görüntüleme, düzenleme vs.) gerçekleştirebilmek için davet gönderebiliyorsunuz. Mega kullanıcısı olmayanlara ise bir link gönderebiliyorsunuz fakat bunun için onlara bir de şifrelenmiş anahtar yollamanız gerekli. Bu süreç kolay olsa da arkadaşlarınızla gerçek zamanlı olarak işbirliği yapabilmek için onların da Mega kullanıcısı olmaları fayda sağlıyor.

Mega’da birkaç güvenli iletişim seçeneği de mevcut. MegaChat, diğer üyelerle sesli ve görüntülü görüşme yapmanızı sağlayan, şimdilik Beta safhasında bir özellik. Bu uçtan uca şifrelenmiş iletişim Skype veya Google Hangouts gibi rakiplerine göre iletişimi daha “özel” yapıyor. Yakında çıkması beklenen yeni bir özellik de şifrelenmiş bir tür e-posta ve anlık mesajlaşma servisi. Böylece Mega, hem verilerini gizli tutmak isteyen, hem de saha çalışmalarındayken paylaşma ihtiyacı duyan kullanıcılar için güvenli bir çalışma ortamı sağlıyor. Kullanım açısından site gerçekten güzel bir yerleşime sahip. Temiz bir arayüz herhangi bir sürpriz yaşamanıza olanak vermeyecek kadar basit hazırlanmış. İşlevler anlaşılır bir dille tanımlanıyor ve dosyalarınızın depolanma şeklinde de denetim büyük ölçüde size ait. Mobil uygulamaları da aynı şekilde düzenli ve açıklayıcı. Tek göze çarpan eksik, özellikle sunulan boş alan düşünüldüğünde, Mega’yı düzenli yedekleme yapabileceğiniz bir ortam olarak kullanamamanız (gerçi diğer çözümlerde de karşımıza bazı güvenlik problemleri çıkabiliyor). Diğer taraftan tek bir bilgisayarla çalışıyorsanız eşitlenmesini istediğiniz klasörleri seçme şansınız mevcut.

MOZY

Mozy, içinizi rahat ettirecek online depolama ve yedekleme çözümlerinden biri. Bunun yolu da verilerinizin şifrelenmesinden geçiyor. Mozy, iki tip şifreleme sunuyor; (256-bit AES veya 448-bit Blowfish), böylece dosyalarınız transfer halinde ya da sunucuda barındırılırken güvenlik altına alınmaktansa, daha bilgisayarınızı terk etmeden şifreleniyor. Bunun avantajı, siz dosyaları aktarırken araya bir saldırganın girip verilerinize erişmesini engelliyor olması. Güvenlik özelliğinin dışında Mozy standart bir online depolama çözümü. Sabit diskinizin hangi klasörlerini bulutta depolamak istediğinizi belirliyorsunuz ve indirdiğiniz yazılım otomatik olarak bu işi gerçekleştiriyor. Dosyalarınıza farklı bilgisayarlardan ulaşmak isterseniz web portalını veya mobil uygulamaları da tercih edebilirsiniz. İstemciler Windows ve OS X işletim sistemlerinde çalışıyor. Ayrıca iOS ve Android platformları destekleniyor.

Kullanışlı özellikler arasında 30 günlük versiyonlama da var. Dosyaların 30 gün öncesine kadarki sürümleri bulutta depolanıyor. Böylece bir ay önce yanlışlıkla değiştirdiğiniz veya sildiğiniz bir dosyayı geri getirebiliyorsunuz. İsterseniz tüm verilerinizi tek bir tıklamayla istediğiniz yerel depolama cihazına indirmeniz de mümkün. Eğer yeni bir bilgisayar satın aldıysanız bu işinize yarayabilir.

Ancak kullanabileceğiniz donanımda bazı kısıtlamalar mevcut. Giriş seviyesi paketlerde istediğiniz cihazdan verilerinize erişebilseniz de yalnızca tek bir PC’yi yedekleyebiliyorsunuz. Birden fazla bilgisayara hizmet eden bir çözüm arıyorsanız ayda 13 dolar vermeyi düşünebilirsiniz. Bu durumda servisi 3 bilgisayarda ve 125 GB depolama ile kullanma hakkınız oluyor. Temel ücretsiz pakette 2 GB depolama verilirken, artık aşina olduğumuz tavsiye sistemi ile kapasite arttırılabiliyor (Dropbox da aynı ücretsiz kapasiteyi sunuyor fakat telefon üreticileri ve diğer sitelerle yaptıkları anlaşmalarla bu kapasite daha kısa zamanda ve daha çok artabiliyor). Arayüzde özel bir tasarım yok; kabul edilebilir, standart bir görünüme sahip. Mozy Home ve Sync istemci yazılımları yüklendikten sonra dosyalarınızı Mozy sürücünüze sürükleyerek eşitleme yapabiliyorsunuz. İsterseniz hangi klasörlerin yedekleneceğine kolayca karar verebiliyorsunuz. Mobil uygulamalar da aynı kolaylıkta çalışıyor. Performans ise biraz düşük. Özellikle mobil uygulamalarda biraz hız artışı gerekli, aksi takdirde Mozy diğer hizmetlerin gerisinde kalabilir.

ONEDRIVE

Microsoft’un bulut depolama servisi olan OneDrive aynı zamanda Windows ve Windows Phone işletim sistemlerinin de yerleşik öğesi. Öyle ki; Office yazılımının modern sürümlerinde yerel depolama cihazlarınız yerine varsayılan olarak OneDrive klasörünüz seçili. Aslında bu gayet mantıklı; zira belgelerinize, müziklerinize, fotoğraf ve videolarınıza tek bir yerden ulaşabilmek ya da birkaç kopya birden tutmak yerine bulut üzerinde saklamak gayet kullanışlı. OneDrive (eski adıyla SkyDrive) ile gelen özelliklerin çoğu Dropbox ile benzerlik gösteriyor. Windows ve Windows Phone sürümlerinin yanı sıra Mac, Android ve iOS kullanıcılar için de istemci uygulamaları mevcut.

Microsoft ayrıca hemen her serviste bulunan tavsiye sistemini de kullanıyor. Sizin tavsiyenizle üye olan her kullanıcı için fazladan 500 MB depolama alanı ediniyorsunuz. Dropbox ile aynı olmayan bir özellik ise OneDrive servisinin 15 GB alan sunması (Google Drive gibi), ancak tavsiye sistemi 5 GB ile sınırlı. Ancak daha yüksek boş alan isterseniz cep telefonunuzun fotoğraf klasörünü de eşitleyerek 15 GB edinebilirsiniz. Kısacası ücretsiz OneDrive hesabı size 35 GB’a kadar alan sunuyor (Dropbox ücretsiz olarak en fazla 18 GB’a çıkabiliyor). Bu nedenle bazı kullanıcılar OneDrive servisini tercih ediyor. Office 365 kullanıcısı iseniz aylık kullanım ücretinize dahil olarak 1 TB depolama daha aldığınızı hatırlatalım.

OneDrive arayüzü, Windows 8 ile gelen ModernUI tasarımını kullanıyor. Temiz ve ferah bir arayüzde ister kutulu, ister geleneksel dosya ağacı görünümünü tercih edebilirsiniz. Dosya ve klasörler web üzerinden de oluşturulabiliyor. Tabii ki Office ve OneNote formatları da destekleniyor Web sürümünde sosyal ağlara bağlantılar da mevcut. Yani OneDrive hesabınızı sosyal hesaplarınıza bağlayabiliyorsunuz (belki üretkenliğinizi arttırmaz ama iş arkadaşlarınızla dosya alışverişini kolaylaştıran bir unsur). Bunu yaparken –ücretsiz sürümde bile- her kullanıcı için görüntülemeden tam erişime kadar farklı izinler belirleyebilirsiniz (Dropbox bu özelliği yalnızca Pro versiyonunda sunuyor).

Diğer bilgisayarlarda bulunan dosyalara OneDrive web sayfasından ulaşmak da mümkün. Tabii ki bunun için hedef bilgisayarın açık ve “Fetch Files” özelliğinin devrede olması gerekiyor. İlginç bir detay ise ulaşacağınız PC’nin Windows 8.1’den daha önceki versiyonları kullanmaları gerekmesi.

Kişisel güvenlik sizin için önemliyse, hatırlatmakta fayda var ki Microsoft, uygunsuz bilgi bulunup bulunmadığını anlamak için dosyalarınızı tarama hakkına sahip. Bu “uygunsuz” terimi, telif ihlalinden müstehcen içeriğe kadar birçok konuyu kapsıyor. Apple da kendine benzer bir hak tanıyor; böylece bu iki servis, rakipleri arasında en tacizcileri olarak kayda geçiyor.

SPIDEROAK

Online depolamada birinci önceliğiniz kişisel verilerinizin güvenliği ise sizin için SpiderOak ilk tercih olabilir. Dropbox, Google Drive, OneDrive ve Box gibi anaakım servislerin tümü verilerinizi kendi sunucularında şifrelerken SpiderOak farklı bir yol seçmiş. Hesabınızı oluşturup masaüstü uygulamasını kurduğunuzda (Windows, Mac veya Linux), istediğiniz dosyaları yerel klasöre taşıyorsunuz. Bu sayede dosyalar SpiderOak sunucularına daha yüklenmeden şifreleniyorlar.

Çok farklı bir yapı gibi görünmese de verilerinizin yalnızca sizin tarafınızdan erişilebilir olduğu anlamına geliyor çünkü şifreleme anahtarı yerel bilgisayarınıza özgü oluyor. SpiderOak, kişisel gizlilik konusunda “sıfır bilgiye sahip biri için bile güvenli” bir çözüm olduğu için buna “Zero-knowledge privacy” adını veriyor, zira şirket çalışanları gibi devlet birimleri için de verilerinize ulaşmak gayet zor. Tabii ki bu durumda verilerinize farklı bilgisayarlardan erişmek ya da paylaşmak da zorlaşıyor. Fakat firma bunun da bir yolunu bulmuş: Depolama alanınızı “Hive” (kovan) adı verilen bir merkez üzerinden denetliyorsunuz. Bilgisayarınızda çalışan bu uygulama Dropbox tarzı bir klasör fakat biraz daha detay barındırıyor. Masaüstü uygulamasının yüklü olduğu diğer bilgisayarlara ve bunlar üzerindeki SpiderOak Hive klasörlerine erişimi de bu arayüzden sağlayabiliyorsunuz. Ayrıca menü üzerinden yedeklenecek klasörleri belirliyor, hesabınızın aktivitesiyle ilgili işinize yarayabilecek istatistikleri görüntüleyebiliyorsunuz.

Google Drive ve OneDrive gibi rakipleri diğer programlarla entegre çalışırken SpiderOak tamamen verilerinizin güvenli bir şekilde depolanmasından sorumlu. Yani ofis uygulamaları, online işbirliği gibi destekler yok. SpiderOak Hive üzerinden istediğiniz kişilere güvenli paylaşım linkleri yollayabiliyorsunuz fakat “Share ID” olarak adlandırılan bir paylaşım kimliği belirlemeniz gerekiyor. Bu da veri güvenliği açısından bir başka önlem. Kısacası sistemin tamamı bir güvenlik takıntısı ile tasarlanmış. Mesela oturumunuzun her zaman açık kalmasını seçerseniz güçlü uyarı mesajları ile karşılaşıyorsunuz. Bazı kullanıcılar için bu can sıkıcı olduğu için uyarıları devre dışı bırakma seçeneği mevcut.

Ücretsiz depolama olarak 2 GB sunuluyor. Bu alan tüm servisler arasında en cimrisi diyebiliriz. Ancak tavsiye sistemi ile her arkadaşınız size 1 GB kazandırıyor ve toplamda 10 GB’a kadar alan sahibi olabiliyorsunuz.

TRESORIT

Bulut üzerinde güvenli depolama sunan servisler mevcut; fakat bunlardan hiçbiri hacker’lara ödül vaadinde bulunmadı. İsviçreli Tresorit firması kendinden o kadar emin ki, güvenlik sistemini alt edene 50.000 dolar ödüyor. Firma neredeyse 2 yıldır bunun için uğraşan 1000 kadar hacker olduğunu, fakat hiçbirinin henüz sisteme sızmayı başaramadığını bildiriyor. Yani veriniz kıymetliyse Tresorit servisini muhakkak bir alternatif olarak değerlendirin.

Tabii ki yaş günü ve tatil fotoğrafları söz konusu olduğunda bu seviyede bir güvenlik için aşırı denebilir. Dolayısıyla 3 GB kapasiteli (maksimum 500 MB dosya boyutuna izin veren) ücretsiz temel pakette bu aşırılık yok. Temel paket 3 cihazda kullanılabiliyor, dosyaları paylaşabileceğiniz kişi sayısı ve her ay oluşturabileceğiniz şifreli link sayısı 10 ile sınırlanmış. Ama isterseniz diğer, daha az önemli- dosyalarınızı OneDrive gibi farklı bir serviste tutabilir, güvenlik arz edenleri ise Tresorit üzerinde bulundurabilirsiniz. Daha yüksek güvenlik için, ücretli paketlerden birini satın almanız gerekiyor. Premium hesap ile (ayda 13 dolar) kapasite 100 GB’a çıkıyor. Bu sayede ayrıca sınırsız paylaşım, versiyonlama ve paylaştığınız klasörlerde detaylı kullanıcı erişim izinleri oluşturmanız mümkün. Tresorit ile gelen güvenlik sisteminin özelliklerinden biri, dosyaların şifrelenme şekli.

Windows veya OS X bilgisayarınızda istemci programını kurduğunuzda verileriniz yerel olarak şifreleniyor, Tresorit sunucularına gönderilirken TLS ile güvenlik altına alınıyor ve sunucuda da bu şekilde muhafaza ediliyor. Şifre anahtarları yalnızca sizde kalıyor ve firma çalışanları bile bu dosyalara erişemiyorlar. Güvenliği arttırmak için isterseniz iki adımlı doğrulama kullanabilirsiniz. Böylece birileri dizüstü bilgisayarınızı veya kimlik bilgilerinizi çalsa bile verilere ulaşmak için cep telefonunuzu kullanmaları gerekecek. Business paketi, aylık 25 dolar ücretle 1 TB boş alan sunuyor. Dosyalarınızı yazdırmaya, e-posta ile göndermeye veya kopyalamaya karşı koruma, ya da alan kişinin dosya üzerinde ne kadar düzenleme yapabileceğini sınırlamanın yanında isterseniz verilerinizi uzaktan imha etme imkanınız da var.

Tresorit arayüz tasarımını da baştan savmamış: Hem masaüstü istemcisi, hem de mobil aplikasyonları (Windows Phone, iOS, Android ve BlackBerry) gayet şık, basit ve kararlı bir şekilde çalışıyor. Masaüstü yazılımında diğer sürücülerdeki dosyaları Tresorit uygulamasına taşıdığınızda program bu dosyaların birer kopyasını şifreleyerek buluta gönderiyor, fakat aynı zamanda sisteminizde eskiden olduğu yerde bırakıyor. İsterseniz dosyaları doğrudan My Tresors klasörüne taşıyabilir ve tüm Tresorit aplikasyonlarından ulaşılabilir hale getirebilirsiniz.

Daha fazla bilgi için; http://www.dukgan.com
Photo

Post has attachment

Yılbaşı Hediyesi Ne Alınır ?

Her yeni bir yıl yeni bir başlangıç olarak kabul edilir. Bu yeni başlangıcı kutlamak için herkes birbirine yılbaşı hediyesi alır ve sevdikleri ile mutluluğu paylaşır. Yılbaşı hediyesi yeni yıla mutlu girmenin anahtarı olarak kabul edilir.

Yeni bir yıl güzel başlangıçlar temennisiyle doludur. Yeni yıla girerken herkes birbirine hediye alarak bu yeni başlangıcın temelini oluşturur. Yeni yıla nasıl girerseniz o seneye girdiğiniz gibi geçeceğine inanınılır. Sevdiklerinizin yanında olması ve birbirinize olan sevginizi paylaşmanız kadar güzel bir duygu yoktur. Sevginizi ve duygularınızı paylaşmanın en güzel yolu hediyedir.

Sevgilinize, arkadaşınıza, annenize, babanıza hediye alırken, yılının son gecesi onunla yeni bir yıla adım atacağınız için bu konuda daha çok hassas olmanız gerekmektedir. Kişiye özel hediyeler bu konuda sizlerin en büyük yardımcısı olmaya hazır! Sizin için özel olarak tasarlanan bu hediyeler ile kimsede olmayan özel hediyeleri sevdiklerinize sunarak hayatı boyunca unutamayacağı bir hediye vermiş olursunuz.

Daha fazla bilgi için; http://www.dukgan.com
Photo
Wait while more posts are being loaded