Profile cover photo
Profile photo
Al Islam-Turkish Ahmediye Cemaati
41 followers -
"Herkesi sev, kimseden nefret etme"
"Herkesi sev, kimseden nefret etme"

41 followers
About
Posts

Post has attachment

Post has attachment

Post has attachment
Genel olarak İslam alemini de dualarımızda hatırlamamız gerekir.

Allah-u Teala onlar arasında birlik sağlasın, ayrılmış olan kalpleri birleştirsin, aralarındaki düşmanlıklar sona ersin, düşmanlar İslamiyete zarar vermekten tamamıyla vazgeçsinler. Allah-u Teala bütün Ahmedilerde kanaatkarlık yaratsın, onları her şerden korusun, onlara sebat nasip etsin, cemaat nizamına ve hilafet nizamına daima bağlı kalsınlar. Yüce Allah bizi deccalın fitne ve şerrinden korusun. Allah-u Teala Ahmediyetin şehitlerinin derecelerini yükseltsin, onların nesillerini bizzat Kendisi korusun. Allah yolunda esir düşmüş olanların çabucak özgürlüklerine kavuşmasına imkan yaratsın. Kadiyan’da yaşayan bazı kimseler de zorluklar içindeler, aynı şekilde Pakistan’da yaşayanlar, özellikle Rabvah halkının durumu, bugünlerde hükümet tarafından zorlaştırıldıkça zorlaştırılmaya çalışılıyor. Allah-u Teala onları da zalimlerden kurtarsın ve durumu düzeltsin. Bugünlerde büyük bir şiddetle Yemen’e tekrar saldırı başladı, Irak’ta ve Suriye’de grupların ve kabilelerin anlaşmazlıkları yüzünden Müslüman Müslümanın boğazını kesiyor. Allah onlara akıl versin ve hz. Resulüllah’ın (sav) gerçek öğretisine göre hareket etmeyi nasip etsin.
Yine cemaatin değişik mali organizasyonlarında ve çandalarda mal fedakarlığı yapanların mallarına ve nesillerine Allah-u Teala bereket indirsin. Yüce Allah MTA televiyonu çalışanlarını, gönüllü çalışanları mükafatlandırsın ve onlara eskisinden daha fazla hizmet etmeyi nasip etsin. Amin.

Kaynak: https://www.alislam.org/friday-sermon/2018-15-08.html

Post has attachment
Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: Ramazanın ilk aşeresi (on günü) rahmet, orta aşeresi mağfiret ve son aşeresi ateşten kurtulmaktır. Huzur-i Enver şöyle dedi: Allah’ın rahmeti sadece ramazanın ilk aşeresi için değildir, ilkinden ikincisine sonra üçüncüsüne geçmekte ve insan takva üzerinde kaldıkça sürekli olarak devam etmektedir. Aynı şekilde mağfiret sadece ramazanın orta günleri için değil, aksine ramazanın sonuna kadar hatta sonrasında da insan ile birliktedir. Aynı şekilde insan ateşten sadece bu on günde kurtulmaz, bilakis Allah’ın rahmetinden faydalanarak, Allah’tan mağfiret isteyerek ramazandan geçerse ondan sonra da ateşten uzak kalacaktır. Aksi takdirde ramazandan sonra takvadan yine uzaklaşırsak bu aynen, insanın korunaklı bir kale inşa edip sonra da onu kendi eliyle yıkması gibi olur. Velhasıl, ne Allah’ın rahmeti birkaç gün ile sınırlıdır, ne O’nun mağfireti birkaç gün ile sınırlıdır, ne de O’nun ateşten kurtarması birkaç gün ile sınırlıdır.

Post has attachment
Hz. Resulüllah’ın (sav) sahabelerinden biri de hz. Ukaşe bin Mehsen (ra) idi. O, ileri gelen büyük sahabelerden sayılıyor. Kendisi, Bedir savaşına atlı süvari olarak katıldı. O gün onun kılıcı kırıldı, bunun üzerine hz. Resulüllah (sav) ona bir tahta verdi ve sanki o tahta onun elinde son derece keskin bir kılıç oldu ve Allah-u Teala fetih nasip edinceye kadar o onunla savaştı. İşte o kılıçla, Peygamber Efendimiz (sav) ile birlikte bütün gazalara katıldı ve vefat edinceye kadar o tahta kılıcı yanından ayırmadı. O kılıcın adı avn idi. Hz. Resulüllah (sav) onun hiç hesaba çekilmeden cennete gideceğini müjdelemişti. Bedir savaşında hz. Resulüllah (sav) sahabelere şöyle buyurdu: Arapların en iyi at binicisi bizimle birliktedir. Sahabeler, ya Resulallah! O kimdir? Diye sorunca Peygamber Efendimiz (sav), Ukaşe bin Mehsen, buyurdu.

Post has attachment

Post has attachment

Ramazanda takva elde etmek için çaba sarfediyorsak o halde ibadetlerimize dikkatimizi vermemiz gerekecek, kötülüklerden sakınmak için ilgi olacak, Allah’ın emirlerini öğrenerek onlara göre amel etmeye dikkat verilmesi gerekecek. Eğer kötülüklerden sakınmıyorsak o zaman orucun amacı yerine gelmez. Oruç tuttuğumuz halde, kibir varsa, işlerimiz ve sözlerimize lüzumsuz böbürleniyorsak, kendini beğenme huyu varsa, insanların methetmesini arzuluyorsak, idaremiz altındakilere “hoşgeldiniz efendim,” dedirtmekten hoşlanıyorsak, birisi övünce aşırı mutlu oluyor yahut övülme arzusu taşıyorsak, işte bunlar takva değildir. Oruç sırasında, kavga dövüş, yalan, fesattan vazgeçmiyorsak, bu da takva değildir. Oruç esnasında ibadetler, dualar ve iyi işlerle vaktimizi geçirmiyorsak bu takva değildir ve orucun gayesi de yerine gelmez.

Kısacası ramazanda kötülükleri terk edip iyilikleri benimsemekle orucun gayesi yerine gelir ve insan bunda sebatlı olmak için çabaladığında, gerçekten orucun gayesine ulaşan birisi olabilir. Aksi takdirde aç kalmaktır. Hz. Resulüllah (sav) buyurdu ki; Allah-u Teala’nın, sizin aç kalmanızdan bir beklentisi yoktur eğer siz onun amacını elde etmiyorsanız. Bazı insanlar oruç adıyla kandırırlar ve aç bile durmazlar. Kendilerini, biz de oruçluyuz diye gösterirler ama oruçlu değildirler. Bunlar öyle insanlar ki yeyip içmeyi bile kontrol altına alamazlar. Bunlar, Allah-u Teala’nın hatırı için kendilerini birkaç saat yeyip içmekten alıkoyamazlar. Bazıları da eğer bütün gün aç dursalar bile namazlara ve ibadetlere gereken ilgiyi göstermezler. Tek tük namaz kılarlar işte o kadar, Allah’ın emirlerine ve yasaklarına hiç dikkatleri yoktur. Böyle oruçlar, Allah-u Teala’nın takvayı edinin buyurduğu amaca ulaştırmaz.

Post has attachment
Hz. Abdullah bin Cahş, yüce seviyeli bir sahabe idi ve hz. Resulüllah’ın (sav) hala tarafından kuzeni idi. Tarihte yazılıdır ki Allah ve Resulünün sevgisi onu, dünyayı asla umursamaz hale getirmişti. Onun bir arzusu varsa o da ancak canını Allah yolunda hangi şekilde vereceğiydi. Nitekim arzusu da yerine geldi. Şehit oluşundan önce duasının kabul edilişine dair meşhur bir olay vardır. İshak bin Sa’d bin ebi Vakkas, kendi babasından rivayet eder. Hz. Abdullah bin Cahş, benim babama, yani Sa’d’a Uhud savaşı günü dedi ki, gel Allah’a dua edelim. Nitekim ikisi bir yöne döndüler, önce hz. Sa’d dua etti: “Ey Allah! Yarın düşmanlarla karşılaştığımda karşıma çıkan öyle birisi olsun ki saldırmakta sert, heybetli olsun, ben onunla savaşayım ve onu Senin yolunda öldüreyim ve onun silahlarını alayım.” Hz. Abdullah bin Cahş buna amin dedi. Sonra Abdullah bin Cahş şöyle dua etti: “Ey Allah! Yarın karşıma öyle biri çıksın ki saldırmakta sert ve heybeti de üstün olsun. Senin hatırın için ben onunla savaşayım, o galip gelerek beni öldürsün ve benim burnumu ve kulaklarımı kessin. Ben Senin huzuruna çıktığımda Sen bana, ey Abdullah kimin yolunda burnun ve kulakların kesildi diye sor, ben de arz edeyim ki Senin ve Senin Resulünün yolunda. Cevap olarak Sen de de ki, doğru söyledin.” Hz. Sa’d diyor ki, Abdullah bin Cahş’ın duası benimkinden güzeldi. Bu yüzden günün sonunda ben onu gördüğümde onun kulakları ve burnu bir ipe asılıydı yani kesilmişti ve onun duası kabul olmuştu.

Post has attachment
Hz. Mesih-i Mevud (as) der ki, Allah-u Teala sahabeleri överken ne kadar güzel buyurdu: Müminlerden öyle erkekler var ki Allah-u Teala’ya verdikleri sözü gerçekleştirdiler; Onlardan bazısı canlarını verdiler, bazısı da canlarını vermek için hazır beklemektedirler. Kuran-ı Kerim’de ashabı öven ayetler bir araya toplanırsa örnek alınacak onlardan üstün bir insan yoktur. İşte iyilikler ve fedakarlıkların bu misali bizim için örnektir.

Post has attachment
Hz. Mesih-i Mevud (as) şöyle buyurur: Bu ne kadar mübarek bir zamandır ki Allah-u Teala bu çalkantılı dönemde sırf kendi lütfu ile hz. Resulüllah’ın (sav) yüceliğini göstermek için bu mübarek iradeyi ortaya koydu. Kalbinde İslam’ın derdini taşıyan ve yüreğinde onun yüceliği ve değeri olan insanlara sormak istiyorum; söyleyin, Hz. Resulüllah’a bu kadar hakaret ve aşağılamanın yapıldığı, Kuran-ı Kerim’in bu kadar hedef alındığı başka bir devir geçti mi İslam üzerinden? Acaba Allah-u Teala indinde hz. Resulüllah’ın hiçbir saygınlığı yok muydu ki onca aşağılama ve hakarete rağmen manevi bir cemaat kurmasın? Gözleri kör olanlar bunu göremezler, halbuki şimdi bu cemaat güneş gibi aydınlık oldu ve onun alamet ve mucizelerine o kadar insan şahit oldu ki bu şahitler bir yerde toplansalar sayıları o kadar çok olur ki yeryüzünde hiçbir padişahın o kadar büyük ordusu yoktur.
Wait while more posts are being loaded